Arâmlar, Aramiler Kimdir?

#FLOOD ARÂMLAR, ARÂMİLER KİMDİR ? Bronz Çağ’ın sonlarında(M.Ö.1190), Önasya’da önemli nüfuz sahası elde eden topluluklardan biri de Arâmlardır. Arâmlar, batı Samî dil grubuna giren lehçelerinin yerel halklara benzerliklerinden dolayı kısa sürede bölgede etkin bir konuma gelmiştir.

  • Varlıkları ikinci bin yılın ortalarında muhtelif birkaç yerde geçse de, Önasya’da etkin duruma gelmeleri adı geçen çağın sonlarında başlamıştır. Arâmlar Önasya’ya gerçekleştirilen üçüncü Samî göç dalgasıyla gelmiştir.
  • Bu göçlerin ilki M.Ö. 3.000’lere tarihlenirken bir diğeri M.Ö. 2500 ve son olarak M.Ö. 1200’lerde gerçekleşen göç ile de Arâmlar bölgede görünmüştür.
  • Aramlar, Önasya’ya gelmeden hemen önce, bu bölge, Önasya literatüründe “Deniz Kavimleri” olarak adlandırılan kavimler tarafından büyük yıkıma maruz bırakılmıştı. Bu durum şüphesiz Arâmlara büyük avantaj sağladı.
  • Ancak, bu Deniz Kavimleri’nin yıpratıcı ve bir dizi silsile halinde gerçekleşen eylemleri, coğrafyadaki otonom krallıkların sonunu hazırlarken, bölgedeki göçebe-yarı göçebe halkların bu durumdan pay çıkarmalarını sağlamıştır.
  • Öyle ki, gelen bu yıkıcı Kavimler Göçü bir müddet sonra, bir kaçı dışında bu bölgeden çıkmışlardır. Bu göçle aynı zamana tarihlenen Arâmların gelişi, bölgedeki demografik yapıyı bir kez daha etkilemiştir.
  • Bu sonuncu istila Önasya memleketleri ve medeniyetleri için Ege göçlerinden daha yıkıcı olmuştur, denilebilir. Zira bu sami istilası yavaş, fakat müdemadi bir şekilde cereyan etmiştir.
  • Arâmların baskın olduğu yüzyıllar XI-X yüzyıllar iken, daha erken dönemlerde de isimleri muhtelif kaynaklarda geçmiştir. Bu isimler Hattuşa/Boğazköy , El Amarna ve bazı erken Mezopotamya kaynaklarında geçmektedir.
  • Fakat şunu dile getirmek gerekirse, bu anmalar “Arâm” olarak değil, daha çok Önasya’da marjinal gruplar olarak varlık gösteren Hapiru,Sutu gibi topluluklarla kimliklendirilmiştir. Araştırma çevrelerinde de bu grupların Arâmlar oldukları hakkında çeşitli tartışmalar mevcuttur.
  • Arâmlar, Önasya’daki etkilerini fırsat buldukça ve güçlü devletlerin zaaflarından yararlanarak hızla yaymıştır. Bu etkin gücü iyi kavrayabilmek için yayıldıkları alanlara göz atma zarureti vardır.
  • ARÂMLARIN ÖNASYA’DA DAĞILDIKLARI ALANLAR; M.Ö. 1190’larda Önasya’nın siyasi manzarasına bakıldığında, hatırlanacağı üzere, Ege Göçleri sonunda MÖ. 2. Binyılın büyük devletleri olan Hitit, Mitanni ve III. Babil (Kaslar) krallıkları tarih sahnesinden çekilmişlerdi.
  • Bu göçlerden hemen önce, Anadolu’da güçlü bir nüfuz elde etmiş olan Hitit İmparatorluğu etki alanını Kuzey Suriye’nin güneyinde Abiya’ya kadar genişletmişti. Güneyde Mısır, Damascus(=Şam) dolaylarına kadar nüfuz sahasını kuzeydeki güçlere karşı koruyabilmiş,
  • Doğuda Kuzey Mezopotamya’da Orta Asur Krallığı son zamanlarını yaşarken, Orta Mezopotamya’da ise 1600 yıllarında ağırlık merkezi Babil’de bulunan Kas hanedanlığı mevcuttu.Siyasi yapı, bölgeye gelen yeni Arâm kabilelerinin etkisiyle kısa sürede değişmiştir.
  • Arâmlar Önasya coğrafyasına geldikleri zaman pek de yabancılık çekmemişler, ahfadı oldukları diğer Samî menşeli kabilelerle kısa sürede kaynaşmıştır. Aramiler’in anayurdunun neresi olduğu da kesin olarak bilinmemektedir.
  • Bu kavmin ilk olarak Suriye-Arabistan çöllerinden çıkıp, kuzey yönünde yayıldıkları kabul edilmektedir. Böylece kısa sürede Lübnan ve Suriye Çölü arasındaki bölgeye, Kuzey Suriye’ye, Kuzey ve güney Mezopotamya, hatta Güneydoğu Anadolu’ya kadar yayılmışlardır.
  • Hawkins, Suriye’de yayılım gösteren bu kabileleri, Anadolu-Suriye sınırında, Fırat’ın batı yakasında yer alan Karkamış’ı (=Cerablus) dikkate alarak şöyle belirtmektedir;
  • “Hemen onun güneyi, Til Barsip’teki merkeziyle, Habur Nehri’nin ağzını Fırat’ın aşağısını kontrol eden, Bit-Adini devletinin geniş Arami kabilesi. Bit-Adini’nin batısı diğer önemli Arami devleti, Bit-Agusi, Arpad’daki merkeziyle, zaten Aleppo’nun bu bölge üstündeki,
  • Eski üstünlüğüne el koydu. Bit-Agusi’nin güney komşusu benzer isimli merkeziyle, modern Hama,Hamath’ın geniş krallığıydı.” Adı geçen Arâm kabilelerinin yanında, Önasya’nın diğer bölgelerine yayılan kabileler de mevcuttu.
  • Lübnan-Suriye Çölü arasında yerleşen kabileler, buradaki önceden var olan Amurru kültürüne baskın gelerek kendilerini bölgenin adeta varisi konumuna getirmişlerdir. Buradaki ağırlık merkezleri ise,önceden Aram-Zobah sonraları Aram-Şam olarak bilinen krallık olmuştur.
  • Arâmlar bu bölgede, uzun yıllar Kenan topraklarını elde etmek için savaşan Juda(=Yahudi) ve Filistler arasındaki çatışmalara da dahil olmuşlar, özellikle Yahudilerin baskın olmaya çalıştıkları bu bölgede, fırsat buldukça, önemli Levant liman şehirleri olan
  • Gubla, Tyr gibi şehirlere sızmışlardır. Zira Arâm kabileleri Suriye-Filistin bölgesinde Soba, Edom, Moab adında şehirler kurmuştur. Fırat Nehri’nin yukarı mecrasında, Nehir ile doğudan birleşen önemli bir akarsu kolu da Habur Nehri’ydi.
  • Kuzey Suriye’de bu nehir bölgesi Arâm kabilelerinin tam bir yerleşim sahası olmuştu. Habur’un yukarısında Guzana (=Tel Halaf) merkezli Bit-Bahiyani kabilesi mevcutken, nehrin aşağı kesiminde Bit-Hallupe isimli başka bir kabile yer almaktaydı.
  • Yine Orta Fırat kolu üzerinde Lake, Suhu, gibi diğer Arâm şehirleri varlık göstermiştir. Bit-Bahiyani Krallığı’nın doğusunda, günümüzde Mardin-Tur Abdin’nin güneyinde Nusaybin (Nisibis) yakınlarında, Temanit soyundan gelen başka bir Arami Krallığı bulunmakta idi.
  • Aram kabilelerinin yayıldığı diğer bir saha ise Güney Mezopotamya idi. Kabilelerin en büyüğü Bit-Dakuri, Babil’den pek uzak olmayan Borsippa’nın güneyindeydi. Daha güneyde Bit-Amukani ve doğuya doğru Elam sınırı yakınlarında Dicle boyunda Bit-Yakin vardı.
  • Arâm kabileleri Babil ve Asurluların zaman zaman zayıf durumlarından istifade ederek, bölgenin ticari merkezlerini ele geçirip, bölgede üstün bir güç konumuna gelmeye çalışmıştır.Oates bu kabilelerin diğer kabilelerden zenginlik açısından ayırt edilmesi gerektiğini vurgular.
  • Müellif bu savını; Asur kabartmalarındaki betimlemelere ve diğer topluluklardan farklı olarak lüks ürün sınıfına giren fildişi,sissoo, abanoz, altın ve fil derisi gibi ürünleri vergi olarak vermelerine dayandırmaktadır.
  • Güneydoğu Anadoluda ise 1200’lerdeki olaylardan sonra, Hitit Devleti yıkılmış ve bölgedeki hükmünü kaybetmiştir. Kuzeybatı Anadolu’dan gelen istila güçlerinin önünde kalmayarak Güneydoğuya gelen Hattiler, burada Luwi ve Hurri kültürüyle bütünleşik,literatürde
  • Geç Hitit ismi verilen küçük krallıklardan müteşekkil federe krallıklar kurmuştur.Ancak, yukarda da temas edildiği gibi Arâm kabileleri bu bölgelere kadar sızmıştır.
  • Bu dönemden sonra Arâm-Hitit daha sonraları da Asurluların bölgedeki hâkimiyetleri ile birlikte yeni bir kültür-sanat anlayışı doğacaktır. İşte, Arâm kabilelerinin burada baskın oldukları en önemli şehirler ise, İskenderun Körfezi’nin doğusunu çevreleyen,
  • Amanosların doğu eteğinde yer alan Sam’al(=Zincirli) Bit-Gabbar, Diyarbakır ve dolaylarında etkin olan Amedî merkezli Bit-Zamanî, Arâm kabilelerinin etkin oldukları merkezlerdi.
  • Şunu da belirtmek gerekirse,Yukarda adı geçen merkezlerdeki kabilelerin varlığını,ilgili kayıtların varlığından dolayı biliyoruz. Ancak kayıtlara geçmeyen,siyasi bir mekanizmadan yoksun olan bu topluluklar şüphesiz Güneydoğu Anadolu’nun diğer birçok bölgesine de sızmışlardı.

Yazar; Mazdek

guest
1 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
trackback
Babil Sürgünü - Mutlaka Oku
2 yıl önce

[…] Yahudiler, Babil’de sürgünde iken, İbranice’ye çok benzeyen Aramice’yi öğrenirler. Arâmlar, Aramiler Kimdir? […]

mutlakaoku.com © 2016 | Pdf Kitap İndir | Video İndir | Yorumlar Libros Gratis | Free pdf download |
1
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x
()
x