Kadın Şaman; UDAĞAN

”UDAĞAN” (KADIN ŞAMAN) SAHA- YAKUT HALK HİKÂYESİ; Korkulu hikâyemiz başlıyor, toplanın ateşin etrafına…

  • Çok eski çağlarda Tümeti adlı yerde, Delgere köyünün yakınlarındaki Xallay Kumaxtaağa çayırında Tümeti’nin Udağanı diye anılan bir kocakarı yaşardı. Onun asıl adını şimdi burada anmak doğru olmayacağından söylemeyeceğim.
  • Ama bilin ki her kim onun adını anarsa büyük belâlara uğramaya hazır olmalıdır. Udağan yaşlı olduğundan akrabaları onun için köyün yakınlarında küçük bir ev yapmışlardı,
  • İhtiyar kadın bu küçük evde yalnız başına yaşıyor bir yandan da gelip giden hastalara kamlık ederek onları iyileştirmeye çalışıyordu.
  • Kamların dostu da düşmanı da çok olur derler. Kar sularının dereleri coşturduğu güzel bir bahar gününde Tullıma denilen köyden gelen Kıhıltay Xamalga adlı bir adam yanında oniki batırı ile gelip Udağan’ın evini ateşe verdi.
  • Küçücük evinde kapana kısılan Udağan, kam davulunu da alarak evin duman deliğinden uçup gitmek istedi ama gördü ki deliğin üzeri çalı çırpılarla çoktan kapatılmış, böylece tek kaçış yolu da ortadan kaldırılmıştı.
  • Bu kez Udağan yerin altına girip kurtulmak istedi fakat bu kez de evin direğinin altındaki ağaç köklerine takılıp kaldı. Akrabaları bu evi yapmadan önce burada bulunan bir köknar ağacını budayıp onu hiç yerinden sökmeden evin direği olarak kullanmışlardı.
  • Ve ulu ağacın kökleri tüm evin tabanının kaplıyordu. Udağan’ın buradan kaçıp kurtulmasına imkan kalmamıştı, çok geçmeden alevler bütün evi yaktı ve eski köknarın köklerine kadar ulaştı. Udağan’ın ruhu yanmış bedenini ağaç kökleri arasında bırakarak kaçıp gitti.
  • Kıhıltay Xamalga’nın yaşlı Udağan’ı yakarak öldürdüğün duyan Tümeti halkı Cögüdel Böğö adlı batırın ardında toplanarak Tullıma köyüne baskın edip Kıhıltay Xamalga’yı yakalamaya gittiler. İki köy arasında sabaha değin süren savaş Cögüdel Böğö’nün çok ağır yaralanması ile son buldu.
  • Tümetililer perişan bir halde geri çekilip Tullımalılar ile düşmanca yaşamaya devam ettiler.
  • Aradan uzun yıllar geçtikten sonra Tümeti’de delilik hastalığı yaygınlaşmaya başladı, delirenlerin gözleri dönüp ağızları köpürüyor ve ihtiyar bir kadının ses tonu ile şu sözleri söylüyorlardı;
  • ”Akrabalarım bana kötü bir ev yaptılar, bu yüzden acı çekip mutsuz oldum. Onlar iyi niyetli olup evime kökleri yerinden duran bir ağaç yerine gerçek bir direk koysalardı eğer, Kıhıltay’ın ateşinden kaçar, sonra onu bulur, sıcak yolunu arar, don yolunu işaretler, neslinden gelen kim varsa öldürürdüm”
  • Aklını yitirmiş insanların dudaklarına girip onları konuşturan Udağan’ın bu dünyaya hapsolmuş ruhundan başkası değildi. Böyle kötü bir biçimde öldüğü için ata ruhlarının yanına gidemeyip kaybolmuş ve huzursuz, kötü huylu ruhlardan biri olmuştu.
  • İnsanlar onu Kıyaxammıt yani Kızgın ismi ile anmaya başladılar. Tümeti halkı Udağan’ın kötü ruhundan uzun yıllar boyunca azap çektiler ve sonunda bir gün ak sakallı kocamışlara danışıp akıl istediler.
  • Bilge ihtiyarlar bu kötü ruhu def etmenin ancak bir yolu olduğunu söylediler, dokuz büyük kamın dokuzunu da getirilip tılsımlı sözler söyletilmeliydi.
  • Ulu kamlara haber salınınca Dokuz kamın dokuzu esen yele binip, akan sele binip, alıcı kuşun kanadında, kurdun çevik ayağında tez zamanda Tümeti’ye vardılar.
  • Dokuz kam işe koyulup yaşlı Udağan’ın ruhunu yakaladılar ve onu tahtadan oyulmuş bir putun içine hapsederek etrafını tüy topağı ile sardıktan sonra bir dağın yamacındaki melez ağacının kovuğuna sakladılar ve kovuğu da dışarıdan belli olmayacak şekilde ağaç kabukları ile örtüp bağladılar.
  • Tümeti’deki insanların deliliği birdenbire geçti ve hayat normale döndü. Aradan yıllar geçip gidince insanlar önce ruhun hapsedildiği putun hangi ağaca saklanmış olduğunu sonra da Udağan’ın kendisini hepten unuttular.
  • Yılar sonra bir ilkbahar gününde Cabacı adlı ihtiyar yakacak odun kesmek için ormana gitmişti, gözüne kestirdiği bir melez ağacına balta savurup onu devirdi ve dallarını budadı. Sıra gövdeye gelip onu da parçaladığında ağacın içinden tüy topağına sarılmış bir şey düştüğünü gördü,
  • ne olduğunu anlamak için baltanın ucu ile onu dağıttı. İşte tam bu sırada tüy topağının içinden çıkan tahta putu gördü. Daha önce hiç görmese de böyle şeylerin kötü ruhları sakin tutmak için yapılan tılsımlar olduğunu biliyordu, başına bir musibet gelmesi kaçınılmazdı artık.
  • Baltasını ormanın içine fırlatıp koşarak evine döndü. Bu baltayla ağacın içindeki ruhu rahatsız etmişti ve uğursuzluk bulaşmış baltayı evine sokmak istemiyordu. Yine de baltadan kurtulmuş olmak Cabacı’yı kurtarmaya yetmedi, kısa süre sonra hastalanıp yatağa düştü.
  • Çok geçmeden Tümeti’de yeniden delilik hastalığı ortaya çıktı. Aklını kaybedenler daha önceden olduğu gibi Udağan’ın ağzından konuşuyor ve şöyle söylüyorlardı;
  • ”Beni kırk yıl karanlık zindana kapattılar, ama zavallı ihtiyar Cabacı beni yanlışlıkla kurtarıp güneşe kavuşturdu. Beni yeniden yakalayamayacaksınız, size aldanıp oraya dönmeyeceğim”
  • Tümeti halkı yeniden dokuz ulu kamı çağırıp Udağan’ı göndermelerini istediler. Dokuz kamın isteği ile Tiligiriir Södüöt adında bir adamın geniş ambarı köylüler tarafından satın alındı ve içerisine gerçek bir insan boyutlarında tahtadan bir put yapılıp yerleştirildi,
  • Ambarın içi hayvan postları ve minderlerle döşendi, kap kacak, kadın giysileri ve bir insanın hayatta kullanabileceği daha bir sürü eşya içeriye yerleştirildi.
  • Dokuz ulu kam yeniden yakaladıkları Udağan’ın ruhunu putun içerisine yerleştirip kanlı ve kansız kurbanlar adayıp, saçılar saçıp şöyle söylediler; ”Biz sen ablamız için geniş bir yurtluk yaptık, bundan sonra bize eziyet etme, ıstırap çektirme, bize dokunma”
  • O günden sonra Tümeti’de delilik azaldı, sonra tamamen yok oldu ve Tümetililer artık hiçbir zaman Udağan’ın ruhundan Kıyaxammıt yani Kızgın diye söz etmediler, Ampardaax yani Ambardaki ya da Emeexin yani İhtiyar kadın diyerek andılar.
  • Onun gerçek adını ben de söyleyecek değilim, en iyisi onu hepten unutmak.

  • Bu haftanın hikâyesi bu kadar. Okurken şu güzel şarkıyı da dinlerseniz daha keyifli olur. Sürç-ü lisan etti isek (ki etmedik) affola. Hay kam ay!
  • Saydyko Fedorova – The Udagan’s Dream.

Yazar; Trødlabùndin-Emrah Ece

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar
mutlakaoku.com | #Bilgiseli | #Flood | © 2016 | Tanıtım Yazıları | Glovo Kurye Olmak İstiyorum |