George Soros Kimdir?

KÜRESEL AHTAPOT: SOROS-BÖLÜM/ 1

  • Son olarak ABD’de yaşanan sokak olaylarında ANTİFA’yı finanse ettiği iddiaları ile gündeme gelen George Soros’un ismi pek çok bağlantı ve ilişkisini yazdığımız farklı floodlarımızda geçmişti…
  • Tabii küresel etkileri olan pek çok farklı olayda ve Türkiye için de önemli pek çok olayda ve kurumda ilişkileri ağını gördüğümüz ve yazdığımız SOROS ile ilgili biz yazdıkça “Yahu her yerde de bu adam mı var?” diyenler de oldu…
  • Ama evet SOROS’un eli “Birileri “adına çok fazla yere uzanmakta ve SOROS başlı başına bir flood serisi yapılmayı hak etmekte…
  • Sadece Türkiye’de değil tüm Dünya’da kurduğu “Sivil Toplum Örgütlenmeleri” ağı ile finansal gücünü birleştirerek pek çok siyasal operasyona da imza atan George Soros kimdir?
  • George Soros aslında kimlere hizmet etmekte ve gücünü nereden almaktadır? Soros’un KÜRESEL MERKEZ AKIL içerisinde konumlandırıldığı stratejik nokta neresidir?
  • SOROS Türkiye’de hangi STK’lar aracılığı ile faaliyet göstermiştir ve ilişki ağı nasıldır?
  • İşte bu ve benzeri pek çok merak edilen sorunun cevabını KÜRESEL AHTAPOT:SOROS flood serimizde bulacaksınız…O zaman peşrevi daha fazla uzatmaya gerek yok flood serimize başlayalım….Sizler hazırsanız biz de hazırız.Çayı,kahveyi kapan gelsin…
  • George Soros’un kim olduğuna dair sıradan bir araştırma yapacak olursanız internet üzerindeki bilgiler size 1930 yılında Macaristan’da Dünya’ya gelen,
  • Hitler’in Macaristan’ı işgali esnasında çok büyük zorluklar yaşayan Yahudi bir ailenin çocuğu olarak İngiltere’deki Oxford Üniversitesi’nde School of Economist’te alanının Dünya’daki en ünlü isimlerinden birisi olan Karl Popper’in öğrencisi olan ve Karl Popper’dan alan bir George Soros tablosu resmedecektir.
  • “Fakir bir ailenin çocuğu” olarak Dünya’nın en prestijli okullarından Oxford’da Soros’un nasıl okuyabildiğine dair ise her nasılsa hiçbir kaynakta bilgi yer almamaktadır.
  • Okul hayatı sonrasında ise yapacağınız “sıradan araştırmalar” sizi hemen hemen aynı yüzeysel bilgilere ulaştıracaktır…
  • Okuldan mezun oluşunun ardından arbitraj yöntemi ile para kazanarak finansal piyasaların dikkatini çeken SOROS’un kariyerinin aşı olan bu yıllar ile kurucusu olarak milyarlarca dolara hükmettiği Quantum Fonu’nun nasıl bu kadar büyüdüğü,
  • SOROS’un nasıl böylesi devasa bir güce sahip olduğu,aradaki onca yıl içerisindeki faaliyetler ise cevabını bulamayacağınız boşluklar olarak kalmaktadır.
  • Yani Oxford mezunu genç ve zeki bir adam nasıl yaptığı hemen hiçbir kaynakta belli olmayan şekilde 30 senelik bir zaman diliminde Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı fonu olarak kabul edilen bir fonu yaratıyor ve bununla da kalmıyor,
  • eline geçirdiği bu muazzam mali güç ile “hayırsever” olarak örneğin Yugoslavya ve Doğu Avrupa ülkelerine BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’in toplam yardım miktarından daha fazla yardım yapıyordu…
  • Peki gerçekten de karşımızda çok zeki,becerikli ve “hayırsever” bir iş adamı mı vardı yoksa perde arkasında kolları adeta tüm Dünya’yı saran bir “KÜRESEL AHTAPOT” ile mi karşı karşıyaydık ? İsterseniz “Perde arkasına” gizlenmiş olan gerçek SOROS’a doğru adım atalım…
  • George Soros’un arkasındaki gerçek, hakkında özenle yaratılan medya imajından farklıdır. George Soros, Avrupa’nın aristokratik ve kraliyet aileleri tarafından yönetilen geniş ve oldukça kirli bir özel finans şebekesinin yalnızca görünen yüzüdür.
  • Doğrudan devletin gücünü kullanmak yerine hayati önemde jeopolitik amaçlara ulaşmak için gizli iç bağlantılı serbest finans çevrelerinin çıkarlarının geniş bir holdingi şeklinde birleşmiş,
  • Batı Avrupa aristokrasisi ve oligarşisi ile bağlantılı birçok bakımdan 17. yüzyılın İngiliz ve Hollanda Doğu Hindistan Şirketi modelinde bu birliktelik ilk kez kendisini açıkça göstermiştir.
  • Önemli kaynaklara göre,bu özel ve “seçkin” kulübün merkezi eski Britanya İmparatorluğunun finans merkezi olan Londra’dır. George Soros Ortaçağ’da Hofjuden, “Saray Yahudileri” denilen ve eski aristokrat aileler tarafından yönetilen bu güçlü ama gizli şebekenin bir üyesidir.
  • Peki ama SOROS bu finansal operasyonları kimin adına yapmaktadır? Bu sorunun yanıtını vermek için SOROS’un QUANTUM HEDGE FONU’nun yönetim kurulu üyeleri listesine bakmak yeterlidir…
  • SOROS’un Quantum Fonu’nun yönetim kurulunda adı geçenlerden biri de Richard Katz’dır. Katz, Rothchild’lerin en önemli yöneticilerinden bir tanesidir.
  • Aynı zamanda Londra N.M. Rothschild & Sons ticaret bankasının yönetim kurulunda üyelik ve Rothschild İtalya S.p.A’nın da en tepesindeki isim olarak Rothschild finans imparatorluğunun en üst düzey isimlerinden birisi olmuştur.
  • Rothchild’le, Soros’un Quantum Fonu arasındaki bir diğer bağlantı da Nils O.Taube’dir. Tabue, Rothschild’in başlıca iş ortağı olan yatırım grubu, St. James Place Capital’in bir ortağıdır.
  • The London Times gazetesinin köşe yazarı, William Lord Rees-Mogg da Rothchild’in St. James Capital’inin yönetim kurulundadır.
  • SOROS, Rothschild Ailesi vasıtası ile -Özellikle N.M. Rothschild- başta İngiltere olmak üzere,İsrail ve ABD “FİNANS İSTİHBARAT” merkezlerinden “içeriden sağlam bilgi” almaktadır…
  • İşte bu nedenle de hiç bir zaman yanılmamakta ve finans piyasalarının her zaman doğru yatırımı kazandırıp efsaneleşen yatırımcısı olmaktadır…
  • Yani SOROS,KÜRESEL MERKEZ AKIL içerisindeki Rothschild kanadının hizmetindedir ve tüm gücünü, nüfuzunu Rothschild Ailesi’ne borçludur.
