Mattia Ahmet Minguzzi Cinayeti

Mattia Ahmet Minguzzi Cinayeti: Bir Çocuk Ölümü, Adalet Arayışı ve Toplumsal Travma.

  • Türkiye’nin 2025 yılına damga vuran en trajik olaylarından biri, 14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi’nin İstanbul’un Kadıköy ilçesinde uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybetmesiydi. Bu cinayet, sadece bir ailenin acısını değil, tüm toplumda gençlik şiddeti, adalet sistemi ve sosyo-ekonomik eşitsizlikler üzerine derin tartışmaları tetikledi.
  • Olayın üzerinden bir yıl geçmişken, Şubat 2026 itibarıyla dava süreci istinaf aşamasında tamamlanmış olsa da, kamuoyundaki yankıları ve eleştiriler devam ediyor. Bu makale, olayın geçmişinden günümüze kadar olan süreci, yargı kararlarını, toplumsal tepkileri ve özellikle avukat Kardelen Başak Altınsoy’un tartışmalı flood’unu ele alarak kapsamlı bir bakış sunuyor.Olayın Kökeni ve Trajik Anlar (Ocak 2025)Her şey 24 Ocak 2025’te, Kadıköy Tarihi Salı Pazarı’nda başladı. İtalyan şefi Andrea Minguzzi ile Türk çellist Yasemin Akıncılar’ın oğlu olan Mattia Ahmet Minguzzi, arkadaşlarıyla birlikte kaykay malzemesi almak için pazara gitmişti.
  • Özel İtalyan Lisesi öğrencisi olan 14 yaşındaki Minguzzi, ani bir tartışmanın ardından 15 yaşındaki B.B. (Berkay Budak) tarafından tezgâhtan aldığı bir bıçakla defalarca bıçaklandı. Saldırganlardan biri olan 16 yaşındaki U.B. (Umutcan Baba) ise yere düşen Minguzzi’yi tekmeleyerek saldırıyı sürdürdü.
  • Güvenlik kamerası kayıtları, saldırının vahşetini gözler önüne serdi: Minguzzi, beşi kalbinden olmak üzere 14 kez bıçak darbesi aldı.Minguzzi, ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Yoğun bakımda 15 gün süren mücadelesine rağmen 8 Şubat 2025’te hayatını kaybetti. Ölüm haberi, uluslararası basında da yer buldu; olay “gençlik şiddeti” bağlamında ele alındı.
  • Aile, acılarını kamuoyuyla paylaşırken, “Başka Ahmet’ler olmasın” sloganıyla bir kampanya başlattı. Cinayetin motivasyonu belirsizdi; bazı kaynaklar rastgele şiddet olarak nitelendirirken, diğerleri sosyo-ekonomik uçurumları işaret etti. Zanlıların olaydan bir ay önce satırla yakalandığı ancak serbest bırakıldığı iddiaları, sistemdeki ihmalleri gündeme getirdi.Olayın hemen ardından soruşturma genişledi. Başta iki zanlı (B.B. ve U.B.) tutuklandı, ancak delillerin incelenmesiyle sanık sayısı dörde çıktı: M.A.D. (Ayberk Doğan) ve A.Ö. (Kerim Özbağ). Bu ikisi, saldırıyı kollamak ve cesaretlendirmekle suçlandı.
  • Zanlıların cinayet sonrası zafer pozları verdiği ve lüks araç paylaşımları yaptığı iddiaları, kamuoyunda öfkeyi artırdı. Ayrıca, Minguzzi’nin mezarına saldırı düzenlendiği haberi, trajediyi daha da derinleştirdi. Bu saldırı ayrı bir soruşturma başlattı ve ailenin adalet mücadelesini sembolize etti.Yargı Süreci: Çocuk Mahkemesi, Cezalar ve İstinaf Kararı (Nisan 2025 – Ocak 2026)Dava, zanlıların çocuk olması nedeniyle İstanbul Anadolu 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde kapalı oturumlarla görüldü. İlk duruşma 11 Nisan 2025’te yapıldı ve yaklaşık beş saat sürdü. Savcılık, B.B. ve U.B. için “çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan 24’er yıl hapis talep etti; diğer iki sanık için ise “yardım” suçundan ceza istedi.
  • Duruşmalarda sanık ifadeleri dikkat çekiciydi: B.B. “Pişmanım” derken, A.Ö. “Hâkim amca, ben suçlu değilim” diyerek ailesine dönmek istediğini söyledi.Dava, 21 Ekim 2025’te karara bağlandı. Mahkeme, B.B. ve U.B.’yi üst sınırdan 24’er yıl hapisle cezalandırdı; pişmanlık indirimi uygulanmadı. Ancak M.A.D. ve A.Ö.’yü “yeterli delil yokluğu” gerekçesiyle beraat ettirerek tahliye etti. Bu karar, toplumda büyük tepki yarattı. Minguzzi ailesi, annesi Yasemin’in fenalaşmasıyla sembolleşen bir kriz yaşadı; avukatları, beraatlerin vicdanları yaraladığını belirtti.
  • Savcılık, beraat kararlarına itiraz etti.İstinaf süreci, Ocak 2026’da tamamlandı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, 22 Ocak 2026’da yerel mahkemenin kararlarını onadı: 24’er yıl hapis cezaları hukuka uygun bulundu, beraat talepleri reddedildi. Bu, ailenin “en üst sınırdan ceza” talebini karşılamasa da, hukuki süreci kesinleştirdi.
  • Ancak eleştirmenler, çocuk suçluların yetişkin gibi yargılanması gerektiğini savundu; 18 yaş altı indirimlerin şiddeti teşvik ettiği tartışıldı. Dava, Yargıtay temyiz yolu açık bırakılarak sonuçlandı.Kardelen Başak Altınsoy Tartışması: Flood, Tepkiler ve Siyasi Boyut (Nisan 2025)Davanın ilk duruşması sırasında, avukat Kardelen Başak Altınsoy’un X’te (eski Twitter) yayınladığı flood, olayı başka bir boyuta taşıdı.
  • İstanbul Üniversitesi mezunu ve Galanthus Law Firm’de çalışan Altınsoy, zanlıları “suça sürüklenmiş çocuklar” olarak nitelendirdi; yoksulluk, dışlanma ve toplumsal karanlığı vurgulayarak cinayeti hafifletmeye çalıştı. Flood’da, “Herkesin kötü şartları var ama herkes katil olmuyor” karşıtlığına rağmen, güvenlik bahanesiyle empati çağrısı yaptı.Bu paylaşım, büyük tepki çekti. Exposing thread’ler viral oldu ve Altınsoy’un Kadıköy’de yaşadığı, üç yıl önce “Atatürk” adlı bir oğlu olduğu ve eski tweet’lerinde ayrılıkçı ifadeler kullandığı ortaya çıktı.
  • Tepkiler, onu “terör destekçisi” ve “ırkçı” olarak nitelendirdi; bazıları “Cinayete ortaklık” dedi. Altınsoy, tepkilere “Taksim’e gel çık karşıma” gibi tehditlerle yanıt verdi, hesabını askıya aldı.Tartışma, siyasi bir boyut kazandı. Bazı yorumlar, Altınsoy’un paylaşımlarını etnik tartışmalara çekti; ancak aile odak noktayı adaletten uzaklaştırmamak için çabaladı.
  • Toplumsal Yankılar ve Benzer Vakalar (2025-2026)Cinayet, gençlik şiddeti tartışmalarını alevlendirdi. #PardonKardeşim etiketiyle kampanyalar düzenlendi; Fenerbahçe SK gibi kurumlar anma mesajları yayınladı. Olay, Narin Güran cinayetiyle karşılaştırıldı; her ikisi de çocuk ölümlerini simgeliyordu. Yasemin Minguzzi, benzer vakaları gündeme taşıyarak “Daha kaç genç ölecek?” diye sordu.
  • Şubat 2026’da, ölüm yıldönümünde anmalar yapıldı. X’te postlar, “Bu katliam neden Narin kadar gündem olmadı?” sorusunu sordu. Toplum, ucuz ölümleri eleştirdi. DW Türkçe gibi medya, kararları analiz etti; eleştirmenler, beraatlerin vicdanları yaraladığını vurguladı.
  • Güncel Durum ve Gelecek Perspektifi (Şubat 2026)Şubat 2026 itibarıyla dava istinafta onaylanmış olsa da, aile temyiz için Yargıtay’a başvurmayı planlıyor. Toplumsal travma devam ediyor; benzer vakalar Minguzzi’yi hatırlatıyor. Uzmanlar, çocuk suçluluğunda eğitim ve sosyo-ekonomik reformlar öneriyor. Altınsoy tartışması ise, sosyal medyanın linç kültürünü gündeme getirdi.
  • Bu cinayet, Türkiye’nin adalet ve şiddet sorunlarını simgeliyor. Minguzzi’nin ölümü, sadece bir kayıp değil; toplumun aynası. Gelecekte, “Başka Ahmet’ler olmasın” için sistematik değişiklikler şart. Acı, bir yıl sonra bile taze; ama mücadele sürüyor.

Yazar; X

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
mutlakaoku.com |
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x