Orospu Theodora’nın Ruhu; (‘İyice Tırsıyorum!’)

Üniversite birinci sınıftayım, çok arkadaşım yok, Sultanahmet’de öylece geziyorum, dikili taş’ın önünde otururken, baktım bir rehber grupla beraber taş’a doğru geliyor, kabalık değiller, neyse ben istifimi bozmadım, rehber taş’ın hikayesini anlatıyor falan çok dikkatimi çekti.

  • Obelisk, Firavunun yaptırması, İstanbula rayla getirilmesi felan konu dikkatimi çekti, ben de birkaç birşey biliyorum ama eften püften, neyse, rehber taşın üzerindeki hiyeroglif yazıları anlatırken diğer yüzdeki hiyeroglifleri anlatmak için taşın etrafında turlamaya başlayınca.
  • Ben de onlara katılmak istedim, gruptaki insanlar da öyle sıradan tiplere felan benzemiyor, afilli kıyafetleri var, bir de bunlara uzak takip yapan izbandut gibi herif var güneş gözlüklü, sürekli etrafı dikizliyor. Rehbere, ben de sizi dinleyebilir miyim deyince, hayır dedi.
  • Rica ettim, rehber bu tur ücretli alamayız dedi, öğrenciyim, ses etmeden uzaktan dinlerim sizi dedim, rehber kimlik göster o zaman dedi, çıkardım i.ü kimliğimi, gruptakilere sordu, bizimle gelebilir mi vs insanlar da tamam dedi, grupla beraber geziyorum.
  • Rehber sonradan anlattı bana, özel biriymiş, İstanbul’a gelen yüksek düzeyli bürokratları, işadamlarını, siyasetçileri felan bu gezidirirmiş, meşhur bir adammış, nerdeyse o bölgedeki her taşın hikayesini vs bilen yılların rehberiymiş.
  • Katıldığım grupdaki kimse benimle tek kelime etmedi, ama ben inatla dinliyorum, rehber AyaSoyfa Kilisesi ile SultanAhmet cami arasında şu an dikili taşların olduğu yerde büyük bir hipodrom olduğunu anlatıyor ve detay veriyordu, işte 100bin kişilik bir yerdi at yarışı yapılırdı vs.

  • Grupla beraber Çatladıkapı yönünde ilerlerken, rehber hadi size bir güzellik yapayım, daha önce az insanın bildiği gördüğü hipodromun maraton kısmından bir iki kalıntı göstereyim dedi, normalde kalıntılar şimdiki meydanın altında. Ama rehberin bildiği gizli bir yer varmış.
  • Nakilbent sk’da daha önceleri az insanın içine girme fırsatı bulduğu hipodrom kalıntısının içine girecektik. Tam hatırlamıyorum ama şu demir kapılardan birine girdik, rehberde anahtarı vardı, daha önce İspanya kralını gezdirmesi için bakanlık tarafından verilmiş vs vs.

  • Grupla beraber içeri girdik, izbandut herif dışarda kaldı, rehber cebinden bir fener çıkardı ilerliyoruz, ben en arkadayım, ortam küf kokuyor, örümcek ağları saçma sapan atıklar vs. ben de arkada karanlıkta kalmayım diye nokia 1100 tel’in fenerini açayım dedim.
  • Tam cebimden çıkartırken, telefonun tuş takımı yere düştü, o arada da tam geçtiğimiz yer dar bir alan, üstümüz başımız hep kireç taşı olmuş duvarlara sürtmekten. Elimle karanlıkta tuş takımını ararken, birden gözümü bi ışık aldı, korktum arkaya doğru düştüm grup ilerlemişti.
  • Nefesim kesildi, korkudan ölüyorum, bir baktım izbandutmuş, telefonla fener tutuyor, noldu dedi, tuşlar düştü dedim, beraber aradık bir taşın altında ucunu gördüm, elimi oraya koyarken, izbandut ışığı yüzüme tutup, sen kimsin? Dedi.
  • Bu olaydan iki sene önce üç yıl boyunca bir rüya görüyordum, rüyamda bütün vücudumu saran bir hastalık oluyordu, derim pul pul dökülüyordu, dökülen yerlerim kan içinde kalıyor, tatlı bir kaşıntısı oluyordu, yüzümde büyük sivilceler su toplamış, patlayıp patlayıp acı veriyordu.
  • Parmak uçlarım kap kara bir renk alıyordu, korku ve ter içinde uyanıyordum. O günlerimi halen de unutamıyorum bazen aklıma geliyor, çıldırıyorum. Nefes alamıyorum, aklıma ilk iş intihar geliyor vs. ama kendimi durduruyorum.
  • Neyse bana sen kimsin deyince afalladım, ne kim ya dedim, ben Goryot normal bir insanım dedim. Çabuk defol burdan dedi, o ara tuşları yerine taktım, ışığı açtım, gruba doğru dar bir yerden sağa sola sürterek kaçtım. Grup 12 tane kapını olduğu salon gibi bir yerdeydi.
  • Rehber grupdakilere üstümüzün eski bir bizans sarayı olduğunu anlatıyordu, yanılmıyorsam, Marmara Üniv. rektörlüğünün altında bir yerlerdeydik. Rehberle beraber bir kapıdan içeri girdik, hipodromun 32 basamağının 25 tanesini görebiliyorduk. Ben basamaklardan birine oturdum.
  • Rehber yılanlı sütünu Cenevizlileri felan anlatıyor, yılanlı sütünün altından başlarının kayıp olduğunun hikayesini anlatıyordu, konu bitti zaten de ilerleyecek bir yoktu, yıkılmıştı. Tekrardan o salon olan yere gelirken, izbandut herif beni sarstı, sen iki dk burda bekle dedi.
  • Rehberle gruptakiler kapılardan birine girdi, ışık giderek azalıyordu, telefon ışığımı açmaya çalışırken, tuş takımı yine yere düştü, o ara ışık tamamen kayboldu, yerde elimle hızlıca tuşları buldum, taktım, feneri açtım, o arada hangi kapıdan gittiklerini karıştırdım.
  • Korkudan altıma sıçtım resmen, hemen hafif seslerin geldiği kapıdan içeri girdim, yavaş yavaş yürüyorum, ağzım yüzüm örümsek ağı oldu, ortam da havasız, nefessiz kaldım, duvarlarda Bizans yazıları vs vardı, tak o arada biri arkamdan kollarını boynuma doladı.
  • Çırpındım, ellerimle kolunu açmaya çalıştım, o ara bi baktım ellerim kan olmuş, sonra gözümün ucuyla baktım boynumdaki kollara ki ne göreyim, daha önce rüyalarımda gördüğüm o pul pul olmuş hastalıktan var.
  • Gücüm yetmiyordu beni geri geri geçiyordu, telefonum yere düştü, zaten de şarj bitiyor sesi çıkarıyordu. Boğuşarak götürüyordu, ayaklarımı yerde sürekleniyordu. Yarı karanlık mağara gibi bir yere getirdi beni, sonra bir kişi daha geldi. Keten çuval bezi gibi birsey giymişlerdi.
  • İki kişilerdi beni duvara çarptılar, bağırdım, kafama yerden aldıkları taşlardan atıyorlardı, susmak zorunda kaldım, yalvarmaya başladım, korkudan ölüyorum, ikisinin de her yeri yara bere içindeydi. Vucutları bir balığın derisi gibiydi, yaralarından irin akıyordu.
  • Bana taş atarken bir yandan da -Orospu Theodora, Orospu Theodora diye bağırıyorladı, Theodora kim? Tanımıyorum bırakın beni, imdatt diye çığlık atıyordum. -Tiyatrocular sokağının yalak şırfıntısı Orospu Theodora deyip taş atıyorlardı. – Seni Pornai Sokağı fahişesi seni..
  • İçlerinden iri olanı, diğerine bunu Theodosius(Yenikapı) limanına götürüp denize atalım dedi. Çaresizce bekliyorum. Beni yeraltı dehlizlerinde sürüklüyorlardı. Kendi aralarında da tuttukları takımdan felan bahsediyorlar bu kısımları sonra okuyup öğrendim.
  • Hipodromda at arabası yarışları yapılırmış Bizans’da iki büyük takım varmış, FB BJK gibi, maviler ve yeşiller takımı, harbi holiganlarmış. Maviler zenginlerin, yeşiler de fakirlerin takımıymış, bir gün hipodromda bu iki takım bir olmuş, imparator aleyhinde slogan atmışlar vs.
  • Sonra olaylar büyümüş, isyan çıkmış, isyanda 30bin kişi ölmüş, isyanı bastıran İmparator Justinyen bu katliamı karısı Theodora’nın gazıyla yapmış. Theodora buna vur öldür şunları taş üstünde taş koyma demiş. Justinyen de hanımın gazıyla dalmış hipodroma kırmış ortalığı.
  • Tamam da benim ne alakam var bin sene önceki olayla, bu herifler kim? Nerdeyim neler oluyor? Derken bunlar bana ikide bir sende Theodora’nın ruhu yaşıyor, seni öldüreceğiz diyorlar. Lan ne alakası var, neyin içine düştük diyorum ama bir yandan da iyice tırsıyorum.
  • Neyse bunlar beni bir yerde bırakıp, burda bekle dediler, ikisi birlikte bir bir dehlize girdiler. Ben de fırsattan istifade kaçmaya çalıştım, duvardaki çatlaklardan içeri hafif ışık vuruyordu önümü görüyordum. Bi aralık gördüm, yıkılmıştı, elimle bir iki taşı salldım, düştü
  • Çimenlik bir yere çıktım, bir baktım, surların dibindeyim, Yenikapıdayım arabalar geçiyor vs. Üstümü başımı sirkeledim, trak arkadan biri, elinde bali poşeti, yüzü balık pulu gibi dökülüyor, aynı rüyamdaki gibi. Bıçak çekti para istedi, dedim param yok – Var var orospu var, Dedi
  • Düzgün konuş lan demeye kalmadan bıçağı karnıma doğru dayadı, cebimde öğrenim kredini çekmiştim o vardı, hepsini aldı, sonra elindeki sigarayı ayağıma bastı, halen de izi durur. Parayı alınca ben kaçtım. Sultanahmete doğru koştum, grubu arıyorum, rehbere anlatacam vs. delirdim!
  • Koşarak Sultanahmet’e geldim, heryerde grubu arıyorum, bulamadım, Topkapı sarayına geldim, kan ter içindeyim, ilk kapıdan geçtim ortalık zibil gibi turist kaynıyor, bir kenarda dinleneyim dedim bir taşa oturdum, kollarımı bağlayıp kafamı üstüne koydum. Biri birşeyler anlatıyordu.
  • -Burası cellat çeşmesi, osmanlıda suçluların kellesi burada vurulduktan sonra cellatlar ellerini bu çeşmede yıkar, sonra da kelleyi ibret olsun diye şu taşın üstüne koyarlarmış vs Tam o taşın üstüne oturmuşum. Kafamı kaldırdım bi baktım rehber. Afalladım. Sonra izbandut’u gördüm.

İzbandut’un sırtı bana dönüktü, grupdakliler de tip tip gözümün içine bakıyorlardı, herifin ensesine bir baktım, o hastalıktan var, üzerini gömleğiyle kapatmış, hafif bir kan damlası görünüyordu. Sonra ilerden Börk’lü bir herif bana doğru geliyordu. Okuyanlardan A.R.O

Bu Konu,  Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Güncelleme: 23 Ocak 2019 — 06:14

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir