Düşünememe sorunu; Hem Nalına Hem Mıhına

Türkiye’nin sosyal, etik, “ökönomik” ve de siyasi sistemi ciddi anlamda alarm sinyalleri veriyor ve bu durum Dünya’daki gelişmelerden ayrı düşünülemeyeceği için, “Hem nalına hem mıhına” cinsinden “Merkez” muhalefet ötesi gelişmeler, ‘Aile intiharları’ ile hızlanabilir… >>

  • Türkiye, postkapitalizmin en sorunlu iflas versiyonunu yaşıyor. “Dindar” vahşi kapitalizmin akütleşmekte olan her hangi bir sorunu -ötelemek dışında- çözmek kapasitesi bulunmuyor… Ama 2024 sonrasına uzanan süreçte mental anlamda aşılmış olabilecek konular da somutlaşıyor…
  • 2024 sonrası dönemde Türklerin aşacaklarını tahmin ettiğim iki konu var. Bunlardan ilki, Türklerin bin yıllık tarihiyle ilgili nitel bir konu:
  • 1. Ülkenin/devletin, ciddi anlamda bir “Düşün(eme)me sorunu” teşkil eden ‘Nakilci Sünni İslam İlahiyatı’na son vermesi… >
  • Bazıları bunu elbette “imkansız” falan görecektir, ama böyle konuların halklar tarafından terki, daima devletlerin/hanedanların kararlarıyla olmuştur… Selçuklu Hanedanı, Hazarlar’dan ayrılıp Yahudilik yerine İslam’ı benimsediğinde, İran’la karışmamak için Sünniliği seçti… >
  • Selçuklu’ya tâbî göçer halk, Hazarlar döneminde Selçuklu Yahudiyken de, Maveraünnehr’de Sünni Müslüman olduktan sonra da toyunist Kam geleneğine sadıktı. Anadolu’nun bugünkü Emevi tipi “siyasi” nakilci/alıntıcı “İslam(cı)” etkisine girmesi ise, 20. YY’ın 2. Yarısındadır…
  • Türkiye’nin inancının Suudi Rabıta desteğinde -devlet/siyaset tarafından- nasıl siyasallaşmış ihvani “İslam”a dönüştürüldüğü hakkında sayısız yazı ve kitap yayınlanmış bulunuyor… Anadolu’ya nakilci İslam anlayışının etkisi 16’ıncı YY’ın ikinci yarısında şehirlerde başladı…
  • Bu anlayışın Türkiye’ye hakim olması, ancak 20’inci YY’ın 2’inci yarısında gerçekleşti. Bu anlayışa dayanan “Düşün(eme)me Sorunu” net bir şekilde görüldü. Selçuklu, Yavuz nasıl yukarıdan dinin türüne karar verdi ise, benzeri bir kararı Türkiye Cumhuriyeti’nin de vermesi mümkün…
  • 2. Türkiye’nin Kürt fobisine son vermesi… Bu konu, postkapitalist dönem ve ertesindeki nitel sosyo-ekonomik değişikliklerle birlikte düşünülmek zorunda olduğundan, birinci konudan daha uzun sürecek bir süreç olmaya aday…
  • Sadece “Eski Türkiye” değil, “Eski Dünya” da sona eriyor. Ve Türkiye’yi adım adım -bir önceki kültürcü kuşaktan- devralmakta olan yeni nesilin “Nakilci Sünni İslam İlahiyatı”nın İhvanî türüne dayanan “Düşün(eme)me sorunu”ndan muzdarip Plütokrasi ile alakası yok…
  • Bu konu, “Kıştan sonra Baharın gelmesi” kadar kesin bir veri. Yeni nesil İslamcı falan değil, ileride de olmayacak, her konuyu “Kur’an’da yazıp yazmadığına göre” değerlendirmiyor, değerlendirmeyecek. Bahar gelirken, Kış’ın kışlığında ısrar etmesi sadece bir yere kadardır…

Kuşak Çatışması ve Değişimi

  • Selçuklu Hanedanının büyüğü, Hazar ordusunun komutanı Dokak Bey’in Hazar Han’ını tokatlaması sonucu oğlu Selçuk (Salcık) Bey zamanında Hazar topraklarını terkedip Maveraünnehr’e inmesi, onun oğulları Musa, İsrail, Mikail, Yunus’un Yahudiliği terkedip Sünni İslam’ı kabulü önemli..
  • Selçuk Bey son nefesine kadar Yahudi kalıp ancak ölürken Müslüman oldu, bunun nedeni, Hazarları terkedip geldikleri bölgede yaşayan Göçerlerin çoğunu yöneten aileler, Müslümanlığı kabul etmişlerdi, Dokak Bey’in Hazar Han’ıyla takışması da o Göçerler yüzündendi zaten… >
  • Sonradan Abbasi Halifeliğini kuracak olan ve Maveraünnehr’e yakın üslenen Arap ordusunun Türklerin talebiyle Çin Ordusuna karşı birlikte savaşıp yenmesinden sonra Türkler -daha önce “Arap dini” saydıkları- İslam’ı kabule başlamışlardı, bu da Hazar Han’ının hoşuna gitmiyordu…
  • Hazar Hanı, “Demir Yaylı” lakaplı komutanı -Selçuklunun o zamandaki lideri- Dokak Beyi, Müslümanlaşan Türkleri cezalandırmak için güneye göndermek istedi. Dokak Bey buna itiraz edip, genç Hazar Hanı’na bir de tokat attı. Sonuçta, Dokak’ın oğlu Selçuk’un oğulları din değiştirdi…
  • Selçukluların bulundukları yer ve koşullara göre, artık ayak bağı hale gelen Yahudiliği terki, Türk tarihinde ne ilk ne de sondur. 600 yıllık Osmanlı devrinde de, Başkentte ve halk arasında İslam anlayışı bir çok önemli evreden geçmiştir… Asla bugünkü gibi olmamıştır…
  • T.C.’nin ülkeyi Fransız usulü laiklik ilkesi temelinde yeniden inşası da, tıpkı Selçuklu’nun (ve daha öncesinde birçok Türk boyunun, mesela Uygurların vd.) yaptığı gibi zamana göre bir değişimdir, ve “Nakilci Sünni İlahiyatı”na son vermesi de bu gelişmenin bir devamı olabilir…
  • Tahmin ettiğim bu gelişmenin nedeni, islamcılığın global yenilgisi ve yeşerdiği flora ve faunanın global ölçekte kurutulmasıyla alakalı olacağından, aynı zamanda konjonktürel bir gelişme olmaya adaydır… Nakilci Sünni ilahiyatın Türkiye’de de merdiven altına itilmesi mümkün…
  • Geleceği kuracak yeni Kuşağın postkapitalist dönemde, 2012 sonrasında şekillenen -Maya’ların “Yeniden Yaratılan İnsan” diye değerlendirdiği kuşaktan olması, şimdi birçok konuda “imkansız” denen gelişmeyi gerçekleştireceklerini söyleyebilmek konusunda bizi cesaretlendiriyor…
  • Burada asıl önemli konu, yeni kuşağın, -global ölçekte- Kapitalist Sistemi aşacak olması… İklimlerin çöküş sinyali verdiği aşamada bu nasıl olacak, kapitalist sistemin alternatifi ne, nasıl üretilecek… Bu konuda karam karam “Karamsarlar”ın tutumu: “Alternatif yok deyolar!..”
  • Kapitalizme karşı alternatif, onun yeni tür sistemli bilimsel eleştirisinden doğuyor ve bu tartışmalar sırasında, artık neyin yürümediği/yürümeyeceği de anlaşılıyor. Türkiye açısından o yürümeyen şeylerden biri de, ülkenin enerjisini tüketen, düşünme özürlü Teolojik Politika…
  • ‘Kapitalizme Alternatif’ konusu, önümüzdeki yıllarda çok daha önem kazanacak gibi… <<

Yazar; Selçuk Salih Caydı

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar
mutlakaoku.com | #Bilgiseli | #Flood | © 2016 | Tanıtım Yazıları |