Kanser Tedavisi

Flood'un Yayınlandığı Tarih:4 Ocak 2020 @ 07:21

2 yıla yakındır babamın kanser tedavisini yönetmeye çalışıyorum. 4 ay bir ömür biçmişti ilk doktorumuz. Kişisel deneyimlerimi, gözlemlerimi paylaşmak istedim. Flood.

  • Küçük halsizlikler başlayınca kontroller, kan tahlilleri vs ama uzman hekimler ciddi bir şey olmadığını söyledi fakat karın ağrıları başladı sonra.Yine tetkikler yapıldı ama önemli bir şey yok gibiydi ta ki bir gece acilde genç bir pratisyen hekim kanserden şüphelenene kadar.
  • İlk hekim tedaviye gerek yok, 4-5 ay yaşar dediğinde babam turp gibi görünüyordu. Dinlemeyip hemen araştırmaya başladım. Tedavi seçenekleri, dünyada neler yapılıyor, istatiksel olarak şansımız, cerrahi imkanı olursa kanser cerrahisinde en iyi hastane/cerrah seçenekleri gibi…
  • Adana, Ankara, İstanbul, İzmir’deki hekimlerle görüştükten sonra İzmir’de karar kıldım. Teşhis konulduktan 8 gün sonra babam çok başarılı kompleks bir operasyondan çıkmıştı. Ünal Aydın’ın sihirli elleri dert görmesin. 2 hafta sonra İzmir Kent Hastanesi’de sistemik tedavi başladı.
  • Bu süreçte gördüğüm en önemli hususlardan biri tedavi yöntemleri, hekimler, hastane, ilaçlar, beslenme kadar hasta yakını ya da yakınlarının süreci/krizi yönetebilmesi. Hasta yakını çok önemli çünkü hekimlerin bütün çabalarını hasta yakını çok kolay heba edebiliyor.
  •  Örneğin; Kemoterapi alırken sağlıklı/besleyici diye hastaya taze sıkılmış meyve suları, greyfurtlar, kantaron yağları veren hasta yakınları kemoterapi tedavisini mahvediyor. Pek tabii ki hekim değiliz, onkolog değiliz ama temel bazı hususları okuyup idrak etmemiz lazım.
  • Okumaktan kastım rastgele Google araması değil! Her kanserin aynı olmadığını, hatta aynı kanserin bile genetik mutasyonlarına göre ne gibi farklılıkları olduğunu bilmemiz gerekiyor. Kanser tedavisinde dünyada ne yapılabiliyorsa Türkiye’de de aynısı yapılıyor.
  • Hatta bir çok ülkeye göre bizim hekimlerimiz daha inatçı daha agresif saldırıyor kansere ve istatiksel başarılarımız hiç de kötü değil. Benim gözlemim… Kanser teşhis ve tedavisinde bizde iki temel ve çok büyük eksiklik var. Birincisi önleyici hekimlik ikincisi kansere yönelik bilimsel çalışmalar.
  • Örneğin kolon, göğüs ya da rahim ağzı kanserleri rutin kontrollerle çok erken hatta kansere dönüşmeden evvel önlenebilir. Mesela kadınlarda 25 yaş sonrası smear testi, 50 yaş üstü herkeste zorunlu kolonoskopi olabilir. Bir çok ülkede var zaten.
  • Pahalı gibi görünebilir ama bir kanser hastasının ortalama bir yıllık masrafıyla 10 bine yakın smear testi yapılabiliyor! Çünkü kemoterapi ilaçları tahmin ettiğinizden çok daha pahalı. Yukarıda bahsettiğim bilimsel çalışma eksikliği işte bu maliyet konusunda SGK’nın belini çok büküyor.
  • Anladığım kadarıyla kanser ilaçlarının ar-ge süreçleri ve üretime geçişi çok uzun zaman gerektiriyor. Türkiye’de devlet desteği olmadan 10-15 yıllık ar-ge süreçlerini yönetebilecek pek kimse yok.
  • Bu ar-ge süreçleri için en uygun yer üniversiteler ancak üniversitelerimizde buna en engel bir çok unsur var. En temeli tıp fakültelerindeki akademisyenlerin çoğunluğu kendilerini araştırmacı olarak değil sadece hekim olarak görüyorlar.
  • Üniversitelerimiz disiplinlerarası çalışmalara da çok önyargılı. Bir farmakolog, bir organik kimyacı, bir nükleer fizikçi, bir data analisti, bir onkolog, bir matematikçi, bir nanokimyacı maalesef bizde bir araya gelemiyor. Kanser tedavisi bir çok farklı uzmanlık gerektiriyor.
  • Ve hekimler arası iletişim bazen sağlıklı olamayabiliyor. Bu arada hasta yakını süreci çok iyi takip edip hekimlerini sürekli bilgilendirmeli. Hastanın sistemik tedavisi kadar beslenmesi, psikolojisi, çevresel faktörler çok iyi takip edilmeli.
  • Psikolojik destek ve diyetiysen en az onkolog kadar önemli bence. Neyi ne zaman nasıl yemesi gerektiği çok çok önemli. Maalesef ülkemizde kanser hücrelerinin genetik incelemesi konusu gelişmemiş.
  • Belçika, ABD, İngiltere gibi ülkelerde yapan merkezler var ve çok pahalı değil.Ancak bu merkezler Türkiye’deki temsilcileriyle çalışıyorlar ve çok fazla komisyon alıyorlar. SGK’nın karşılamadığı bu testleri merkezler kendi ülkelerinde 8 bin liraya yapabiliyorken Türkiye’deki temsilci ofisleri 4 katı fiyat isteyebiliyor.
  • Ben dokuyu kendim alıp uçağa binip verip aynı gün döndüm 4’te 1 fiyata mâl ettim. Hasta bakımına geri dönecek olursak…yürüyüş,spor,eğer hastanın durumu izin veriyorsa kas kaybını engellemek için ağırlık egzersizleri çok faydalı.
  • Babam hayatında hiç sigara içmemiş, alkol içmeyen, dengeli beslenen, dışarıda kolay kolay yemek yemeyen, çok şükür bir ekonomik sorunu olmayan, evliliğinde çok mutlu, sporu seven, çok hareketli biriydi ve gayet sağlıklı biriydi.
  • Ama maalesef bu çaresiz hastalığa yakalandı. Çaresiz diyorum çünkü babamın kanserinin genetik mutasyonunu tedavi edebilen bir kemoterapik ajan ya da bir akıllı ilaç henüz geliştirilemedi.
  • Babamın teşhisi konulduğunda yanında değildim, haberi aldım ve 5 dk sonra bilgisayarın başında hastalığını tanımak, cerrahi seçeneklerini öğrenmek ve kanser cerrahisinde Türkiye’deki iyi isimleri öğrenmeye çalışıyordum.
  • Ömrü veren Allah, ancak derdi veren dermanını da verir, deyip… Tedavi seçenekleri için uğraştık. Çok şükür babam 4 ay yaşar diyen doktora rağmen 2 yıla yakındır iyi. Çok zor zamanlar geçirdi… Tedavisi devam ediyor, yürüyüşe çıkıyor, geziyor…
  • Ancak bu tedaviler yaşam kalitesini arttırmaya ve hastalığı mümkün olduğunca stabil tutmaya yönelik. İyileşmesi şu an mümkün görünmüyor. Literatürde babamın durumunda olup da iyileşen bir hasta da yok. Ancak 16. yılını yatağa bağlı kalmadan, ağrı sızı çekmeden yaşayan hastalar da var dünyada.
  • Bu iki yıla yakın geçen sürede karşımıza özel ve devlet hastanelerinde o kadar iyi yürekli hekimler ve hemşireler çıktı ki buraya sığdıramam o koca yürekli insanları.
  • Gece 1’de mesaj atıp babamı soran, ameliyattan çıkıp sarılarak bilgi veren hekimler, babam seviyor diye müzik listeleri yapan hemşireler. Özellikle cerrahide Türk hekimleri müthiş! “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” derken çok haklıymış Gazi Paşa.
  • Umut Allah’tan, tedbir bizden, şifa hekimden… dualarınızı esirgemeyin lütfen. Allah kimseyi sağlıkla sınamasın!

Yazar; Evren Altay

guest
2 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
Anonim
Anonim
1 ay önce

maltawildplants Hypericum Triquetrifolium Olarak yaz ve ara. Viyana’daki onkologun da gördüğü dosya karşında.
Sonra, tekrar görüşelim.
Diş çektireceğime; son evre meme, mide, kolon, rahim, prostat, küçük hücreli dışı akciğer…ca olayım.

Serkan aydin
Serkan aydin
1 yıl önce

Allah şifa versin inşallah allah’tan umit kesilmez..en hafif en dertsiz tasasiz bu süreci atlatirsiniz inşallah.hayat böyle bir şey işte ne zaman neyle karşılaşacağı belli olmuyor insanoğlunun..olumlu dünya ve hiç şakası yok.bence insan yaşadığı her anın her saniyenin aldığı her nefesin tadın değerini kıymetini bilmeli.

mutlakaoku.com © 2016 | Pdf Kitap İndir | Video İndir | Yorumlar Libros Gratis | Free pdf download |
2
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x
()
x