Orta Asya’nın ücra bir yerinden Türkiye’ye Gelen Şaman bir Kız!

Yıl 2010 , Üniversite kayıt dönemi. Orta Asyanin ücra bir yerinden bir talebe geldi dediler. Görüşme için bir saat verdik. Talebe ve yanında getiren abi ile sözleştiğimiz saatte buluştuk.

  • Çat pat Türkçe öğrenmiş (oradaki Türkçe kursu vesilesi ile tanışılmış) ve uni. Okumasına imkan sağlanmış. Kızımızla tanıştık. Hoş bir kaç saat gecirip getiren abi ile hususi birkac dakika gorusup emaneti teslim aldik.
  • Talebeyi getiren abi öğrenci hakkında tafsilatlı bir açıklamada bulunmadi ancak kizimizin “Şaman” olduğunu ve hassasiyetlerine saygı gösterilirse sevineceğini belirterek Orta Asyaya, vazife yaptığı yere geri döndü.
  • Güzel kızımızı bir öğrenci evimize yerleştirip “insani degerler” paydasında buluşabilme adına birbirimizi tanımaya başladık.
  • Öğrencimiz hiç konuşmayan, ikili diyalogları sınırlı, toplu programlara iştirak etmeyen ve sosyal faaliyetlere de katılmayan bir talebeydi.
  • Bu kızım “Şaman”dı ve şahsi ibadetlerini rahat yapabilmesi için ona imkan sunmuş kendine ait bir oda tahsis etmiştik ilk yıl. Bundan dolayı çok mutlu olmuştu
  • İnandiği degerlere dair onu incitebilecek ya da yanliş anlamaya sebep olacak hicbir sey sormuyordum. Ev ahalisi durumdan zaman zaman şikayetçi olsa da ben çocuğu hayli sevmiştim…
  • Uzun bir sure sessizliğini koruyan talebem yaklaşık 2. Yılın sonunda bir miktar gönül kapılarını bize açmıştı. Birlikte yediğimiz aksam yemeklerine iştirak ediyor ve sonrasında yapılan sofra duasında “Amin” diyordu.
  • O yaz okul tatilinde talebeme “evine ailene gitmek ister misin, senin için uçak bileti alabilirim” demiştim. Havalara uçarak ülkesine gitti dönüşte annesine patikler ördürüp getirmişti herbirimize.
  • O sene okul açıldıktan birkaç hafta sonra Tr ye dönebilmişti. Dönmeyecek diye çok kormuştum ama gelmişti ve döndüğünde bambaşka biriydi. Kutlu dogum haftasi için hoş bir program hazırlamıştık ve O talebem, programa katılmak istediğini söylemişti.
  • Sene boyunca neredeyse tum toplu programlara iştirak etmiş ve herbirinin vazgecilmez katılan öğrencisi olmuştu. Yil sonunda o ve orta asyadan gelen birkac ogrecimi alip Balik yemege götürmüştüm.
  • Arac surerken bir yandan da Radyodan “Hz. Vahşi”nin Musluman olma hadisesini dinliyordum. Gayri ihtiyari açık kalmiş ve neredeyse tum hadiseyi dinlemiştik. Donuş yolunda ise birkac türkü çıkmış fakat ben çokta farkında değildim.
  • Yine sene sonu gelmişti. neredeyse tüm yaz bu talebem beni hic birakmadi ve butun bir tatili birlikte gecirdik. Artik son sinifa geçmişti ve okulu bitirip ülkesine geri dönecekti.
  • İslamiyetle ilgili hiç soru sormuyor, ben de illa birşeyler anlatmam lazim diye bir zorlamaya girmiyordum. Yil sonu geldi ve bu talebem mezun oldu. Mezuniyet programinda konuşma yapmayı ve buna izin verilmesini istediğini söyledi. Arzu ettiği şekilde imkan sunduk ve sahneye çıktı
  • Pekçok şey anlattı ancak en son şunlari söylemişti : “5 senedir bu şehirde sizlerin sayesinde okudum ve bugün mezun oldum. Sizden pek çok şey ögrendim. Bunlardan biri de, Vahşinin nasıl Müslüman olduğuydu.
  • Ancak o islama geçtikten sonra “bana biraz az gozukseniz” sözleri ile karşi karşıya kalmıştı”” dedi. Salon birden buz kesti ve tabii ben de. Ancak güzel kizim devam etti sözlerine:
  • “Bu Kadar sevmesine rağmen uzak kalmak nasil açılmıştır içini Vahşinin. Ben dinledigim bir türküde hep onu düşünür ve hüzünlenirim (ey sevdigim bir gün bana, yar demedin yar demedin, gece gündüz tenhalar ağlayanim var demedin, yar demedin yar.)”
  • Türküyü kırık türkçesiyle söylemeye başlayan kızım ağlaya ağlaya okudu hepsini. Tüm salon hem eşlik etti hem de ağladı onunla. Konuşmasını şu sözlerle bitirdi:
  • “Dünyada gözden uzak yaşanır ama ahirette buna dayanılmaz diye düşünüyorum. Siz de benim için şahit olun ben bugun Müslüman oluyorum Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abduhu ve resuluhu”
  • Ve kelime-i şahadet getirerek konuşmasını bitirdi. Şimdi dahi nefesim kesilirken o anımi hayal etmenizi isterdim. Bu floodu sonlandirirken talebemin son kelimesi ile bitireyim “O, kimi dilerse saptırır ve kimi dilerse hidayet eder. (Nahl-93)”

Hasılı, “Kanatlan üveykim hele kanatlan! Sana yol vermeyen mekân sıkılsın!” *** Selam ve dua ile…

Bu Konu, Hümeyra Ekrem @Piedralrmagi Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar
mutlakaoku.com © 2016 | Pdf Kitap İndir | Facebook video indir | Yorumlar Libros Gratis |