Ekrem İmamoğlu Coşkusu ve Zafer Sarhoşluğu! (‘Meral Akşener ve Muharrem İnce’)

Zafer sarhoşluğu henüz taze iken Ekrem İmamoğlu hakkında yaptığımız yorumlar haklı olarak tepki çekiyor ve artık yılana bile sarılacak noktaya gelen denize düşmüş kitleler bu çoşkunun en ufak bir eleştiri ile gölgelenmesini istemiyorlar. Bunca yıpranmışlığın ardından haklılar.

  • Lakin; bizim görevimiz ülke adına her türlü oyunu bozmak; sadece RTE’nin mihmandarlığında sahnelenleri değil. Doğrudur; Ekrem İmamoğlu ülke siyasetinin normalleşmesi adına bir umuttur ve RTE’nin temsil ettiği çizginin dengelenmesi herkesin hayrınadır.
  • Bu bağlamda Ekrem İmamoğlu Millet adına bir siyasi araç olarak desteklenmelidir. Fakat bu Ekrem İmamoğlu ‘nun arkasında pozisyon alan güçlerin etüdüne ve güçlere karşı tavır almaya engel değildir. Liderin kumaşı ayrıdır; o kumaşı işleyecek terzinin niyeti ayrı.
  • Daha önce Meral Akşener ve Muharrem İnce örneğinde lider olarak sahneye sürülenlerin yarattığı hayalkırıklığının arka planı etüd edildiğinde bunların hep makro bir planın adımları olarak kurgulandıkları ve kendilerine çizilen havuzun dışına çıkamadıkları net olarak görülmüştür.
  • Arka planındaki derinlerin farkında olanlar için bunların hangi pazarlıklarla o sahneye çıkarıldıkları nettir fakat bu pazarlıklara şahit olanlar aynı zamanda liderin ilahi bir kopuşla;herşeye rağmen eninde sonunda sırtını kodamanlara değil Millet’e dayayacağı umudunu taşır.
  • Meral Akşener ve Muharrem İnce bu kopuşu başaramayarak, nihayetinde makro planın görevlileri olarak görevlerini yerine getirerek sahne kenarına alınmışlardır. Ekrem İmamoğlu ‘nun sahneye çıkarılışındaki arka plan dinamikleri bu ikisine benzer fakat İmamoğlu’nun kumaşı farklıdır.
  • İçine düştükleri çukurdan çıkmak için İmamoğlu’nda bir umut gören kitleler bu zafer sarhoşluğundan uyandıkları noktada İmamoğlu’nu arka plandaki derinlerin etki alanından çekip alabildikleri noktada İmamoğlu gerçekten Türkiye açısından bir umut olacaktır.

  • İmamoğlu çok önemli iki projenin kesişim/olgunlaşma noktasında, çok hızlı bir şekilde yükseltilerek sahneye sürülmüştür. Bu iki projenin biri İstanbul,diğeri Türkiye siyaseti ile ilgilidir. RTE’yi zamanında sahneye sürenlerin kadim projesi “Şehir Devlet İstanbul” projesidir.
  • “Şehir Devlet İstanbul” projesi yeniden raflardan indirilerek masaya konmuştur. Keza; Türkiye siyaseti başkanlık/federalizm yolunda mayalanırken bir diğer önemli kulvar siyasi arenanın iki parti/merkez çevresinde yeniden kurgulanmasıdır. AKP/MHP bloğu bu yolda ilk adımdır.
  • CHP’nin HDP ile bloklaştırılması bu yolda atılacak ikinci adımdır. AKP medyasının CHP’yi HDP ile ittifakla suçlaması aslında bir eleştiri değil o medyanın arkasındaki esas gücün temennisidir. CHP’nin HDP ile daha açık, korkmadan utanmadan bloklaşması istenmektedir.
  • “Demiri soğutup” yeniden kucaklaşma edebiyatına sarılan RTE arka planda hazırlıkları yapılan “Yeni Açılım” sürecini “müjdelemiştir.” Ve bu yolda Demirtaş’ın serbest bırakılması ve sonrasında cezaevinde aldığı formasyonla HDP’yi dönüştürmesi, gerekirse bölmesi gerekecektir.
  • CHP de ise sahnede İmamoğlu tutulurken, arka planda Soroscu Canan Kaftancıoğlu ‘ın temsil ettiği klik, CHP’yi SHP’leştirme için kolları sıvayacaktır. Tabiki küreselci/Soroscu kliğin bu hamlesi, Devlet’e hakim “Neo-Osmanlı” kliği ile varılan uzlaşmadan bağımsız olamaz.
  • İmamoğlu bu iki projede de RTE ile eşgüdümlü çalışarak ; kendisini sahneye çıkaran bu büyük uzlaşmayı boşa çıkarmayacaktır. AKP-MHP birleşme planı çerçevesinde AKP’nin yeniden dizayn edilmesi gerektiği noktada, belediye merkezli deşifre edilecek yolsuzluklar çok önemlidir.
  • İmamoğlu’nun belediye merkezli deşifrasyonlarında “RTE iyi, çevresi kötü” prensibinden sapmadan;RTE’ye teşkilat üzerindeki operasyonları için bahane yaratması beklenmelidir. “Padişah” muhalif kitlelere İmamoğlu üzerinden ihtiyaç duymadığı nice vezirin kellesini sunabilir
  • Daha ilk konuşmasında aynen zamanın RTE’si gibi “CIA almanağı Türkiye’de etnisiteler” başlığındaki bütün etnik grupları sıralayan İmamoğlu RTE’nin İstanbul ve “Yeni Açılım” süreçleri için en büyük ortağı olursa sakın şaşırmayın, üzülmeyin. İlk tufaya getirilişimiz olmayacak.
  • Kaba hatları ile çerçevesini çizdiğimiz bu yukarıdaki senaryonun gerçekleşmemesi ve Ekrem İmamoğlu bir projeden sahici bir lidere dönüştürülmesi mümkün. Bunun için birinci şart İmamoğlu’nun çevresindeki küreselci/Sorosçu kliğin temizlenmesidir.
  • İmamoğlu’nun seçilmek için, Canan Kaftancıoğlu ”ın enerjisine ihtiyacı vardı ama uzun vadede gerçek bir lidere dönüşmesi için, “Neo-Osmanlı” klikle İstanbul ve başkanlık/federasyon projesi üzerinden anlaşan küreselci/Soroscuları ve onların başkadınını bertaraf etmesi gerekiyor.

Yapabilir mi? Zor. İmamoğlu buna niyetli mi? Belirsiz.

  • Fakat siyaset olduğundan daha da karmaşıklaşma eşiğindeyken İmamoğlu önümüzdeki en güçlü seçenek. Eğer bu isim sırtını yerel ve küresel kodamanlara değil de doğrudan Millet’e dayaması yönünde ikna edilebilirse işte o zaman ülkede gerçek bir dönüşüm yaşanır.
  • İşte o zaman Türkiye’de ilk defa ulusal ve küresel egemenlerin akıl ve ayak oyunlarından bağımsız, sahici bir siyasi liderle, gerçek bir umut doğabilir. İşte o zaman gerçek anlamda yurtta sulh sağlanarak, Türkiye cihana sulh sağlayacak bir konuma gelebilir.
  • Aksi takdirde muhalif kitlelerin enerjisi, “hard karizmatik” RTE ile “soft karizmatik” İmamoğlu dialektiği üzerinden adım adım İst’un şehir devlete ve Türkiye’nin federatif bir başkanlığa evrilmesi yönünde kanalize edilecektir. Başından beri kurgulanan plan nihayete erecektir.
  • Çok mu moralinizi bozuyoruz? Bozulmasın. İmamoğlu Millet lehine kontrolden çık(arıl)abilir. Zafer sarhoşluğundan uyandığınızda , ana bu kadar yakından değil biraz geriye çekilerek bakın. Geleceği ana kapılanlar değil, anı okuyanlar yazacak. Oyun eninde sonunda bozulacak. SON.

Kaynak; Twitter, Açık İstihbarat @acikistihbarat

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar