Barış Pınarı Harekatı ve Suriye’nin Kuzeyinde Gerçekleşenler!

Barış Pınarı Harekatı ve Suriye’nin Kuzeyinde Gerçekleşenler. (Bilgisel, Görüş)

  • 09.11.2019 günü saat 16.00’da Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından “Fırat’ın Doğusuna” yönelik, terörist unsurları temizlemek amacıyla ifa edilecek olan ‘Barış Pınarı Harekatı’ ilan edildi.
  • Tel Abyad ve Rasulayn arasında 32kmlik derinliğe ulaşan harekat, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üstün özverisi ile çok hızlı gelişmeler kaydedilerek ilk beş gün içerisinde terör örgütü pydyi, Suriye Rejimi ile işbirliği yapmak zorunda bıraktı.
  • Pyd, hamisi ABD’nin olaya fazla dahil olmaktan kaçındığını gördüğünde, Türk Ordusunun vurucu gücünden alacağı hasarı minimuma indirmek için yeni müttefikler arayışına girdi.
  • Pyd/ypg/pkk terör örgütü, Türk Ordusu’nun Menbiç ve Kobani bölgelerine yapacağı operasyonu da engellemek için bu bölgelere rejim askerlerinin girmesine izin verdi. Peki ya Suriye Ordusu ve Rejim arasında imzalanan anlaşma belgesini inceleyerek neler söyleyebiliriz?

  • Terör örgütünün Suriye Rejimi ile işbirliğini ve rejimin(Esad’ın) üstünlüğünü taahhüt ettiği anlaşmada terör örgütü adına Siphan Hamo ve Mazlum Abdi isimli teröristlerin sözde imzaları bulunuyor. Anlaşmaya göre Rejim’in Kuzey Suriye’ye üç bölgeden girmesi söz konusu oluyor:
  • -Tabka ve Ayn İsa güzergahlarından Türkiye sınırına kadar Tel Abyad’ın batısına; -Menbiç güzergahından Ayn El Arap’a kadar; -Tel Tamir ve Resulayn üzerinden Haseke’de; Kamışlı ve Malikiye’ye kadar.
  • Anlaşmada dikkat çeken bir başka nokta ise, terör örgütü tarafından yayınlanan sözde haritalarda bütün şehirlerin, yerleşim bölgelerinin ismi kürtçe olarak adlandırılırken; bu anlaşmada bütün yerleşim yerlerinin adı Arapça yazılmış.
  • Örneğin terör örgütünün ismini kobani diye uydurduğu bölge Ayn El Arap, anlaşmada kobani olarak değil, Ayn El Arap olarak belirtilmiş.
  • Türkiye’nin Fırat’ın Doğusu’na hiç beklenmedik bir şekilde –ironi yapacak olursak bir gece ansızın dedik, öğlen dörtte girdik- operasyon düzenlemesi tüm dünyada bomba etkisi yaratmakla kalmamış, Amerikan devletini oldukça derinden etkilemiştir.
  • Terör örgütüne karşı hang pozisyonda kalacağı konusunda bırakın siyasiler düzeyinde işbirliğini, kurumlar-bürokratlar düzeyinde işbirliğini bile oluşturamayan Amerika, ciddi bir şok geçirmiştir.
  • Uluslar arası Kamuoyu’nda ciddi bir kaos ortamı gözlemlenmiş, Türk Devleti’ne ve Ordusu’na karşı “alel acele” kara propagandalar düzenlenmeye çalışılmıştır. Nitekim bu kara propagandalar da Trump’ın “fake news” tweetiyle tescillenmiştir.
  • Amerika içerisinde pek çok sansayonele yol açan bir başka mevzu da “IŞİD’i kim kurdu?” sorusuydu şüphesiz. Eski Amerikan Başkan’ı Obama, Mevcut Başkan Trump tarafından kesin bir dille IŞİD’in kuruculuğuyla suçlanırken bu durum aklımıza ‘neden?’ sorusunu getiriyor elbet.
  • IŞİD sayesinde sözde koalisyon özde ABD müdahalesinin gerçekleşmesi ve ABD askerlerinin Suriye’ye girişini düşündüğümüzde bu sorunun cevabını vermek çok da uzun sürmüyor tabii.
  • Trump’ın önderliğinde verilen, pyd terör örgütünden desteği çekme kararına karşı çıkanların kullandığı argümanlara ve bu karşı çıkanların ‘kim olduklarına’ baktığımızda Trump’ın “tezi” hiç de hafife alınır gibi durmuyor.
  • Örneğin Obama vaktinin Dışişleri Bakanı Clinton, Trump’ı, Amerikanın sadık müttefiklerine ve Amerikan çıkarlarına ihanet etmek, Türkiye ve Rusya ile saf tutmak konusunda suçluyor.
  • Peki ya batılıların Türkiye’nin harekatına karşı üretebildikleri en büyük argüman nedir? IŞİDe karşı savaşta en önemli müttefiğin pyd/ypg olması ve bu müttefiklerin şimdi Türk Ordusu tarafından katledilmesi(!). Bu durum Suriyede IŞİD’in tekrar hortlamasıyla sonuçlanabilirmiş.
  • Dertlerinin IŞİD olduğu doğrudur ancak onları endişelendiren şey gerçek bir otorite oluşumuyla Suriye’de istikrarın sağlanabilme ihtimalidir. Kısacası korktuklarını söyledikleri şey korkuları değil, tehditleridir.
  • Suriye’de onların güdümünde bir silahlı aksiyon bulunmayacaksa şayet kontrolü tekrar ele geçirmek IŞİD’i hortlatmaktan bahsettikleri çok açıktır.
  • Keza Suriye’nin Kuzeyinde kontrolü ele geçirmek için hangi yolları izledikleri gayet açıktır. Tarihsel gelişime hiç girmeyelim ancak şöyle bir üstün körü bahsedelim:
  • İç savaş çıkart, otorite eksikliğinden dolayı IŞİD’i oluştur, otorite eksikliğinden dolayı IŞİD’in bitirilememesini bahane edip bir terörist grubu bir başka terörist grupla bitirmeye çalış,
  • Operasyona yardımcı olmak bahanesi ile herhangi bir otorizasyon olmadan Suriye topraklarına ‘81’ ülke toplanıp gir.
  • Genelde yazılarımda tarihsel gelişimden bahsetmeyi severim ancak bu seferki yazıda tarihsel gelişimden bahsetmek yerine yakın tarihten ufak ufak hatırlatmalar yaparak devam edeceğim. Ayrıca konuları birbirleriyle birleştirerek ilerleyeceğiz.
  • Demiştik ki, Trump, Obama yönetimini IŞİD’i kurmak ile suçluyor. Wikileaks belgelerinde ise IŞİD’in fonlamasının Suudi Arabistan ve Katar’ın sağladığı maddi kaynaklar ile Clinton Vakfı tarafından gerçekleştiğini gösteren bulgular bulunuyordu.
  • Türkiye, operasyonun başladığı andan itibaren şu ana kadar 600’den fazla teröristi etkisiz hale getirmiş bulunuyor. Türkiye’nin meskun mahallerdeki başarısı su götürmez. Bu konuda çok tecrübeli olan ordumuz, ayrıca SİHA’lar ve İHA’lar ile de teröristlere göz açtırmıyor.
  • Yazının başına dönüyoruz, TSK’nın ve Devletin bu kararlı duruşu Türkiye’ye çeşitli kazanımlar kazandırdı ancak işimiz bitti. TSK, gücünü ve tecrübesini bir kez daha kanıtlayarak ülkemiz sınırlarında bir terör devleti kurulmaya çalışılması halinde neler olacağını gösterdi.
  • ABD, “Türkiye mi pyd mi?” çıkmazına girdiğinde kimi seçeceğini gayet net göstermiş oldu. Pek çok terörist sempatizanının ABD sempatizanlığı son bulmuşken, yerini bir kez daha “Gavat Amerika!” aldı.
  • Yazının başında da bahsedildiği üzere, bu durum terör örgütünü yeni müttefiklik arayışlarına yönlendirdi ve terör örgütü, bağımsızlık, devletleşme gibi hayallerine kendi elleriyle imzaladığı bir anlaşma dolayısıyla ket vurmuş oldu. Peki ya bu kadarı yeterli mi? Hayır.
  • Operasyon devam ediyor ve Türkiye’nin hedefleri yönünde ilerleyişi de sürüyor. Son durumda terör örgütü, örneğin Ayn El Arap sınır kapısına rejim bayrağı asarak kendini güvenceye almaya çalışıyor.
  • ‘Devletler arası müzakere’ geleneğinin bir anda harlamakla aşılamayacağını bilen rejim, umutsuzca zaman kazanmaya çalışıyor. Ancak öyle veya böyle bu bölgelerden ya çekilecek, ya da biz ‘çektireceğiz’.
  • Rejim ve terör örgütü arasında imzalanan anlaşma, aslında bizlere önemli bir meşruiyet sağlıyor. Terör örgütü, öyle veya böyle kendini bir devlete karşı savunmaya alırken bir diğerine karşı teslim etmiş oluyor.
  • Batılı Güçler İçin İpin Ucu da Burada Kaçıyor Rejim güçleri, batılı devletler için mutlak yenilgiye uğratılması gereken bir düşman olarak kodlanmış durumda. Ayrıca Trump’ın pyd/ypg/pkk’yı “azletme” kararına karşı çıkan Amerikalı siyasetçiler ve İsrail için de öyle.
  • Terör örgütünün Türkiye korkusuna rejim ile işbirliği yapma ve rejime istediklerini verme ihtiyacı duyması, terör örgütünün sadece Trump ve onun gibi düşünen Amerikanlar ile değil, Trump’a muhalif olan Amerikanlarda da kredisinin tükenmesine sebebiyet veriyor/verecek.
  • Keza ister Trump yanlısı olsun, ister Trump karşıtı olsun; Amerika’da ve Avrupa’da herkesin birleştiği tek nokta rejim güçlerinin mutlak bir yenilgiye uğratılması ve Esad’ın iktidardan indirilmesi.
  • “Trump muhafili” olarak adlandırabileceğimiz küreselciler, Esad’ın iktidardan inmesi, Suriye’nin toprak bütünlüğünün bozulması ve sınırımızda terör devleti kurulabilmesi için pyd ve ypg’ye yatırım yapıyorlar. Kürtleri çok sevdiklerinden değil.
  • Ancak pyd ve ypg sahada somut bir destek bulamadığından soluğu rejimin kucağında alınca, haliyle; rejime, küreselcilerin hoşuna gitmeyecek tavizler vermeye kalkıyor/kalkacak. Bu durum sürdürülebilir bir durum değil.
  • Esad’ın onlara sahip çıkmasını istiyorlarsa Esad’a istediğini vermek zorundalar. Küreselcilerin onlara sahip çıkmalarını istiyorlarsa, Esad’a istediğini “vermemek” zorundalar.
  • Sürdürülebilir bir politika mevcut olmadığından dolayı, terör örgütünün fişi çekilmiş durumda. Öyle veya böyle, zaman kazanmaktan başka hiçbir işe yaramayacak bir durum. Pyd’nin batıdan destek beklemesi ile Türkiye’ye karşı Esad’a sığınması tam bir ikili oyundur…
  • …Üstelik İsrail gündelik olarak rejim güçlerini bombalıyorken. Terör örgütü, yakın bir zamanda bir seçim yapmak zorunda kalacak; ya küreselcilerle devam edecek ya da Esad rejimini seçecektir. Umuyorum ki Esad rejimini seçerek küreselcileri karşısına alır.
  • İşte küreselcilerin, Clitoncıların vs. IŞİD tehditi de buradan geliyor. Peki bu oyunu kim kuruyor? Operasyon “Fırat’ın Doğusu” olarak açıklanmış, Türkiye buna göre konum almıştı.
  • Trump, Fırat’ın Doğusuna girdiğimiz vakitlerde iç siyasete yönelik göstermelik tepkiler harici harekete geçmemişti ancak dünya kamuoyunda yüksek bir kara propaganda bulunuyordu.
  • Türkiye, Fırat’ın Doğusu’na odaklanan operasyonunu bir anda Fırat’ın Batısı’na çevireceğini söyleyince, işte o zaman çarşı Pazar karıştı. Rusya’nın operasyona bakış açısı bir anda değişti keza Türkiye’nin Fırat’ın Batısında kontrolü ele geçirmesi…
  • ..Rusya’nın bize karşı tehdit malzemesi olarak kullandığı, en büyük kozu olan İdlib meselesinin de ortadan kalkmaya çok yakınlaşması anlamına geliyordu.
  • Türkiye, hedef olarak Menbiç ve Kobani’yi koyunca; bu durum terör örgütünü korkuttu. Keza Menbiç enerji merkezi ve ekonomik abluka anlamına geliyordu. Sözde Kobani ise en büyük kantonlardan biri olup, örgütün psikolojik direnci olarak karşımıza çıkıyordu.
  • Türkiye yüzünü buraya çevirdiğinde, Ayn El Arap(Kobani) sınırına yaptığı askeri sevkiyatlar hariç Fırat’ın Doğusunda gösterdiği gibi askeri bir varlık ‘göstermemesine’ rağmen terör örgütü korkudan beyaz bayrağı çoktan çekmiş, Esad’a teslim olmuş oldu.
  • Bu durum da Türkiye’nin uzun vadede terör örgütünün ‘küreselci’ destekçileriyle arasını bozmak istediği ya da İdlib sorunu ortada dururken –hatırlayın, Fırat’ın Batısı yani İdlib hallolmadan Fırat’ın Doğusu’na girişirsek Esad ve PYD anlaşır demiştim aylar önce-
  • Terör örgütünün Esad opsiyonunu sonsuza kadar diskalifiye etmek istediğini gösteriyor. Keza pyd Esad’a teslim oldu ve küreselciler mi esad mı konusunda mutlaka bir seçim yapmak zorunda kalacak.
  • Terör örgütünün esad veya küreselcilerden hangisiyle arası bozulursa bozulsun, Türkiye için çok önemli bir kazanım olacak. Terör örgütünün elinden mutlak bir opsiyon alınmış olacak.
  • Lakin Türkiye, Menbiç ve Ayn El Arap’ı aniden hedef gösterip, operasyonun yönünü Fırat’ın Doğusundan batısına aniden çevirmeseydi, bu konuda terör örgütüne esad ve küreselciler arasında bir ilmek diplomasisi dokuma ve iki taraflı bir opsiyon yaratma şansı tanımış olacaktı.
  • Bu yüzden, Türkiye’den Esad’a karşı ılımlı söylemler ve ‘terör örgütünü alsın gitsin,sorun yok’ tarzı cümleler duymak makul. Neden karşı çıkıp terör örgütüne bir yol atayalım ki? Fırat’ın Doğusunda oyun bozduktan sonra Batısında oyun kurmaya kim başlamış, buna siz karar verin.
  • Peki Ya Tüm Bunların Trump Ayağı Nedir? Trump, bitmeyen savaşları bitirmek ve Amerika’yı Ortadoğu bataklığından bir an önce çıkarıp ‘gerçek düşman’ olarak tanımladığı Çin’e yönelmek istiyor.
  • Çin’in ipek yolu projesine efor harcamayı, Ortadoğu bataklığına efor harcamaya yeğliyor. Haksız da sayılmaz. Gelin biraz Amerikan ekonomisini inceleyelim:
  • 2000 yılında dünyanın en büyük 500 şirketi listesine baktığımızda, Çin’in sadece 8 şirket sokabilmiş olduğunu görüyoruz. 2019 yılında ise bu sayı tam 129. Amerikalıların ise 121 şirketi bulunuyor.
  • Bundan 50 yıl önce, Amerika ıslak Amerikan rüyalarını yaşarken Amerikan ekonomisi Çin ekonomisinin tam 10 katıydı. Bugün ise sadece 1.5 katı.
  • Dünyanın en büyük 10 bankasına baktığımızda, ilk dört bankanın tamamen Çin’e ait olduğunu görüyoruz. HSBC ile İngilizler beşinci bankayı sokabilirken, Amerika JPMorgan ile altıncı olabildi. İlk 10’da ise sadece iki bankası bulunuyor.
  • Son 20 yılda ABD; Libya ile, Suriye ile, Irak ile, Afganistan ile kısacası Ortadoğu bataklığı ile uğraşırken Çin, ekonomisini tam 13’e katladı. Trump, Ortadoğu’da yeni bir savaş ve harcamak zorunda olduğu yeni dolarlar görmek istemiyor.
  • Bu yüzden pyg/ypg’nin hamilerinin tehditlerini açık ve net görüyor. İsrail şahin kanatı yahudi küreselcilerinin büyük nüfuz sahibi olduğu Amerika’da, Suriye ve Irak civarında bir terör devleti kurulması gibi bir takıntı bulunuyor.
  • Bu takıntıyı engellemenin yolu ABD’nin Ortadoğu yükünü hafiflettikçe onun Çin ve ‘çin mihrakları’ tehlikesine aşama aşama yönlenmesini sağlamak.
  • Pyd/ypg hamileri, Suriye’nin Kuzeyinde güçlerini kaybetmeleri yani pyd/ypg’nin yok edilmesi durumunda IŞİD’in hortlayacağından ‘endişe’ ediyorlarmış. Bunun endişe mi yoksa tehdit mi olduğunu yazmıştık. IŞİD hortlarsa, Trump yeniden girmek zorunda kalır, yine para harcanır vs.
  • Bu yüzden Trump bize şunu diyor, Esad-pyd işbirliğini izlemede kal, belirli sınırlara kadar girerek kendini güvene al; pyd/ypg’nin batı kamuoyundaki kredisini bitirelim(Trump’ın Fake news tweetlerini, pkk/ypg ışidten daha kötü demeçlerini düşünelim)
  • ve pyd-küreselciler işbirliğinin bozulması için elimizden geleni yapalım. Trumpın arzuladığı şey tam olarak bu. Trump istiyor diye yapacak değiliz. Trump istemiyor diye yapmayacak da değiliz. Ypg’yi kesin seçimler yapmaya zorlamak için rejimle çatışmayı göze alıp vurabiliriz.
  • Ya da belki de sadece gelişmeleri izleriz. Bunu karar vericiler bilir, ben bilmem. Oyunu kurduk, işimize geleni yapar, işimize gelmeyeni yapmayız. Benden bu kadar.
  • Saygı çerçevesinde her eleştiriye açığım. Okuduğunuz için teşekkürler.

Yazar; karasakal

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
mutlakaoku.com © 2016 | Pdf Kitap İndir | Video İndir | Yorumlar Libros Gratis | Free pdf download |
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x
()
x