Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

15 Temmuz Sonrası Yapılan Cadı Avı! (‘Ortalık mahşer yerine döndü!’)

2016 yılının güzel bir Temmuz günüydü… Belçika’nın genelde bulutlu havasının aksine güneş tüm parlaklığıyla mavi gökyüzünde yerini almıştı. Gurbette geçirilen ilk bayramının da hüznünü biraz dağıtma adına ailesiyle Almanya’daki arkadaşlarını ziyaret etmek için yola çıkmıştı.

  • Arabayı eşi kullanıyordu. Otobandan Namur istikametine ilerlerken, kaşla göz arasında nasıl olduğunu anlayamadıkları bir şekilde araba yolun dışına çıktı ve taklalar atarak savrulmaya başladı. Ortalık mahşer yerine dönmüştü.

  • Uyandığında kendini bir hastane odasında bulmuştu Alb. Zafer Yılmaz. Ama eşine ve çocuklarına ne olduğunu bilmiyordu. Mons’ta bulunan SHAPE karargahına bir yıl önce atanmıştı. Hemen telefonla silah arkadaşlarına ulaşıp olayı haber verdi.
  • Kendine geldiğinde parmağının ucunun koptuğunu ve kolunda kırıklar olduğunu fark etmişti. Daha sonra çocuklarından büyük oğlunun ayağının kırıldığını diğerlerin durumlarının nispeten iyi olduklarını ancak farklı hastanelerde olduğunu öğenecekti.

 

  • Eşinin durumu ise kritikti. Beyin Kanaması sonucu komaya girmiş, kırılan kaburgaları akciğerde kanamaya sebep olmuştu. Yoğun bakımda uyutuluyordu. Arkadaşları hastaneye akın etmişler, o ve ailesi için seferber olmuşlardı ancak eşi için o anda yapılabilecek tek şey dua etmekti.
  • Aileleri telaşlandırmama adına haber vermemişlerdi ancak doktorların eşini kaybedebilme ihtimali olduğunu söylemeleri üzerine annesini ve kuzenini Belçika’ya getirmek için 16 Temmuz’a bilet aldılar.
  • Nerden bilebilirdi ki, sonrasında kendisini de darbeye destek ile suçlanacağı o melun gecenin akabinde uçuşların iptal olacağını. Bu arada Hava Kuvvetleri’nden pek çok general de arayıp geçmiş olsun dileklerini iletiyorlardı.
  • Hatta dönemin HvKK’nı Abidin Ünal, Loj. K.nı Yılmaz Özkaya ve daha önce görev yaptığı komutanlar arayarak eşini ambulans uçakla GATA’ya getirtmeyi teklif etmişlerdi. Ancak doktorlar eşinin bırakın Türkiye’ye uçmasını, alt kata bile inecek durumu olmadığını söylemişlerdi.
  • Bu arada hastane masrafları artıyor, bir yanda da Türkiye’de 15 Temmuz öncesinde özellikle Kurmay ve de Yurt dışı görevinde olan personele yönelik hazırlığı yapılan cadı avı, 15 Temmuz tuzağından sonra kapalı kapılar ardında devreye konuluyordu.
  • Eylül ayının ortalarına doğru, diğer pek çok personel gibi Zafer Alb.’ın da görevi ani biçimde hiç bir sebep bildirilmeden sonlandırılmış, 3 gün içinde Türkiye’ye dönüş yapmaları istenmişti. Eşinin hayati tehlikeyi atlatmasına tam sevinemeden ikinci bir şok yaşamışlardı.
  • Ama sağlık durumları bu emri yerine getirmeye olanak tanımıyordu. Eşinin ve kendisini tedavisi, ameliyatları devam ediyordu. Seyahat edemeyeceklerine dair raporlarını Hava Kuvvetlerine yolladı hemen.

  • Yurt dışı görevinde iken sağlık masrafları kişi tarafından ödeniyor, daha sonra faturaları GenKur’a gönderiliyor ve para iadesi alınıyordu. Ancak 60.000€ yu bulan masrafları ödemesi mümkün değildi.
  • Bu sebeple avans talebinde bulunmuş, red cevabı almış. Daha da vahimi, kazanın görev yaptığı yer olan Mons dışında olması nedeniyle kendisine hiç ödeme yapılamayabileceği cevabını almıştı. Geri çağırma emri daha ortada yokken gönderdiği faturalara bile ödeme yapılmamıştı.
  • Daha sonrasında ise görevi sonlandırılması ve raporuna rağmen gıyabında birliğinden ilişiğinin kesilmesi nedeniyle diğer faturaları gönderme şansı kalmamıştı. Çaresizdi… Belçika’da yaptırdığı zorunlu trafik sigortasına başvurdu. Normalde bu masraflar kapsama dahilinde değildi
  • Ancak, durumunu anlattıktan sonra Zafer Alb için dosya açmaya karar verdiler ve sonrasında Belçika’lılar anlayış göstererek masrafları ödediler. (Heyhat!!! Kimmiş gavur .. kimmiş insan?!!!) 
  • Bu zorlu dönemde, eşinin 31 Kasım 2016 tarihine kadar yataktan kalkamayacağına dair raporu ve kendisinin de 3 Ocak 2017 tarihine kadar istirahati olmasına rağmen 22 Kasım 2016 tarihinde yayınlanan 677 sayılı KHK ile ihraç edildi.
  • Bir kaç ay içinde ailecek yaşamış oldukları maddi manevi travmalar ve tüm bu problemler ile yüzüstü bırakılmaları nedeniyle bunalıma girmişler, haliyle bu durum iyileşme sürecinin uzamasına sebep olmuştu.
  • 2017 yılında kendisi ve eşi bir kaç ameliyat daha geçirdi. 6 Mart 2017 tarihinde ise eşi Fatma Hanım babasını kaybetti ve cenazesine katılamadı. Şu an tedavi süreçleri devam ediyor.
  • Kim bilir, belki de eşini o dönem GATA’ya getirebilmiş olsaydı, o da içerde olacak ,ihraç olduğu için eşinin tedavisi sonlandırılacak, daha büyük bir perişanlığa düşeceklerdi. Ama büyük bir travmaya yol açan bu kaza, kaderin cilvesi olarak onları başka bir belâdan korumuş oldu.

Yarın bu olaydan hareket ederek, yurt dışındaki subaylar neden dön(e)mediler sorusunun cevabını vereceğiz. Görüşmek üzere…

Bu Konu, The Hançer® @thehancer Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Sen, bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Tanıtım Yazıları | Pdf Kitap İndir