Eski Müslümanlar; (‘Doğu Seyahatnamesi – Ricoldus de Monte Crucis’)

Ricoldus de Monte Crucis; 1243’te Floransa doğdu. 1286 yılında bizzat Papa’nın emriye İran ve Türkistan topraklarında görevlendirildi. 1300 yılında geri dönüp izlenimlerini Papa’ya sundu. Dönemin Müslümanlarını şöyle anlattı:

  • 1* Müslümanlar bizi adeta Tanrı’nın gönderdiği meleklermişiz gibi buyur etti. Böyle sapkın bir inançtan böyle faziletler ortaya çıkmış olmasına hayret ettik.
  • 2* Bağdat’ta çevre ülkelerden gelip ilim öğrenmek isteyenler için büyük yapılar inşa edilmiş. Buraya gelenlerin ekmek, su ve barınma ihtiyaçlarını cemiyet karşılar.
  • 3* İbadetleri sırasında beden temizliğine azami ihtimam gösteriyorlar… Eğer temizlikleri ibadet etmeye müsait değilse yıkanmak için nehre girerler.
  • 4* Yoksullara merhamette, sadaka vermede Müslümanlardan daha eli açık kimseyi görmedik. Hayırsever kişiler ruhlarının maphus kalmaması için vasiyetlerinde sokak köpeklerinin Allah rızasına beslenmesi için para bırakırlar.
  • 5* Eğer köpeklerin bakımı için miras bırakılan paralar yetmezse şehirdekilerden para toplanır ve köpekler arasında pay ederler. Ayrıca nehirdeki kuşların beslenmesi için sadaka olarak bolca ekmek verirler.
  • 6* Öyle ki nehirdeki kuşlar buna alışmıştır ve her gün belirli saatlerde belirli sesi duyunca toplaşırlar. Buna en çok Bağdat ve Ninova şehirlerinde rastlanır.
  • 7* Kutsal yerlerini ve mescitlerini temiz tutarlar. Ayaklarında ayakkabı ile asla girmezler. İçeride kesinlikle tükürmezler. Hareketlerinde ciddi ve ağırbaşlıdırlar. Boynu dik, göğsü ileride ve kolları sallanarak yürüyen bir Müslüman görülmez.
  • 8* Sokakta yürürken çocuklar bile olgun, mütevazı ve ahlaklı bir edayla yürür. Mescitlerinde şakalaşmazlar, birbirleriyle alay etmezler, başkasının ardından kötü konuşmazlar ve çekiştirmezler.
  • 9* Müslümanlar yabancılara karşı ziyadesiyle nazik ve saygılıdırlar. Misafirlerini sanki melekmiş gibi karşılarlar. Bizleri öyle bir sevinç ve hevesle karşıladılar ki…
  • 10* Bizden kibarca ve dostça Tanrı’dan, İsa’dan bahsetmemizi rica ediyorlardı. Onları en fazla rahatsız eden şey, onlarla birlikte yemek yemeyişimizdi. Çünkü onların kültüründe misafir geldiğinde daima yemek ikram edilir.
  • 11* Kendileriyle birlikte sofraya oturanlara asla fenalık yapmazlardı. Kendileriyle birlikte tuz ve ekmek yiyenlere kardeş gözüyle bakarlardı. Böyle bir misafir babasını dahi öldürse, başka kişilere karşı korunur, müdafaa edilirdi.
  • 12* Müslümanlar öldürmekten o kadar tiksinir ki ne tavuk öldürürler ne de pire. Canları tavuk istediğinde öldürmesi için başkasından rica ederler.
  • Bunları yazan bir Müslüman değil, Hristiyan bir keşiş. Cümleleri okuyunca insan ister istemez soruyor: O dönemin Müslümanları nere, şimdiki Müslümanlar nere… Bağdat dün neymiş, bugün ne olmuş… Yorumu sizlere bırakıyorum.
  • Ahmet Deniz Altunbaş çevirmiş, @KronikKitap yayınları basmış: Doğu Seyahatnamesi… Kısa ve keyifli bir eser. Mutlaka okuyun derim;

Kaynak; Twitter, CON SINOV @lordsinov

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir