Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

CERN: ‘Evren Aslında Olmamalı!’ Demiş! (‘Ancak en nihayetinde buradayız!’)

CERN: Evren aslında olmamalı! demiş. Ancak en nihayetinde buradayız, varız. Bunu biraz daha açalım.

  • #CERN yani Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi. İnsanlığın gördüğü en büyük laboratuvar olma namını taşıyor.

  • Bünyesinde toplamda 3 binin üzerinde insan çalışıyor ve 10 bine yakınının da dışarıdan katkısı var.
  • CERN’ü kısaca tarif etmek zor ama en genel haliyle evren neyden oluşmaktadır, madde nedir gibi sorulara yanıt arıyor.
  • Bilinen haliyle madde atomlardan; atomlar ise proton, nötron ve elektrondan oluşuyor. Peki proton, nötron ve elektron neyden oluşuyor?

  • İllaki bir alt yapı bulunmalı mı? Yani temel parçacık diyebileceğimiz, kendinden daha küçük yapılara bölünemeyen bir yapı var mıdır?
  • Bunu anlamanın en iyi yolu protonu, nötronu, elektronu bölmeye çalışıp sonuca bakmak olacaktır.
  • İki bilardo topunu yeteri kadar hızla kafa kafaya çarpıştırırsanız kendinden daha küçük parçalara ayrılmasını beklersiniz.
  • Çünkü buna sebep olan momentumun korunumu gibi temel fizik kanunlarıdır.
  • Bu bir evren kanunuysa, bilardo toplarında geçerli olduğu gibi her türlü süreçte geçerliliğini koruması gerekir.
  • Evet, gerçekten de #CERN temelde bu prensiple çalışıyor.
  • Bir yığın protonu 27 km çevre uzunluğuna sahip tüpler içerisinde saniyede on bin tur atacak kadar hızlandırıp kafa kafaya çarpıştırılıyor.
  • Tabi bu öyle basit bir iş değil, muazzam enerjiler ve gelişkin bir teknoloji gerekiyor.
  • Çarpışma gerçekleştikten sonra ise çok hassas sensörler aracılığıyla, beklendiği gibi protonları da oluşturan daha alt yapılar gözleniyor.
  • Üstelik bunlar öyle hassas ölçümlerle kaydediliyor ki, yapılan hesaplarla oldukça uyumlu veriler elde ediliyor.
  • Yani süreç işliyor, öngörüler doğrultusunda işe yarar veriler elde ediliyor. Ama bu verileri anlamlandırmak gerek.
  • Fizik, evrenin işleyişini formülize ederek açıklamaya çalışır. Atom altı parçacıkları açıklamaya talip birçok model var.
  • Bunların başında, en kabul görmüş teori Standart Model’dir. Teori ve deneyler muazzam uyumluluk gösterse de eksik kaldığı yerler var.

  • Örneğin protonların hangi temel parçacıklardan oluştuğunu ve bunları bir arada tutan kuvveti çok güzel tarif ediyor.
  • Ancak kütle çekim kuvvetini tarif etmede yetersiz kalıyor. Dolayısıyla günümüz fiziği Standart Modeli içeren ama aşan modeller arayışında.
  • Her şeyin teorisi denilen mesele yani. Adaylar var: Sicim, süpersimetri gibi teoriler adaylar arasında ama hala yolun çok başındayız.

  • Konumuza dönecek olursak; 21. yy fiziği evreni kavrayışımızda muazzam büyük ilerleme kaydetti.
  • Kuşkusuz bunların en başında maddenin kendisine dair olan tanımlarımızda yaptığı yenilikler gelir.
  • Örneğin, şu an herkesin bir şekilde aşina olduğu antimadde tanımı tamamıyla 21. yüzyıl biliminin ürettiği kavramdır.
  • Ve işin büyüleyici yanı, antimadde fikri tamamıyla matematiksel bir çıkarımın ürünüdür.

  • Büyük fizikçi Dirac, kuantum fiziğinin temel denklemi olan Schrödinger Denklemi’ni rölativistik durumlar için çözmek istediğinde Dirac denklemini türetir (1928). Dirac Denklemi ise bir artılı ve bir eksili enerji çözümleri olmak üzere iki ayrı çözüm verir.

  • Bu o dönem için ürkekçe dile getirilecek bir şeydir ancak açıkça antimaddenin ilk matematiksel kanıtıdır.
  • Yani bildiğimiz maddeyle tersinir. Elektronun elektrik yükü negatif ise, anti parçacığı olan pozitronun yükü pozitiftir.

  • Bu ikisi yan yana gelecek olursa ışıma yaparak yok olurlar. Birbirlerini “sıfırlarlar”. Enerjiye dönüşürler yani. (E=m.c^2)

  • Ne kadar karakteristik özelliği varsa tam tersini düşünün. Bu yalnızca teorik değil aynı zamanda gözlemsel bir saptama.
  • Evrenin ilk zamanlarında madde ve antimaddeden eşit miktarda oluştuğu düşünülüyor.
  • Ancak ne olduysa bir şekilde bildiğimiz madde galip geldi ve gördüğümüz tüm evren bu maddeden oluşmakta.
  • (Karanlık madde ve karanlık enerji konumuzu saptıracak meseleler. Değinmeyeceğim.)
  • Şimdi, CERN’in “aslında biz olmamalıydık” dediği mesele yukarıda ifade ettiğimiz madde-antimadde simetrisinin bozulmuş olması.
  • Büyük patlama ile eşit miktarda oluşan madde ve antimadde yan yana geldikçe ışıma yaparak yok olmalıydı. Ama olmadı!
  • Standart Model’e göre CPT (Yük-Parite-Zaman) simetrisi geçerliliğini korumalı.

  • Yani her parçacığın kendinin zıttı yüke(C) sahip bir anti parçacığı olmalı.
  • Her parçacık parite(P) kurallarına uymalı. Tersinir zamanı(T) henüz gözlemek mümkün olmasa da aksi veriye ulaşılamadı.
  • Yani bilinen haliyle CPT simetrisi oldukça güvenilir bir şekilde işliyor.
  • CERN’de yapılan ve #Nature da yayınlanan bir çalışma ise bunu destekler veriler sunuyor.
  • Anti protonun manyetik momenti, dokuz hane hassasiyetle ölçümü yapılmış ve bu normal protonon manyetik momentiyle birebir uyumlu çıkmış.
  • Bu da demek oluyor ki CPT hala geçerli. Ama bu aslında istemediğimiz bir şey.
  • Çünkü CPT’nin bir yerinde yakaladığımız aksaklık, neden maddenin anti madde ile olan mücadelede galip geldiğine dair ipucu verebilir.
  • Bu haliyle evrenin neden var olduğu hala açıklanmayı bekleyen büyük bir soru. Ancak bu önemli bir soru ve yanıtı da tatmin edici olmalı.
  • Üzerine herkes düşünebilir ancak kestirmeden yapılan metafiziksel yorumların bir karşılığı olmadığını söylemek gerekiyor.
  • CERN’deki araştırmacılar da zaten bundan oldukça kaçınıyorlar. Örneğin hiçbir yerde baştan belirlenimci bir söylem kullanmıyorlar.
  • Yani “evren olmamalıydı” çıkarımı bir sonuç ancak her yerde yaygın olarak kullanıldığı gibi basit bir ifade değil.
  • Yapılan çalışma anti maddeye dair bir araştırma ve CPT simetrisinin ne olup kırıldığına dair henüz bir yanıt üretmiyor.
  • Buradan, araştırmacıların böyle bir ifade kullanmamasına rağmen evrenin olmaması gerektiği sonucu çıkarmak düşündürücüdür.

Neyse, umalım da belki de evrenin bir yerlerine saklanmış olan anti madde bir anda karşımıza çıkmasın. “Işıklar” için de uyuruz yoksa 🙂

Bu Konu, Haydar Şahin @haydarsahinn Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

2 Yorum

Yorum Ekle
  1. Haydar Şahin‏

    keşke bir danışsaydınız 🙂

  2. Kaç senedir süren araştırma sonucunda buldukları sonuç kendi varlıklarını inkar etmekmiş!! Buda bir gelişme tabi ki

Sen, bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Tanıtım Yazıları (Sponsor) | Pdf Kitap İndir