Burak Yılmaz Beşiktaş! (‘Türk Futbol tarihinin en büyük meydan okuması!’)

Türk Futbol tarihinin en büyük meydan okuması.. Burak Yılmaz.. Sadece bir-iki sezon daha Ts’de oynayıp, senelik 2-3 milyon euro alabilirdi. Veya bir anadolu takımına gider, emekliliğine kadar takılırdı. En kötü ihtimal futbolu bırakırdı. Kazandığı para bir ömür yeterdi zaten.

  • Çin’den zaten dünyanın parasını aldı. Böyle sessiz sedasız bir şekilde, kalan 2-3 senelik futbol hayatının sonları iken ve hemde hiç gerek yokken kendisini ispatlamak adına belkide futbol tarihimizde eşi benzeri görülmeyecek bir meydan okumayla Beşiktaş’a geri döndü Burak Yılmaz.
  • Bu çok zor bir meydan okumaydı. Hem müzmin bir sakatlığı vardı, uzunca bir zamandır futbol oynamıyordu ve en önemlisi geldiği kulübün taraftarları tarafından inanılmaz bir nefretle anılıyordu. Her Beşiktaş taraftarı -gelsin diyenler dahil- içten içe büyük bir öfke besliyordu.
  • Kendisini istemeyenler -güya- romantik ama asıl olarak gerçeklerden kopuk, “onunla gelecek şampiyonluk hiç gelmesin” diyecek kadar gözü kör, “biz burdayken kapıdan içeri giremez” diyecek kadar öfkeli ve bunu başarı sanan ve algı operasyonlarına yenik düşmüş bir kitle idi.
  • Öyle bir kitle ki bu kitle ; “şerefli ikinciliklerden” , “müzmin üçüncülüklere” sırf bu algılar yüzünden düştüğünün farkında değil. “Başarıya gerek yok” lafını dillere pelesenk edip aslında başarısızlıktan dolayı borç içinde kıvrandığının farkında hele hiç değil.
  • Aslında Beşiktaş taraftarının genel bakış açısı bu değildi Burak transferine. İsteyenlerde vardı doğal olarak istemeyenlerin yanında. Ama çok çok daha tehlikeli bir grup vardı. Kimdi bunlar ?
  • Bütün bunların farkında olmayan ve kendini everest’te zanneden ama aslında sıradan olan, bununla birlikte hayatta ki tüm egosunu takımına yıkan, öfkeyle ve kötülükle başarısızlık için pusuda bekleyen, takım kaybetse de hocaya çaksak diye bekleyen bir dünya sanal alem zirzopu.
  • “Şu maçta gol atmasada haklı çıksam” diye stresten tırnaklarını kemiren, “biz namusluyuz o namussuz” diyerek voleybol maçlarında bile adama küfür etmek için sırada bekleyen, Beşiktaş’ı mesleği haline getirmiş bir kaç sıradan adam ordusu.
  • “O gelirse takımı izlemeyi bırakırım, askıya alırım ulan taraftarlığı” diye bas bas bağıran, Beşiktaş’lılığı binlerce lira vererek aldığı gömlek zanneden bir dünya ekran yüzü. Ve bu ünsüz ünlülerin yayınladığı bildiriler.
  • İşte Burak Türk futbol tarihinin en büyük meydan okumasını esas bu ufak gruba karşı yapıyordu. Sakin kafa ile düşünürseniz bunun ne denli büyük bir cesaret olduğunu daha net farkedersiniz. Deli cesareti bile diyebilirsiniz. Bana kalırsa cesarettende öte birşey bu. Neden mi ?
  • Çünkü sadece bir kaç gol atması asla yetmeyecekti. Takımı tamamen sırtına alacak, o yetmiyormuş gibi şampiyonluk potasına sokacak, bu kara bulutları dağıtacaktı. Yoksa Beşiktaş’ın içinde bulunan kötü niyetli bir grubun dilinden kurtulamazdı.
  • Onlarında gönlü rahattı. Çünkü onlara göre Burak bunların hiçbirini mümkün değil yapamazdı. O da neticede bir insandı. Beşiktaş’a gelirken kimse de ona sihirbaz gözüyle bakmamıştı zaten. Futbol takım oyunuydu ve bir oyuncu tek başına bu kötü sezonu döndüremezdi.
  • Üstelik sadece kendi taraftarı değil rakip takım taraftarları da bilenmişti ona. Sadece Burak’a değil Beşiktaş taraftarınada bilenmişti rakip takım taraftarları bu yüzden. Midesizlik, duruş vs.. diyerek hem oyuncunun hemde taraftarın daha kırılgan olması için uğraştılar.
  • Çünkü Şenol Güneş’in elinde ki iyi bir Burak onlar için büyük bir tehditti aslında. O Beşiktaş’ta değil ts’de kalmış olsayı “iyi golcü” diyip geçeceklerdi. Ama konu Beşiktaş olunca ciddi bir handikap olarak gördüler onlarda bu transferi.
  • Sonra adam sahaya bir çıktı pir çıktı. Her maç kötü oyun bekleyen içimizde ki irlanda’lıları dibe gömdü. “Midemizi bulandırmayın” diyenleri lal etti ve hatta bazılarını “geçen sezon olsaydı kesin şampiyonduk” noktasına getirdi. Kötü niyetli binlercesine rağmen zirveye çıktı.
  • Hepimiz dahil olmak üzere ona en çok güvenen adam bugün bile yerden yere vurulan Şenol Güneş’ti. Israrla istediği adamı en sonunda aldırmış kendisini de yem etmişti taraftara. Ve Şenol hoca bütün Beşiktaş’lılara birşey öğretti : Futbol taraftarın anladığı birşey değil.
  • Sosyal medyanın etkisi ve futbol oyunları sayesinde kendisine “bilirkişi” payesi biçmiş taraftar “takımı desteklemek artık bizi kesmiyor. Artık hem yöneticez hemde sahada top oynatacağız” diye ortalığa düşünce bu dersi yaşayarak aldı. Pişmanlıklarla aldı bu dersi.
  • Beşiktaş yönetimi ve Şenol Güneş bu dersi biz taraftara verdi. Milyon eurolarla dönen bir sektörü taraftarın aklına bırakmamayı hepimize acı tecrübelerle öğrettiler. Şanpiyonluk kaçtı, gelirlerden olduk ve personelimiz maaş alamayacak duruma geldi geçen sezon kaçan şampiyonlukla.
  • Fikret Orman bir süre bu taraftar baskısına yenik düşerek büyük bir hata yaptığını anladı. Oysa olay çok basitti. Sana iki şampiyonluk kazandıran, avrupa’da büyük başarılar yaşatan hocan istiyorsa alacaktın. Bu kadar netti olay. Neyse ki daha fazla diretmedi ve aldı.
  • Çünkü taraftarın aklı ile iş yapılmaz. Örnek istiyorsanız çok uzağa gitmeye gerek yok. Ali Koç kanlı-canlı bir şekilde önümüzde. Taraftarın aklı ile yaptığı işler neticesinde takımı kümede kalma mücadelesi veriyor.
  • Burak Yılmaz gerçekten çok büyük bir futbolcu. Kendisinden böyle bir beklenti olmadığı halde sadece gol atmakla kalmayıp ortaya bir karakter koyuyonakr ve Beşiktaş’ı belki de şampiyonluğa koşturuyor. Bu dakikadan sonra onun için söylenen her kötü laf iyi niyet barındırmaz.
  • Sana helal olsun Burak Yılmaz. Türk futbolunda ki en büyük meydan okumayı başardığın için, tek başına Beşiktaş’ın bu sezon ki kaderini değiştirdiğin için milyonlarca kez helal olsun. Helal Olsun ulan!

Kaynak; Twitter, Polat Akman @polat_akmn

Güncelleme: 25 Nisan 2019 — 02:24

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir