Hacamat Nedir? Nasıl Yapılır? Modern TIP Hacamat’a nasıl bakıyor?

SORU; Hocam çevremde hacamata yoğun bi ilgi oluşmaya başladı. Sizin hacamat hakkında ki görüşünüz nedir? modern tıp nasıl bakıyor buna.

  • Yüzlerce yıldır dünyanın pek çok ülkesinde uygulanagelen bir tedavi biçimi hacamat. Hiçbir tedavi seçeneği ya da ilacın olmadığı geçmişin o karanlık dönemlerinde çaresizlikten başvurulan bir yöntemdi. Peki,insanlar nasıl fayda görüyorlardı,nasıl bu kadar benimsendi? Şöyle:
  • Düşünün,1000 yıl önce bir insan zatürre oldu,hiçbir tedavi imkanı yok,herkesin eli kolu bağlı. Zatürrede akciğerin bir bölgesi iltihaplanır,oradaki damarlar genişler,bol kan akımı olur ve kanın serum kısmı sızarak yoğun ödem yaratır. Bunlar aslında vücudun savunma mekanizmasıdır.
  • Oradaki mikrobik süreçle bir savaş halidir bu.
    Ancak vücudun reaksiyonu abartılı olunca bu durum hastada nefes darlığı,ateş,öksürük gibi sıkıntılar yaratır. İşte bu hastaya hacamat yapılınca ne olur? Vakum yaratılarak kan,cilt ve cilt altına yönlendirilir,kısmen de dışarı alınır.
  • Böylece akciğerin o bölgesinde fazla kan birikmesi ve iltihabi ödem yapması süreci kısmen engellenir,hasta biraz rahatlar.
    Yani kan dışarı yönlendirilerek akciğer rahatlatılır. Kuşkusuz ki bu tamamen palyatif,yani tedavi edici değil kısmen rahatlatıcı bir işlemdir ve geçicidir.
  • Etki mekanizması böyle. Ancak günümüz modern tıp dünyasında,çok etkili ilaçlar,cerrahi yöntemler varken artık hacamatın hiçbir yeri yoktur,asla önermiyorum. Şuna benzetiyorum:) Eskiden şehirler arası ulaşım develerle,kağnılarla yapılıyordu. Çünkü başka ulaşım alternatifi yoktu.
  • Aylarca süren yolculuğu şimdi uçakla 1 saatte tamamlıyoruz.
    Örneğin 1 saatte uçakla gideceğimiz Diyarbakır’a “yok,ben deve sırtında ya da kağnıyla gideceğim” diyor muyuz?
    İşte tedavi amacıyla hacamat yaptırmak böyle garip bir uygulama olur.

Göz tansiyonu,yani glokom tedavisinde uygulanmasını da şöyle eleştirmiştim:)

  • Günümüz tıbbının ulaştığı seviyede çok güzel ilaç ve cerrahi yöntemler var glokom tedavisi için. Ama geçmişte hiç bir ilacın olmadığı dönemlerde çaresizlikten hacamat vb.gibi tedaviler uygulanıyordu. İlginç gelecek ama kısmen yararı da var,şöyleki:
  • Yüksek negatif basınç yani vakum uygulanarak kan dolaşımı daha çok cilt ve ciltaltına yönlendiriliyor.(Kısmen de dışarı alınıyor). İç kısımda,göz damarlarındaki kan hacmi göreceli olarak azalınca göz içi sıvı üretimi de azalır ve göz tansiyonu düşerek hastayı rahatlatabilir.
  • Yanlış anlaşılmasın,asla önermiyorum:)) Ancak yüzyıllardır kullanılan bu yöntemin hangi mekanizma ile faydalı olabileceğini açıklamak istedim.

Zamanımızda hacamat gibi terkedilmiş ya da terkedilmesi gereken bazı tedavi yöntemlerinden bir örneği de şöyle yazmıştım: Lobotomi

  • Şimdi bize garip geliyor hacamat ile tedavi. Ancak geçmiş yüzyıllarda çaresizlikten dolayı çok daha vahim tedavi yöntemleri vardı.Şu örnekler ilginç: Eskiden akıl hastaları ya da epilepsi durumunda kafanın içine cin girdiği ve çıkamadığı düşünülür,kafatasında delik açılırdı.
  • Anestezi,sterilite vb yok,trepanasyon dediğimiz bu delme işleminden sonra cin çıkar mıydı bilinmez ama küçük(!) bir sorun olurdu,hayatın kaybı. Tabii kurtulanlar da bir daha delilik yapmazlardı,düşünün o acıyı bir daha yaşamak katlanılabilir mi? 🙂
  • Avrupa ülkelerinde ise deliliğin beyinde oluşan bir taş yüzünden olduğu sanılırdı.”Delilik taşının çıkarılması” için yine kafatası deliniyordu. Çok yaygın olan bu uygulama önemli sanat eserlerine de konu olmuş,ünlü Hollanda’lı ressam Hieronymus Bosch şöyle resimlemişti:

  • Tıp tarihi,şimdi bize saçma gelen böyle trajik tedavi yöntemleriyle,büyük yanlışlıklarla dolu. Trepanasyon dediğimiz bu girişimler 4-5 yüzyıl önceydi.Ama daha 40-50 yıl öncesine kadar yaygın bir şekilde yapılan ve “Lobotomi” denilen beyin ameliyatı çok trajik sonuçlar vermişti.
  • Sosyal uyumsuzluğu,psikolojik sorunları ve saldırganlığı olan insanlara uygulanırdı. Gözün yanından kafatası delinerek beyne ulaşılıyor,beynin ön lobu yani frontal lobu ile arka lobları arasındaki bağlantı kesiliyordu.
  • Böylece insan neredeyse bitki haline dönüşür,sakinleşir hatta bakıma muhtaç hale gelirdi. Hatırlarsınız,Guguk Kuşu filminde Jack Nicholson’a yapılan ameliyat. Bu ameliyatla ilgili 2 trajik öyküyü hatırlatmak isterim.Birincisi şöyle:
  • ABD’de Kenedy ailesi,baba Joseph Kenedy,koyu katolik ve tutucu bir aile.9 çocukları var. Bu çocuklardan J.F.Kenedy,ileride ABD’nin ilk ve tek katolik başkanı olacaktı. Kız kardeşlerinden biri,Rosemary Kenedy,dünya güzeli bir kızdı.
  • Güzel,hayat dolu,eğlenceyi çok seven,okula ilgisiz,geç saatlere kadar erkek arkadaşlarıyla eğlenen yani ailenin koyu katolik geleneklerine uymayan bir kız.Uyumsuz,söz dinlemeyen,asi bir kişilik.
  • Hem aile geleneklerini hem de ağabeylerinin geleceklerini düşünen baba,güya yardım ve daha sağlıklı olması amacıyla,bu güzel kızına daha 20 li yaşlarda “Lobotomi” ameliyatını yaptırdı. Rosemary Kenedy artık tam bir bitki haline dönüşmüştü,kötürüm olarak bir bakımevine bırakıldı.
  • Orada 85 yaşına kadar yaşadı ve 2005 yılında öldü.Bütün kayıtlara Rosemary Kenedy sanki mental handikaplıydı diye geçti,ancak sebep bu trajik ameliyattı. Yanılmıyorsam Kenedy kardeşler arasında eceliyle ölen tek çocukmuş Rosemary.
  • Sonraki yıllarda Kenedy ailesinin yaşadığı felaketlerde bu uğursuz ameliyatın ve Rosemary’nin ahı var mıydı diye düşünürüm. Bu arada Rosemary’nin resmini de paylaşayım,kız kardeşleriyle beraber. Sağ baştaki,hiç mental handikapli hali var mı?

  • Lobotomi ameliyatı 60 lı yıllarda,arkasında binlerce sakat bıraktıktan sonra uygulamadan kaldırıldı. Bu ameliyatla ilgili 2.trajik öykü ise daha kısa,şöyle: Ameliyatı ilk geliştirip uygulayan doktor Nobel Tıp Ödülünü almıştı.
  • Hacamattan başlayıp nerelere geldik. Bu arada yukarıdaki Hieronymus Bosch resmi ile sayın Dilipak’ın hacamat fotosu arasındaki benzerlik de ilginç:)

Kaynak; Twitter, Bulent Polat @drbulentpolat

Güncelleme: 29 Mart 2019 — 07:41

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir