Komünist Manifesto ile Hacı Murat’ın ne alakası olabilir?

Komünist manifesto ile Hacı Murat’ın ne alakası olabilir? Çok alakası var… Buyrun Pazar tefrikasına…

  • Her şey 1966’da gökten paraşütle inen Fiat 124 ile başlıyor… Teşbih değil bu dediğim… Buyrun izleyin… 🙂

  • Bu reklam Fiat 124’ün 1966’da piyasa sürülürken yapılan ilk reklam filmi… Aslında Hacı Murat’ın babası olan 124’ün o dönemki özellikle Avrupa araba pazarına gökten bomba gibi düştüğü bir gerçek… Zira o dönem 2.Dünya savaşından çıkmış Avrupa’da halk arabaları biraz “küçük”
  • Zira 2.Dünya Savaşı sonrası çelik pahalı, alt yapı darmaduman olmuş durumda… O yüzden halk arabası denen şey konusunda Fransız bir araç eski isgalcisi Hitler’in yolundan gidip halkını mobilize ediyor…

  • Hitler Fransa’dan çekilirken arkasında enteresan bir miras bırakmıştır… Küçük, iş gören, her yolda ve hava şartında hareket eden küçük araçların ne kadar etkin olduğuydu bu… O mirası doğuran şey ise daha sonra bir hippi femma fatalesi olacağını kim bilebilirdi?

  • Fransasızlar Alman böceğinin hava soğutmalı motoru yerine Fransa’nın kırlarında, Akdeniz ikliminin ısıttığı tarlalarda taşıdığı yumurtaları kırmayacak, daha basit motorlu 2cv ile Fransızları tekrar mobilize edince bu akım diğer Avrupa ülkelerine de sirayet eder…
  • Misal İngilizler çağlar boyunca ayakta kalmış şehirleri ve kırları arasında mekik dokuyacak ve toplumun ucuza alabileceği bir araba üretmekte gecikmez… Adını bile bu özelliğinden alacaktır…

  • Ancak durumu en fena olan tabii ki 2.Dünya Savaşı’nda hem Hitler hem Musollini’nin baskısıyla yaşayan İtalya’dır… İtalya sanayisi yeniden yapılanırken diğer yandan çelik için parası en az olan Avrupalıdır… O da halkını mobilize ederken bir küçük araçtan yardım alır…

  • Fiat 500 İtalyan sanayisinin yeniden toparlanmasını sağlayan şahane bir tasarım olarak hem İtalya’yı tekrar Avrupalı yapar hem de Fiat imparatorluğunun yerinde kalmasına yani İtalya endüstrisinin yasayabilmesinin yolunu açar… Zira İtalya endustrisi = Agnelli ailesi dir…
  • 1950’lerde halkın kolay ulaşabileceği bu küçük araçlar ve işte öyle hemen ulaşılamayacak, mühendislik şovları içeren, yakıt konusunda hiç de cimri olmayan, mekaniği karmaşık araçlar vardı sadece…

  • Ancak arada başka bir uçurum vardır… Halkın ulaşabildiği araçların motorları küçük, kapasiteleri sınırlıdır… Ulaşılması zor olanlar ise eh ulaşılması zordur işte… Burada başka bir şey de devreye girer… 2.Dünya Savaşı’nın en karlı ülkesi ABD ve Hollywood…
  • ABD demek zenginlik demektir… Bu zenginlik de en iyi kocaman motorlu, içine 2 Fiat 500 sığabilecek kadar büyük, bol beygir gücü olan arabalar ile göstermekteydi filmlerde… Detroit’in ve caz’ın altın yıllarıydı…

  • 1960’ların ortasına gelindiğinde Avrupa’daki orta sınıf üzerindeki 2.Dünya Savaşı’nın izleri silinirken yeni nesil Hollywood’un sinema salonlarında anlattığı zenginlik imgelerine ulaşabilmeyi ister hale geliyordu… Çelik hala pahalıydı ama halk da eskisi kadar fakir değildi…
  • Fiat 500’ünde artık her yerde bir küçük rakibi vardı… Agnelli’ler aradaki boşluğu görmüştü… Bu boşluğu doldurabilirlerse Fiat’ı sıradan bir üretici olmaktan çıkarak Alman, Fransız, İngiliz hatta ABD’li üreticilere sağlam rakip olabileceğini düşünmüşlerdi…
  • Ancak, onlar bile yapacakları şeyin dünya otomotiv endüstrisini topyekun değiştirebileceğini hayal etmemiştir… Agnelli’ler basit, ulaşılabilir ancak ulaşılamayan araçlarda olan bazı şeylerin de eklendiği yeni bir halk arabası için çalışmaya başlar…
  • İşte bu hedefin sonunda Fiat 500 yerine yeni bir halk arabası 1966’da arz-ı endam eder… Fiat 124… Bizdeki adıyla Hacı Murat…

  • Fiat 124’ün o dönemdeki halk arabalarında bulunmayan ve o ulaşılamayan araçlardan gelmiş bir çok özelliği vardı… Bir kere motoru 1200 cc’ydi… O zamana kadar halk arabası denen şeyin motoru max. 600-650 cc’ydi… 70 beygir gücü vardı… Az gelebilir şimdi…
  • … ancak o dönem halk arabası dendiğinde 30-40 beygir güçlük motora “Oooooo…. İyiymiş bu yahu” deniyordu… Disk frenler ile basınca durması da cabası… :)) Ancak en önemli özelliği bu arabaya 5 kişi sığıyordu yahu… :))
  • Aynı yıllarda Krushcev’in Rusya’sı da Stalin sonrası kapitalist dünya ile yeni bir yarışa hazırlanmaktaydı… Teknoloji savaşı… Bu savaş uzaya ilk insanı göndermekden halka daha rahat ama sosyalizme uygun bir hayat sunmaya kadar geniş bir yelpazeyi içeriyordu…
  • Krushcev, her ne kadar Stalingrad savunmasında önemli görev almış, Stalin’in özel isteğiyle Ukrayna’dan dönüp Moskova’da Stalin için çalışsa da zeki ve ilerideki olası tehlikenin farkında bir liderdi… Süngüyü düşürmeden batı ile bir şeyler yapabilirdi…
  • Ruslar tank, lokomotif, kamyon gibi ağır taşıtlar yapmak ve bunları çok büyük adetlerde üretmek konusunda çok başarılıydı… Ancak iş araba gibi küçük hacimli, bireysel araçlar üretmeye gelince işler sarpa sarmaktaydı… Sosyalist halkçılık nedeniyle buna hiç kafa yormamışlardı..
  • Ancak Krushcev’in Amerika’yı yeniden keşfetmeye hem zamanı yoktu hem de niyeti… İktidardaki son zamanlarında batılı araba üreticiler ile temaslara başladı… Yalnız ilk temas edilen üreticiler Fransızlardı… :))
  • Ancak bu görüşmeler kapitalist batı tarafında pek hoş karşılanmıyordu… Ya kendine halkın cumhuriyeti diyen Sovyetler gerçekten bir halk arabası üretirse ne olurdu? Komünist Rusya batının üstün olduğunu düşündüğü nükleer güç ve uzaya gitme konusunda kapitalistleri geçmişti…
  • Fransızlar ile yapılan görüşmelerden bir sonuç çıkmamıştı… Bu sirada Krushcev iktidarı Brejnev’e bırakacaktı… Ancak, Brejnev halefinin halk arabası hedefini hayata geçirecekti… Bunu da kapitalist Avrupa’da en çok komünistin bulunduğu ülkeyle yapacaktı… İtalya ile…
  • İtalyan komünistleri içinden Musolli’niyi de Gramschi’yi de çıkarmış, komünizme ve teorisine en az Almanlar kadar katkı vermiş bir gruptu… İtalya’da da hala siyasi olarak güçlülerdi… Brejnev Fransızlarla olan masadan kalkarak İtalyanlarla masaya oturdu…
  • Agnelli’ler gibi kapitalist burjuvanın aristokratı olmuş bir aile ile Sovyet Rusya’nın komünistleri aynı masadaydı… Geçmiş de de İtalyanlardan kamyon alıp Rusya’da montajını yapmışlardı zaten… Görüşmeler İtalyan komünistlerce de sevindirici olacaktı.
  • Agnelli’ler de başlarında boza pişiren sendikaya karşı ellerini güçlendirecek ve biraz rahat nefes alacaktı… Brejnev’in bu hamlesi sonuç verdi… 1966’da Rusya yeni bir fabrikaya daha sahipti… AutoVAZ…
  • AutoVAZ dev bir fabrikaydı… O kadar büyüktü ki Volga nehri üzerinde sırf bu fabrika için yeni bir şehir inşa edildi… Şehrin ismi ise duyana hemen Torino dağlarını, Napoli pizzasını hatırlatan bir isimdi.. Togliatti… Soğuk Rusya’da bir İtalyan şehri doğmuştu… 🙂
  • Şehrin ismi Brejnev ve Rus cinliğiydi tabii ki… 🙂 Peki neden Togliatti? Bu isim İtalyan Komünist Parti’sini kuran ve ölümüne kadar başkanlığını yürüten Palmiro Togliatti’nin soyadı… Brejnev kapitalist dünyanın bu anlaşmadan hoşlanmayacağını biliyordu… 😉
  • Hem artık burjuva aristokratı olmuş bir aileye ne kadar guvenebilirdi ki? Siyasi baskı artıp ABD devreye girince caymamalarını önleyecek bir şey bulunmalıydı… Angelli’ler sendikayla başı ağrımasın istiyorsa tabii ki İtalyan Komünist Partisi ile ilişkiyi iyi tutmalıydı…
  • Ancak İtalyan komünistler ile Sovyetler arasında hep gitgelli bir ilişki vardır… Gramschi’nin neo-marksizmi gibi… 🙂 Bu yüzden Sovyetler İtalyan komünistlerin kitle gücünü arkalarına almak ve bu konuda onlarla ortak hareket edebilmek için onlara hoş görünmeliydi…
  • Italyan Komünist Partisi’ni kuran kişinin ismini koca bir şehre vererek Sovyetler bir saygı duruşunda bulunmuş İtalyan komünistler de enternasyonale uygun şekilde bu işbirliğini kitlesel olarak desteklemişti… Kapitalist batı için yeni bir tehditti bu…
  • Aynı yıl Fiat 124 piyasaya çıkmış, yılın arabası ödüllerinin tümünü toplamış ve otomotiv endüstrisinde yeni çağın açılmasına neden olmuştu… “Halkın arabası” endüstrisi… Sovyetler de bu yeni üretim modeline kaynağından sahip olmaktaydı.. Bunun önlenmesi olmadı gecikmesi şarttı
  • Geciktirme konusunda kapitalist batıya Rusya’nın şartları yardım edecekti… Zira bu zıpır İtalyan Rusya’nın yolları, hava şartları ve kullanım amaçları için fazla narindi… Togliatti’de İtalyan mühendisler Sovyet mühendisler aracı yeniden tasarlamak zorundaydı…
  • Bu arada Agnelli kendi üye olduğu aristokrat burjuvalar kulübünde “Pis Kızıl” olarak anılmaya başlamıştı… Ancak Sovyetler Agnellilerde ampulü yakmıştı… Araba satmasına gerek yoktu… Lisans satıp buradan milyarlarca liret kazanabilirdi… Öyle de yaptı…
  • Bir çok ülke kendi arabasını üretmek istiyordu o dönemde… Hem “Pis Kızıl” imajını yıkmak hem de zaten kendisiyle Almanlar yerine lisans anlaşması olan bir fabrikada Fiat 124 üretimine izin verdi… Artık yenik İspanyol anarşistleri de halkın arabası ile tanışacaktı… SEAT 124
  • “Kızıl kapitalist” Agnelli ailesi imparatorluğunu uluslararası bir hale dönüştürmekteydi… Bu imparatorluğun yakıtı ise “halkın yeni arabası” Fiat 124’dü… Bu öyle bir imparatorluğa dönüşmekteydi ki “pis kızıllar” bile ona para kazandırıyordu… Ancak kızık 124 hala doğamamıştı.
  • Ancak 124 aynı yıl yarı kızıl 124 olarak doğu bloğuna girmişti… İtalyanlar Fiat 124’ü demonte halde Bulgaristan’a göndererek orada monte ederek satmaya başlar… Komünist dünyanın halk arabası önce “komşu”da test edilir yani… Ta ki kızıl 124 doğuncaya kadar… 🙂
  • Bu arada Togliatti şehrinde İtalyan mühendisler ile Sovyet mühendisler kızıl 124’ü yaratmaktaydı… Her adımları KGB, CIA, MI6 ve aklınıza gelebilecek tüm istihbarat ekipleri tarafından da izleniyordu tabii… Agnelli ailesi siyasi bir çapraz ateşin ortasında kalmak üzereydi…
  • Agneliler bir Sovyet Otomotiv Bakanı (evet Sovyetler bu işi o kadar ciddiye aliyordu ki bunun için bakanlık ihdas etmişlerdi), bir İtalyan Sanayi Bakanı ile sonra da gizli servislerin ağır abileri ile görüşüp işi idare etmeye çalışıyorlardı. Ancak, batı cephesinin baskısı büyüktü.
  • Togliatti’de mühendisler Fiat 124’ün 800’e yakın parçasını değiştirdi “Kızıl 124″ü yaratabilmek için… Rus yollarına uygun olması için amortisörleri, diferansiyeli, şaftı değişti… Bir alt koruma eklendi… Rusyanın soğuk havasına uygun yeni bir motor bile tasarlandı…
  • Tabii her değişiklikten batılı gizli servislerin de hemen haberi olmaktaydı… Zira “bu pis kızıllar” bir de halkın rahat erişebileceği bir araba üretebilir ve bunu halkına yayabilirse Holywood’un zenginlik sembolü “araba” gelip kapitalist batıyı vurabilirdi…
  • Zira ABD Vietnam’da bu pis kızıllara karşı “demokrasi” ve “zenginlik” götürmek için savaşıyordu… Böyle bir şey zaten ülkede ve dünyada başlayan ABD karşıtı gösterilere ateşe dökülmüş benzin etkisi gösterebilirdi… Durum Agnelliler için sıkıntı yaratmaya başlamıştı…
  • Agnelli ailesi soğuk savaşın ortasında kalmıştı… Varşova Paktı’nın topları da NATO’nun topları da onlara dönüktü… Halkın arabasının doğurduğu bu imparatorluk siyasi iki kutup arasında bir anda paramparça olabilirdi… Agnelli bunun için bir şeyler yapmalıydı…
  • Agnelli’lerin tek baş ağrısı iki siyasi kutbun ortasında kalmak da değildi… Anlaşma sağlanmış ama İtalyan komünistlerin de en az Sovyetlernkadar beklediği Kızıl 124 ortaya çıkmamıştır… Agnelli’ler ile komünistler arasında da gerginlik yaratmaktadır bu durum…
  • Agnelli’lerin başı bu yüzden sendikayla da gerilir… Bu gerilimin sonunda Avrupa’nın en sert komünist örgütlerinden birinin hedefi de olacaklardır… Hem de tam Kızıl 124 halkın arabası olarak Sovyetlerin yeni propaganda aracı olduğu zamanlarda…
  • Ancak, Agnelliler önce devletlerle olan sorununu çözmek için bir çare bulmalıdır… Buna buldukları çözüm ise bizim ülkedeki bir başka ailenin kuracağı krallığın önemli bir yapı taşı olacaktı… Ageletti ailesi bir batı bloğu ülkesinde de “halk arabası” üretecekti…
  • Sonunda VAZ-2101 ya da bizim bildiğimiz adıyla Lada 1200, 1970’de halkla buluştu… Artık kızıllar da Amerikalılar gibi arabaya binebilecektir…

  • Artık komünistler ürettikleri artı değerin bir kısmı ile toplumuna daha rahat bir hayat sunabilecektir… Daha kötüsü bunu çevre ülkelere de satacaktır… “Halk arabası” tanımı batı dünyasındaki anlamının da ötesine geçerek yeni bir anlama bürünmüştü…
  • Agnellilerin siyasi baskıyı yumuşatma yöntemi ise bize 30 yıllık bir kuş serisi olarak yansıyacak ve yıllardır Amerikan Ford ile yakınen çalışmış bir aileye talih kuşu olarak konacaktı… 1971 itibarıyla Sovyetlerin Lada’sı bizim de Murat’ımız vardı artık… 🙂

  • Aynı yıllarda Fiat Kore’de de üretime izin verecek ve elleriyle ürettiği Lada’nın komşu memleketlere sızmasını olabildiği kadar önleyerek dünyanın her yerine dağılacak ve kendi imparatorluğunu büyütecektir.. Tabii bu imparatorluk büyürken çok sert bir komünist örgütün hedefi olur.
  • Italyan’da 1970’de doğan Kızıl Tugaylar doğal olarak hedef olarak sovyetlere araba yapmayı öğreten Agnelli ailesini ve Fiat fabrikalarını hedef alır… Agnelliler hem KGB hem CIA hem İtalyan gizli servisi tarafından Kızıl Tugaylar’dan korunmak zorunda kalır… :))
  • Fiat 124 artık gerçek halk arabası olmuştur… Hem de bloklara ve soğuk savaşa rağmen her halkın arabası… Bu olurken de araba üretmek isteyen biz dahil bir çok ülkeye araba yapmayı öğreten bir prototip haline de gelir…
  • Öyle ki Hintliler de yeni bir halk arabası üretmek istediğinde hem de artık 80’lere gelinmişken 1981’de bizim Hacı Murat’a bel bağlar… 1986’da Premier 112 adıyla aynı arabayı Nissan motoruyla piyasaya sürer… :))

  • Agnelli ailesi dünyanın katıksız en iyi korunan ailesidir artık… Rus, İtalyan, Amerikan, vs. tüm gizli servisler onları korur.. Sanırım devlet başkanları dahil hiç kimse Agnelliler kadar iyi korumadı tarih boyunca… Bunun nedeni ise Kızıl Tugaylar yani komünist bir örgüttü :))
  • Fiat 1974’den itibaren Fiat 124’ü üretmeyi bıraktı… Yerine de yine bizler için tanıdık bir araba geçti… Fiat 131… Ya da bizim bildiğimiz adıyla Murat 131… 🙂

  • Hacı Murat tüm dünyada Fiat, Seat, Premier, Murat vs. isimlerle 1996’ya kadar üretildi… 22 milyondan fazla satıldı… Bu sayıya Sovyet Lada dahil değil bu arada… Zira onun hikayesi 70’lerin ortası ve 80’lerde değişiyor… 🙂
  • Önce VAZ-2103 üretiliyor 1974’den itibaren… Daha büyük motor, daha farklı trim… Ancak temelde Fiat 124 Special ile aynı araba…

  • Bunu başka bir VAZ (yani Lada) takip edecek ve az daha ABD’lilerin korktuğu başına gelecektir… VAZ-2105… Ya da bizim bildiğimiz adıyla Lada Riva… 🙂

  • AutoVAZ artık Fiat’dan bağımsız şekilde kendi kanatları ile uçmaya baslar 1983’de… Lada Riva iste bunun ilk ürünüdür… Ancak temeli ve kökleri hala Fiat 124 yani bizim Hacı Murat’dır… :)) Kare farlar, yeni motor ve trim, vs. Bu haliyle dünyaya yayılacaktır ama…
  • Biz de biraz gecikmeli şekilde kuş serisine Serçe’yi katarken Fiat 124’den çok Lada Riva’yı kopyalarız zaten… Bir 7-8 yıl sonra tabii… :))

  • 80’lerde Lada Riva İngiltere başta olmak üzere tüm dünyayı istila eder. Çünkü 80’ler Thatcher İngiltere’sinde bir çok işçi bir anda işsiz kalır. Bugün acısını çektiğimiz global liberalizm rüzgarı esmek için hazırlanmakta, ilk olarak da kapitalist batıdaki işçileri hedeflemektedir
  • Sovyetler de bu rüzgardan etkilenecek önce Gorbaçov ardından Yeltsin ile Sovyetler Birliği yeniden “Rusya Ana” olacaktır… Ancak, çökmek üzere olan sosyalist Rusya dünyadaki bu yeni liberal rüzgarla işini kaybetmiş emekçilere gider ayak bir hediye daha verir… Lada…
  • İşsiz kalan emekçiler alabilecekleri en ucuz aracı satın alır… Yani Lada Riva’yı… Fiat 124 küllerinden yeniden doğmuştur ve ilk günkü gibi yine “halkın arabası”dır… Lada İngiltere’de en çok satan 10 arabadan biri olur o yıllarda… Kızıllar giderayak golü atmıştır… 🙂
  • Ancak, bu gol geç gelen bir göldür… Sovyet Rusya 90’larda dağılır amcak Lada hala üretilmeye devam etmektedir… Dünyanın her yerinde ulaşım için araç alamayan o en alttakine ulaşım imkanı sunmaya devam eder… Enternasyonel dayanışmanın en düşük maliyetli hali gibidir…
  • Sovyetlerin dağılmasına rağmen Lada Riva 2012’ye kadar Volga yanında kendisiyle beraber kurulmuş olan “İtalyan” şehri Togliatti’de ki AutoVAZ’da üretilmeye devam eder… Mısır’da ise 2015’e kadar lisansla üretilmeye devam edecektir…
  • Üretildiği süre içerisinde dedesi Fiat 124 gibi 22 milyondan fazla satar… AutoVAZ’ın kurulduğu 1966’da ABD’de yıllık kişisel araba satışı 9,5 milyon adetken Sovyetlerde 250 bin iken sadece 30 yılda 22 milyon adede ulaşmak büyük bir olaydır ama zamanlama biraz geçtir…
  • Amerikalıların ve diğer tüm batı dünyasının korktuğu şey gerçekleşir gerçekleşmesine ama artık Sovyetler yoktur ve Agnelliler bu kumardan Amerikan Chraysler’i satın alan bir dev imparatorluk sahibi olarak çıkmıştır… “Halkın arabası” soğuk savaşın bitimiyle bir tiran yaratmıştır
  • Gariptir ki Komünist Manifesto ve onun yolunda yapılan enternasyoneller sonrası hedeflenen tüm dünyadaki proleterlerin birleşmesi hedefi, 5 yaşındaki bir çocuğun bile araba deyince çizdiği bir tasarımı üreterek ve bükerek gerçekleştirmiş olur…
  • Ancak bizler Hitler’den miras bir arabayı, gülümseyen yüzü, 60’larda onu sahiplenen hippi kültürü ile hem hal olduğu için “halkın arabası” olarak kabul etmeyi tercih ederiz…

  • Ancak gerçek halkın arabası İtalyan komünistlerin korkusuyla Sovyet Rusya’da üretilen, köşeli, kaba saba, ancak tüm dünyadaki işçileri hem üretim hattında hem günlük hayatlarında bir araya getiren Lada ve Fiat 124’dür…
  • Maalesef basit bir İtalyan tasarımı tüm sınırları aşıp tüm halkların arabası olup enternasyonali yaşayabilecekken ortaya sadece bir otomotiv imparatorluğu yaratarak devrini tamamlar… İşte bu mevzunun en trajikomik tarafı da budur… Oyunu Holywood kazanmıştır…
  • Bu hikayeyi daha önceden biraz arabacılığım olduğundan biliyordum… Ancak, bugun TV’de Bloomberg HT’de Cars of People with James May’i seyredince anlatmak istedim… Zira o da kendince mevzuyu başka şekilde bakmamı sağlayacak şekilde anlattı… Ben de size… :))

Neyse… Hikaye böyle… Komunist Manifesto’daki enternasyoneli gerçekleştirmeye namzet bir araba Sovyetler yıkılınca bir tiranlık üretir… Tıpkı global liberalizmin daha sonra ürettikleri gibi… Umarım sevmişsinizdir… B/unb, mute, unf edenler dahil herkese ARO… 🙂

Bu Konu, Kurbağa Kral   @uarpak Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar