Toplumsal Refleks

2. Hasta Adam ve “Düşene Bir Tekme de Denden” Kültürü.

“Sevmek söz söylemek değil, bütün zor şartlararagmen sahip çıkmaktır. ” Neşet Ertaş

Toplumsal refleksler ve Türk milletinin içine sürüklendiği girdaba dair bir değerlendirme.

  • Mevcut iktidarın yolsuzluklardan hukuksuzluklara devlet düzenini yerle bir edip keyfi tek adam rejimini inşa ettiği bugünlerde, iktidarın zulmüne uğramış kesimlerin dışındaki geniş halk kitlelerinin olaya sessiz kalmaları, bir noktada destek olmaları millet adına ümit kırıcı.
  • Pek çok insan bu kadar savrulduktan sonra bu milletin bir daha kendini toparlayabileceğine inanmyor. Öngörülebilir bir zaman diliminde ülkede hayatın normale döneceğine dair inancını yitirmiş insanlar da az değil.
  • Hatta konuyu bir adım öteye taşıyarak, bugün yaşananları gördükten sonra bu milletin 1915’te Ermenilere soykırım da yapmış olabileceğini dile getirenler var.

    Ülkede her geçen günün bir öncekinden daha karanlık olduğu bir dönem yaşıyoruz ve karamsar olmamak zor.

     

  • Milletin bir daha bir araya gelemeyecek şekilde parçalara ayrıldığını düşünenler de var, mevcut iktidarın uzun süre iktidarda kalacağını da.

    Mevcut şartları dikkate alınca tünelin ucunda ışık görmek de zor bir açıdan.

  • Bütün bu olumsuz şartlara rağmen enseyi karartmamak lazım.

    Tarih tekerrürden idarettir cümlesini sadece tarihte yaşanmış olumsuz olayların bizim de başımıza gelmesi şeklinde düşünmek karamsar ve eksik bir yorum olur.

    Tarih kötü ve iyi olaylarıyla tekerrür eder.

  • Farklı zamanlarda paylaşmıştım. Aynı argümanı yeniden paylaşayım.

    Dünya tarihinde bir şiddet ve zulüm dönemi bitmeyecek olsaydı, Cengiz hanın dönemi olurdu.

  • Bazı tarihçilere göre sadece İran’da Cengiz hanordularının katlettikleri ve açlık sonrası nüfus 2.5 milyondan 250 bine inmişti.

    Moğolların sebep olduğu tahmini ölüm 40 milyon civarı.

  • Cengiz Han’ın yaşadığı dönemdeki dünya nüfusunun 350-400 milyon olduğu düşünülürse, sebep olduğu hasarin korkunçluğu daha iyi anlaşılabilir.

    Tarihin en kanlı savaşı olan 2. Dünya Savaşı’nda dahi hayatını kaybedenlerin sayısının dünya nüfusuna oranı sadece yüzde 2 idi.

  • Cengiz Han’ın sebep olduğu kültürel, demografik ve çevresel zararları tarif etmek bile zor.

    Bağda kütüphanesinden Fırat nehrine döktürdüğü kitapların mürekkepleri nedeniyle nehrin günlerce siyah renkte aktığına dair rivayetler belki fikir verebilir.

  • Cengiz Han’ın bütün yaptıkları ve o dönem için muadili olmayan askeri gücüne rağmen gün gelmiş kendi iktidarı ve daha sonra kurduğu devlet yok olup gitmiştir.

    Bugün bile tüyler ürperten katliamların baş kahramanı olarak tarih çöplüğünde yerini almıştır.

  • Dolayısıyla, bugün Türkiye’de zulüm ve hukuksuzluk üstüne kurulan tek adam rejimi de bir gün kurucularının üzerine yıkılarak sahneden çekilecektir.
    Bugünküler ne Cengiz Han’ın askeri dehasına, ne ordularına ne de siyasi kabiliyetlerine sahipler.

     

  • Kaderlerini rejim ile birleştirmiş liyakatsızlık abidesi küçük bir grup ve düşünme yeteneğini kaybetmiş eli silahlı bir kitle dışında ellerinde birşey yoktur.
  • Bugün rejim eliyle hukuksuzluğa uğrayanlar/zarar görenler bu sistemin bütün siyaseti, kamuyu ve milletin temel parçalarını içine aldığını dolayısıyla bu yapılar yerinde durduğu sürece rejimin de devam edeceğini düşünüyor olabilirler.
    Yani siyasi iktidarla birlikte milletten de ümidi kesen geniş bir mağdur kesim var.

     

  • Bu kadar hukukla taban tabana zıt uygulamalara maruz kalırken, milletin sessizce kenardan izlemiş olması insanların millete olan inancını da sarsmış durumda. Yıllarca millet olarak sahip olmakla övündüğümüz hasletlerin bugün yaşananlar karşısında gösterilmiyor olması kabul edilmesi zor bir realite maalesef.
  • Milletin durumu bu ama içinden geçtiği süreci dikkate almadan sonucu yorumlamak eksik bir yaklaşım. Nasıl ki iktidar bugünkü gücüne ve yapısına bir gecede ulaşmadı, millet de bugünkü duyarsız haline bir gecede gelmedi. Milletin bugünkü hali uzun bir süreç ve bilinçli adımların sonucu gelinen duraktır. İçinden geçtiği süreç devam ediyor.
  • Bu noktada önemli olduğunu düşündüğüm bir değerlendirmeyi paylaşayım.Erdoğan iktidarı ülkenin bugün yaşadığı sürecin ilk safhasıdır.

    Rejimi Erdoğan’a kurdurdular ama Erdoğan sahnede başrol oynuyor sadece.

    İkinci safhanın nasıl olacağını yaşayıp göreceğiz.

  • Milletin içinden geçirildiği dönüşüme dönecek olursak, bu sürecin zamana yayılan, çok aktörlü, çok katmanlı ve çok safhali olduğunu söyleyebiliriz.
  •  

    1) İse siyasetin dizayn edilmesi ile başlandı görünüşe göre. Rejime değenek olacak aktörler getirildi sahneye, diğerleri çıkarıldı.
    2) Siyasetin şekillendirmeye paralel olarak milletin ayrıştırılması süreci uygulamaya sokuldu.

    Erdoğan her fırsatta milletin bir parçasını başka bir parçasından ayırıp uzaklaştıracak çatışmacı bir dil kullanmaktan geri durmadı.

  • 3) İktidarın kendi tabanını kemikleştirecek ve genişletecek maddi fayda mekanizmaları devreye sokuldu. Böylece iktidara yakın olmak maddi kazanç sağlamak ile eşanlamlı hale getirildi. Tabi tersi de geçerli yapıldı. Uzaklaşmak isteyenler maddi zarara uğratıldı.
    4) Hukuk sistemi çökertildi. Böylece iktidarın kendi rejimini inşa yönünde atacağı adımların önündeki en büyük engel ortadan kaldırılmış oldu.
  • 5) Devlet sistemi yıkıldı.

    Artık devlet siyasi iktidarın yaptıklarına tepki veremez, iktidardan farklı düşünemez hale geldi.
    Bütün bu aşamalardan sonra millet kollektif düşünemez ve tepki veremez hale geldi, getirildi.

    Mevcut şartlarda, iktidarın hukuksuzluklarının tadına bakmadığı sürece, toplumun farklı kesimlerinin açıktan iktidara karşı ve tutarlı bir duruş sergilemesini beklememek lazım.

  • Uzun lafın kısası, millet hasta hale getirildi.

    Millet bir bütün olarak sağlıklı düşünebilecek ve tutarlı hareket edebilecek durumda değil.

    İstedikleri de buydu zaten.

  • Nasıl ki bir hastalığın yatağa düşürdüğü bir bedene bakarak ne kadar çelimsiz, ise yaramaz, zayıf olduğuna hükmetmek yanıltıcı olur, aynı şekilde bugünlere bakarak milletin güzel hasletlere sahip olmadığını söylemek de yanıltıcıdır.
    Milletin mevcut hastalıkla serüveninin nasıl süreceğini bilemiyoruz ama gerekli tedavi süreci yaşanırsa eskisinden daha sağlıklı bir bünyeye sahip olması mümkündür.
  • Nasıl ki parçalanan cam bir vazonun parçaları yüksek ısıya maruz bırakılınca eriyerek bir araya geliyor ve şekil verilmeye hazır hal alıyor, aynı şekilde milletin yaşayacağı şiddetli bir travma süreci de mevcut çatlakların ortadan kaybolarak milletin birleşmesini sağlayabilir.
  • İnsan hayatında iyi ve kötü zamanlar olduğu gibi toplumların hayatında da vardır.

    Normal şartlarda uzun zaman alan dönüşümler, zor şartlar altında çok daha kısa sürede meydana gelebilir.

    Bu toplumun önünde böyle bir olgunlaşma ve pişme fırsatı sunacak büyük bir kriz görünüyor

  • Türk milletinin böyle bir süreç ile birlikte kendine geleceğine ve üzerindeki ataleti atarak bugüne kadar yaptığı yanlışları düzeltecek önemli hamleler atacağına yürekten inanıyorum şahsen. Türk milleti yüce bir millettir.

Yazar; Maresal Von Manstein

guest
1 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
Anonim
Anonim
15 gün önce

Biraz argo olacak.(özür)
Bu ………ten bir cacık olmaz ,
Hayatımız kurtarıcı beklemek ile geçiyor maalesef.

mutlakaoku.com © 2016 | Pdf Kitap İndir | Facebook video indir | Yorumlar Libros Gratis | Pdf Free Books Download |
1
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x
()
x