İslamiyet, Tarihindeki Sünnii-Şii Ayrılığını bir Yahudi’ye mi Borçlu?

İslamiyet, tarihindeki en büyük anlaşmazlık olan Sünnii-Şii ayrılığını bir Yahudi’ye mi borçlu?

  • Aslen Yemenli bir Yahudi. Sözde Müslüman olan ama özünde olmayan Abdullah İbn-i Sebe. Sadece Müslüman’mış gibi göründü..
  • İslamiyet’e ilk Yahudi ve Hristiyan sembollerini soktu. Solda Yahudi tılsımı, sağda ise Şiiler’de Hz.Fatıma’nın(r.a.) sözde eli…

  • 12 İmam ve 12 Havari…

  • Yahudi olan Pavlus’un Nasraniyet’e yaptığını, İbn-i Sebe İslam’a yapmıştı. Yavaş yavaş ilmik ilmik örmüştü…
  • Hazret-i Osman’ın halifeliği zamanında Yemen’den Medine’ye geldi. Ben müslüman oldum dedi. Halifenin gözüne giremeyince, her yerde halifeyi kötülemeye başladı. Fitne ve fesat çıkaracağı anlaşılarak Medine dışına çıkartıldı.
  • O da gittiği Basra, Şam ve Kufe’de de Halife Osman’ın aleyhindeki faaliyetlere devam etti. Ashab-ı kiramın büyüklerine uygunsuz sözler söyleyerek bozgunculuk yaptıysa da fazla taraftar bulamadı.
  • Mısır’a gelerek cahilleri etrafına topladı. “Hazret-i İsa’nın döneceğine inanıp da Hazret-i Muhammed’in döneceğine inanmayana şaşarım” dedi. “Halifelik Hazret-i Ali’nin hakkıydı, Osman onun hakkına tecavüz ederek zalimlik yaptı” dedi.
  • Hatta Hazret-i Ebu Bekir ve Hazret-i Ömer’in hilafete geçmeye hakları olmadığını söyledi. Etrafına topladığı cahilleri isyana teşvik etti. İbni Sebe ve taraftarlarının yaptığı fitnenin etkisinde kalarak Mısır ve Irak’tan Medine’ye gelen isyancılar Hazret-i Osman’ı şehit ettiler.
  • Hazret-i Ali zamanında da fitne ateşini körüklemeye çalışan ibni Sebe, Kufe’ye giderek Hazret-i Ali’ye yaranmaya çalıştı. Hazret-i Ali’ye haşa “Sen Allah’sın” diyerek secde etti!
  • Bu olay hakkında bir rivayet var ki hem rivayetlerin hakikat olduğunu hem de tespitlerimizi doğrular nitelikte. Rivayete göre o Hz.Ali’ye “Sen Sen olan’sın” demiştir. Bu onun nereden beslendiğini gösteren en büyük delildir.
  • Tevrat’ta şu ayet vardır: אֶֽהְיֶ֖ה אֲשֶׁ֣ר אֶֽהְיֶ֑ה yani “Ben Ben Olan”ım!

  • Hz. Ali ve evlâtlarını, “İlâhlar Hanedanı” hâline getirerek İslâm Dinini Hristiyanlık’ta olduğu gibi tevhit esasından saptırmaya çalıştı. Hz. Ali, bu müşriklerin bir kısmını yaktırdı.
  • İbn-i Sebe’yi ise, ordu içinde taraftarlarının çokluğu sebebiyle, fitne ve zaafa yol açacağı endişesinden, yaktırmaktan vazgeçti. İran’ın eski hükümet merkezi olan Medayin’e sürdürdü. Ne yazık ki, Medayin, İbn-i Sebe’nin sapık fikirlerinin üretilmesine çok müsait bir zemin idi.
  • İbn-i Sebe burada, vaktiyle Hz. Ali’den kaçan Haricilerle görüştü. Aralarında Hz. Ali, Hz. Muâviye ve Hz. Amr İbnü’l-Âs’ın öldürülmesini kararlaştırdılar. İbn-i Mülcem isimli suikastçı canımızdan can Hz. Ali’yi, şahadetine sebep olan zehirli bir kılıç ile yaralamaya muvaffak oldu.
  • İbn-i Sebe’nin oğlu Meymun da “Ali ölmedi, uruç etti, semâya çıktı. Şimdi o,bulutların üzerindedir. Çok geçmeden geri dönecek ve kılıcıyla bütün dünyaya adalet dağıtacaktır…” şeklinde inanışı yaymaya başladı.
  • İbn-i Sebe, yakın arkadaşları ile beraber İran’da yapacakları ihanet faaliyetlerinin plânlarını hazırladılar ve çalışmaya koyuldular. Zira İran daha yeni İslam’a dahil olmuş ve henüz bazı hakikatleri tam anlamıyla oturtamamıştı.
  • Çok büyük bir medeniyetleri Hz.Ömer’in eliyle yıkılmıştı ve bu da gururlarına çok dokunmuştu. Hilâfet makamı da bu ülkede uyarı ve irşat hizmetini gereken seviyede yapamıyordu. Buradaki insanlara,İslâm’ı bütün kurumlarıyla yerleştirme hizmeti, büyük ölçüde aksıyordu.
  • Zira, İslâmiyet gayet geniş bir sahaya yayılmış, sahabelerin büyük bir kısmı iç fitnelerde vefat etmiş, diğer bir kısmı uzlet hayatını tercih etmiş, bir kısmı da sosyal hayata müdahale edemeyecek kadar yaşlanmıştı.
  • Bu boşluktan faydalanan Yahudiler bu sosyal durumdan faydalanmayı başardı ve bu coğrafyaya ayrılık tohumlarını ektiler…
  • Bu anlattıklarımızın paralelinde Şii geleneğine ait bir anlatıma referans yapalım ki taşlar iyice otursun. Bihar el-Envar hadis kitabında İmam-ı Ali’nin ve diğer Ehli Beyt imamlarının Allah’ın İbranice olan ismi Azamı ile mucizeler gösterdiği anlatılır.
  • Beklenen Mehdi hakkında denilir ki: Mehdi çıktığında Allah’a İbranice niyaz edecektir. (Ibn Ebu Zeyneb en-Nu’mani, el-Ghaybe)
  • Şöyle de denilir ki: Kendini göstermeye izin aldıktan sonra gizli İmam Allah’ın İbranice olan adını telaffuz edecek ve daha sonra 313 kişi olan yoldaşları Mekke’de onun etrafında toplanacaktır. Aynı küçük bulutların baharda toplanması gibi. (a.g.e. s.455)
  • El-Kuleyni, Usul el-Kafi kitabında ise resmen Tetragrammaton yani Yehova (יהוה) tarif edilmiş! Orada da şöyle deniliyor: Bu isim ağza alınmayacak kadar kutsaldır ve 4 parçadan oluşur: Başlangıçta Allah bir ismi yarattı.
  • İsim 4 sessiz harften, (יהוה) vücutsuz bir varlıktan, bir isim ki tasvir edilemez, renksiz renk, sonsuz, tüm hislerden ve tehayyülden örtülü olmasa bile gizli.

Allah ondan kusursuz 1 kelime yaratmıştır. 4 parçadan oluşan bir kelime..( יהוה)(El-Kuleyni, Usul el-Kafi, “Kitab el-Hucca,” Bab Huduth el-Esma, c.1 s.151-52,#1). Bitti

Bu Konu,  m’aksın HAYDAR ALİ @_imamMahfi Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar