Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

Kaybedenler Kulübü Gibiyiz! (‘Bu kadar bezgin, mutsuz, umutsuz, keyifsiz, vazgeçmiş!’)

Bu sitede (Twitter) hesap açalı 9 sene bitmiş… Timeline’ı bu kadar mutsuz, umutsuz, keyifsiz, vazgeçmiş görmemiştim… Herkeste ağır bir bezginlik var… Yazılanlardan (ve artık yazılmayanlardan) bunu çok iyi görebiliyor insan bu kadar zaman geçirince burada… Hoş kendinden de biliyor..

  • Bugün timeline’a bakıyorum da Seda haspası için bile kimsenin yazası gelmemiş… Çekirgeler gibi her yere üşüşmüş hallerinden herkese bıkkınlık gelmiş belli… Hiçbirimizin eli gitmiyor artık bir ey yazmak için… Şakalı bir şeyler yazmak bile içimizden gelmiyor…
  • Hayatın içindeki kasvet burayı da yavaş yavaş sarıyor… Kazanmak/kaybetmek böyle bir şey işte… Kaybediliyor… Her mecra, her getto, her alan, her nefes… Kendileri kadar mutsuz ve doyumsuz bir hayat hedeflemişlerdi şimdi bu hayat her yeri sarıyor…
  • Hep aynı şeylere dönüp duruyorum kendi içimde… Çok tekrarladım bunları… Bizim tahayyül edemeyeceğimiz bir kötülükle karşı karşıyayız ve bunu aklımız ve bilgimizle aşmamız mümkün değil… Vasıfsızlığın içgüdüsel korkaklığının yarattığı kötülük bu…
  • Çocuklar deist oluyor diye başlatılan yaygaranın aslı da zengileştikce ve başkalarının hayatlarına çöktükçe o çöktükleri hayatın nimetlerinden yararlanmanın sekülerlikten geçtiklerini bilmeleri misal… Artık her şeyleri var ama korkmaya devam ediyorlar…
  • O yüzden her alana müdahale edip kontrol altına alıyorlar ya da sekter hale getiriyorlar… Aklı başında herkes dalga dalga gelen bu saldırıdan belli ki artık yorulmuş… Kendi kabuğunda hayatından kalan son parçayı korumak derdinde…
  • Herkes/hepimiz de haklıyız bunu yapmakta… Yanlış yapıyoruz ama haklıyız… Oksimoron mu? Belki… Ama durum bu… Çünkü tek kitlesel alternatifin laf olsun torba dolsun diye meydanlarda, sokağa çıkması gereken zaman evinde oturan bir örgüt… Bu daha büyük oksimoron değil mi?
  • “Haklıyız kazanacağız”dan “Haklı bir mağlubiyet”e evrilmek üzere bir hayat yaşıyoruz ve birbirimize şaka yapacak bile takatimiz yok… Tıpkı o vasıfsızın başladığı yerdeki gibiyiz… Nefes alıyoruz ve bunun adı yaşamak oluyor… Sadece onun gibi hasetlenemiyoruz o kadar…
  • Neyse… her toplum kendi vasatı neyse orada birleşirmiş… Bizim vasatımız pek eğlenceli değil… En azından benim gördüğüm/hissettiğim bu… Hala şafakta gelecek atlıları bekleyenler var… Şafakta aynaya bakıncaya kadar o atlılar gelmeyecek ve biz sıkılıp duracağız…
  • ha bunun bize has olduğunu da düşünmüyorum… Tüm dünyada böyle bir teslimiyet var… Onların tek farkı orada bir grup insan gerçekten fikir üretiyor ve bunları dinleyenler var… Bizde ise fikir üreten zaten az dinleyen hiç yok… Varsa yoksa ezberden sözler, eylemler…
  • Bırak dinlemeyi duymayı bile unutunca doğaldır insanın kendi kozasına çekilmesi… Bu kadar büyük bir deliliğin parçası olmaktan korkmak o delilikten azade olmayı sağlamıyor… Dışarıda insanlar bunun farkına varmaya başladı… Biz ise kulakları tıkamayı seçiyoruz…
  • Tıkalı kulaklara da kimse meram anlatmak istemiyor bir süre sonra… Susuyoruz ya böyle melul melul dinleyen olmaz diye, işte o bizim sonumuz oluyor… İki lafın belini kıramayınca kendi belimiz bükülüyor… Belimizin ağrısında gülecek takat kalmıyor…
  • İnsan kendi kozasında delirir… Hepimiz delirdik ve bu kitaplarda okuduğumuzu ya da hayal ettiğimiz kadar eğlenceli değilmiş sanırım… O delikten çıkmadan da bu delilikten kurtulma ihtimali yok… Delikten çıkmak için ise dinlemek ve söylemek gerek…
  • Godot’u bekliyorsanız Beckett der ki “Godot her gün geliyordu aslında… Her gün bizi kasabaya taşıyan otobüsün direksiyonundaydı… Sadece biz anlamamayı tercih ettik…” Neyse… Aklıma geldi öylesine işte… ARO….

Yazdıklarımın haleti ruhiyesi gibi biraz bu şarkı bak…

Bu Konu, Kurbağa Kral @uarpak Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Sen, bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Tanıtım Yazıları | Pdf Kitap İndir