Ekim Devriminde, Moskova’da bulunan dedem Garo Goryoteviç’in Yaşadıkları!

Ekim Devriminin 101. yılı münasebetiyle size, devrim sabahı tesadüfen Moskova’da bulunan dedem Garo Goryoteviç’in başından geçen hikayeyi ve orada bulunma şansına nasıl eriştiğini anlatmak isterim.

  • Büyük büyük dedem Osmanlının Şam Valisinin konağında Baş Aşçılık yaparken bir misafir yapılan yemekleri çok leziz bulur ve dedemle tanışmak ister. Sohbet muhabbet derken dedemi çok sever ve onu İstanbula davet eder. Ve dedeme kendi gibi leziz yemekler yapan bir papazdan bahseder.
  • Bahsedilen papazın Galata’da bulunan Aziz Fransua kilisesinde olduğunu söyler. Dedem bir gün pılı pırtı toplar ve İstanbul’a yola koyulur. Geldiğinde bir de bakar ki kilise yerinde yoktur, yıllar önce yıkılmıştır. Sonra Karaköyde bir adamla tanışır.
  • Adam buna o kilisenin defalarca yandığını ve artık olmadığını ama yerine yenisinin yapıldığını söyler. Dedem o kiliseyi İstiklal caddesi üzerinde bulur ama halen inşaattır. Bilen bilir istiklalde St.Antuan kilisesi vardır, haa işte oraya gelir. Bir bakar ki bu kilise hala inşaat.

  • Dedem papazı bulmaktan vazgeçmez, Pera’da bir pansiyona yerleşir. Günlerce İstiklal caddesinde bir aşağı bir yukarı gider gelir. Bir gün bir bakar ki Taksim Meydanda büyük bir kalabalık var. Hemen oraya doğru gider, orada bir sirk kurulmuştur.
  • Sirkte Comasgi adında İtalyan bir illüzyonist gösteriler felan yapmaktadır. Bir şakasında da dedemi kullanmış ahali de mevzuya çok gülmüştür. Comasgi ve dedem çok iyi arkadaş olmuşlar. O günlerde Comasgi Taksimde balon uçurmayı planlamaktadır. (İstanbulda uçurulan ilk balon)
  • Comasgi balonu uçuracağı sabahın gecesinde davetli olduğu bir düğüne dedemle birlikte gitmişler, sabah kadar içmişler. Tabi bu arada İstanbul’un her köşesinde uçurulacak balonun ilanı asılmış, halk Taksime akın etmiş meydan hınca hınç Comasgi’yi bekliyor. (Balon da bunu benziyor)

  • Comasgi’nin Balon Ucurma ilanı ahanda burda. Osmanlıcası olan çevirsin. Hatta üzerinde padişahtan izin aldığı da yazıyor. Bu ilanı heryere asmışlar o zamanlar.

