Cumhuriyet Gazetesi ve SOL

Cumhuriyet, bu gazetenin geçmiş ve mevcut çizgisi, bu gazetenin solla ilişkileri, bu gazetenin yazarlarının solda edindiği itibar ile ilgili çok yazdım, gene yazmak gerek.

  • Ömrümün neredeyse son dönemecine girdim; bu vakte kadar manyetodan falakaya, forumlarda ve mitinglerde dayaktan ringlerde toplu işkenceye, açlık grevlerinden cezaevi operasyonlarına ve tecrite kadar epey bir tecrübe edindim.
  • Tecrübe iyidir; bizim memleket de böyle bir memleket: kimilerinin aksi iddialarına rağmen, demokratik haklarınızı kazanmak için bunları yaşamak zorundasınız, tıpkı 1 lira 40 kuruşa yemek hakkını kazanmak için Sibel’in ölmesi gerektiği gibi.
  • Bizimkisi başka bir kuşaktı, iyi yanları da vardı bir sürü kötü yanları da, her kuşakta olduğu gibi. En iyi yanımız, faşist diktatörlük sonrası yükselişin bizim sayemizde olmasıdır; en kötü yanımız, sekterliğimiz.
  • Bunlar genellikle birbirini koşullayan şeylerdir zaten. Yeni bir atılımı temsil eden herkes, kendinden öncekilere olduğu kadar yanı başındakilere karşı da eğilip bükülmez olmuştur. Eşyanın tabiatı böyle olduğuna göre, kötü demek de pek mümkün değil aslında.
  • Ama hayat öğretiyor işte. Hatta çoğu zaman en basit şeyleri kavramak için hayatınızın büyük bölümünü vermeniz gerekiyor. İnsan deneyimlerinden öğreniyor çünkü. Benim öğrendiğim de şu: ben, biz, tek başımıza bir hiçiz.
  • Ben, biz, ancak başka kesimlerle sınıf ittifakları, veya bunun pratik karşılığı olarak örgütsel ittifaklar kurduğumuzda bir anlam taşıyoruz, çünkü güç, ancak böyle ortaya çıkar.
  • Çok basit gerçekten, hani hangi marksist politik metne baksanız farklı kelimelerle ifadesini bulursunuz; ama öğrenmek zaman alıyor. Her solcunun okuması gereken kitaplar! (‘Basic Marksizm Kitap listesi’)
  • Kiminle dost olacağımızı ilkelere dayanarak belirliyoruz, lafa gelince bunda da şüphe yok ama kavraması güç şeylerden biri. İlkelerimiz bizi hem köşeli hem de esnek kılıyor: o ilkelere dayanarak düşmanlarımızı ayırt ediyoruz, ve o ilkelere dayanarak dostlarımızı tasnif ediyoruz.
  • Bununla birlikte dostluk, karşılıklı saygı gerektiriyor, karşılıklı saygı ise karşılıklı hassasiyetlerimiz olduğunu unutmamak, ve bu hassasiyetlere özen göstermek, yaralarımızı deşmemek demek.
  • Bu ülkenin yakın tarihinin (altını çizmeliyim: yalnızca solun değil, bütün ülke tarihinin) en tayin edici olayı, 19-22 Aralık katliamı ve solun tasfiyesidir. Bu neden önemli? Çünkü sol, bu katliamla birlikte, muhalefetin genel istikametinin yönünü tayin edici olmaktan çıktı.
  • Solun ilkin örgütsel tasfiyesi, ama bununla birlikte önemli bölümünün de ideolojik tasfiyesi; devrimci sol etkisizleştirilirken kimilerinin milliyetçilik, kimilerinin liberalizm, kimilerinin iktidar içinde it dalaşı neticesi iktidardan uzaklaştırılmış olanlarla ittifak kurması.
  • Bir gerçeklik bu, hepimiz günlük hayatımızda görüyoruz; yaşı biraz daha fazla olanlar tecrübeleriyle de karşılaştırabiliyorlar.
  • Kendini sosyalist, hatta komünist olarak tanımlayan biri, bu katliama ve sonuçlarına gözlerini kapıyorsa, bu şu anlama gelir: bu katliamı ve solun tasfiyesini, kendisine tasfiye edilenin yerini almak fırsatını verecek bir araca çevirmek istiyordur Ve bu, düpedüz tasfiyeciliktir; hiçbir teorik bahane bu tasfiyeciliği gizleyemez.
  • Bu tercih bilinçli midir, içgüdüsel midir, alışkanlık haline gelmiş bir hata mıdır, bir önemi yok, zira sınıf mücadelesi tarihi, içgüdüsel alışkanlıkların da aslında farkında olunmayan siyasi tercihlerin sonucu olduğunu gösterir bize.
  • Cumhuriyet yazarlarının kimilerinden çok şey öğrendim, kimilerinden de az şey; ama derin bir kültürel birikimi yansıttıklarına şüphe yok. Demek ki herkesin öğreneceği çok şey var.
  • Bundan başka, Cumhuriyet yazarlarından yaşı yetenler kendi kişisel tecrübelerinden, diğerleri de onlardan bilirler ki, faşist terör ve antifaşist mücadelenin yükseldiği dönemlerde, pek çoğu hayatlarını devrimcilere borçludurlar.
  • Ve bundan da başka, kendilerine değer verenlerin solda olduğunu, ve sadece solda olduğunu da bilirler.
  • Bir yazar, bir zamanlar kendisinin veya dostunun hayatını borçlu olduğu ve şimdi de kendisine değer veren biricik kesime saygısını göstermiyor, iki katilin sayfalarında yer bulmasına usulen olsun ses etmiyorsa, burada siyasi olmaktan çok ahlaki bir sorun vardır.
  • İki katilin Cumhuriyet sayfalarında yer bulmasına, ve tepki yükselince tekrar yer bulmasına, bu Cumhuriyet yazarlarından hiçbirisi ses etmedi.
  • Bu gazetenin yazıişleri müdürü, diktatörlüğün destekçisi değil, bizatihi ortağı bir sermayedar karşısında alçaltıcı ve aşağılık bir seviyeye düşmekle kalmayıp gazetesinin böyle nitelenmesine izin verdiğinde de, bu yazarların hiçbiri ses çıkarmadı.
  • Bu, çok acayip bir halet-i ruhiye ve aslında Türkiye aydınının ortak halet-i ruhiyesidir; zira bu yazarlar, ses çıkarmayarak ortak olduklarını kavramak şöyle dursun, birileri onları eleştirmeye kalktığından burunlarından kıl aldırmıyorlar.
  • Birkaç hafta önce, Türkiye aydınının demokrasi ve bağımsızlık için bedel ödemek şöyle dursun, aslında şöyle otoriter bir bonapartizme tav olduğunu yazmıştım. Cumhuriyet yazarlarının sola karşı tutumları, bunu bir kez daha doğruluyor.
  • Ne var ki aydın, sonuçta aydındır; dünyanın hiçbir yerinde ideal aydın bulamazsınız zaten; Türkiye’de ise tarihi gelenekleri ve kültürü yüzünden ideale çok uzaktan benzerliği bile tartışmalıdır aydının.
  • Türkiye aydını, çoğu zaman, demokrasi ve bağımsızlık için mücadele ettiğinden değil, iktidardaki it dalaşında yanlış ata oynadığı için bedel ödemek zorunda bırakılmıştır.
  • Ancak bu aydınların tek tek önemsiz oluşu, onların, onlarla solun bir kesimi arasındaki pragmatik ilişkiler yüzünden, solu da tartışmayı gerektiriyor.
  • Uzatmayacağım daha fazla, zira hem kimseyi kırmak istemiyorum, hem de uzadıkça daha çok öfkeye kapılıyorum.
  • Tekrar edeyim: Gazetenin hiçbir yazarı, yazıişleri müdürü tarafından gazetenin aşağılanmasına da usulen olsun ses çıkarmadı.
  • Cumhuriyet gazetesi, Türkiye’nin yakın tarihinin en önemli olayının iki failine yazı yazdırdı, tepkiler üzerine tekrar yazdırdı. Gazetenin hiçbir yazarı bu duruma ses çıkarmadı.
  • Ne var ki bu yazarlar, TKP’nin ve (ve herhalde başkalarının da) etkinliklerinde sahne almaya devam ettiler, ediyorlar.
  • TKP’nin internet portalı, gerçek bir antikomünist isterinin bu gazetede yer bulmasını kuşkusuz haklı olarak eleştirirken, kendi dışında hiçbir şey, hiç kimse, hiçbir acı önem taşımıyormuşçasına şu satırları yazmakta bir beis görmedi:
  • “Cumhuriyet gazetesi için kaza saydığımız [bu] yazı…”
  • Belki de İ. Alpat’ın çok içten, kibar, birleştirici üslubunu terk etmeden, ama eleştirilerin adreslerini de vermekten kaçınmayarak konuşmak zamanı gelmiştir.

Yazar; karagullecioglu

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar
mutlakaoku.com © 2016 | Pdf Kitap İndir | Facebook video indir | Yorumlar Libros Gratis |