Silahların Çalışma Mekanizması ve Çalışma Prensibi!

Bugünkü #flood basit maksatlı olacak dostlar; dilim döndüğünce ve bildiğimce günümüz silahları nasıl çalışır onu anlatacağım. Tabii bu ‘tetiği çekince ateş ediyor’ türünden bir anlatı değil, mekanizmaları ayırt etmek maksatlı. Bir şey atlarsam ya da yanlış söylersem söyleyin.

  • Önce silah ‘operasyon’ sistemlerinden bahsedeceğim. Yani, mekanizmanın kurumunu ne sağlıyor. Manuel operasyon sistemlerinden ve ardından otomatik operasyon sistemlerinden bahsedeceğim. Sonra da kilitlenme sistemi, yani silahın elinizde patlamasını önleyen şey ne? Konumuz bunlar.

  • Evvela tek atımlık tüfeklerden bahsedelim. Belki en primitif sistem budur. Elinizle kilidi kurarsınız, mermiyi elinizle sürersiniz. Misal, Martini Henry tüfeği. Tetik köprüsü arkasındaki levye sayesinde kilidi açıp kaparsınız. Kilit hafifçe eksen etrafında dönerek açılıp kapanır.

  • Levyeli tüfek dendiğinde aklınıza büyük ihtimal Winchester tüfekleri gelse de başka birçok firma üretmiştir. Bunların levyesi tek hareket görmez, aynı anda hem silahı kurar, hem boş kovanı çıkartır, hem de yeni mermiyi yatağa sürer. Levye ve tetik hareketi sizde, kalanı silahta.
  • Ardından sürgülü tüfekler gelir, diğer adıyla bolt action rifle. Otomatik silahlardan evvel gördüğünüz neredeyse tüm askeri tüfekler sürgülüdür. Siz sürgüyü tutamağından tutup bizzat itip-çevirme yahut çevirip-çekme hareketiyle kurarsınız. Tetik ve sürgü sizde, kalanı silahta.
  • Burada parantez açalım. Gavurun ‘straight pull bolt action’ dediği, sürgüyü çevirmenize gerek olmayan, sadece çekme itme hareketine ihtiyaç duyan, otomatik olarak dönen tüfekler vardır. Misal Avusturya yapımı Mannlicher M1895, ya da İsviçre yapımı K31.
  • Bir de pompalı tüfekler var. Pompayı çek, it. Bunlar genellikle saçma tüfeği olarak popüler olmuşsa da normal mermi atmaları da mümkündür. Ancak bakıyorlar görüyorlar ki saçma fişeğine en uygun olan pompalı sistem, ondan günümüzde pompalı tüfek saçma tüfeğiyle eşdeğer sayılır.
  • Geçelim otomatik tüfeklere. ‘Gaz geri tepmesi/blowback’ sistemiyle başlayalım. Aslında bu sistemde kilit yoktur, merminin patlama basıncı bizzat sürgüyü geri iter, o basınçla boş kovanı tükürdüğü de olur. Ufak kalibreli silahlar için uygun ama basınç büyüdükçe sıkıntı yaratıyor.
  • Niye sıkıntı yaratıyor? Çünkü o basınca dayanabilecek bir sürgü çok ağır, o basıncı emip geri itebilecek yay da çok kuvvetli olmak zorunda. Yani öyle bir silah olur ki hem kocaman olur, hem de kurması imkansız. Ondan düz gaz geri tepmesi sadece hafif kalibreli silahlarda olur.
  • Bakınız, düz gaz geri tepmeli 7.62x39luk bir tüfek, Kalaşnikof’un kazanacağı yarışta Sovyet Ordusu’na sunulanlardan birisi. O kadar kötü ki Sovyet ordusu otomatik tüfek olarak düz gaz geri tepmeli silahların sunumunu yasaklatıyor, öyle fecaat.

  • Konudan sapmayalım. Şimdi de askere gitmişlerinizin duymuş olabileceği ‘gecikmeli gaz geri tepme sistemi’. Yani yine sürgü bütünüyle kilitlenmiyor ancak o basıncı emecek etkenler var sürgüde. En bildiğiniz örneği G3. Sürgüsünün içinde gömme kilit silindiri gibi bir şey var.

  • İşte G3 ateşlendiğinde kilit olmadığından gaz basıncı sürgüyü geri itmeye çalışıyor ancak o silindir/rulman geciktiriciler bu işlemin gaz basıncı güvenli bir seviyeye gelinceye kadar tehir etmesini sağlıyor. Böylece G3 elinizde patlamıyor. Ama yine de kovanı falan heder eder.

  • Aynı şeyi rulman değil de sürgüye entegre bir manivelayla yapan silahlar da var tabii, misal FAMAS. Ama geciktirme sistemleri türlü türlü olduğundan konudan sapmamak adına sonraki sisteme geçiyorum, geri tepme sistemi. Gaz geri tepmesi değil, bizzat namlu ya da silahın tepmesi.
  • Namlu geri tepme sistemi dünyanın ilk otomatik silah sistemlerinden birisidir. Misal, Maxim Silahı böyle çalışır. Sistemi ilk patent eden de mucididir. Tabii ilk versiyonda namlu değil, silahın komple dipçiğe tepmesi silahı kuruyordu. Sağlam omuzlasanız silahı kurabilirdiniz.

  • Bu sistemi Maxim icat etse de piri John Moses Browning olmuştur. Kendi tasarladığı 1911 tabancası, A5 saçma tüfeği, M1919 ve M2 ağır makineli tüfekleri çoğu yüz yaşlarını aşmalarına rağmen hala sıkıntısız kullanımda olan Browning icadı namlu geri tepme tasarımlarıdır.

  • Ancak namlu geri tepme sistemi ikiye ayrılır; kısa ve uzun namlu geri tepmesi. Kısa namlu geri tepmesinde namlu, yalnızca kilidi açacak kadar geri gider, sonrası o ivmeyle kendi kendine geri giden sürgünün işidir. Uzun geri tepmede namlu sürgüyle beraber sonuna kadar geri gider.
  • Uzunu zaten sistemin ilk gifinde attığımdan yukarıda kısa namlu tepmeli Luger’ı paylaştım. Çok nadir olan namlu ileri tepme sistemi var onu paylaşayım; Çekirdeğin namludan çıkarken yarattığı sürtünme ve basınçla namlu kendini ileri iter, sonra yay basıncıyla geri giderek kurulur.
  • Şimdi geldik meşhur gaz tüplü ve pistonlu silahlara. Günümüzde artık neredeyse herkes bunu kullanmaktadır; meşhur M16 da bunun bir türünü kullanır, daha da meşhur Kalaşnikof da. Çağımızın de facto piyade tüfeği sistemine dönüşmüştür bunlar. Herkes bunların bir türünden kopyalar.

  • Bu silahlar şöyle çalışıyor: Sürgü kurulduğunda namlu ağzında kilitleniyor. Tetik çekildiğinde mermiyi iten gaz basıncının bir kısmı namludaki bir boşluk aracılığıyla yukarıdaki gaz tüpüne çıkıyor. Yukarıdaki basınç ya bizzat ya piston yoluyla kilidi açıyor, sürgüyü geri itiyor.
  • Bunlar da içlerinde ayrılır. Kısa ve uzun tepmeli gaz pistonu var, bir de direkt çarpma. Kısa ve uzun tepmeli pistonlar kısa/uzun namlu tepme sistemleri gibidir; gaz pistonu içindeki tüp ya sürgüye kafa atar, ya da yukarıdaki Kalaşnikof gibi sürgüyle entegre, komple geri gider.
  • Direkt çarpma ise aralarında en basitidir. Piston yoktur; gaz bizzat tüpün içinden geçip sürgüye basınç uygular, o basınçla da sürgü geri gider. Bu silah gövdesinin de barut gazına maruz kalması demek olsa da en basit ve en hafif sistem budur. M16 bu sistemi kullanmaktadır.
  • Kilitlere geçmeden soralım, bu gaz sistemlerinin farkları nedir? Hepsinin kendince avantajları vardır. Uzun tepmeli piston kısa tepmeliden daha basittir, söküp takması daha kolaydır, ama daha ağırdır ve kütleden ötürü daha çok teper. Direkt çarpma en basit ve en hafifidir, ama…
  • Bu da silah gövdesini komple patlayıcı kalıntısıyla dolduruyorsunuz demektir. Kullandığınız barut ve patlayıcı aşındırıcıysa, namlu temizliğini artık silah gövdesine de uygulamanız gerektiği manasına gelir. Yapmazsanız sadece namlu değil gövde de haşat olur. Yani nazlıdır biraz.

  • Bizim yeni MPT-76 tüfeği, bir HK417 kopyası olarak direkt tüp yerine kısa tepmeli bir pistonu vardır. Çağımızda kısa tepmeli gaz pistonu en popüler mekanizma haline geliyor. Filmlerde ve özel kuvvetler elinde göreceğiniz çoğu şekil silah bu sisteme sahiptir.

  • Neyse efenim, çoğu bitti azı kaldı, zira artık operasyon biçimlerini değil kilitlenme biçimlerini anlatacağım, bunlar sayıca daha azlar. Evvela dönen kilitten başlayalım; Kalaşnikof, M16, ACR, AUG gibi, günümüzün piyade tüfeği kilitsiz (gecikmeli tepme) değilse dönen kilitlidir.
  • Bunda kilit namlu kuyruğunda sağa-sola dönerek sürgü ucundaki ‘dişler’ sayesinde kilitlenir. Diş sayısı dönüşün ne kadar uzun olacağını belirler; bu hem sürgü hem namlu titreşimini azaltıp hedefi tutturma oranını arttırsa da, çok dişli sistemler daha narin ve üretimi komplikedir.

  • Yukarıdaki resimde görebileceğiniz gibi Kalaşnikof iki dişli iken M16 yedi dişe sahiptir. Tasarım prensiplerindeki bir fark da buradan anlaşılabilir. Ancak konumuz bu değil, başka bir gün iki tüfeği kıyaslarız. Buyrun, bir sonraki kilitlenme sistemine geçelim; yatmalı kilit.
  • Bu artık günümüzde pek kullanım görmeyen bir sistem olsa da dünyanın ilk hücum tüfeği kabul edilen STG-44 ile meşhur FN FAL ve SKS tüfekleri bu sistemi kullanmaktaydı. Sistem basitti; bir diş sistemi sürgüyü uygun yerde geri çeker ve kilidi açar, kilitlenmesi için de bırakırdı.

  • Mafsallı/makaralı kilit sistemi günümüzde Luger tabancası sayesinde bilinse de ona özgü bir sistem değildi. Gaz geri tepmesinde basıncı emmek yahut bütünüyle sürgüyü kilitlemek için de kullanılırdı. Bu sisteme sahip tüfekler bir ara ortaya çıksa da pek ilgi görmediler.

  • Browning Otomatik Tüfeği, yatmalı kilidin tersine bir tür ‘kalkmalı kilit’ sahibiydi. Sürgü ilerledikçe sırtı yükseliyor, gövdenin ortasındaki bir girintiye oturuyordu. Gaz pistonu geri gitmediği sürece de kilitli kalıyordu. FN MAG makineli tüfeği de böyle bir kilide sahiptir.
  • ‘Kanat çırpmalı kilit’ günümüzde pek görülmese de meşhur ‘Doçka’nın tasarımcısı Vasili Degtyarov’un makineli tüfeklerinin temel sistemi buydu. Sürgü yerine oturduğunda ‘kilit kanatları’ açılıp gövdedeki girintilere yerleşerek kilitleniyor, piston geri gelene kadar kalıyorlardı.
  • Evet dostlar, floodumuz bu kadar. Kalaşnikof flood’undan daha basit olur diye buna başlamıştım ancak düşündüğümden daha karmaşık çıktı. G11 falan gibi istisnalar dışında karşınıza çıkacak çoğu silah bu sistemlerden birisini kullanır. Atladığım varsa söylersiniz, iyi akşamlar.

Kaynak; Twitter, Baruthane @falyatavasi

Güncelleme: 27 Mart 2019 — 06:17

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir