Buralarda hiç palyaço gördün mü? (‘Kafam balon olana kadar içiyorum; Eren’)

Midem bulanıyor, sürekli kusuyorum, tek öğünle yaşıyorum, bizim Dersimli büfeciye 3,5₺’ye güzel bir şarap gelmiş, öğlen saat 1 oldumu yanına soğanlı acuka meze yapıp kafam balon olana kadar içiyorum. Sonra o kafa ile Avcılarda sokak sokak geziyorum.

  • Kırkbeş kiloya kadar zayıfladım, okula da gitmiyorum, çay ocaklarında takılıyorum, hayvan gibi sakal bıyık bırakmışım, ara sıra Avcılar Belediyesinin ordaki parkın içinde uyuyorum, simit alacak param varsa sabah serinliği bayramdır benim için, simit çay ve güvercinler ordayız.
  • İşi gücü bıraktım birşeyleri sorguluyorum, o nedendi bu niyeydi, herşeyin sonu mu olmalıydı vs. Bazen ağlıyorum, param yok garibim anlayacağınız, yeşil bir parkam var cebimde Monthly Review dergisi buruşturmuşum, ara sıra okuyorum. Ağır da yazılar var, o kadar da bilgili değilim.
  • Ama işte okuyorum, ne kaptıysak misali. Parkta oturduğum zamanlardan birgün simiti yiyip susamları kuşlara atttığım bir anda adamın biri kuş sürüsünün ortasından geçip yanıma doğru geldi, kuşlar sağa sola havandı geri kondu vs. Herif yanıma oturdu. Beni izliyor.
  • Ben de ses etmedim, ayağa kalktım poşetin dibindeki susamları yere silkeliyorum, çaycı geldi, abi dedim bir çay alabilir miyim? Sonra dedim yanımdaki adama ayıp olacak, ona da söyleyim, abim sana da söyleyim çay, dedim, olur dedi. Başkan bize iki çay getir dedim.
  • Açtım dergiyi biraz okudum, çaylar geldi, adam da telefondn yılan oynuyor. Çayları içerken adam sigara ikram etti, değişik bir markaydı, ben de çakmak uzaktım vs adam bir duman aldı, püfledi, aniden bana dönüp, ben bir palyaçoyu arıyorum, sen buralarda hiç palyaço gördün mü? Dedi.
  • Yahu allahını seversen Goryot sen zaten kafayı yemişsin bu da kim, lan ne hayatlar var, palyaço aramak ne demek? Hahaha diye gülüyorum içimden ama adamdan da biraz korktum, şık giyimliydi. Abi ne palyaçosu diye sordum? Buralarda taklıyormuş, pamuklu şeker satıyormuş dedi.
  • Valla abi öyle palyaço olmaz buralarda olsa görürdüm, onlar Bakırköy’de çok oluyor oralara sor istersen dedim, her yere bakıyorum zaten dedi. Neden arıyorsun demeye hiç cesaret edemedim. Adam bana gel beraber arayalım vaktin varsa, para da veririm dedi, tşk ederim dedim.
  • Deli miyim lan ben işi gücü bırakıp İstanbulda palyaço arayacak! Üç beş çay içtik adam palyaçonun fiziksel özelliklerini anlatıyor, orta boylu kahve gözlü vs. Ben de dinliyorum. Adam hafiften ağlamaklı oldu, sigara uzattım.
  • Sonra kalktı gitti, ben de zaten iyi değilim, canım sıkılıyor, gidip şarap içeyim dedim. Kuru soğanla şarap içiyorum, midem delinmek üzere. Aylar sonra arkadaş ortamım artmış bir oda tiyatrosunda oyunculuk yapıyorum, kendi aramızda diyelim, büyük bir oyun çıkarma derdindeyiz.
  • Ortam çok güzel biraz psikolojim düzelmiş, herkes beni seviyor, komik buluyorlar, sürekli komiklikler şakalar yapıyorum. Para durumlarım da kötü iş falan arıyorum, bir gün tiyatrodan arkadaşlarla kürsülü kafelerde otururken bir adam geldi, gençler aranızda iş arayan var mı dedi.
  • Ne işi abi dedim, organizasyon firmasında düğünlere eğlencelere org. yapıyoruz o işlerde çalışacak, masa sandalye taşıyacak, garsonluk yapacak vs vs dedi. Günlük para, iyi de rakam verince ben olur dedim. Adam adres verdi ertesi gün Floryada bir yere gittim.
  • Birinin kınası varmış, sabahtan akşama kadar balon şişirdim, iş oymuş. Para almak için ertesi gün ofise gel dediler, ofis de Sefaköyde. Ofise gittim, benim gibi belki kırk kişi var, herkes mutlu takılmaca vs patronu bekliyorlar. Adam geldi. Herkese parasını verdi.
  • Gelenler arasında palyaçolar da vardı, zaten de firmanın asıl işi buymuş, açılışlara vs palyaço gönderiyormuş. Ben balon şişirme işinden 20₺ aldım ama palyaçolar 30₺ aldı. Sonra ben de palyaçoluk yapmaya başladım. Çok değilşik bir şirketti enteresan işler yaptık.
  • Nerde bir avm açılır ordayım, kafamda renkli saçlar koca ayakkabı vs yüzümü de iyice boyuyorum tanıdıklar görür diye. Dans ediyorum, çocukları görünce yere düşüyorum, şakalar vs. Bazı yerlere ayı olarak gidiyorum, bazen tavşan, bazen köpek. Duruma göre işte ne isterlerse o.
  • Kostümlüyken insanların bana olan bakışlarını onlarca cümleyle betimlemek isterdim ama neyse. Çimdik atan mı dersin, küfür eden mi dersin. O aralar palyaçoluk klas meslek şimdiki gibi çiğköfteci açılışlarında harap edilmiyoruz, mesleki onuru yerlere hala düşürmemişiz.
  • İşi iyice kaptım, herkes tanıyor, birgün patron geldi özel bir iş var dedi, yatılı kalacakmışız üç gün, yirmi kişi lazımmış, çift yevmiye verecekmiş, tamam dedik. Sıfır kostümler geldi, toplaştık, bir servis geldi, doluştuk, Arnavut Köy Göktürkte kocaman bir villaya geldik.
  • Kapıda kodaman abiler var, elleri silahlı, lüks araçlar vs büyük bir yapay göletin etrafına yapılmış devasa bir villanın bahçesindeyiz. Bir kadın geldi bizi aldı, yemek yedirdi. Ne yapmamız gerektiğini vs anlattı. Çok anlamadık neler olduğunu. Sonra bizi çiftlik tarafına aldılar.
  • Bize bir oda gösterdiler kıyafetlerimizi giydik, birbirimize makyajımızı yaptık dışarı çıktık, uzaktan siyah bi at geliyor, üzerinde gri tayt giymiş, bolero hıkalı, uzun esmer saçlı aşırı güzel bir kız var. At narin narin zıpladıkça kız at üstünde sekerek bize doğru geliyor.
  • Kafasında kaskı var, birden sağdan soldan insanlar geldi, biri atın başını tuttu, biri kızın elini tutıyor vs kızı indirdiler. Kız da öyle bir güzel ki anlatacak kelime bulamıyorum. Mermer gibiydi deyim siz anlayın. O kadın kızı aldı villaya götürdü, biz de mal mal etrafa bakıyoz.
  • Sonra bizi çimenlik bir alana götürdüler, müzik sistemi kurmuşlar, etrafta takım elbiseli abiler var, müziği açtılar, kadın bize kendi kendinize burada şakalaşın eğlenin sizden başka birşey istemiyoruz dedi, tamam dedik. Kimimiz dans ediyor, kimimiz takla atıyor vs.
  • Balkona bir adam çıktı, adamı uzaktan seçemedim, kadjn bizi adamla göz teması kurmamamız yönünde uyarmıştı, adam büyğk bir koltuğa oturdu, hizmetçi viski getirdi, purosunu yakılar, göz ucuyla bakıyorum tabi. İki üç saat bizi izledi adam. Sonra kızı geldi, o da biraz izledi.
  • Akşam oldu yemeğimizi yedik, kadın bizi ikişerli villanın heryerine dağıttı, ben de bi kız arkadaşla atların olduğu yerde takılıyoruz, kıza lise anılarımı anlatıyorum, gülüşüyoruz. Elinde kırbaçla ve cins bir köpekle kız ve babası geldi, biz istifimizi bozmadık, istenilen buydu.
  • Öylece yanımızdan geçtiler, gece bize yer gösterdiler uyuduk, ertesi gün oldu, yine aynı şeyler, bu sefer havuz kenarındayız, o kız geldi bikinisi ile yanında hizmetçi, suya atladı, bişeyler içti, sonrası güneşlenmeye başladı, biz de öylece takılıyoruz. Acayip şeyler yaşıyordum.
  • Yirmi kız erkek karışık palyaço hiç elbisemizi dahi çıkartmadan o villada üç gün kaldık, sonra servis geldi, patron paraları dağıttı, dışardayız, o kadın geldi sen gitmiyorsun dedi bana neden dedim? Rica ediyorum biraz daha kalır mısınız? Dedi çok para verecekmiş!
  • Tekrardan içeri girdim, kadına duş almak istediğimi söyledim, tamam sana oda da verceğiz dedi. Villanın üst katlarında bir oda gösterdiler, hayvan gibi büyük bir oda, duşa girdim, heryer lüks eşyalarla dolu, jakuzi kenarına çömelip yıkandım, havluyu belime bağladım, dışarı.
  • Bakıyorum, bahçıvanlar var, adamlar var, herkes işinde gücünde bişeyler yapıyor. Saçı başı kuruttum, burnumu taktım, papucu giydim, aynada peruğumu takıyorum, o kadın geldi. Bana aileden bahsetti yapmam gerekenleri söyledi vs konuşmam yasak, gülmem yasak, göz teması yasak vs.
  • Sürekli aile ile olacaktım palyaço kıyafetlerimle, onlar yemek yerken otururken onların yanında olacaktım, aileden biri olacaktım vesselam. Kadın geldi kapımı çaldı içeri girdi, aşağı iniyorsun dedi, aşağı indim, koca bir masa kurulmuştu, masanın ucunda kız otıruyordu.
  • Kız bana baktı, kadın beni aşağı baş köşeye oturttu, kafam eğik masadayım, sonra içeri adam girdi, ayakkabı sesinden anlıyorum tabi, adam tam karşıma oturdu, hizmetçi servis yaptı. Adam çatal sesini duyuyordum, kız da başladı, ben de utangaç utangaç yiyorum.
  • Envai çeşit yemekler yedim, kadın geldi büyük bir gramafon vardı salonda, Münir Nueettin Selçuk plağı koydu, çızıetılı, Olmaz İlça Sine-i Sad Parame çalıyor içerde. Sonra adam yerinden kalktı tam arkama geldi, omuzlarıma domundu, elleriyle boynumu sıktı. Kız gözlerini açtı.
  • Bir iki gün böylece takıldım evin içinde, rahatım yerindeydi, karnım toktu, nerdeyse alışıyordum bu hayata. Göletin kenarında kazlara ekmek atıp takılırken kadın geldi, beni atların olduğu yere götürdü, beyaz bir atın ipini çözdü, atla beraber koruluğa doğru gittik.
  • Yeni görevim vardı, akşam hava kararınca havai fişek atılacaktı, ben de atla beraber göletle yavuz arasındaki çimenliğe doğru patika yoldan yavaşça boynum yere bakar halde gelecektim. Çok sorgulamadım, atı sevdim zamanı bekliyordum.
  • Akşam oldu havai fişekler patlamaya başladı, ata bindim, peruğumu düzelttim, yavaşça alana doğru gitmeye başladım, villadaki heryerin ışığı sönmüştü sadece bir alan aydınlıktı, o aydınlığa baktım, baba ve kızı vardı. Beni görür görmez adamla kızı Erennn diye ağlayarak bağırdılar.
  • Adam yerde kızı ile ağlamaya başladı, arkadan bir silah sesi duydum, silah sesi ile beraber at irkildi, şaha kalktı. . .

Gözlerimi açtım, kolum alçıdaydı, Göktürk’de bir bankamatiğin önündeyim, kolumdaki alçıya bir not kazılmıştı. Okuyanlardan A. R. O

Bu Konu,  Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar
mutlakaoku.com | #Bilgiseli | #Flood | © 2016 | Tanıtım Yazıları |