Seçim Değerlendirmesi; “Erdoğan yenilmezdir” algısı yıkıldı!

Bugün itibarıyla “Erdoğan yenilmezdir, ne yapar eder kazanır” ezberinin bozulduğunu görüyoruz. Dış politik/ekonomik başarısızlıkların algı oyunlarıyla örtülemeyeceğini; hepsinin geriye dönüşü olmayan kesin iç siyasi sonuçları olacağını görüyoruz. Özetle; AKP ve Erdoğan çöküyor.

  • 2011’den beri kaybettiği ivmesini yandaş medya, seçim hileleri ve devlet olanaklarını kullanarak telafi eden AKP’de çöküş aşikâr. Baskın olmayan 2020-21’deki bir erken seçimle sürecin sona ermesi olası. Seçimlerin 2022’ye bile kalması zor. Erdoğan’ın dileği 2023 ise bir hayal.
  • Diğer taraftan Erdoğan’ın şapkadan yeni bir tavşan çıkarma ihtimali hala var. Zaman içerisinde iç-dış politika ve ekonomide bugüne kadar ne söyledi/ yaptıysa tam tersini yapması da mümkün. Ancak çöküşün geriye dönüşü olası değil; o şansı 7 Haziran’da kaybetti.
  • Erdoğan’ın yeni hamleleri AKP’nin ömrünü sınırlı derecede uzatır, bedeli ise kaçınılmaz sonun iyice hazinleşmesi olur. Ülke tarihinin en zorlu 1-2 yılına giriyoruz ve bu sefer bedel ödeyen bir tek halk olmayacak; Erdoğan ve çevresi de ödeyecek. Peki ya hikâye nasıl ilerleyecek?
  • Cumhur ittifakı sınırlı kabine değişikliğiyle bir süre daha devam edebilir. AKP’den MHP’ye oy akışının durduğunu ve ekonomik krizin biraz nefes aldırdığını hissettirdiği an Bahçeli desteğini çekebilir. Erdoğan’ın 2023’e kadar tavizlerle seçimsiz iktidar planı suya düşer.
  • Cumhur ittifakından AKP’nin iyice zayıf düşmesi; Erdoğan’ın Bahçeli’den baskın çıkıp Türkiye mutabakatını denemesine neden olabilir. Ancak Erdoğan’ın merkez partilerden destek alması lazım ki partili cumhurbaşkanlığı sistemi varken bunu hiçbir siyasi oyuncu kabul etmez.
  • Erdoğan’ın koltuğunu koruyarak yetkilerini Babacan gibi ılımlı bir AKP’liye devretmesi az da olsa mümkün. Bu şekilde yeni sistemde eski sistemdeki gibi sınırlı yetki kullanır ve iktidarını kaybettikten sonra yargılanmasını engelleyebilir. Ancak hırsı bu plana engel olur.
  • Daha uç ihtimaller: Erdoğan yanlısı/karşıtı askeri darbe ve hatta bir iç savaş. Fakat bu projeksiyonlar da olasılık dışı. Şu ana kadar yaşanmamış çok şeyi bizlere yaşatan AKP’ye rağmen, ne TSK’da ne Emniyet’te ne de sokakta iktidara/ muhalefete bütünüyle bağlı yapılar yok.
  • Dolayısıyla önümüzdeki dönem Erdoğan’ın muhalefet blokunun arasında anlaşmazlıkları kaşımasıyla devam eder. Kutuplaşma politikasında ısrar da etse, geri adım da atsa sonuç değişmez. Elinde tüm oyunu değiştirebilecek düzeyde bir koz artık yok.
  • Yeni dönemde İmamoğlu ve Babacan gibi farklı oyuncular yer alacak. İlkinin belediye yönetimine, ikincisinin de parti kuruluşuna Erdoğan engel olmayı denedikçe; kendisi zayıflayacak bu iki isimse güçlenecek. Erdoğan’ın tek kozu kendisinden sonraki dönemi şekillendirebilme gücü.
  • Mevcut muhalif partiler de AKP’nin içerisinden çıkacak yeni parti de iktidar alternatifi olabilmek için merkeze doğru yönelecek. Bu da HAYIR blokunun devam etmemesi demek. Çünkü artık bir tarafta AKP yok; haliyle de karşısında AKP karşıtı blok kalmayacak.
  • Bir sonraki cumhurbaşkanının kim olacağını bugünden bilmek mümkün değil. Ekonomik krizi çözme yeteneğini gösterebilen; merkez kadar HDP ve MHP gibi iki uçta kalan partilerin desteğini almayı başaran aday cumhurbaşkanı olacak; mevcut sistemde koalisyon hükumeti kuracak.
  • Bu esnada Erdoğan belki de seçime dahi katılamayacak kadar zayıf düşmüş olacak. Yeni politik düzlemde AKP’den çıkan yeni oluşumun zorluğu enkazdan üzerine kalan pay olacak. Bugünün ana muhalefeti CHP’ye ise tek parti olduğu dönem hatırlatılacak.
  • Hayır/Evet blokları yerine merkeze yakınsamış sağ/ sol iktidar alternatiflerinin olumlu sonucu restorasyonun sağlanması olacak. Kurumlardaki çöküş ve demokrasideki aşınma bir ölçüde tamir edilecek. Mesele şu ki, bunlar her şeyin çok daha kötü gideceği 1-2 yıldan sonra olacak.
  • Fakat Türkiye’nin sorunları kurumsallaşma ve demokrasinin çok ama çok ötesinde. 90’lardan kalan kalkınmanın ve sosyal adaletin sağlanması; Türk-Kürt ve Laik-Dinci gibi kemikleşmiş sorunlar var. Üstelik küresel ekonomik gidişat ve bölgesel siyasi görünüm geçmişe göre daha çetin
  • AKP sonrasındaki süreç, tüm problemlerin Erdoğan kaynaklı olmadığını göstereceği gibi; Atatürk dönemindeki gibi çok daha cesur kararların alınması gerektiğini ve hatta onu dahi çağın gereği olarak aşma mecburiyetinin bulunduğunu ortaya koyacak.
  • İşte bu noktada bu yıl beliren AKP dışı iktidar alternatifleri gibi “görünür” dalgaların değil; bugün göz ardı edilen “dip” dalganın sesi olanlar ülkenin kaderini gerçek anlamda değiştirecek. Gidişattan gayrimemnun ve umudunu yitirmeye yakın milyonları temsil etmek gerekecek.
  • Partiler arası pragmatik ittifaklardan öte; umutsuz gayrimemnunların tabanda uzlaşısı ve ülkeyi baştan sona dönüştürebilecek bir iktidar alternatifinin yaratılmasıyla yeni bir Türkiye doğacak.
  • 2002 sonrasının hesabı; mevcut iktidardan, ondan yana tarafta yer alanlardan (Bahçeli ve Perinçek gibi yasal; Öcalan ve Karayılan gibi yasa dışı şahıslar), iktidar yandaşlarından ve gemiyi yakın zamanda terk etmiş sözde muhaliflerden ancak o zaman sorulacak.
  • Türkiye’de din ve milliyetçilik kullanılarak ortaya çıkan kutuplaşmanın yarattığı kısır döngü; refah ve sosyal adalet vaatleriyle aşılabilecek. Krizde işini kaybetmiş, yıllarca iş bulamayacak; tasarruflarını tüketip borç içinde boğulanların dalgası gittikçe görünür olacak.
  • Peki AKP döneminin “dip dalgası” olan, AKP sonrasının ise “görünür dalgası” olacak umutsuz gayrimemnunlar kimdir, merak mı ediyorsunuz? Onlar aşağıdaki şarkıyı dinleyen milyonlar..! Gazapizm – Ölüler Dirilerden Çalacak!

Kaynak; Twitter, Dr. M. Murat Kubilay @mmkubilay

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar