Hayâ Etmek

Haya Hissi.

  • İnsanı, her tür günahtan, fısk u fücurdan, ahlak dışı davranışlardan, iffetsizlikten, sürçmekten, düşmekten koruyan iki önemli dinamik vardır: Allah korkusu ve haya duygusu. Maalesef günümüzde bu iki duygu da çok ciddi yara almış durumda.
  • Haya hissi her türlü günah ve ahlaksızlık önünde öyle bir sütre, öyle bir bariyerdir ki Efendimiz (s.a.s), “Süheyb ne iyi bir kuldur. Allah’tan kormasa bile günah işlemez.” buyurur. Bununla onun hayasına işaret eder.
  • İnsanın gerçek insanlığını duyması, edep ve nezaketini koruması, dağ komşularından ayrılarak insan gibi yaşaması haya hissini korumasına bağlıdır. Haya duygusunu kaybeden bir kimse ayıplanmadan, eleştirilmeden, çekiştirilmeden de korkmayacağı için her tür rezaleti işleyebilir.
  • Haya, insanı insan yapan en önemli vasıflardan, faziletlerden biridir. Efendimizin hayası anlatılırken şöyle denir: “Resulüllah (s.a.s) çadırdaki bakire kızdan daha çok haya sahibi idi. Hoşlanmadığı bir şey görmüşse biz bunu yüzünden hemen anlardık.” (Buhari, Edeb 77)
  • Efendimiz (s.a.s) fevkalade hayalı olduğu gibi, ümmetine de sürekli hayayı tavsiye etmiştir: “Haya imandandır.” (Buhari) “Haya, bütünüyle hayırdır.” (Ebu Davud) “Haya, iyilikten başka bir şey getirmez.” (Müslim) “Allah, Hayiydir, hayayı/hayalı olanı sever.” (Nesai)
  • “Hayasızlık ve fuhşiyat her nerede olursa olsun o yeri ve kimseyi kirletir; haya kimde ve nerede olursa orayı süsler ve güzelleştirir.” (Tirmizi, Birr 47; İbn Mace, Zühd 17) şeklindeki hadis, hayanın güzellik kaynağı olduğunu gösterir.
  • “Her dinin kendine has bir ahlakı vardır. İslam’ın ahlakı da hayadır.” (İbn Mace, Zühd 17) hadisi ise hayayı, müslümanların en belirleyici ahlaki nitelikleri ve değer ölçüleri arasında yerleştirir.
  • Peygamberimiz başka bir hadislerinde haya hissini kaybeden bir insandan her şeyin beklenebileceğini, ayıplanmaktan korkmayan birini kötülükten alıkoyabilecek başka bir güç kalmadığını ifade etme sadedinde şöyle buyurur: “Hayasız olduktan sonra istediğini yap!” (Buhari Edeb 78)
  • Maverdi, hayanın insan hayatındaki rolünü şöyle anlatır: “Hayadan mahrum olmuş insanı artık kötülükten alıkoyacak, haramdan uzaklaştıracak bir engel kalmaz; bu kişi dilediğini yapar, istediği gibi yaşar.”
  • Ebu Süleyman ed-Darani de, insanların genellikle dört sebepten dolayı iyi işler yaptıklarını belirterek bunları havf, reca, tazim ve haya şeklinde sıralar, sonrasında da en üstün amelin hayanın tesiriyle yapılan amel olduğunu ifade eder.
  • Aslında herkeste fıtri bir haya vardır. Bu bazen İslam’la (Allah marifetiyle, murakabe hissi ve ihsan şuuruyla) gelişip güçlenir, bazen de hata ve günahlarla veya çevrenin olumsuz telkinleri ve ifsatlarıyla zayıflayıp kayboluyor.
  • Maalesef günümüzde haya ve utanma duygusu değil; yüzsüzlük ve pervasızlık prim yapıyor. Haya hissinin kıymeti ve rolü yeterince bilinemediğinden bazen zaaf olarak algılanıyor. İnsanlar, küçük yaştan itibaren yüzsüzlüğe alıştırılıyor.
  • Halbuki haya duygusu, ebeveynin çocuğuna bırakabileceği en güzel hediyelerden biridir. Haya, nezaket ve zerafeti, rıfk ve mülayemeti, güzel ahlak ve dürüstlüğü netice verir. Hayasızlığın sebep olabileceği şenaat ve denaatleri saymak ise mümkün değildir.
  • Şayet günümüzde makam ve konum sahibi insanlar bile hiç utanmadan milletin karşısına geçip kocaman yalanlar söyleyebiliyor, yüzleri kızarmadan tükürdüklerini yalayabiliyor, dün “ak” dediklerine bugün “kara“ diyebiliyorlarsa bunun en önemli sebeplerinden biri hayasızlıklarıdır.
  • Milleti idare eden insanlar kendilerine söylenilen sözlere, yöneltilen tepkilere, yapılan eleştirilere karşı bu derece aldırmaz, vurdumduymaz, duyarsız ve duygusuz hale gelmişlerse, bu onların haya hissinden nasipsizliklerini gösterir.
  • Utanmıyorlar milletin parasını çalmaktan, çırpmaktan.. utanmıyorlar laf ebelikleri ve ayak oyunlarıyla insanları aldatmaktan.. utanmıyorlar bukalemun gibi sürekli renk değiştirmekten.. utanmıyorlar açların fakirlerin karşısında yaptıkları şatafat ve israftan.. utanmıyorlar…
  • Daha da kötüsü yüzsüzlük ve pervasızlıklarını “akılılık” ve “siyaset” zannediyorlar. İslam hakkında konuştuklarında mangalda kül bırakmıyor fakat onun değerleriyle taban tabana zıt bir hayat yaşamış olmaktan utanmıyorlar.
  • Haya sadece insanlardan utanma demek değildir; aynı zamanda Allah’tan utanmayı da ifade eder. Fakat yapmış olduğu kötülükler, ahlaksızlıklar ve arsızlıklar karşısında insanlardan utanmayan pişkin bir insanın, Allah’tan utanmasını beklemek de beyhudedir.
  • Günümüzde ne çekiyorsak utanması ve sıkılması kalmayan ar damarı çatlamış insanlardan çekiyoruz. Haya duyguları, onların dürüst, doğru ve ahlaklı hareket etmesine yetmiyor. İnsanların gözünün içine baka baka her tür melaneti işleyebilen kişilerden gerçekten korkulur.

Akifin sözüyle bitirelim:

Haya sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki heryerde.

Ne çirkin yüzleri örtermiş, meğer o incecik perde.

Vefa yok, ahde hürmet hiç emanet lafz-i bi medlul.

Yalan raiç, hiyanet mültezem, heryerde hak meçhul.

Ne tüyler ürperir ya rab, ne korkunç inkılab olmuş.

Yazar; yüksel çayıroğlu

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
mutlakaoku.com © 2016 | Pdf Kitap İndir | Video İndir | Yorumlar Libros Gratis | Free pdf download |
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x
()
x