  • Neyse dedemle illüzyonist öğleye doğru uyanırlar, meydana gelirler illüzyonist balonu kurar, halatları vs çeker. Millet heyecanla izliyor, kimi alkışlıyor kimi tırnakları yiyor derken kasvetli bir ortamda balon az biraz yükseliyor, tabi halatlara halen bağlı. Bi alkış kopuyor.
  • Tek yapılması gereken yerdeki halatın çözülmesidir. O sırada yukardan illüzyonist bağırır: + Hey Garo Vuoi venire con me? Ve elleriyle işaret eder, dedem kendisinin de çağırıldığını anlar. O da balona biner. Lakin hava poyrazdır, o kadar rüzgarlıdır ki feslerin püsküleri uçuşur.
  • Az biraz tarih bilen arkadaşlar, İstanbulda ilk balonla uçan kişinin uçup geri dönmediğini bilir, tarih böyle yazmıştır. İşte o uçan balonda dedem de vardı. Dedemle Comasgi balonun için yavaşça yükselirken poyraz da sert bir şekilde eser. İlk önce Üsküdar taraflarına doğru uçar.
  • Sonra yön değiştirip Florya istikametinde ilerler. Dedem çok korkmuş, aşağı bile bakmadan sepetin dibinde pusmuş kalmıştır. Saatlerce balon bir ora bir bura savrulmuş, soğuktan tir tir titremişler, dedem kusmuş, sanırım Jet-Lag olan ilk insanlardan.
  • Yolculuk esnasında balon kah yükselmiş kah alçalmış, alçaldığı zamanlarda üzerinden geçtikleri kasabalarda insanlar silah bile sıkmışlar bilmedikleri için. Velhasıl balonda dedemin artık sümükleri donmaya başladığı bir anda, haşır huşur bir sesle irkilmiş dedem. Ağaca takilmişlar.
  • Çok soğuk bir tepelik bir yere inmişler. Manzaralı bir yermiş, uzaklardan bir adam koşarak gelmiş. Tabi dedem adamın dilini anlamamış ama Comasgi anlamış fakat dedem comasgi’yi anlamıyor italyanca bilmediğinden. Geldikleri yer bugünkü Belarus’da bir yermiş (Dzyarzhynskaya Hara )
  • Bu adam dedemle comasgiyi Dzyarzhynskaya Hara’daki evinde misafir etmiş. Bir Ay orda kalmışlar, dedem dil bilmediğinden geceleri vodka içip ağlıyormuş. Samanlık gibi bir yerde yırtık potinleri ve yamalı paltosuna sarılıp uyuyormuş. Kapının ardından gelen soğuğa ayrı kitap yazılır.
  • Neyse dedem bir gün kendilerine vodka çavdar ekmeği ve kapuska çorbası veren evin genç kızına vucut diliyle, bu ney yahu hergün bunu yiyoruz demiş, hafif bir isyan etmiş. Tabi dedem gündüzleri bunların tarlasında çalışıyor, bedava değil vodkalar vs.
  • Dedem o esnada 30’lu yaşlarında yakışıklı bir delikanlı. Kız, dedemdeki o isyancı ruhu görünce dedemi Belarus’un arka sokaklarında gizli gizli bulaşan komünistlerin toplantılarına felan götürmüş. Dedem dil bilmediğen sıkılmış ama hatuna da hafif yanık olduğundan ne o derse yapmış.
  • Neyse gel zaman git zaman hatunla iyice sevgili olmuşlar, akşamları da komünistlerin toplantılarına katılmayı ihmal etmiyorlarmış. Dedemin anlatmasına göre Mihail Şolohov’un bir romanında anlattığı Gregor Melekhov gittiği yerler gibi ortamlara girmiş çıkmış, full işçi sınıfı vs.
  • Mekanlar tam Gregor’un gittiği yerler gibiymiş. (Ortamdaki asi işçileri tasvir etmeyi çok isterdim) Genelde yer altında bodrumlarda buluşup, Çar hakkında ileri geri konuşurken bir yandan okumalar yapar, köylerindeki Çar yanlılarını not ederlermiş.
  • Bir gün dedem akşama kadar patates tarlasında çapa yaptıktan sonra samanların üzerinde dinlenirken, aniden kapı gıcırdar, dedem irkilir, kapı yavaşça aralanır. Evin kızı çırıl çıplaktır ve elinde ballı kırım vodkası vardır. Dedem heyecanlanır, ilk kez böyle narin vucut görüyordur.
  • Kız dedeme, Rusça bişeyler der ama dedem anlamaz zaten de odaklanamıyordur. Kız aniden vodkayı omuzundan aşağı vücuduna doğru dökmeye başlar. Dedem ayaklanır, bu arada üstündeki samanları sirkeler. Kızın gerdanına bir kaplan misali sarılır.
  • Bir yandan vodka içerken bir yandan da vodka içerken içeri aniden toplantıya gittiklerinde gördükleri komünist ulaklardan biri girer. +Anastasia!!! der heyecanla, dili dolanmıştır. Bu arada bizimkiler de samanların içine girmişler çıplak olduklarından.
  • Ulak biraz soluklanmayı beklemeden + Moskova! Moskovo! Moskova’da isyan başladı çabuk toplanıyoruz gitmemiz gerek der. Dedem Moskova nere felan bilmiyor ama basit kelimeleri anlıyormuş. Anlamış ki bir yerlere gidilecek felan biraz korkmuş. Neyin içine düştük diye isyan etmiş.

Diğer köylerden toplananlarla beraber 3bin kişi kar ve tipiyle mücadele ederek Moskovaya, Çar’ın kışlık sarayının önüne geldiler. Dedem resimde flamayı tutuyor. O sıralar Lenin, İsveç’te sürgündeydi ama dedem Moskova’da çarpışıyordu. Devrim oldu. 1315 kişi öldü. Okuyanlardan ARO.

Bu Konu,  Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir