Halıcı Halil’in Kızları; (‘Mahallede dedikodular kuru gürültü gırla!’)

Yazın son aylarına giriyoruz kafalarımız papaz olmuş mahallede yaşlı bir halo hayrına arsaya bir kürsü koyar okul öncesi bütün çocukları traş ederdi, hani şu eski manuel makineler var ya ha işte onunla. Cam gibi yapardı kafalarımızı. T-sort’lerimizin içi kıl dolar gıdıklanırdık.

  • Bu halo çocukları traş etmezden önce sıraya koyardı, sona kalanın vay haline, makine yağı azalır, kıllar kesilmez de kökten çekilirdi. O sene sırada en son ben vardım, benden önceki çocuğu traş ederken zaten makine iyice harap olmuştu, kılları dişliler çektikçe çocuk ağlıyordu.
  • Öyle böyle derken sıra bana geldi, halo parmaklarını kafamın üzerinde açmış, boynumu eğerek beni traş ederken bağırmamak için kendimi zor tutuyorum. Ağda gibi mübarek! Biraz kestikten sonra makine iyice bozuldu, benim traş yarım kaldı, acemi çobanın kırptığı eşek gibi geziyorum.
  • Herkesin kafası ay gibi bir ben öyle kalmışım, o aralar umurumuzda değil tabi saç baş, burunda sümük takılıyoruz. Mahalleye üç dört kişilik bir bohçacı grubu geldi, sokakları inim inim inletiyorlar. Genç kızlar için çeyizlik kumaş vs satıyorlar, biri o kapıda biri bu kapıda.
  • Bohçaları kapı önlerine sermiş satış yapıyorlar, ben de o aralar Halıcı Halil amcaların kapısının önünde oynuyorum, bu bohçacılardan biri de halıcının kapıya geldi, Halıcı Halil’in de yirmili yaşlarda iki yetişkin kızı var, kapının eşiğinde komşu kızlarla lak lak yapıyorlar vs.
  • Kadını hemen eşikten içeri aldılar, yorgan döşek örtüsü kanaviçe falan bakıyorlar, iki de bir büyük kumaşlar açılıyor bu iyi bu kötü yorumlar yapıyor kızlar, bir yandan da şakalaşıyorlar. Bohçacı envai çeşit çeyizi satmaya çalışırken komşu kızlardan biri, Halil’in büyük kızına.
  • Sen zaten evde kalmışsın napcan küs yastığı örtüsünü deyince kız ağlamaya başladı, kız ağlayınca da bacısı sen kendine bak diye çıkıştı, küçük çaplı bir gerginlik oldu, o arada da bohçacı gülüyor, ben de kapı önünden bunları izliyorum, içeri kalabalık.
  • Bohçacı kadın da kavruk suratlı, yeşil gözlü, inci dişli afgan güzellerine benziyor. Kızlar bir durun yahu, ben hepinize koca bulurum, derdiniz bu mu yani dedi. Kızlar sustu buna bakıyor, bu da bir yandan sakız patlatıyor, kızlardan biri bulsana bize diye biraz dert yanıyor.
  • Bohçacı bu iş öyle kolay olmaz, herkese olmaz, bedava da olmaz deyince Halil’in büyük kızı Özge neyse parası ben verecem, kısmetimi aç, evde kaldım deyip güldü, diğer kadınlar da gülüşüyor bu arada, bu sefer bohçacı sinirlendi, bağırarak cinlerim var dedi.
  • At şuraya üç beş, koy şu tas’a su gel dibime dedi Özge’ye. Özge çekindi diğer kadınlar korktu, ortaya bir tas çıktı ama değişik birşey, gönüllüysen kızım, kocaya, yetmemiş oğlan saçı bul bu ablaya dedi, Özge parayı düşünüyor, o ara bacısı içerden para getirdi kadının önüne attı.
  • Bohçacı sen ablamın kısmetini aç ki sıra bana gelsin dedi, ufak olan kız daha da meraklıydı koca işine vs. Bohçacı parayı görüp, yetmemiş oğlan saçı olmazsa olmaz deyince Özge ablayla göz göze geldik. Ben ilkin anlamadım ama mahallede benden başka saçı olan yetmemiş oğlan yoktu.
  • Özge abla kapıya kadar gelip, Goryot gel bakalım senle işimiz var, sana Japon Çekirdeği alırım sonra dedi, iyice içeri girdim, kadınların ortasında oturuyorum, kızlar bana bakıyor, bohçacı kafamı eğdi duluklarımdan bir tutam saç aldı. Bir iple saçın dibinden süpürge gibi bağladı.
  • Ardından cin görünce korkacak olan burada durmasın diye uyardı. Sonra Özge’yi ortaya yatırdılar, iki kız da üstüne büyük bir bez açtılar öylece duruyorlar, bezin içinde bohçacı, ben ve Özge varız, dışardakiler meraklı. Cin gelmesi için tas içine Özgeyle parmaklarımızı koyduk.
  • İçinde arapça yazılar olan bakır bir tas içinde parmak gezdiriyorduk. Kadın bir takım şeyler fıslıyordu, Özge görüyor musun dedi, Özge göremedi, bana sordu, suya bak dedi, bir baktım bişeyler parlıyor, evet gördüm dedim ama Özge göremiyordu. İş uzayınca kız kardeşi geldi.
  • Suya bakar bakmaz çığlık attı, abla adamı görmüyor musun suyun içinde minnacık! Sanırım bacısı görmüştü, Özge de baskılara fazla dayanamayarak tamam gördüm dedi. Bohçacı gördüysen cinimi tamam o seni bulacak birazdan dedi. Bacısını oradan çıkardı bohçacı, yine üçümüz kaldık.
  • Benden kestiği saçı tasın içine koyup bana verdi sen bunu tut dedi, örtünün altındayız, Özge’yi iyice uzandırdı, üstündeki tsörtü elleriyle çıkardı, kız biraz çekiniyordu, bana Goryot sen gözünü kapat dedi, Bohçacı olmaz, veledin görmesi lazım dedi. Özgenin Üstünü komple çıkardı.
  • Özge baya utangaç orasını burasını eliyle kapatmaya çalışıyor, örtünün de dışında gülüşme sesleri. Bohçacı Özgeye kollarını yukarı kaldır dedi, Özge kolları kaldırdı kafasının yanında tutuyor, çocuk aklımla olan bitene bakıyorum. Özge de maşallah iri iri memeleri ayva göbeği ile Uzanmış önümde, kollarının altı tazecik tüyler dolu vs.
  • Bohçacı bir elimi Özgenin göbeğine koydu, diğer elime de suyun içindeki saçı verdi, bunu sür bakalım dedi. Ben saçı suya batırıp Özgenin boynuna falan sürüyorum, sonra bohçacı işaret ederek gögüsleri gösteriyor.
  • Oralara sürüyorum. Saçı kızın her yerinde gezdirdik, gezdirdikçe Özgenin tüyleri diken diken oluyordu, meme uçlarına göbeğine kollara yanaklara her yere sürdük. Sonra bohçacı, kızın şalvarını biraz aşağı indirdi, hafiten eskimiş, pamuklanmış, krem rengi külodunu görüyorduk.
  • Suyun bir kısmını külodun üstüne döktü, sonra benim ellerimi tasta yıkadı, ıslak ellerimi tutarak Özgenin vucudunda gezdirdi. Sonra bir takım fısıltılı dualar okudu. Özge giyindi bezin altından çıktık, tası Özgenin bacısına versi, bu suyu saçı tuvalete dök, üzerine işe dedi.
  • Özgenin bacısı kıskançlık yaptı, ben de istiyorum, cini ben de gördüm deyince bohçacı, bir evden bir kişiye oluyor deyip kestirip attı, kız tası aldı tuvalete götürdü, bir müddet sonra geldi, Özge bayıldı, hengame çıktı, bohçacı kaçtı, tası düşürdü, tası ben aldım.
  • Halen de o tası saklarım, aradan yirmibeş sene geçti gözüm bakarım o tasa. İçinde el işçiliği arapça yazılar ne anlama geldiğini hiç merak etmedim. Neyse aradan biraz zaman geçti, üç beş ay, Özgenin kısmeti açıldı, istemeye geldiler vs, yakışıklı biriyle evlendi.
  • Afilli bir düğün oldu, bacısı da saçını yaptırdı epeyce eğlenceliydi, bize şeker falan dağıttılar, sonra Özgeyi gördüm hamile kalmıştı, sanırım mutlu bir yuva kurmuşlardı. Neyse gün oldu bir baktım Halıcı Halil’in evinin önü epeyce kalabalık, Özgenin bacısı evden kaçmış diyorlar.

Mahallede dedikodular kuru gürültü gırla, Özge’yi gördüm, ağlamaktan gözleri şişmiş, tabi kolay mı kız kardeşin kocanla birlikte mektup bırakıp evden kaçıyor. Okuyanlardan A. R. O

Bu Konu,  Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Güncelleme: 23 Ocak 2019 — 06:58

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir