Sürekli Şikayet Eden İnsan (‘Sürekli Memnuniyetsizlik’)

Son dönemlerde toplumun her kesimine sirayet etmiş bir memnuniyetsizlik hali mevcut. İşçi patrondan, şöför trafikten, öğretmen öğrenciden velhasıl herkes bir şeylerden şikayet ediyor. (Devamı aşağıda)

  • Mesela bir keresinde bir doktor tanıdığım hastalarından bunalmış bir şekilde gelip “Abi adama periferik yayma yapacağız diyorum yüzüme mal mal bakıyor yaa” diye isyan etmişti.
  • “O ne abi?” dedim. Parmak ucundan alınan kan örneğiyle yapılan bir işlemmiş. “Halkın bu terimi anlamaması normal değil mi?” dedim ama nafile. Şikayet edilecek bir şey olduktan sonra gerekçenin ne önemi vardı ki?
  • Hastalarla, yani sıkıntısı olan insanlarla muhatap olan birinin daha sabırlı olması beklenirken böyle bir şeyden bile şikayet edebilmeyi normal görmesi bana çok garip gelmişti.
  • Aynı şekilde işi trafik olan bir şöförün trafikten, çocuklarla ilgilenmek olan bir öğretmenin gürültüden ve çocukların yaramazlığından şikayet etmesi hep garip gelmiştir bana. Bunlar bu işlerin sıradan zorlukları, hatta işin ta kendisi değil mi?
  • Bir araştırmaya göre insanları mutsuz eden esas şey; kendi durumunun kötü olması değil, etrafındaki insanlara kıyasla daha kötü olmasıymış. Memnuniyetsizlik sebeplerini dinlediğim zaman vardığım sonuç da bu.
  • Esasında durumu kötü değil, şükredecek bir yığın sebebi var ve tek tek hatırlatıldığında bunu o da kabul ediyor. Ama bir kişiden “görece” durumunun bir tık daha aşağıda olduğunu düşünüyorsa sahip olduğu nimetlerin hiçbir kıymeti kalmıyor ve memnuniyetsizlik hali ortaya çıkıyor.
  • Belki kıyas yaparken sunduğumuz argümanlarda görünürde haklı olabiliriz. Belki adaletin eşitlik zannedildiği bu çağda adaletsizlik olarak algılanabilecek bir şeyle karşı karşıya da olabiliriz.
  • Ama ne olursa olsun bu şikayetlerde aşırıya kaçmanın Allah’ın nimetlerine şükürsüzlük hatta nankörlük olduğu anlamına geleceğini de unutmamamız lazım.
  • Bunu derken “haksızlığa uğrasan da ses etme” gibi bir şey söylemiyorum. Ortada bir haksızlık varsa elbette hak aranmalı. Ancak mevcut memnuniyetsizlik atmosferinin hak aramadan ziyade Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük seviyelerine geldiği kanaatindeyim.
  • 15 yıl önce hayalini bile kuramayacağımız ortamlardayız. Evlerimiz daha geniş, daha iyi arabalara biniyoruz, kullandığımız her şey, hayat standartımız 15 yıl öncesine kıyasla çok daha lüks ama memnuniyetsizlik had safhada.
  • En son çalıştığım işyerinde askere giden, geldikten sonra iş bulamayan bir genç vardı. Birkaç hafta boyunca fabrikaya gelip tekrar işe girmek istedi ve sonunda da işe girdi.
  • Ancak bir süre sonra ustaların kötü davranmasından, işin zorluğuna, maaşın azlığından servisin evden erken almasına kadar bir sürü şeyden şikayet etmeye başladı. Sonunda da daha “rahat” bir yere girmek için işten çıktı.
  • Duydum; şimdi bir fırında un çuvalı taşıyormuş. Un çuvalı taşımayı küçük görmüyorum elbet. Helal olan her iş şereflidir ancak “daha rahat” iş hayali kuran bir genç için hayal kırıklığı olduğu kesin.
  • Toplumun geneline sirayet etmiş bu şükürsüzlüğe bakınca millet olarak ne zaman un çuvalı taşımak zorunda kalacağımız konusunda korkmadan edemiyorum. Allah sonumuzu hayretsin.

Kaynak; Twitter, Erdem Sezer @TrErdemSezer

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir