Akp neden oy kaybetti? (‘Kuşak Çatışması ve Değişimi’)

Tekrarlanan İstanbul Seçimleri sonrasında basında çok sayıda yorum yapıldı, yapılmaya devam ediliyor. Olayın önemli bir dönüm noktasına işaret ettiğini muktedirlerin çevrelerinde bile herkes kabul ediyor… Ama Değişimin bir de kaçınılmaz yanı var ve bundan bahseden az…

  • Herkes yapılan hatalardan/doğrulardan bahsediyor, ama bir de “Kuşakların değişimi” var… Şu anda iktidar partisine hayat veren düşünce, ideolojik yükselişini 1980’lerin ikinci yarısı ve 1990’larda yaşarken ve 1970’lerden kalma bir şey iken, şimdi “1990’lılar Kuşağı” geliyor…
  • İktidar fikriyatı 1980’lerde şehirlere göçen kasabalılar ve köylülerin Muhafazakarlığına dayanıyordu. Şimdi (kısaca “1990’lılar” diye adlandırdığım, -elbette daha gençleri de kapsayan) “1990’lardan itibaren şehirlerde doğmuş/büyümüş Kuşak” ve onun fikriyatı ülkeyi devralıyor…
  • İleride bambaşka birşeye dönüşecek gazetelerde ve ortadan kalkacak olan “muktedirler medyası” denen “şey”de her ne tartışılırsa tartışılsın, mesele artık “Yanlış yaptık düzeltelim” veya “şunu yapmasaydık daha çok oy alırdık” meselesi değil… Mesele: “Yeni kuşak kim?!..”
  • 2011’de yaptığım tahminlerden birinde, 2008-2024 dönemi sona erdikten sonraki dönemde “Anadolu’da islamcı ot bile bitmeyeceği” idi. Bunun argümanı, yeni kuşakla ve onu şekillendiren “Zaman kalitesi”, Postkapitalist Paradigma ve (kapitalist) sistemin global çapta yaşadığıydı…
  • Sosyoekonomi ile hiç ilgilenmez ve Türkiye’nin Mozambik dolaylarında Dünyadan kopuk bir ada olduğunu sanırsanız, fi tarigindeki çakaralmaz fikriyata insanların öldürallah aynı tepkiyi vereceğini sanırsınız… Türkiye, Dünyanın ve tarihin göbeğindeki yerlerden biri…
  • Türkiye’nin nasıl bir yer olacağına bakmak için, hayata gözlerini bugünkü iktidarın -herşeyiyle- hakim olduğu Dünyaya açmış gençliğin yaşamdan anladığına, isteklerine, kendi arasındaki hallerine ve katıldığı eylemlere falan bakmak gerekir… (Gezi bunun için önemli…)
  • Şimdi köşe-kenar yazarları yapılmayan/yapılmayan hataları ne kadar “tartışırlarsa” tartışsınlar, gidişatı belirleyecek çoğunluğa erişen “1990’lılar”ın… 1. Dindar/muhafazakar olmadıkları… Yani o “hakkını helal ediyor musun”, “ama dinimiz” tipi sözlerden etkilenmediklerini… >
  • 2. Ve bu günün muktedirlerini (ve tabii eski Solcuları, Ülkücüleri vd.) kapsayan ve şimdinin laf ebesi (yaşı geçkin) basın-yayın deryasını belirlemeye önemli ölçüde devam eden “İdeolojik Gençlik” kökenli -önceki kuşak- ile alakalarının pek olmadığı gerçeği var…
  • Şimdinin gençliğini, “bunlar pasif, keyiflerine düşkün” diye küçümseyenlerin, Gezi ile birlikte bu sözlerini nasıl yuttuklarını hatırlayınız… “İdeolojik Gençlik”, “dava için bi lokma bi hırka” diye başlayıp, -doğal olarak- “hep bana” diye bitiren görgüsüzlere dönüştü…
  • “İdeolojik Gençlik”in -Sol ezildikten sonra- geriye kalan İslamcı ve Ülkücü kesimlerinin Dünyası yaşandı ve bitti (hatta o Dünyaya, “Liberal” formatında eski Solcu “Abiler” de son kertede dahil oldular)… Şimdi gelenler, başka bir dil konuşuyor ve ‘Devran dönüyor’…
  • İstanbul seçimleri, yükselen Yeni Türkiye’yi belirleyen kuşakların -ülkeye hakim olacak- fikriyatının, ilk kez ciddi anlamda kritik eşiği aşarak yönü hangi istikamette belirlediğini net bir şekilde gösterdiği önemli bir vesile oldu. Tekrarlayayım: Mesele “Parti meselesi” değil…
  • Yeni kuşak, babalarının/dedelerinin “İdeolojik Kuşağı” gibi, “şimdi bi lokma bi hırka mücadele edelim, ilerde yaşarız” deyip sonra kolay sapıtan bir kuşak değil. Ânın tadını çıkartmak/yaşamak istiyor, ertelemiyor (sapıtmaya müsait değil), özgür Birey ve yasağa/günaha gelemiyor…
  • Şimdi “hatalar/sevaplar” tartışılırken, Türkiye’yi devralmakta olan kuşağın KİM olduğunu anlamadan, bütün “tartışmalar”, bugünün günlük “klima”sında söylenmiş sözler olarak kalacaktır -ve yeni kuşağın ileride bunlara değer vereceği de şüpheli olacaktır… <<

Kaynak; Twitter, 

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar