Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

Tarihten Hikayeler; Hayduk Starina yahut Baba Novak’ın hikayesi!

Saat gece yarısını vurdu! Bu gece Sırp memleketinin ormanlarına sonra da Tuna kıyılarına uzanacağız. Hayduk Starina yahut Baba Novak’ın hikayesini anlatacağım. Kan gövdeyi götürecek! Biraz uzun sürebilir, uyuyan uyusun sabah okusun. Başlıyor!

  • Novak’ın hikayesi 1530’larda Osmanlı topraklarında bulunan, Tuna nehri üzerinde bulunan adalardan Porec köyünde (günümüzde Sırbistan’a bağlı Donji Milanovac) başlar.
  • Sokobanja Vadisi’nde Osmanlı ilerleyişi esnasında kaleler kurup savaşan, bölgeden soylu bir aileye mensuptur. İsmi tanıdık gelmeyebilir belki ama Köprü Faciası’nda akıncı ocağının tarihe karışmasında parmağı vardır bu haydukun. Oradan oraya nasıl savrulmuş bakalım.
  • Novak, Porec Manastırı’nda eğitim almış, ana dili Sırpça dışında Eski Kilise Slavcasını da bilen, Romence ve Yunanca’ya da aşina (Romence konuşabilmektedir) tahsilli bir gençtir. Sonradan Balkanlardaki her haydukun hayat hikayesinde fix yaşanan bir olay başına gelir.
  • Bir nedenden ötürü Osmanlı idaresince hapsedilir. Genelde hayduk şarkılarında hep bir ağa yahut yeniçeri tiplemesi olur, Novak hangisine çatmıştır meçhul. Ancak artık ne yaptıysa ağır şekilde darp edilir. Neredeyse dişlerinin tamamını kaybeder dayaktan.
  • Dişsiz haliyle yaşlıları andırdığından “ihtiyar” anlamında kendisine “Starina” veya “Baba” (Romenler kullanmaktadır bunu daha çok) lakabı takılır. Hapisten firar eder, ilahlarını kuşanıp Timocka Krajina ormanlarında dolaşmaya başlar. Artık hayduktur.
  • Balkanlarda dağda yabanda gezene hayduk, bunların en kıdemlilerine de harambaşa derler. Türkçe haramibaşı’dan gelir. Novak’ın yolu da Timocka Krajina ormanlarında bir harambaşayla kesişir, çetesine katılır.
  • Burada kısa sürede silah kullanmaya ve çete idare etmeye yönelik kabiliyeti ortaya çıkar. Folklor ve belgeler kesin bir şey söylemese de 1550’lerden (20 yaşa göre hesaplarsak) 1590’lara kadar Sırp memleketinin ormanlarında dolaşır.
  • Bu kadar sene paçayı kaptırmadığı gibi üstüne kendi çetesini kurar. Bölgenin en korkulan çetesi haline gelir. Çetesine katılanlar ve katılacak olanlar fazlalaşır. Osmanlı’dan alacağı rövanş için fırsat kollar. O fırsat ayağına seneler seneler sonra ihtiyarlığında gelecektir.
  • Novak’ın ismine bir belgede ilk kez 1595 yılında tesadüf edilmektedir. Dönemin Eflak Voyvodası Mihai Viteazul’un (Cesur Mihal) askerleri arasında adı geçmektedir. Sırp haydukun Eflak memleketinde işi ne peki?
  • Efendim malum 1593’e doğru Avusturya ile Osmanlı’nın arası açılmış, Telli Hasan Paşa’nın harekatı neticesinde 1593-1606 Osmanlı-Avusturya savaşı başlamıştı. Ecnebiler buna Uzun Türk Savaşı yahut Onüç Yıl Savaşı demektedir.
  • Bozulan ilişkiler muvacehesinde Eflak voyvodası Mihai’nin Osmanlı’ya ayaklanması kaçınılmaz olmuştur. Kendi ordusu haricinde Osmanlı’ya karşı savaş çağrısıyla sağdan soldan birlik toplamaktadır.
  • Bir çağrı da Sırp memleketinde çetesiyle gezinen Novak’a gitmiştir. 2000 kadar Sırp haydukla Tuna Nehri’ni aşıp Banat bölgesine giderek Voyvoda Mihai’nin ordusuna katılır.
  • Artık “kaptan” unvanıyla anılmaktadır. Bu arada ek bilgi bu Voyvoda Mihai Draculeştilerden. Vlad Drakula’nın kardeşlerinden Keşiş Vlad’ın oğlu 4. Radu’nun torunu.
  • Mihai’nin Eflaklılardan ve Sekellerden oluşturduğu orduyla buluşan Novak, Bükreş’ten Calugareni’ye Yergöğü’ne (Osmanlı kaynaklarında iki ayrı savaş tek savaş adı altında isimlendiriliyor) dek Osmanlı birlikleriyle çatışmalara katılıyor. (Resim: Mihai)

  • Bu savaşlardan bizim için en hazini meşhur Köprü Faciası. Akıncı ocağının tarihe karıştığı savaş. Koca Sinan Paşa’nın önce orduyla Eflak’a yürümesi söz konusu oluyor. Bazı şehirler alınıp birlikler bırakılarak geri dönülüyor.
  • Ordu ağırlıklarıyla birlikte ilerliyor. Silsilenin en arkasında artçı olarak vazifeli akıncı birlikleri var. Yergöğü mıntıkasında köprü kuruluyor hemen ve asker geçmeye başlıyor. Ancak paşa askerin geçişine müsaade etmiyor.
  • Asker homurdanıyor, Eflak ordusuna denk gelinmemiş, ardımız düşman, köprüden niye bırakmıyorlar diye. Nedendir bilinmez Koca Sinan Paşa köprüye tahsildarlarını koyuyor. Askerin aldığı ganimetten serdar hakkını verenlerin geçmesine izin veriyor.
  • “Bari nehri aşalım da öyle toplansın” önerilerini de dinlemiyor. Köprüde uzun bir kuyruk meydana geliyor, ordunun ilerleyişi ağırlaşıyor. O esnada Mihai ve Novak, birlikleriyle birlikte bir günlük mesafedeler. Osmanlı güçlerini adım adım takip ediyorlar.
  • Ordunun mühim bir kısmı karşıya geçiyor ancak bir kısmı hala Eflak yakasında. Akıncılarla birlikteler. Geçiş ağır ağır sürerken Eflak Voyvodasının beraberinde getirdiği on iki büyük sahra topunun ateş yağmuru başlıyor.
  • Paşa hemen emri gerip çekip köprüden geçişi serbest bırakıyor ancak nafile, çok geçtir. Tahta köprü kısa sürede çöker. Askerlerin bir kısmı ve bilhassa akıncılar ya Tuna’nın akıntısına kapılır, ya Eflak yakasında ateş ve kılıç altında şehit olur.

  • Çok az bir kısmı kurtulabiliyor. O tarihe kadar zaten eski önemleri pek kalmamış akıncılar hayli azalıyor, bir daha canlanmıyorlar. Sınırlarda gönüllü misali tek tük görünüyorlar falan. Biz Sırp haydukun hikayesine dönelim.
  • Novak, Eflak ordusundan bir süre ayrılıp 700 kadar haydukla Tuna Nehri’ni aşarak Balkanlara sarkıyor. Sofya’ya hücum ediyor. Yüzlerce haydukun böylesine saldırması beklenmediğinden şehirdekiler geç mukavemet edebiliyorlar.
  • Sofya’nın yarısı yakılıp yıkılıyor, Novak dağlara çekiliyor. Bir Osmanlı birliği peşini bırakmamak için ardına düşüyor. Akabinde efe, eşkıya mevzularına aşina olanların bilebileceği “kuyruk savurma” denilen durum meydana geliyor.
  • Novak önce Türk birliğini şaşırtıyor. Bizimkiler dağda hayduku başka başka yerde ararken bu takipten kurtuluyor. Ardından beklemedikleri anda saldırıp birliği dağıtıyor, ordunun ağırlıklarını ele geçiriyor.
  • Balkan dağlarında dolaşırken Bulgar hayduklar da peşine takılıyor, birliğine katılıyor. Sırp ve Bulgar hayduklar Novak’ın komutasında zaman geçirmeden Plevne’ye saldırıp burayı ele geçiriyorlar. Başka yerleri daha ele geçirip yağmaladıktan sonra bırakıyor.
  • Rahova, İvrica, Vidin ve Florentin bu şehirlerden. Bahsi geçen şehirlerde yaşayan Sırpların ve Bulgarların Eflak ordusunun bu birliğiyle bir araya gelerek bayram ettikleri yazılıyor. 1598’e dek sürüyor Novak’ın Balkan harekatı.
  • İhtiyar yaşına rağmen Balkanlarda saldığı dehşeti bir süre sonra Transilvanya ahalisi yaşıyor. 1599’da Eflak’a geri dönüp buradan Erdel (Transilvanya) bölgesine yönelik seferlere katılıyor Novak.
  • Hayduk dediğin pusudur, takiptir, iz takip etme falan eşkıyalık zanaatıyla uğraşır. Bu nedenle Eflak voyvodası en kritik görevlerden öncü gibi kullanıyor Baba Novak’ı. 1600’de Banat’a yuvalanan Novak hem Sibiu taraflarını hem güney bölgelerini vurmaya başlıyor.
  • Bu esnada Eflak voyvodası, Habsburglarla yakın ilişki içerisinde malum. Osmanlı himayesine yanaşan Erdel’e ve Türklere karşı Kutsal Roma Germen İmparatoru Rudolf’dan yardım istiyor.

  • Rudolf bölgeye Giorgio Basta komutasında bir komutan gönderiyor. Basta, Arbıreş kökenli İtalya’daki Arnavutlardan yani. Erdel mıntıkasına geldiği zaman gizliden gizliye oradaki tek hakim olmak istiyor (Habsburglara bağlı olarak elbette)

  • Ancak ilk etapta bu niyetlerini gizli tutup Eflak ordusuyla birlikte hareket ediyor. İlk fırsatta hem Voyvoda Mihail’i hem de Baba Novak’ı ortadan kaldırmak istiyor. Çok beklemesi gerekmiyor tabi.
  • Bu noktada hem Habsburg tarafının hem de sevgili Romanya Muhtarı’nın bana aktardığı Romen kaynakların söylediklerine bakmak gerekiyor. Novak’ın sonunu Erdel bölgesindeki Macar soylular getiriyor bir anlamda.
  • Bu arada yine bir ek bilgi: Viteazul’un Erdel’in hakimiyeti için kapıştığı Erdel hakimi Sigismund Bathory. Bir ara hikayesini nakledeceğim meşhur Kanlı Kontes Elizabeth Bathory’nin akrabası anlaşılacağı üzere.
  • Mihai Viteazul’un Viyana’da olmasından faydalanan Macar asiller Ocak 1601’de bir ayaklanma planlıyorlar. Hayduk Novak’a bizzat kin besleyen Macar komutan Stefan Csaki onun peşine düşüyor. Sessiz sedasız Novak’ın bulunduğu Banat’daki Lipov’a bir ordu gönderiyor.
  • Csaki, isyanı tertip edenlerin en güvendiği isim. Novak’a şahsi kin gütmesine binaen ilk önce onun ortadan kaldırılacağını umuyorlar. Lipov’a sevk edilen ordunun başında Csaki de bulunuyor. Hesapta Novak’ı tepeleyecek.
  • Macarların “şöyle asacağız”, “böyle keseceğiz” diye üzerlerine yürüdükleri Novak malum hayduk. Kendisi gibi yüzlercesiyle karşılıyor asileri beklemedikleri anda. Csaki bozguna uğrayarak kaçmak zorunda kalıyor. İsyan tertibi suya düşüyor.
  • Bölgede bulunan Habsburg komutanı Giorgio Basta, zaten öteden beri fırsat kolladığı Novak’ı halletmek için harekete geçiyor. Eşkıya kısmını zaten ya kurnazlıkla ya kendi gibi birinin eliyle alt edebilirsin. Basta kurnazlığını kullanıyor.
  • Takriben Şubat’a doğru Banat taraflarına giderek Novak’ı ziyaret ediyor veya yanına çağırtıyor. Dostane yaklaşıyor Novak’a. Novak, müttefiki olduğundan yanında gayet serbest ve korunmasız geziyor. Basta’nın adamlarınca kıskıvrak yakalanınca neye uğradığını şaşırıyor.
  • Basta kıskıvrak yakaladığı Novak’ı Lugos ve Şebeş kalelerini Türklere teslim etmek istediğini söyleyerek Cluj’a (Koloşvar) gönderiliyor. Macar asillere teslim edilip ihanetinin cezasının verilmesini istiyor.
  • Macarların zaten eski çatışmalardan mülhem Novak’a kini var. Yakılarak öldürülmesine karar veriyorlar. Hem Novak, hem arkadaşı Rahip Sasca, Mihai’nin komutanlarından Joan Celeste ve Savi Armašulu, bazı Sakson rahiplerle birlikte yakılacaklar.
  • Karar 5 Şubat 1601’de infaz ediliyor. Tarihlere göre yakılanların bedenlerine uzun süre acı çekmeleri, can çekişerek ölmeleri için su serpiliyor. Bununla da yetinilmeyerek kazıklara geçirilerek kargaların ziyafetine terk ediliyorlar.
  • Novak ölüyor da Mihai kurtulabiliyor mu? Onun da akıbeti kanlı oluyor. Mihai, bu infazı çok geç öğrenecektir. Ağustos 1601’de Cluj’dan geçerken. Novak’ın başına gelenler duyunca oracıkta merasim düzenleyip harplerde ele geçirdiği sancakları astırıyor.
  • Habsburg rolünü bilmiyor tabi, Macarların bir şekilde ele geçirip bu işi yaptığını düşünüyor. Nitekim Guruslău Savaşı’nda Erdel kuvvetlerine karşı Habsburglarla ve parayla çağırdıkları Kozaklarla birlikte sırt sırta çarpışacaktır Voyvoda Mihai.
  • 3 Ağustos 1601’dir tarih. Harbi kaybeden Erdel güçleri (burada Macarlar ağırlıktadır) dağılır, Macar soylular Novak nedeniyle intikama uğramamak için Voyvoda Mihai’ye tâbi olurlar. Eflak’ı ve Boğdan’ı (Moldavya) zaten yönetmekteyken Erdel’i de ele geçirir hesapta.
  • Bu esnada Basta, İmparator Rudolf’la çoktan irtibata geçmiştir. Erdel ve havalisinde hakim olmak için harekete geçmeye hazırdır. İmparatorun emriyle Mihai’yi ortadan kaldıracaktır.
  • Basta, Voyvoda’nın üzerine Valon Jacques adlı birinin komutasında bir grup paralı asker gönderir. Bunlar o esnada Campi Turzii yakınlarında bulunan Voyvoda’yı bulurlar. Voyvoda ilk etapta gelenleri takviye veya haberci zanneder.
  • Ancak Mihai de Novak’ın düştüğü tuzağa düşmüştür. Aniden saldırıya geçen paralı asker grubu Voyvoda Mihai’yi öldürmeye muvaffak olur. Tarih: 9 Ağustos 1601’dir.

  • Novak’la ilgili bir Romen rivayetine göre, Sultan 3. Mehmed, Novak’ın ölümünü öğrenince “Böylesi bir asker, böylesi bir ölümü hak etmiyordu. Onun gibi birinin hayatı, hiçbir zaman savaşmaktan çekinmediği savaş meydanlarında son bulmalıydı, idamla değil.” demiş. (Rivayet)
  • Novak, hem Sırp hem Romen folklorunda yer alan, şiirlere destanlara konu olan bir figürdür. Belgrat’ta ve Romanya’daki bazı şehirlerde, park ve sokaklara onun adı verilmiştir. Romanya’da kendisine ayrı bir önem atfedilmektedir.
  • Cluj’da öldürüldüğü yerin yakınlarında sanırım bir heykeli dikiliyor. Kitabesinde: “Mihai Viteazul’un Kaptanı Baba Novak 5 Şubat 1601’de öldürüldü. Bu anıt 1975’de onun hatırasını onurlandırmak için yapıldı.” yazılı.

  • Tam öldüğü yere de bir hatıra plaketi yerleştirilmiş 1936’da. Baba Novak’ın yakılmasından, Cesur Mihai’nin merasiminden ve bayrak astırmasından bahsediyor:

  • 1970’te Romanya, Fransa ve İtalya yapımı Mihai Viteazul (Michael the Brave) adlı filmde kendisine de yer verilmektedir. Türkçe altyazılı hali youtube’da mevcuttur:

  • Ha bir de Romanya tarihinden ve kültüründen esinlenen şarkılarıyla tanınan Phoenix adlı Romen rock grubunun inceden Balkan ezgilerine sahip Baba Novac adlı şarkısı bu Sırp hayduk hakkındadır:

Ha bir ilave. Arada atıfta bulunduğun isim kim derseniz alelade bir muhtar değil, bizim Romanya Muhtarı, bölgeden floodlar vesilesiyle tanıştım 🙂 @romuhtari

Bu flood da burada biter. Başka korkulu, tarihli floodlarda görüşmek üzere. Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola. İyi geceler efendim…

Bu Konu, Mehmet Berk Yaltırık @SonGulyabani  Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Tanıtım Yazıları | Pdf Kitap İndir | Yorum |