  • 2.Dünya Savaşı’nın sona ermesi ile birlikte İngiltere özellikle savaşta harap düşen ekonomisi ile sömürgelerini daha fazla kontrol altında tutamayacağını görerek“planlı ve sistematik biçimde”Dünya’daki Süper Güç rolünü aşamalı biçimde Amerika Birleşik Devletleri’ne bırakmıştır
  • Ancak İngiltere bu liderliği Amerika Birleşik Devletleri’ne bıraksa da her zaman Amerika Birleşik Devletleri’nin politikalarını perde arkasından yönlendirmiştir.
  • Burada İngiltere’nin ABD politikalarını yönlendirirken en önemli aktörlerinden bir tanesi de Soros olmuştur.
  • Zira Amerika Birleşik Devletleri 1982 yılında Beyaz Saray’a RAND CORPORATİON tarafından verilen bir brifing ile SSCB’in 15 yıl içerisinde çökeceği öngörüsünden hareketle
  • SSCB’nin çökmesinin ardından Dünya’yı yeniden ve tek başına dizayn edeceği büyük bir projenin startını vermiş ve bu projeye de “PROJECT DEMOCRACY” ismini koymuştur.
  • Zira bu durum bir takım sıkıntıları da beraberinde getirmektedir. Soğuk Savaş döneminde başlıca güvenlik tehdidi algısı “KOMÜNİZM” olarak belirlenmiş ve
  • ABD ile BATI BLOĞU’nun askeri yapılanması NATO ile NATO içerisindeki gizli yer altı yapılanması GLADİO bu konsepte göre dizayn edilmiştir.
  • Bununla birlikte Soğuk Savaş dönemi uluslararası koşullarında ABD özellikle CIA eli ile yabancı devletlerde gerçekleştirdiği “yasal olmayan” operasyonlarını Komünizm ile mücadele kılıfı ile maskelerken, bu çöküş artık bu maskeleme şansını da ortadan kaldıracaktır…
  • Ve özellikle yabancı ülkelerde yapılan yasadışı operasyonların yasallığının Batı dünyasında sorgulanmasının önüne geçmek için bir “Formül” üretilmelidir.
  • Ancak bu öyle bir formül olmalıdır ki; hem bu yasa dışı operasyonları legalize etmeli, hem de asıl büyük“proje”doğrultusunda ülkeleri manipüle ederek siyasal ve sosyal çatışmalara,hatta bölünmelere zemin hazırlamalı, hatta yeri geldiğinde bu süreçleri bizzat yönlendirmelidir.
  • İşte ABD Başkanı Reagan’ın imzası ile yürürlüğe konulan ve ABD’nin son 50 yıl içerisindeki en büyük projesi olarak tanımlanan “PROJECT DEMOCRACY” tam da bunun için tasarlanmış bir projedir.
  • Bu çok büyük ve küresel proje ile ABD hem SSCB sonrası Dünya siyasetini dizayn edecek, hem de ABD’nin CIA eli ile resmi kanallardan yaptığında zorda kalabildiği operasyonları resmi olarak hiçbir şekilde bağı olmadan yapabilecektir. Peki nedir bu PROJECT DEMOCRACY?

OKU; Büyük Bir Demokrasi Oyunu; ‘Project Democracy’ (1’inci Bölüm)

  • Bu proje ABD’nin çıkarlarına uygun siyasal operasyonları Dünya genelinde üzeri örtülü ve “sivil” biçimde, “HÜKÜMET DIŞI KURULUŞLAR” olarak tanımlanan Non-Governmental Organizations (NGO)’ları kurgulayarak hayata geçirme temel esasına dayanmaktadır…
  • Bu NGO ismi daha sonra ülkeye göre değişecek kiminde “Sivil Toplum Kuruluşu”, kimisinde “Kar Amacı Gütmeyen Kuruluş”, kimisinde “Vatandaş derneği/platformu” şekline dönüşecektir…
  • Peki sistem nasıl işleyecektir? Öncelikle NED ismi ile bir çatı örgütü/kurumu kurulur… NED’in finans kaynağı ise direkt olarak ABD Hazine Bakanlığı’dır…
  • ABD’de Cumhuriyetçi Parti’ye yakın olan NGO faal hale getirilir yani IRI… Tabii bir de Demokrat Parti’ye yakın bir NGO daha ortaya çıkar: NDI… İşte sistem aslında tam da bundan sonra işlemeye başlamaktadır. Öncelikle “Operasyon yapılacak ülke” belirlenir.
  • Bu ülkenin siyasal ve sosyal duygu haritası ile temel eğilimleri analiz edilir…Bu ülke eğer sol eğilimli bir ülke ise devreye NDI, daha muhafazakar/liberal genel sağ politikalara eğilimli bir ülke ise devreye NDI sokulur…
  • Bazı stratejik ülke ve operasyonlarda ise NED ve IRI ikisi birlikte devreye alınır… NED ve IRI, finansmanlarını tepe kuruluş olarak konumlandırılan NED’den sağlar..
  • NED ise parayı ABD hazine bakanlığından aldığından aslında operasyonları ABD devleti finanse etmektedir.
  • NED ve IRI hangi ülkede faaliyet göstereceklerse önce buralarda var olan kendi siyasal görüşlerine yakın vakıflar ile temasa geçer…
  • Eğer böyle bir vakıf yoksa derhal kurdurulur. Sonrasında bu vakıflar “proje partnerliği” adı altında fonlanır ve finanse edilir…
  • Bu kurdurulan vakıflar operasyon yapılacak ülkede özellikle çeşitli etnik kökenler üzerinde yoğunlaşırlar. Özellikle akademisyenler bu vakıflara dahil edilerek diğer önemli ayak olan “Eğitim kurumları” ayağına geçiş yapılır.
  • Daha sonra yine bu vakıflar eli ile ülkelerdeki çeşitli etkin medya grupları ile temas sağlanır, ABD’li “önemli dostlar” ile tanıştırılan bu medya gruplarına vakıflar kurdurulur yahut var olan vakıfları NED yahut IRI tarafından kurdurulmuş olan vakıflar ile “PARTNER” olur…
  • Siyasal olarak hangi kanattan bir operasyon gerçekleştirilecekse bu siyasal eğilimin önde gelen isimlerinin NED yahut IRI’nin kurdurduğu vakıflar ile yahut bu NGO projesini kendisine uyarlayarak adeta dışişleri politikasının bel kemiği haline getiren Alman vakıfları ile bağlantılı yahut “PARTNER” olan vakıflarda toplanması sağlanır.
  • PARTNERLİK adı altında bu kurdurulan vakıflar fonlanarak finanse edilmektedir. NDI yahut IRI veya Alman Vakıfları ile “PARTNERLİK” ilişkisi olan bu vakıf ve STK’lar o ülkenin en önemli iş adamı,siyasi,gazeteci,yazar ve akademisyenlerince “kurulur”.
  • Bu daha en baştan bu STK’lara bir “prestij” kazandırırken asıl amaç olan “Devlet içerisinde nüfuz kullanabilmenin” de önünü açar.
  • Ve sonrasında bu vakıflar iki yönlü çalışmaya başlarlar… Hem prestij sahibi oldukları için kendilerine katılmayı bir “ayrıcalık” ve “yükselme” aracı olarak gören bürokratlar sayesinde bürokrasiyi sararlar ve
  • bu bürokratlar eli ile kendi amaçlarına uygun “raporları” devletin kritik makamlarına sunarak manipülasyon ve algı yönetimi yaparlar…
  • İkincisi ise kamuoyunu manipüle edecek girişimlerde bulunurlar ve işte tam da burada bu NED,IRI yahut Alman Vakıfları tarafından desteklenen çeşitli dernek,vakıf yahut platformların eylemlerini ve aktivistlerini görürüz…
  • Nasıl bir yerlerden tanıdık geliyor mu dostlar? Eğer geliyorsa durun daha yeni başladık yazmaya…Devam edelim efendim…
  • Buraya kadar yazdıklarımız sistemin genel işleyişini anlattığımız ve ana hatlarını çizdiğimiz bölümdü… Peki bu devasa “KÜRESEL PROJE” hangi “asli amaca” hizmet edecekti ve bu devasa projenin koordinasyonunu kim yapacaktı?
  • Adına “PROJECT DEMOCRACY” denilen bu devasa projenin “Asli amacı” yeniden dizayn edilecek Dünya’da SSCB sonrasında Afrika-OrtadoğuKafkaslar hattını kontrol Orta Asya enerji koridorunu kontrol altına almaktı… Ve Büyük Ortadoğu Projesi yıllar öncesinden planlanmıştı..
  • Bu bölgelerde SSCB’nin yıkılmasından sonra hala Rusya’ya yakın olabilecek ülkeler yahut “Üniter Devlet Yapısına” sahip devletler, ya ABD yanlısı kukla yönetimler ile yönetilmeli yahut güçlü üniter devletler yerine parçalanarak küçük “devletçiklere” dönüştürülmeliydi…
  • Büyük Ortadoğu Projesi çok hayati bir projeydi ve asla riske atılamazdı… Bu nedenle PROJECT DEMOCRACY test edilmeliydi…
  • Test alanı olarak ise Avrupa’nın göbeğindeki Yugoslavya seçilmişti… İşte George Soros bu KÜRESEL PROJE’de tam da burada devreye girecekti… Zira bu KÜRESEL PROJENİN koordinasyonunu gerçekleştirme görevi küresel ölçekte SOROS’a verilmişti.
  • Kendisine KÜRESEL PROJE’NİN KOORDİNASYONU görevi verilen SOROS, projenin asli hedefi olan Büyük Ortadoğu Projesi coğrafyasında uygulanmasından önce projeyi test etmek için kendisine faaliyet alanı olarak Balkanlar’ı seçerek düğmeye bastı.
  • Test alanı olarak ise Avrupa’nın göbeğindeki Yugoslavya seçilmişti..
  • Yugoslavya’da kimsenin dikkatini çekmeyen “muhalif ve marjinal” görünümlü bir grup gencin OTPOR ismi ile bir STK’yı kurduğu günlerde kimse bunun büyük bir KÜRESEL PROJE’nin ilk işaret fişeği olduğunu bilmiyordu…
  • OTPOR adındaki bu kuruluş içerisindeki gençler,”özel dostlardan” çok özel pasif direniş, kitle manipülasyonu,telekomünikasyon kontrolü,kitle psikolojisi dersleri almaktaydılar…
  • Ve bir anda eylemleri ile Yugoslavya’yı karıştıran olaylar zincirini başlatan OTPOR’un özellikle etnik kimlik ve ayrılıkçılık üzerinden gerçekleştirdiği eylemler ile sokaklara dökülen halkın önlenemez bölünmesi ve mobilize edilerek yönlendirilmesi sonrasında Yugoslavya paramparça oluyordu
  • “PROJECT DEMOCRACY” nin ilk “LABORATUVAR TESTİNİN “ sonuçları gerçekten muazzam ve göz alıcıydı… Çok ucuz maliyet ile yıkılan SSCB’nin en yakın müttefiklerinden birisi olan sosyalist bir ülke parçalara bölünmüş “uydu devletçikler” haline getirilmişti…
  • Bu arada yine kimsenin dikkatini çekmeyen bir “SİVİL TOPLUM KURULUŞU” yine SOROS eli ile Çekoslavakya’da kuruluyordu… Ve henüz kimse fark etmese de çanlar Çekoslavakya için çalıyordu…
  • Tıpkı Yugoslavya’yı parçalayan OTPOR’daki gençlerin profilindeki gençlerin kurduğu CAHARTER 77’de aynı eğitimler veriliyor hatta Yugoslavya’da “görevini başarı ile tamamlamış” OTPOR liderleri CHARTER 77 için “Eğitmenlik” yapıyordu…
  • Çekoslavakya da yıkılan SSCB’nin müttefiki olan sosyalist bir eski demir perde ülkesiydi. Çekoslavakya’da OTPOR’un rolü CHARTER 77 isimli STK’ya verilmişti.
  • Ve kıs süre içerisinde Çekoslovakya, CHARTER 77 öncülüğünde sokak eylemlerine sahne oluyordu,halk yine sokaklardaydı… Bu kez de Çek ve Slovak halklar arasındaki etnik farklılıklar ayrışma nedeni olarak körükleniyordu…
  • Kısa süre içerisinde Çekoslovakya’da Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak iki küçük devletçiğe bölünürken ne tesadüf tür ki (!) ikisinin de başına Amerikan yanlısı isimler geliyordu…
  • KÜRESEL “DEMOKRASİ PROJESİ” bir makine gibi işliyordu, Yugoslavya ve Çekoslovakya’nın parçalanması için SOROS sadece 1 milyar dolara yakın para harcamıştı…
  • Yani bunu askeri operasyon ile yapmaya kalksa ABD’nin 10 milyarlarca dolar harcaması gerekirdi. Ayrıca bu operasyonlar ile Dünya genelinde bir anti-Amerikan dalga uyanması riskinden de kurtulunmuştu…
  • ABD,SSCB sonrası Avrupa’yı “bölerek” ve küçük devletler haline getirerek ve pek tabii bu devletçiklere kendisine yakın yönetimleri yerleştirerek yeniden dizayn ederken gözünü Kafkaslar’a dikmişti…
  • SOROS desteği ile SSCB’nin dağılmasından sona hala Rusya Federasyonu’na yakın yöneticilerin idaresinde olan Gürcistan ve Ukrayna hedef seçildi…
  • Bu ülkelerde de çeşitli STK’lar kullanılarak mobilize ve manipüle edilen güya halk hareketleri ile Gürcistan’da “Kadife Devrim”, Ukrayna’da meşhur “Turuncu Devrim” gerçekleştirildi…
  • Böylece Gürcistan ve Ukrayna’da da ABD karşıtı yönetimler halk hareketleri ile (!) devrilerek yerine ABD kuklası yönetimler gelmişti… Ama SOROS’un adeta kendisi ile özdeşleşen UKRAYNA’daki “TURUNCU DEVRİM” sonrasında da bu ülkeye karşı özel ilgisi devam edecekti.
  • Soros,”TURUNCU DEVRİM” ile Rus yanlısı yönetimin devrilerek kendisinin finanse ettiği Amerikan yanlısı Timoşenko ile tamamen ABD ve
  • AB’nin arka bahçesi haline getirdiği ve bu süreçte aktif biçimde dizayn ettiği Ukrayna’nın her an Rusya’nın hedefinde olduğunu belirtiyor bu ülke ile ilgili yaptığı ve sızdırılan özel e-posta yazışmalarında…
  • 2015 YILININ Mart ayında Proschenko iktidarı döneminde sızan bu e-posta yazışmalarında SOROS’un çok çarpıcı Ukrayna stratejilerini görüyoruz…
  • Soros, ABD ve AB’nin Rusya’yı bir düşmandan çok birlikte hareket edeceği bir ortak olarak görmesinin çok daha karlı bir strateji olacağını ancak Putin’in halihazırdaki uygulamaları ile bunun mümkün olmayacağının altını çizerken,
  • Ukrayna’nın Rusya karşısında rejimin kendisini savunamayıp düşmesi halinde Putin’in Avrupa için büyük bir tehdit olacağından bahsediyor.
  • Soros“Avrupa halihazırda yaşayan Yeni Ukrayna’ya elden gelen her türlü yardımın yapılarak ayakta tutulmalı,eğer Ukrayna’da rejim düşer ve Putin istediğini elde ederse Avrupa’nın kendisini savunmak durumunda kalmasından daha az maliyetlidir”şeklinde çarpıcı bir tespit yapıyor
  • SOROS sızan bu e-postalarda Batılı devletlerin Minsk Anlaşmasını ihlal etmeden Ukrayna’nın savaş kapasitesini arttırmasına,ülkede yeni bir anayasa yapılmasına ve
  • ekonomik şartların düzelmesine katkı sağlamasına duyulan ihtiyacın altını çizerek ABD ve Batı’nın bunları yapması gerekliliğinin altını vurguluyor.
  • SOROS, Almanya ve Fransa’dan çökmekte olan Ukrayna’ya acil mali yardım yapmalarını isterken bu döneme kadar kendisinin SOROS VAKFI’nın Ukrayna kolu olan Uluslar arası Rönesans Vakfı kanalı ile mali destek sağlayıcı tek unsur olduğunu belirtirken,
  • Ukrayna’daki reformlar için de McKinsey ile anlaşılığını belirtiyor. Hani bizim bir ara ekonominin tüm anahtarlarını teslim etmeye kalktığımız McKinsey ile…
  • SOROS bu yazışmaların son bölümünde ise gerek AB ülkelerine Ukrayna’ya verilecek 11 milyar Euro’nun nasıl garanti edilebileceğini ve bu paranın nasıl verileceğini formüle ederken,
  • Ukrayna’nın da geliştireceği sigorta sistemi ile verilen borcu geri ödemeyi garantileyeceğini belirtiyor. Ukrayna’ya gerekli sigorta sistemi kurulması halinde kendisinin bizzat 1 milyar dolar yatırım yapacağını belirten SOROS,
  • ülkede yaşanacak ekonomik çöküşün siyasal çöküşü de beraberinde getirerek Kırım ve bir kısım Ukrayna toprağının Rusya kontrolüne geçmesi anlamına geleceğini vurguluyor.
  • 2015 yılı Mart ayı içerisinde gerçekleştirilen yazışmalarda SOROS’un yazışmasını “YENİ UKRAYNA’NIN KENDİ KENDİNE ATANMIŞ BİR SAVUNUCUSU” unvanı ile bitirmesi ise çok dikkat çekici…
  • ABD artık hazırdı,denemeler başarı ile sonuçlanmıştı… En stratejik plan olan BÜYÜK ORTADOĞU projesi için özellikle Ortadoğu’da “PROJECT DEMOCRACY” uygulanabilirliğini kanıtlamıştı…
  • Büyük Ortadoğu Projesi ABD ve küresel güç odakları için çok önemli bir projeydi. Proje ile temel 2 hedef elde edilecekti: 1-Enerji hatlarının kontrolü 2-Verimli tarım arazilerinin kontrolü.
  • Ve bu proje için Türkiye’de projenin başladığı dönemde uygun bir siyasal iktidar olmalıydı….
  • Oysa bu küresel projenin koordinatörü SOROS Türkiye için “YATIRIMINI” ta 1994 yılında yapmıştı… Ve SOROS her zaman “Yatırımının karşılığını” fazlasıyla alırdı…SOROS Türkiye için düğmeye basmaya hazırdı ve zamanı geldiğinde hiç tereddüt etmeden o düğmeye basacaktı…
  • Evet sevgili dostlar KÜRESEL AHTAPOT:SOROS flood serimizin ilk bölümünde bugün sizlerle bir ısınma turu yaptık…Yarından itibaren serimizin 2. bölümü ile çok daha baş döndürücü turlar atacağız…

KÜRESEL AHTAPOT: SOROS – BÖLÜM/ 2

  • Evet sevgili dostlar dün gece başladığımız KÜRESEL AHTAPOT:SOROS flood serimizde,SOROS’u yakından tanımış ve koordinatörü olduğu küresel proje PROJECT DEMOCRACY’nin nasıl hayata geçirildiğini anlatmıştık…
  • Serimizin ilk bölümünü bitirirken ne demiştik “Büyük Ortadoğu Projesi ABD ve küresel güç odakları için çok önemli bir projeydi. Proje ile temel 2 hedef elde edilecekti: 1-Enerji hatlarının kontrolü 2-Verimli tarım arazilerinin kontrolü. -“Ve bu proje için Türkiye’de projenin başladığı dönemde uygun bir siyasal iktidar olmalıydı.”…
  • Ve ardından eklemiştik:”…Oysa bu küresel projenin koordinatörü SOROS Türkiye için “YATIRIMINI” ta 1994 yılında yapmıştı… ” Ve SOROS yatırımının karşılığını her zaman alırdı…
  • 1994 yılında SOROS’un desteklediği TESEV isimli vakıf sessiz sedasız kurulurken kimse bu vakfın ilerleyen yıllardaki etkisinin ne denli büyük olacağını tahmin etmiyordu…
  • Peki neydi bu TESEV ve kimler kurmuştu bu vakfı? TESEV yani TÜRKİYE SOSYAL VE EKONOMİK ETÜDLER VAKFI 1994 yılında kurulurken kuruluş senedi adeta bir yıldızlar topluluğunu andırıyordu…
  • Kimler mi vardı bu kurucuların arasında? İsterseniz yakından bakalım… Zira ilginç isimler ilginç bağlantılar göreceğiz…
  • Bülent Akarcalı-3 Numaralı TESEV Kurucu üyesi… Kimdir Bülent Akarcalı? ANAP döneminin parlayan siyesetçilerinden… Sonra ? Sonrasında Türk Demokrasi Vakfı’nın başkanı…
  • Türk Demokrasi Vakfı kim ile ilişkili? SOROS koordinatörlüğündeki ABD’de Cumhuriyetçi Parti’ye yakın NGO olarak konumlandırılan IRI ile..
