CHP cephesinde 24 Haziran gecesi neler yaşandı! İşte Gerçekler! (‘Keder içmeleri!’)

CHP cephesinde 24 Haziran gecesi neler yaşandığına ilişkin bilgiler yavaş yavaş akmaya başladı. Biz, muhalefet liderlerinin o gece iktidardan veya devletten”tehdit aldıkları”yönündeki şüpheleri doğrulatamadık ancak öğrendiklerimize bakılırsa, buna zaten gerek de yokmuş.

  • Gerek yokmuş çünkü; AKP’nin karşısındaki bloktan İyi Parti’nin ve Meral Akşener’in son düzlükte Tayyip Erdoğan için bir tehlike olmaktan çıktığı zaten kamuoyu araştırmaları ve Akşener’in yakın çevresinden Saray’a giden bilgilerle doğrulanmıştı.
  • Kısa bir sürede büyük kitlelere umut aşılamayı başaran, hatta Tayyip Erdoğan’ı “ilk turda yeneceği” bile iddia edilir olan Muharrem İnce ise bize gelen haberlere göre Swiss Otel’in 8. katına kurduğu karargahta, YSK, medya, AKP veya AA ile değil kendi partisi ile boğuşmuş!
  • (Açık İstihabarat’ta yayımladığımız Sheraton 18.kat bilgisini, Swiss Otel 8. Kat olarak düzeltelim bu arada) Oy verme işlemi tamamlandıktan sonra eşi, oğlu ve yakın çalışma ekibiyle otel odasına geçen İnce, sonuçları burada takip etmeye başlar.
  • İnce için o gece en önemli şey muhalif kesimi en çok rahatsız eden “seçim hilesi” meselesidir. Seçmenini en çok bu noktada motive etmiş, o gece gerekirse YSK’nın duvarlarını yıkacağı sözünü vermiştir çünkü.
  • Dolayısıyla partisinin görevlendirdiği müşahitlerden, genel merkezde oluşturulan takip merkezinden gelecek bilgi akışına güvenmektedir. Oysa Muharrem İnce gibi yıllanmış bir parti içi muhalifinin bu kritik konuda parti genel merkezine pek de güvenmemesi gerekiyordu çünkü daha bir ay önce Kemal Kılıçdaroğlu’nun CB adayı olarak Abdullah Gül’ü göstermek istediği kesinleştiğinde, İnce 53 milletvekili ile Kılıliçdaroğlu’nun odasını basmış, büyük tartışmalar, hatta arbede yaşanmış,
  • İnce ve vekiller Kılıçdaroğlu’nu “İstifa edip kendi adayımızı çıkarırız” diye tehdit ederek Abdullah Gül’den vazgeçirmişlerdi. Muharrem İnce, Kılıçdaroğlu’nun bunu unutacağını beklememeliydi. Neticede 24 Haziran gecesine gelindi ve İnce, genel merkezden Swis Otel’e sağlıklı veri akışı olacağına inanarak beklemeye başladı.
  • (Bu arada, Kılıçdaroğlu ekibinin İnce’nin kampanyasına yönelik başka ‘sabotajları’ da anlatıldı ama bunlar fazla ayrıntı olacağından yazmıyoruz). İnce’ye bir süre sözüm ona genel merkezde oluşturulan “izleme merkezinden” veri akışı sağlandı.
  • Bülent Tezcan’ın sorumluluğunda kurulan bu merkez güya AA ve YSK’dan gelen verileri kendi sistemlerinden gelen bilgilerle kaşılaştırıp gerçek oyları ortaya çıkaracaktı-oysa sadece YSK ve AA’dan bilgi aldıkları ortaya çıktı.
  • Genel Merkez’den Swis Otel’e veri akışı bir süre sonra aniden durdu. İnce’nin adamlarına “sistemde bir arıza olduğu” söylendi. İnce’nin ekibi ile Genel Merkez arasında sert tartışmalar yaşandı. İnce, sistemde arıza filan olmadığını, Bülent Tezcan’ın verileri toplayan teknik ekibe bizzat “bilgi geçmeyi durdurun” talimatını verdiğini de öğrendi.
  • Üstüne Tezcan televizyonlara çıkıp “AA ve YSK’nın verdiği bilgiler, bize gelenlerle uyumlu” açıklamasını yapınca İnce ile Genel Merkez arasındaki ipler tamamen koptu.
  • Genel Merkez, İnce’yi “en güçlü olduğu” yerden vurmuş, seçmeninin gözündeki “İnce YSK’yı yıkar, yine de oylarımızı yedirmez” imajını yerle bir etmişti. İnce işte tam bu arada arayıp soranlara (İsmail Küçükkaya’ya da) “Adam kazandı” demiş, “yine de sokaktaki insanlara bir açıklama yapmalısınız” diyenlere “Ne açıklaması yapacağım, kaybettik işte” diye karşılık vermişti. Bu saaten sonra İnce’yi seçim kurulu önlerinde bekleyen seçmenin karşısına çıkıp bir şeyler söylemeye ikna etmek mümkün olmadı.
  • Çok da önemli değil ama “içkili olduğu” meselesine gelince: Bizim aldığımız bilgiye göre akşam üzeri kazanacağından emin olmanın verdiği keyifle bir iki kadeh yuvarlayan Muharrem Bey, genel merkezden darbeler gelmeye başlayınca “keder içmelerine” geçti.

İsmail Küçükkaya’nın son darbeyi vurması üzerine de sandıkları bekleyen seçmen sokakta unutuldu, uyku moduna geçildi. Bizim 24 Haziran gecesi İnce’nin cephesinde neler olduğuna dair aldığımız bilgiler bu şekilde.

Yazar; Fatma Sibel Yüksek‏

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar