Albay Vural Berkay Cinayeti | Çevik Bir

SUİKAST PLANINDAN ÇIKAN KAZA KURŞUNU VE ALBAY VURAL BERKAY ŞEHADETİ…

  • Ağustos 1997’de yapılan Yüksek Askerî Şura’da karargâh görevi sona eren Genelkurmay 2. Başkanı Org. Çevik Bir’in görev süresi Genelkurmay Başkanı Karadayı’nın “özel” ricası ile uzatılmıştı.

  • 41 general ve amiralin emekliye ayrıldığı YAŞ’da Bir’in yakın çalışma arkadaşı Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Erol Özkasnak da yerinde kalmayı başarmıştı. Bu iki isimde de Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı’nın tavrı etkili olmuştu.

  • Temayüllere göre Orgeneral Bir’in 1998 YAŞ’ da 1. Ordu Komutanlığı’na atanmasına kesin gözüyle bakılıyor. Bu atamayla Orgeneral Bir’e Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı yolunun da açılacağı konuşuluyordu.
  • TSK atama ve terfiler konuşulurken Kıbrıs’tan Rumların adaya Ruslardan aldıkları S-300 füzelerini yerleştirdiklerine dair gelen bilgiler askeri yetkilileri rahatsız ediyordu. Gerekli tepkiler veriliyordu ama bir kararlılık gösterisi gerekiyordu.

  • TSK, Rumların S-400 füzeleri almalarına karşı tepkisini daha somutlaştırmak ve askeri kararlılığını göstermek için adada geleneksel olarak yapılan Toros-2/97 Tatbikatı’na yeni bir bölüm ekleme kararı aldı.
  • Tatbikata eklenen plana göre Türk Silahlı Kuvvetleri temsili olarak Rumların S-300 füzelerini askeri bir operasyonla imha edecekti.
  • 1997 YAŞ toplantısından üç ay sonra 5 Kasım tarihinde başlayan Toros-2 /97 tatbikatının S- 300 füzelerini imha planının uygulandığı bölümde tatbikat senaryosu uyarınca Çevik Bir’e bağlı Özel Kuvvet Timi, temsili olarak S-300 üssüne sızma harekâtı gerçekleştirdi.
  • Güzelyurt Mevlevi köyündeki üsse sızan timler, üssü koruyan temsili Rum askerleriyle çatışmaya başlamıştı. Komuta kademesi ise temsili olarak kurulan üssün yaklaşık bin 500 metre karşısında ve 15 derece doğusunda bulunan komuta çadırından ellerinde dürbünler tatbikatı izliyordu.
  • Teamüllere göre Kıbrıs´taki tatbikatı cumhurbaşkanı, başbakan ve savunma bakanının da izlemesi gerekiyordu. Ama nedense o gün hiç birisi o çadırda yoktu.

  • Tatbikatı izleyenler arasındaki en dikkat çeken isim geleceğin Genelkurmay Başkanı olarak görülen Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu’ydu.

  • Tatbikat senaryosunun saat gibi “tıkır tıkır” işlediği dakikalarda komuta çadırında bulunanların habersiz olduğu bir plan daha saat gibi “tıkır tıkır” işliyordu.
  • Bütün dikkatlerin S-300’lerin imha edildiği sahne üzerinde olduğu sırada protokol çadırından bir ‘‘Ahh!’’ sesi duyulmuş ama komuta çadırında oturan birçok kişi ne olduğunu anlayamamıştı.
  • Ahh sesi ile birlikte komuta çadırında KKK Kıvrıkoğlu’nun hemen yanında bulunan 39’ncu Tümen Harekat Daire Başkanı olan PİYADE ALBAY VURAL BERKAY yere yığıldı. Berkay Albay’ın yere yığılmasıyla birlikte göğsünden akan kan dikkat çekti.

  • Gelen ses üzerine gazeteciler, protokol çadırına yönelince askeri yetkililer önemli bir şey olmadığını söyleyerek ‘‘Bir vatandaşımız fenalık geçirdi’’ demekle yetindiler.
  • Çadırın içinde yaşanan acı olaydan haberi olmayan binlerce kişi F-16’lar hedefleri vurulurken sevinç çığlıkları atıyor,askerler tatbikatın coşkusunu azaltmamak için gayret ediyorlardı. Albay Berkay kanlar içinde bindirildiği Skorsky helikopteri ile hastane kaldırıldı.
  • Toros-2/97 tatbikatı devam ediyordu. Protokol çadırında başlayan koşturma Piyade Albay Vural Berkay hayatını kaybettiğine dair haberin gelmesi yerini derin bir sessizliğe bırakmıştı.
  • Tatbikat alanının yaklaşık bin 500 metre karşısında ve 15 derece doğusunda bulunan komuta çadırında faciaya neden olan yetkilerinin kaza kurşunu dediği kurşun, sadece “özel birlikler” tarafından kullanılan M-16’dan çıkmıştı.

  • Etkili mesafesi 350-400 metre olan M-16 silahından çıkan kurşun tatbikat alanına 1500 metre mesafesi bulunan komuta çadırında ayakta dürbünle tatbikatı izleyen Kıvrıkoğlu´nun kulağını yalayıp geçmiş ve tam arkasında oturan Albay Berkay´ın göğsüne saplanarak şehit etmişti.

  • Bütün yetkililer ağız birliği etmiş gibi olayın kaza olduğunu ifade eden açıklamalar yaptılar. AMA ‘‘menzili 550 metre olan bir silahtan çıkan kurşun 1.5 kilometre mesafedeki çadıra ulaşabilir mi?‘‘ sorusunu hiç kimse sormadı.
  • Olay kayıtlara ´bir askerin ayağı kayınca kurşun sekti´ şeklinde girdi. Ne merminin balistik incelemesinden bir sonuç çıktı ne de kurşunun çıktığı silahın sahibi bulunabildi.
  • Suikastçı olduğu ileri sürülen yüzbaşı olayın hemen ardından askerlikten firar etti. Ve izini kaybettirdi. Bir daha haber alınamadı.
  • Albay Berkay’ı ŞEHİT EDEN kurşunun S-300 füzelerinin sembolik imhası operasyonuna katılan Çevik Bir´e bağlı Özel Kuvvetler Komutanlığı´na bağlı birlikte görevli personelden birinin silahından çıktığı öne sürüldü.
  • Bu sebeple o günden sonra kurşunun hedefinin Hüseyin Kıvrıkoğlu olduğu iddiası hep gündemde kaldı. Kaza süsü verilen bir suikastla Kıvrıkoğlu’nun devre dışı bırakılacağı ve Çevik Bir’e Genelkurmay Başkanlığı yolunun açılacağı iddia edildi.
  • 1998’de 1. Ordu Komutanı olan devamında Kara Kuvvetleri Komutanı olmasına kesin gözü ile bakılan BİR ve çalışma arkadaşı Erol Özkasnak 1999’daki YAŞ toplantısında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu tarafından emekliye sevk edildi.
  • Fakat 39’ncu Tümen Harekat Daire Başkanı olan Piyade Albay Vural Berkay ailesinin acısı hiç dinmedi.
  • 2004 yılında Gazeteci Baki Günay’a konuşan Albay Berkay’ın eşi Jale Berkay ilginç bilgiler verecekti.

  • Jale Berkay ilk olarak “Eşinin arkadaşlarının kurşunun çıktığı M-16’nın bir suikast silahı olduğunu söyledikleri ifade edecek ve otopsi raporunda merminin ucunun darbeli olduğu yazıyordu.
  • Ama Başka bir yere çarpan mermi, hızını keser. Mermi kalbi darmadağın edip sol kulakçıkta kalmış. Eğer kurşun sekmiş olsaydı mutlaka hız kaybeder, girdiği yerde kalırdı. Demek ki mermi hız kesmemiş diyerek şüphesini anlatmıştı.
  • Ayrıca Jale Berkay olay günü “Eşimin birliğinden bir astsubayın elinde kamera olduğunu ’Albayımın vurulduğu anı çektim’ dediğini sonra ise kendisine; “O astsubay tüm tatbikatı çekmedi.” dediklerini söyleyecekti.
  • Yılar sonra Tuğg. Bahtiyar Aydın ve Albay Rıdvan Özden´in ölümüyle ilgili dosyaları incelemeye alan Ergenekon savcıları, gelen ihbarlar üzerine Albay Vural Berkay dosyasını incelemeye alma gereği duymuştu. İddiaların ciddiyeti incelenmesini gerekiyordu.

  • Albayı şehit eden merminin Çevik Bir’e bağlı Özel Kuvvetler Komutanlığı’na ait bir silahtan çıkmış olması, dönemin Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Engin Alan’ın ‘Bir’in ekibinden’ olması dikkat çekiyordu.

  • Bütün bu iddialarla birlikte hakkında başka delillerde olan ve Ergenekon soruşturması kapsamında göz altına alınan Çevik Bir 5.5 saat ifade verdi.

  • Çevik Bir’in ifade vermesiyle ilgili acılı eş Jale Berkay, eşiyle ilgili dosyanın yeterince araştırılmadan kapatıldığını savunarak “Bir gün ortaya çıkacak diye bekledik. Gerçekler inşallah ortaya çıkar.’ Dedi.
  • Acılı eş, suikast iddiası ve Çevik Bir adının hadisenin meydana geldiği tarihte de gündemde olduğunu belirterek şöyle devam etti: ‘Suikasttan şüpheleniyorduk. Askerî camiada da konuşuluyordu. Çevik Bir adını da duymuştuk.’

  • Eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür, 1997 yılında Kıbrıs’ta düzenlenen ‘Toros’ tatbikatında vurularak şehit olan Albay Vural Berkay’ın ölümünün ardında 28 Şubat soruşturması kapsamında tutuklanan emekli Orgeneral Çevik Bir’in olabileceğini iddia etti.
  • Jale Berkay, yıllar sonra eşinin ölümünden kimseyi sorumlu tutmuyorum ama olayın araştırılmasını istiyorum dedi.
  • Ne oldu derseniz Ergenekon davasının savcısı olan iktidar Ergenekon kadrosunun sadece “avukatı” olmadı “yoldaşı” ve “sırdaşı” oldu.

  • Menzili 550 metre olan M-16 silahından çıkan kurşunun 1.5 kilometrelik mesafeyi nasıl kat ettiği SIR olarak kalırken Çevik Bir ve Erdoğan’ın bu fotoğrafı da derin dostluklarının hatırası olarak kaldı.

OKU: Ergenekon Örgütü ve Erdoğan Rejimi

ACILI BABA PAŞA NURETTİN BERKAY NEDEN OLAYIN ÜSTÜNE GİTMEDİ?

  • OYSA Kİ 1997 yılında KKTC’de gerçekleştirilen Toros-2/97 adlı tatbikat sırasında eşi Albay Vural Berkay’ı ‘seken bir kurşun’a kurban veren acılı bir kadın Jale Berkay 07.08.2005 yılında Star gazetesine kocasının ölümüyle ilgili önemli açıklamalarda bulunmuştu.

  • Jale Berkay eşinin gözlerinin önünde vuruluşunu şöyle anlattı:“Tatbikat alanında dayanılmaz derecede mermi gürültüsü vardı. Daha sonra birdenbire her şey durdu, sesler kesildi. O sessizlik anında bir Albay vuruldu dediler. Ben ‘Benim Albayım mı vuruldu?’ diye ayağa fırladım.
  • ‘Hayır’ deyip geçiştirdiler ve benden eşimin şehit olduğu tatbikat bitimine kadar saklandı. Tahmin ediyorum kendi çırpınmalarımla olayı araştırmasaydım daha da saklanacaktı.”
  • Jale Berkay devamla eşinin tatbikatta şehit olmasından sonra “ Aile dostumuz Nevzat Yamaç Albayın eşi ile görüştüğümüzde bana o zaman suikast şüphesi olmadığı eşimin bir M-16 ile vurulduğunu söyledi.
  • Daha sonra bana eşimi vuranın bordo berililer olarak bilinen özel kuvvetlerde görevli bir astsubay olduğu söylendi. Ama bu resmi bir açıklama değildi. Ancak neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmediğimiz için hiçbirine inanmadık.
  • Dönemim kolordu komutanı Korgeneral Ali Yalçın bana eşim öldükten iki saat sonra ‘Ne mutlu Vural şehit oldu dedi. Ayağı taşa takılan bir askerin yanlışlıkla tetiğe basmasıyla kaza kurşunu ile vuruldu’ dedi. Ancak bu cümle bir daha asla tekrar edilmedi.”
  • Şehit Albay Vural Berkay’ın babası Nurettin PAŞA’nın orduda bir üst düzey subay, daha doğrusu bir general olması ve konuyu sükunet ile kabul etmesi nasıl izah edilebilir merak etmek gerekir.
  • Elimizde acılı Paşanın oğlunun (iki torununun Eralp ve Gökalp babası) ölüş şeklini araştırdığına ve kuşku uyandıran bir çok sorunun cevabını aradığına dair bilgi bulunmuyor.
  • Bu acı olay sonrası general baba susmayı tercih etti. Yalnız Jale hanım, ailenin bu durumunu Gazeteci Baki Günay verdiği röportajında ailenin tavrını“Asker ailesi olduğumuz için ve kayınpederimiz de general olduğu için” cümlesi ile açıklayacaktı.
  • Acılı anne Jale Hanım kayınpederi Paşa Nurettin’in kendisine “Yavrum kocan geri gelmeyecek. Uğraşmayalım.” Dediğini söylüyor. Ve ekliyor “Zihnimizde sorular dolaşıyor ancak bir yerden sonra bizi aşar diyerek bu soruları daha ileri noktalara götüremiyoruz.”
  • İçimizde ukde olan bazı konular var. Aile düzenimiz bozulmasın diye bu işlere girmiyoruz. Devre arkadaşları dilekçe yazarak konuyu İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürmemi istediler. Dedim ki; “Ben kimi karşıma alacağım ki.. TSK’mi alacağım yani? Mümkün mü bu?..”
  • Acılı anne Jale Hanım aslında bu sözleri ile olayın kökünün nerelere dayandığını çok iyi anlatıyordu. TSK karşısına alması mümkün değildi. Hele hele general baba bu kadar sessizken.
  • Bir anne ya da bir kadın iç sezgisi ile Jale Berkay aslında konunun aileyi aşacağını hissettiklerini ÇOK özenle seçtiği kelimelerle ifade etmişti.
  • -Aslında Jale Hanım haklıydı konu aileyi aşıyordu. Ve olayın üstüne gitmeyen “Paşa baba”da her şeyin farkındaydı.
  • Eğer bu konunun üstüne giderse aslında bir planı bozacaktı. Planı bozmanın bedeli vardı. Acılı baba belki de torunlarını oğlunun emanetlerini düşünerek belki de Çevik Bir’e bağlılığından susmayı tercih etmişti.
  • Yıllar sonra 97 yılında Toros 97 tatbikatında Albay Vural Berkay’ın şehit olmasıyla ilgili düşüncelerini aktaran Mehmet Eymür hedefin dönemin Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu olduğunu ileri sürerek şunları söyleyecekti.
  • “Eğer o kurşun Kıvrıkoğlu paşamıza gelseydi, Genelkurmay Başkanlığı sırası değişecekti. Kimin işine yarardı bilmiyorum. Herhalde Çevik Paşa’nın işine yarardı” diyecekti.
  • Peki kimdi Çevik Bir Paşa… Nasıl keşfedilmişti? Batı Çalışma Grubu ne yapmıştı? Baas Tipi cuntanın ince planı neydi? Şevket Kazan neden şikayetçi olmamıştı? Hangi İslamcıya artık parti kurun diye haber göndermişti. Ya bu flood’un devamında ya da başka bir flood’da…

Yazar; LkmnReport

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
mutlakaoku.com © 2016 | Pdf Kitap İndir | Video İndir | Yorumlar Libros Gratis | Free pdf download |
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x
()
x