  • Bülent Akarcalı’nın Türk Demokrasi Vakfı IRI’den 2 ayrı kez, biri 106 bin, birisi de 100 bin dolar olmak üzere o dönem para yardımı alıyor… “Proje Ortaklığı”adı altında… Kim koordine ediyor bunu? Tabii ki SOROS!
  • SOROS Türkiye’nin stratejik önemi nedeni ile “TÜRKİYE OPERASYONUNU” Alman Vakıfları ile koordineli biçimde sürdürecektir.
  • SOROS’un Türkiye’de gerçekleştirdiği operasyonlarda üzerinde etkin olduğu Alman Friedrich Eberth Vakfı’nın kullanıldığını görüyoruz.
  • Şimdi bakalım bir başka isme… Asaf Savaş Akat- 4 numaralı kurucu üye… Eczacıbaşı -ki Eczacıbaşı TESEV’in temellerini atan isimdir- Holding’te uzun yıllar üst düzey yönetici…
  • Ama aynı Asaf Savaş AKAT’ı aynı zamanda ilerleyen yıllarda CHP içerisinde küresel dizaynın aktörlerinin ve sıkı Baykal muhaliflerinin adeta üslendiği,
  • SHP kadrolarını her daim dinç tutmak için kurulan TÜRKİYE SOSYAL EKONOMİK SİYASAL ARAŞTIRMALAR VAKFI’NIN kurucusu olarak görmekteyiz…
  • Öyle sıradan bir “kurucu” falan da değil, 5 milyon TL vererek kuruluş senedinde en fazla hisseye sahip isimlerden biri. Peki bu Akat’ın kurucusu olduğu TÜSES kimin partneri dersiniz? SOROS etkisindeki Alman Friedrich Eberth Vakfı’nın!
  • TESEV’in Yüksek Danışma kurulunda 2 isim dikkati çekiyor… Kimler dersiniz? “Deliğe süpürmeyin,kullanın” sözleri ile hafızalarımıza kazınan AKP Kurucusu Cüneyd Zapsu ve Erdoğan aşığı Ethem Sancak!
  • 53 numaralı kurucu-Mehmet Ali Birand mesela… O dönem nerede çalışmakta? Doğan Grubu’nda…
  • Peki Aydın Doğan Vakfı’nın “PARTNERİ” kim? Bingo!Friedrich Eberth Vakfı!
  • 76 Numaralı Kurucu Üye: ALİ NURİ ÇOLAKOĞLU… Bu ismi daha sonra NTV’den CNN TURK’E kadar pek çok önemli kanalı “kuran adam” olarak görüyoruz ve uzun yıllar da CNN TURK’ü yönetiyor…
  • En kritik dönemde yani 2000’lerin başında…
  • 106 numalı kurucu üye: SÜLEYMAN GAZİ ERÇEL… 1994’TE TESEV kurucusu, 1996’da Merkez Bankası Başkanı ve 1996’da Bilderberg üyesi… (1996 Kanada-Toronto toplantısı)
  • 108 numaralı kurucu,: TARHAN ERDEM… 1994’te TESEV kurucusu,1999’da Baykal’ın istifası sonrası yapılan kongrede Altan Öymen’in genel başkanlığında CHP Genel Sekreteri!
  • 142 numaralı kurucu: HURŞİT GÜNEŞ… 1994’te TESEV kurucusu, 24. dönem CHP Kocaeli Milletvekili, 2010’da Genel Başkan Yardımcısı ve PM üyesi (Kılıçdaroğlu döneminde)
  • -217 numaralı kurucu: Soli ÖZEL… 1994’TE TESEV kurucusu, 2006’da BİLDERBERG ÜYESİ… (OTTOVA-KANADA 1996 BİLDERBERG TOPLANTISI)
  • 85 numarada kim var dersiniz? KEMAL DERVİŞ!- Kim olduğunu söylememe gerek yok ama daha “Süper Bakan” olarak Türkiye’ye gelmesine 6 yıl varken TESEV kurucusu!
  • 56 numaralı kurucu: CEM BOYNER… 1994’te TESEV kurucusu,1995’te Yeni Demokrasi Hareketi kurucusu ve yine 1995’te BİLDERBEG üyesi! ((ZÜRİH -İSVİÇRE-1995 BİLDERBERG TOPLANTISI)
  • Ve 183 numara: KEMAL KILIÇDAROĞLU… 1994 TESEV KURUCUSU…Bu kurucu üyeliğin ardından SSK Genel Müdürlüğü’nden 2002 CHP Milletvekili,2009 CHP GENEL BAŞKANI!
  • Bir de listedeki öne çıkan iş adamlarına şöyle bir bakalım…
  • Ömer Koç-188 NUMARALI KURUCU ÜYE-KOÇ HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI OLDU 162 numaralı kurucu üye Cefi Cozef Kamhi, 163 numaralı kurucu üye Jak V. Kamhi…
  • 94 numaralı kurucu Rahmi Faruk Eczacıbaşı , 95 numaralı kurucu Ferit Bülent Eczacıbaşı … Fazla söze gerek yok sanırız…
  • Sadece Erdoğan’ın İstanbul büyük sermayesine “Geleceğin Başbakanı” olarak takdim edildiği ilk toplantının Bülent Eczacıbaşı’nın evindeki kahvaltı oluşunu hatırlatalım…
  • (Erdoğan’ın “Geleceğin başbakanı olarak lanse edildiği bundan önceki ilk özel toplantıya katılan isimler ise Tuğrul Türkeş ve beraberinde gelen ABD’li konsolos,Erol Mütercimler,İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi’nden iki akademisyen…
  • Toplantı yeri Avukat Münci İnci’nin evi.Bu toplantının katılımcısı/şahidi de kaynağı da Erol Mütercimler’dir.
  • Devam edelim efendim biz…14 numaralı kurucu İshak Alaton ve 130 numaralı kurucu olarak ortağı Üzeyir Garih.
  • Kısacası daha pek çok isim ve örnek ile de sayılabileceği gibi TESEV 1994 itibariyle 2000’li yılların Türkiye’sinin sermaye,siyaset ve medyasının kurgulanması için “kurdurulmuş” ve SOROS tarafından finanse edilmiştir.
  • Bu arada mesela Atilla Yaylalı başkanlığında Liberal Düşünce Topluluğu isminde bir grubun faaliyetleri dikkat çekmektedir…
  • Daha sonra bu topluluk içerisinden Taraf gibi operasyonel gazetelere yazarlık yapan, Samanyolu’nda 2 programda bir konuk olan isimler çıkacaktır…
  • 2000’li yıllarda adı daha da sık duyulan bu Liberal Düşünce Topluluğu kimle ilişkili dersiniz? Tabii ki SOROS ile… SOROS o dönemde bin 500 dolarlık bir “fonlama” yapıyor…
  • Ama bu Atilla Yayla ve Liberal Düşünce Topluluğu için bir ilk değil… İlişkiler 1991’de başlıyor aslında… 1991’de Bodrum’da bir toplantı organize edilmiştir… Toplantıyı düzenleyen kimdir? FORUM Dergisi.
  • -Peki bu FORUM DERGİSİ’ni kim finanse etmektedir? Washington’dan SOROS’un koordinesini yaptığı NED!
  • Bodrum’da 1991 yılında gerçekleşen toplantının konukları da gerçekten ilginçtir… Aydınlar Ocağı kurucularından Aydın Yalçın ve CIA’DEN tanıdığımız Graham FULLER ile Paul HANZE…
  • Hani 2000 yılında ortada AKP’nin A’sı yokken :””Türkiye, yakın bir gelecekte iki partili bir temsil sistemine gebe? Kökleri geçmişe dayanan ekonomik kriz, iktidardaki koalisyon (Bülent Ecevit liderliğindeki 57. Hükümet’ten söz ediyor)
  • partilerinde büyük deprem yaratacak. Fazilet Partisi’nden kopan bir grup ılımlı İslamcı, geniş tabanlı bir siyasi oluşuma gidecek. Bazı etkin siyasetçiler, partilerinden istifa ederek bu yeni oluşuma katılacak.
  • +Yeni oluşum kartopu gibi büyüyüp gelişecek. Türkiye’de yakın gelecekte ılımlı İslamcılar iktidara gelecek. Ilımlı İslamcıların yanında İslami söylemlere ters düşmeyen ılımlı sol bir parti de Meclis’e sokulacak” sözlerini söyleyen Fuller ve önemli ekürisi Henze… Kaynak:(Prof. Dr. Ümit Özdağ, Yeniçağ gazetesi 29.4.2004)
  • Ancak TESEV’in kuruluşunda bir isim var ki o ismin önemi diğerlerinden çok daha fazla…
  • Zira bu isim SOROS’un Türkiye’deki en yakın adamı olan ve aslında TESEV’i de perde arkasında kendisine kurdurduğu kişi:224 numaralı kurucu üye ve ilk yönetim kurulu üyesi TESEV İcra Direktörü CAN PAKER.Tam ismi ile Nafiz Can Paker…
  • Can Paker hiç de sıradan bir isim değil, hatta denilebilir ki Türkiye’de son 20-25 yılda yaşanan tüm önemli gelişmelerde “perde arkasında” etkin olarak rol alan isim Can Peker…
  • Peki kimdir bu Can Paker ve bu ağırlığı,ilişkiler ağı nereden gelmektedir?
  • Can Paker’in ailesi öyle “seçkin” “özel” bir aile değil. Ama baba fabrikatör yani zengin bir aile… Can Paker’in bir kız kardeşi var Canan Paker… Can Paker için 1967 yılı “Hayatının kırılma” anı oluyor… Neden mi?
  • Zira 1967 yılında kız kardeşi Canan Paker Cumhuriyet Gazetesi’nde stajyer olarak çalışmaya başladığında 3 ay içerisinde gazetede çalışan bir isimle evleniyor: Mehmet Barlas…
  • Barlas ailesi hiç ama hiç sıradan bir aile değil, hatta az sonra okuyacağınız üzere “tek bir aile değil”. Can Paker’in kardeşi Canan Paker’in evlenerek Canan “Barlas” olduğu Mehmet Barlas’ın babası Cemil Said Barlas..
  • Kimdir derseniz; eski Ticaret Bakanı, Son Havadis Gazetesi sahibi ve Milli Resürans T.A.Ş Genel Müdürü…
  • Mehmet Barlas’ın dedesi Said Barlas eski Yargıtay Başkanı… Babaanne Zahide Barlas ise Ayşe Barlas ile dünür… Ayşe Barlas ise ilk Turizm Bakanı ve eski devlet bakanlarından Ali İhsan Göğüş’ün teyzesi Hatice Dai’nin kızı…
  • Bu arada Ali İhsan Göğüş, eski bakanlardan Hasan Celal Güzel’in dayısı ve gazeteci Zeynep Göğüş’ün babası… Öte yandan ilk Hatay Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen’in yeğeni…Hatay’ın ilk ve son Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen ise, eski TBMM Başkanlarından Murat Sökmenoğlu’nun babası!
  • Yani Can Paker, kız kardeşinin Barlas Ailesi’ne gelin olması ile Türkiye’nin “seçkin” Beyaz Türk, imtiyazlı “özel aileler” yapısı ile bir akrabalık bağı kuruyor
  • 1967’de bu akrabalık kurulduktan sadece’2 sene sonra 1969 yılında Can Paker’i Türk Henkel’de şef olarak işe başlamış olarak görüyoruz.
  • 15 sene gibi kısa bir süre içerisinde şeflikten devasa Henkel’in Genel Müdürü oluyor Can Paker…
  • HENKEL kimin? SOROS’un da hizmet ettiği Rothschild Ailesi’nin…SOROS ile bu ailenin bağını serimizin ilk bölümünde detayları ile yazmıştık..
  • Bu arada Can Paker uluslararası ilişkilerini güçlendirirken SOROS dostluğu doğuyor ve TESEV’in ilk yönetim kurulunda ismini görüyoruz… Aslında TESEV’i perde arkasında yöneten isim Can Paker….TESEV’İn en etkili projelerinin altında onun imzası var…
  • Bir süre sonra SOROS Can Paker kanalı ile çok daha açıktan faaliyet yürütmeye karar veriyor…
  • Paker TESEV’den ayrılıyor ve “SOROS’UN İKİZLERİ” bu ayrılık sürecinden sonra doğuyor… Paker öncelikle SOROS’un Dünya genelindeki STK/NGO faaliyetlerinin merkez karargahı olan Açık Toplum Enstitüsü’nün Türkiye ayağını AÇIK TOPLUM VAKFI adı ile hayata geçiriyor…
  • Vakfın ilk kurulduğu yer Macaristan. Şu anda 70’ten fazla ülkede faaliyet gösteriyor.
  • Vakıfların web sitesinde yer alan bilgiye göre, dünya çapındaki vakıfların 2017 yılındaki toplam bütçesi 940,7 milyon dolar olurken, kurulduğu günden bu yana yapılan harcamaları da 14 milyar dolar oldu.
  • Şu anda dünya genelinde toplam 1400 çalışanı bulunuyor. Kuruluşların vakıf adını almadan önceki hali olan Açık Toplum Enstitüsü, Türkiye’deki faaliyetlerine 2001 yılında açtığı temsilcilik ile başladı.
  • “Hayır yapmayı” (!) çok seviyorlar maşallah,pek de bonkörler…
  • Türkiye’de 2001 yılında AKP’nin iktidara gelmesinden hemen önce açılan “Temsilciliğin” ardından 2008 yılında Açık Toplum Vakfı kuruldu.
  • Kapanmadan önce Web sitesinde yer alan bilgiye göre, 2001 ile 2006 yılları arasındaki 5 yıllık dönemde Türkiye’de 86 projeye 7 milyon ABD doları destek verildiği ifade ediliyordu.Çeşitli kaynaklarca söylenen ise bu rakamın buz dağının sadece görünen çok küçük bir bölümü olduğu
  • Vakıf senedinde kuruluş amacı “insan hakları, demokrasi ve evrensel değerlere karşı daha duyarlı bir topluma sahip olabilmesi amacıyla, eğitim, hukuk ve kalkınma alanları ile sosyal ve kültürel alanlar başta olmak üzere her tür bilimsel ve
  • +sanatsal faaliyette bulunan tüm özel veya kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, dernekler, vakıflar ve bireyler ile panel, sempozyum, eğitim programları gibi sosyal içerikli ortak projelerin gerçekleştirilmesi ve/veya
  • işbirliklerinin kurulması amacıyla ilgili projeler için gerekli koordinasyonu sağlamak ve bu projeleri gerçekleştirmek ve maddi olarak desteklemek” olarak tanımlanıyor…
  • Vakfın 2008-13 yılları arasındaki 5 yıllık dönemi kapsayan faaliyet raporunun girişinde İshak Alaton imzasıyla yer alan yazıda, kaynaklarının “çok büyük ölçüde” Soros’tan geldiği belirtiliyor.
  • Yazıda, “Açık Toplum Vakıflar ağı uluslararası ölçekte günümüzde 72 ülkede faaliyet gösteriyor. Faaliyetleri için gerek duyduğu kaynakları çok büyük ölçüde, kurucusu olan ve Wall Street tarihinin en başarılı yatırımcısı sayılan George Soros sağlıyor.
  • Bu raporda göreceğiniz gibi, Açık Toplum Vakfı’nın bu kaynaktan elde ettiği yıllık ortalama 4 milyon TL gibi bir fon söz konusudur” ifadeleri yer alıyor.
  • Geçen sene Türkiye’de faaliyetlerine son veren Açık Toplum Vakfı’nın web sitesinde yer alan en güncel faaliyet raporu ise 2008-13 yılları arasındaki dönemi kapsıyor.Yani 2019’a kadar olan 6 senede hangi “Fonlamalar” ile kimlerle,hangi faaliyetleri yaptığı “Buhar” olmuş…
  • Siz yine de 2013-2019 arası Türkiye’de yaşanan siyasi olayları şöyle bir gözünüzün önünden geçirin…
  • Faaliyet raporunda, bu 5 yıllık dönemde “aralarında TOG, TESEV, DİTAM, DİSA, SALT, TÜSEV, GPOT, Anadolu Kültür, KA-MER, LGBT örgütler gibi çok farklı kurumların bulunduğu 75 sivil toplum kuruluşu
  • +aralarında Koç, Bilgi, Kültür Üniversiteleri’nin yanı sıra, Boğaziçi Üniversitesi’nin de bulunduğu 15 farklı kamu kurumu ile toplam 252 projenin içinde” yer alındığı belirtiliyor.
  • Bu kuruluşlarla söz konusu dönem içerisinde seminer, eğitim, toplantı ve ev ziyareti gibi 252 proje gerçekleştirildiği vurgulanıyor. Temas edilen kişi sayısı da 755 bin 774 olarak veriliyor.
  • Aynı beş yıllık dönemde STK ve kamu kurumlarının projelerine 11,6 milyon TL maddi destek sağlandığı belirtiliyor. Vakfın web sitesinde yer alan en güncel veriler 2016 yılına aitti. Şimdi isterseniz bu AÇIK TOPLUM VAKFI’na biraz yakından bakalım…
  • (Faaliyetlerine son vermeden önce)Mütevelli Heyeti: Nebahat Akkoç,Mustafa Akyol, İbrahim Betil, Ferhat Boratav,Üstün Ergüder, Memduh Hacıoğlu,Osman Kavala, Ayşe Soysal, Murat Sungur ve Binnaz Toprak…
  • -Bu mütevelli heyette bulunan şu isimler aynı zamanda TESEV kurucu üyeleri: İbrahim Betil (TESEV 49 Numaralı Kurucu Üye), Üstün Ergüder (TESEV 116 Numaralı Kurucu Üye), Osman Kavala (TESEV ilk Yönetim Kurulu Üyesi)
  • Şimdi size bu AÇIK TOPLUM VAKFI’nın yıllar içerisinde DANIŞMA KURULUNDA görev yapan dikkat çekici bazı isimleri de sayacağız ve daha sonra biraz daha dikkatli ve yakından inceleyeceğiz bu vakfı…
  • İşte o “dikkat çekici” DANIŞMA KURULU üyeleri… Başta TESEV VE TÜSES başta olmak üzere ne kadar stratejik vakıf varsa karşımıza çıkan eski Eczacıbaşı üst düzey yöneticisi, akademisyen Asaf Savaş Akat…
  • -Gazeteci Ruşen Çakır… AKP’nin kuruluş aşamasında Erdoğan’ın Morton Abramowitz arasındaki ilk teması “organize eden”, bunun mükafatı olarak Graham Fuller’in de yöneticisi olduğu RAND CORPORATİON’ da 3 ay staj “yaptırılan” ve dönüşünde “paraşütle” Milliyet’te işbaşı yapan isim
  • Kendisi SOROS destekli CHEREST FONDATION’dan 2016’da ve 2017’de internet televizyonu olan Medyascope için 100’er bin Dolar “Hibe” alıp fonlarak,pek bir bağımsız (!)gazetecilik yapıp bunun cakasını satan isimdir aynı zamanda…
  • TESEV kurucularından, Musevi iş adamlarının en önemlisi İshak Alaton..
  • Ferhat Boratav geçtiğimiz yıl AÇIK TOPLUM VAKFI Türkiye faaliyetlerini sonlandırmadan önce Mütevelli Heyet üyesi ancak bu ismi ilk kez DANIŞMA KURULU üyesi olarak görmekteyiz…
  • -Kendisi SOROS’un Friedrich Eberth Vakfı üzerinden PARTNERLİK yaptığı (AYDIN DOĞAN VAKFI) Doğan grubunda uzun yıllar CNN TURK’ün en üst düzey yöneticisi…
  • -Eyüp Can… Kendisi Fethullah Gülen’in yani YEŞİL GLADİO’nun medyadaki prensiydi… Referans ve Radikal Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliği yaptı… 15 Temmuz sonrası hakkında tutuklama kararı çıktı. Firariydi, “Yurtdışından dönmeyeceğini” Twitter’dan açıkladı.
  • Murat Vargı… Turkcell ve KVK’nın ortağı ve kurucusu olarak ünlenen Murat Vargı 1994 itibariyle TESEV’de Yüksek Danışma Kurulu üyesiydi… Aynı kurulda Cüneyt Zapsu, Ethem Sancak,Faruk Süren,Ali Sabancı,Kemal Derviş,Bülent Eczacıbaşı,Feyyaz Berker gibi isimler de vardı…
  • Bu arada atlamayalım… Mütevelli heyetindeki Binnaz Toprak ismine dikkat… CHP, TESEV 183 numaralı kurucu üyesi KEMAL KILIÇDAROĞLU tarafından dizayn edilirken Kılıçdaroğlu’nun en yakın kurmaylarından birisi Binnaz Toprak’tı…
  • Peki bakalım AÇIK TOPLUM VAKFI ne gibi “projelere” imza atıyor?
  • Bu AÇIK TOPLUM VAKFI’nın maddi olarak fonladığı “PROJELERE” bir baktığımızda iki başlık ön plana çıkıyor: SURİYELİ MÜLTECİLER ve LGBT Hareketi…”PROJECT DEMOCRACY” içerisinde LGBT hakları konusu stratejik önem taşıyor bunu belirtelim…
  • Şimdi bu”Güzide Vakfımızın” fonladığı projelere bir bakalım isterseniz: TÜRKİYE’DEKİ SURİYELİ MÜLTECİLER,SURİYELİ MÜLTECİLER HAKLARINI ÖĞRENİYOR,SURİYELİ ÖĞRETMENLERE TÜRKÇE DİL DERSİ,SURİYELİ ÖĞRETMENLERİN MESLEKİ OLARAK GÜÇLENDİRİLMESİ,
  • +İSTANBUL’DAKİ SURİYELİ MÜLTECİLER,SURİYELİ MÜLTECİLERİN “UYUMU”, ÇANKIRI’DAKİ SURİYELİ MÜLTECİLER,SURİYELİ MÜLTECİ ÇOCUKLAR TÜRKÇE ÖĞRENİYOR,SURİYELİ MÜLTECİ ÇOCUKLARA ERKEN EĞİTİM DESTEĞİ,+
  • SURİYE SÖZ OKULU PROJESİ (OKUL YAPTIRILIYOR), TÜRKİYE’DE LGBT HAREKETİ,ADALETİN “T” HALİ -TÜRKİYE’DE TRANS BİREYLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ…
  • -İşte SOROS tarafından Can PAKER’e kurdurtulan AÇIK TOPLUM VAKFI işte bu projelere finansman desteği sağlamaktaydı…
  • Peki SOROS bununla duruyor mu? Hayır bir süre sonra TESEV yerine daha etkin biçimde kullanacağı PODEM’i Can Paker’e kurduruyor… Nedir, neyin nesidir bu PODEM? Şimdi.
  • Şimdi de PODEM’i yakın mercek altına alalım iterseniz… Kamusal Politika ve Demokrasi Çalışmaları Merkezi ismi ile kurulan PODEM’in yönetim kurulunda Can Paker ile birlikte Cüneyt Zapsu, Murat Vargı, Erdal Aksoy ve Oral Çalışlar’ı görmekteyiz…
  • Şimdi de PODEM’in “DESTEKÇİLERİNE” bakalım isterseniz… Bu “DESTEKÇİLER” kişisel ve kurumsal destekçiler olarak 2 gruba ayrılmış durumda…
  • Şimdi öncelikle “BİREYSEL” destekçilere yani açık söylemek gerekirse “FİNANSÖRLERE” bakalım… Can Paker Cüneyd Zapsu Ebru Özdemir (LİMAK) Erdal Aksoy Fettah Tamince (RİXOS OTELLERİ) Fırat Çeçen (IC HOLDİNG) Murat Vargı Pelin Akın Özalp Rona Yırcalı Serdar Erener (REKLAMCI)
  • Nasıl güzel mi finansörlerimiz dostlar?
  • Bu PODEM aslında Can Paker’in “SOROS Türkiye’ye ters düşüyordu masaya yumruğumu vurdum ve yollarımı ayrdım” (!) diye masallar anlatıp,AKP’ye “Yaklaştırılması” operasyonu için müthiş bir kamuflaj olmuştur…Yıllarca SOROS ile kol kola olan Paker hidayete ermiştir!!!
  • Ve o hidayete eren Can Paker,artık PELİKAN YALISI’nın beynidir…İyi de PELİKAN’ın gizli ajandası kimin elindedir ve PAKER aracılığı ile o ajandaya adım adım nasıl yürünmektedir asıl mesele tam da budur…

OKU; Pelikan Grubu | Pelikancılar Kimdir?

  • “KÜRESEL AHTAPOT” Türkiye’deki kollarını da satranç tahtasında tek tek istediği yerlere sürüklemektedir…
  • Evet sevgili dostlar KÜRESEL AHTAPOT:SOROS flood dizimizin 2. bölümünün de burada sonuna geliyoruz…Yarın PODEM’den yani kaldığmız yerden serimizin 3. bölümü ile yazmaya devam edeceğiz…
  • Bu saate kadar bizimle olup okuyan yahut daha sonra okuyacak tüm dostlara bin selam olsun diyor ve klasikleştiği şekli ile bitiriyoruz floodumuzu:”Takdirleriniz beğenilere,beğenileriniz RT’lere yolculuk etsin”

Yazar; Celal Eren Çelik

guest
1 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
Anonim
Anonim
24 gün önce

Rothschildler ve Osmanlı İmparatorluğu adlı kitap her şeyi anlatmış
 

mutlakaoku.com © 2016 | Pdf Kitap İndir | Facebook video indir | Yorumlar Libros Gratis | Chapter 1 |
1
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x
()
x