Türkiye’nin Geleceği

Ben dünya genelinde ve Türkiye özelinde büyük bir entelektüel çıkmaz yaşandığı fikrindeyim. Dünyadaki bütün büyük toplumsal değişimlerin öncesinde ciddi düşünce ve sanat akımları olmuştur. Bu akımlar büyük değişimlerin estetik, düşünsel ve davranışsal zeminini oluşturur.

  • Rönesans, reformasyon, sanayi devrimi, aydınlanma ve 20. yüzyılın büyük sosyal patlamaları, teknoloji devrimi. Her bir durakta bir büyük sanat ve düşünce akımının olduğunu görürsünüz. Bu, Türkiye tarihi için de böyle.
  • 19. yüzyıl sanat ve düşünce akımları olmasaydı cumhuriyet ve devrimlerin tabanını oluşturan aydınlar ve toplumsal zemin olur muydu? Ya da meslekleri alın; meslekler ve uzmanlıklar birdenbire ortaya çıkmaz; çok uzun yıllar içinde ve çok büyük zahmetlerle oluşur.
  • Mesela Türkiye’nin hep büyük hukukçuları olmuştur, çünkü Türkiye modernleşme tarihinin 150 yılı anayasa tartışmalarıyla geçmiştir. Kesin hesap uzmanlığı çok gelişmiştir, çünkü temelleri on yıllar önce Düyun-u Umumiye döneminde atılmıştır.
  • Keza 1970’lerden sonra mimarlık ve mühendislik alanlarında büyük ilerlemenin gerisinde on yıllar önce yurtdışına gönderilen öğrenciler, 1940’larda, 50’lerde açılan üniversite kürsüleri vardır. Bütün ilerleme ve gelişmenin meyvelerini on yıllar sonra toplarsınız; Ha deyince olmaz.
  • Şimdi bir de bu perspektiften bugünlere bakın: Türkiye’nin bütün üniversiteleri dünya sıralamasında hızla irtifa kaydederken, akademi bu kadar büyük toplumsal, hukuksa sorunlar varken ciddi mühendislik sorunları yaşanırken (örneğin büyük kentlerde yapılaşma) tepki bile veremezken.
  • Senelerdir ciddi bir sanat akımı ortaya çıkmamışken Türkiye kısa zamanda nasıl “atak yapacak”? Kaldı ki dünyada genetikten uzay bilimlerine, mühendislikten mimarlığa bütün anlayış kökten değişir ve Sanayi sonrası topluma geçilirken bütün kaynaklarını diyanete ve betone dökmüşken.
  • Zaman zaman 1920 analojisi yapılıyor. Hiç bir benzerlik olduğunu düşünmüyorum. Çökmekte olan Osmanlı’nın bugün dudak büktüğümüz “münevverleri” bile yoğun bir şekilde “kurtuluş reçetelerini” tartışıyorlardı. Zaten öyle olmasaydı cumhuriyeti kuracak kadro da bulunamazdı.
  • Karanlık bir tablo çizmek istemiyorum, ama ben Türkiye’nin çok uzun sürecek bir durgunluk ve gerileme dönemine girdiğini düşünüyorum. O çok sözü edilen insan malzemesinden geriye de pek bir şey kalmadığı fikrindeyim. Bir şeyler kaldıysa bile ya göç ediyor, ya da yaşlanıyor.
  • Sorunlarını on yıllarca çözememiş ve ertelemiş toplumların kaçınılmaz sonunu yaşıyor Türkiye. “Ispanak zehirlenmesi”, “otizmli çocukların aforoz edilmesi”, tren kazaları, yağmurda sel basmaları, yol çökmeleri, vs.. çok ağır bir hastalığın sadece semptomları.
  • O nedenle Dolar, borsa ve futbol konuşmaya ve arada bir de milyar dolarlık bütçesiyle diyanetin “iyi bir ev hanımı ve iyi bir erkek ne yapmalı, ne yapmamalı” konulu videolarını seyretmeye devam.

Yazar; Tuncer Şengöz

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar
mutlakaoku.com | #Bilgiseli | #Flood | © 2016 | Tanıtım Yazıları |