Azerbaycan Yakın Tarihi; Elçibey ve Haydar Aliyev (‘Aliyev Hanedanlığı’)

Bu eski fotoğrafın merkezinde yer alan kişiyi muhtemelen kolaylıkla tanırsınız. Bu kişi, Azerbaycan’ın 2003 yılında vefat eden 3. Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev. Geri kalanlar ise şuan dünyanın en zengin hanedanlarından biri olan Aliyev ailesinin yaşayan üyeleri.

  • 1990’ların başında, SSSB’nin halefi olan Rusya’dan 90 $ emekli maaşı aldığı söylenen ve Nahçivan’da mütevazi bir hayat süren Haydar Aliyev’in, arkasında on milyarlarca dolarlık bir servet bırakarak öleceğine o günlerde kimse ihtimal vermiyordu elbette.

  • Sovyetler Birliği zamanında Politbüro üyeliğine kadar yükselerek, birlik içinde en yüksek mevkiye ulaşan Türk olma ünvanını kazanan Aliyev çok da iyi bir final yapmamıştı aslında.

  • Komünist Parti genel sekreteri Gorbaçov’un Glasnost ve Prestroyka politikalarından rahatsız olarak görevlerinden istifa etmesi sebebiyle iyi şartlarda emekli olduğu söylenemezdi.
  • Emekliliğinin ardından doğduğu topraklara yerleştiği ve Nahçivan özerk parlamentosunda başkanlık ederek kısıtlı imkanlarla ömrünün son günlerini geçirdiği söylenir Aliyev’in.

  • Bu sırada bağımsızlığını yeni ilan eden Azerbaycan ise, durulan ve köşesine çekilen Aliyev’in tam aksine çok büyük bir heyecan ve atılganlık içindedir. Bu heyecan’ın baş aktörü de Elçibey önderliğinde kurulan Azerbaycan Halk Cephesi’dir.

  • 1990’ların başında Ermenistan’la yaşanan Karabağ sorunu nedeniyle Azerbaycan’da çok güçlü bir milliyetçi damar oluşmuştur. Bu damar kuşkusuz en çok Elçibey’in işine yaramıştır.

  • Karabağ’daki sancı ve ekonomik yıkım sebebiyle görevi bırakmak zorunda kalan Ayaz Muttalibov’un yerine, yapılan seçim sonuçlarına göre %55 oy alarak ülkenin seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı olur.
  • Hayat görüşü gibi, maceracılığı da Enver Paşa’yı andıran Elçibey’in sırada bekleyen büyük hayalleri vardır. En büyüğü ise kuşkusuz öğrencilik zamanlarından beri üzerinde çalıştığı, şiirler yazdığı, uğruna hapis cezası aldığı büyük Türkistan hayalidir.
  • Gerçek ismi Ebulfez Kadir Güloğlu Aliyev olmasına karşın Elçibey ismini mahlas olarak 1970’lerde yazdığı milliyetçi makalelerde kullanır. Ancak bunu gizlenmek için yapmaz. Zira sorulduğunda açıkça ifade eder Elçibey’in kendisi olduğunu.
  • 1975 Yılında hakkında açılan davada mahkemeye verdiği imza örneğinde de görülür bu. Kiril alfabesini kullanmadan attığı imza, yazdığı yazıların tuzu biberi olur ve rejime meydan okuma olarak algılanır. Sonuç olarak ceza alır ve 2 yılını hapiste geçirir.

  • Floodun diğer ana sujesi olan H. Aliyev’i tanımak adına o’nun imzasına da değinmek gerekir. KGB’de hızla yükseldiği aynı dönem kullandığı imza doğal olarak Kiril harflerin oluşmaktadır. Hatta Azerbaycan Latin alfabesine geçtikten sonra da kullanmaya devam eder bu imzayı Aliyev.

  • 1992 Yılında, Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Elçibey, hayalinin sadece kuru bir toprak parçasıyla gerçekleşmeyeceğinin, Türkistan hülyasının ekonomik ve siyasi güçle perçinlenmesi gerektiğinin farkındadır.
  • Bu güç için başvuracağı ilk araç kuşkusuz Azerbaycan’ın zengin petrol yatakları olacaktır. Aynı zamanda Elçibey’in sonunu da hazırlayacak olan bu değerli kaynak, ülkenin belki de kaderinin yeniden yazılmasına sebep olacaktır.

  • Elçibey, göreve gelir gelmez ilk iş olarak Azerbaycan Petrol Kuruluşu Socar’ı yeniden yapılandırarak Rus hegemonyasına son verir. İkinci iş olarak ise Bakü’de bulunan Rus deniz üssünün boşaltılmasını ister.

  • O dönem büyük çalkantılar yaşayan Rusya direnmez ve üs’teki varlığına son verir. Ancak Elçibey bununla yetinmez, ülkede bulunan tüm Rus askerlerinin tahliyesi çalışmalarına başlar.
  • Bu hamleden hemen sonra ilk yurtdışı gezisini Türkiye’ye yapar. Socar’ın, Azeri petrollerini çıkarırken (eski ismiyle)Petrol Ofisi ve Botaş’la birlikte çalışmasını istemektedir. Ancak Türkiye’de bunun için yeterli altyapı ve tecrübe yoktur.

  • Bu nedenle batılı şirketlere sınırlı imtiyaz tanıdığı bir şartname hazırlar. Şartnameye göre Azeri petrollerini 10 yıl süreyle BP çıkaracak, rafinerileri ise Petrol Ofisi işletecektir.

  • BP, 10 yılın sonunda ülkeyi terk edecek ve tüm petrol sahalarını aktardığı birikimle yeterli donanıma erişeceği düşünülen Petrol Ofisini’ne bırakacaktır.
  • Azeri petrollerinin doğrudan Türkiye üzerinden Akdeniz’e indirileceği Bakü-Ceyhan projesini de o dönem çizdirir. Ancak bu projeye BP’nin çok büyük itirazı olur, zira petrolün Karadeniz üzerinden arzı hem daha az maliyetli, hem de daha az risklidir.

  • BP, bu projenin ticari mantıkta yeri olmadığını, sadece Türkiye’ye para kazandırmak için çizildiğini iddia eder ancak Elçibey taviz vermez. Projeye dahil olmak için bekleyen Shell gibi firmalar olduğu için BP şartları istemeyerek de olsa kabul eder.
  • 32. Gün belgeselinde Mehmet Ali Birand, “nasırına bastı” dese de, aslında “Rusya’nın gözüne parmağını sokuyordu” desek yanlış olmaz Elçibey için. Hikayenin bundan sonraki kısmı ancak ve ancak harakiri olarak tanımlanabilirdi çünkü.
  • Sovyetler’in dağılmasının ardından kurulan Bağımsız Devletler Topluluğu’na katılmayacağını açıkça ilan etmişti Elçibey. Baltık ülkeleri dışında, BDT’ye üye olmayan tek devlet Azerbaycan’dı.

  • Bu durum Rusya’nın sinirlerini çok bozmuştu, zira kontrol altında tutamadığı her Türki cumhuriyet büyük riskti yaralı Rusya için.
  • 1 Kasım 1992’de Moskova’da yapılacak BDT toplantısına özel olarak davet edilmişti Elçibey. Gündem maddesi yükselen yıldız olan Hazar’ın statüsüne(göl/deniz) karar vermekti.

  • Önceler sadece SSCB ve İran’ın kıyısı bulunan, petrol ve doğalgaz cenneti olarak anılan bu dev havzanın kıyıdaşı artmıştı. Eğer göl olarak kabul edilecek olursa petrol ve doğalgazın tüm ülkelerce eşit olarak paylaşılması gerekecekti.

  • Kaynakların çoğu orta ve kuzey kısımda bulunduğu için İran eskiden beri göl olarak tanınmasını istiyordu Hazar’ın. Ruslar ise ara bir rejim önermekteydi, zira deniz olarak kabulü halinde Hazar’da uluslar arası sular olacak ve batılı devletler giriş hakkı elde edecekti.
  • Böylesine hayati bir gündemle toplanan BDT zirvesine katılmayı reddetti Elçibey. Red gerekçesi olarak da Cumhuriyet Bayramı kutlamaları sebebiyle Türkiye’de olacağı cevabını verdi.
  • Rusya ve diğer Türki cumhuriyetler Hazar’dan daha fazla para kazanma planı yapmak için toplandığı sırada Anıtkabir’de Atatürk‘ün manevi huzurundaydı Elçibey. Hazar’da her ne olacaksa Türkiye ile birlikte olacaktı, tek düşüncesi buydu.

  • Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının ardından kimsenin beklemediği bir rota çizdi. Ankara’da kalması, İstanbul’a geçmesi ya da bir ihtimal Moskova’ya gitmesi beklenirken, o Kayseri’yi ziyaret etmek istemişti.

  • Kayseri, 1980’lerin sonunda Türkiye’ye gelen Doğu Türkistanlı muhacirlerin yerleştirildiği en büyük merkezdi. Elçibey, 3 gün süren Kayseri ziyaretinin büyük bölümünü Uygur derneklerinde geçirdi.

  • (YouTube’da gezerken tesadüfen bulduğum Kayseri gezisinin slaytı bu. O dönem benim gibi Kayseri’de ilkokul öğrencisi olanların valilik binasının önünde Elçibey’i karşılamak için toplanmış olma ihtimali yüksektir)
  • Kayseri ziyareti sırasında idrar yollarından rahatsızlandı. Daha önce de çok defa olmasına rağmen önemsememiş ve üzerine gitmemişti. Gençliğinden beri yoğun olarak tükettiği alkolün sebep olduğu sıradan bir rahatsızlık olduğunu düşünüyordu.
  • Kayseri ziyareti sırasında idrar yollarından rahatsızlandı. Daha önce de çok defa olmasına rağmen önemsememiş ve üzerine gitmemişti. Gençliğinden beri yoğun olarak tükettiği alkolün sebep olduğu sıradan bir rahatsızlık olduğunu düşünüyordu.
  • Yapılan tetkik sonucunda prostat iltihabı teşhisi konuldu Elçibey’e. Önemsiz gibi görünse de floodun sonlarında daha iyi anlaşılacak bu teşhisin önemi. Acil bir durum olmasa da aksatmadan antibiyotik kullanması gerekecekti bundan sonra.
  • Elçibey, Ruslarla bu soğuk savaşı yürütürken Karabağ’da devam eden sıcak savaşın da harareti her geçen gün artıyordu. Ermeniler, Karabağ’da bağımsızlık ilan etmekle kalmamış, Karabağ ile Ermenistan arasında yer alan Azeri topraklarını da işgale yeltenmişti.
  • Karabağ, Azerbaycan topraklarıyla çevrili olduğu için bölgedeki Ermeniler için izole edilmiş bir alandı. Ermeniler bu kuşatmayı kırmak ve Ermenistan’la birleşmek için 1992’de büyük bir harekata girişti ve çoğunlukla başarılı da oldular.

  • Bunun üzerine Elçibey, başarılı bir asker olduğu bilinen albay Suret Huseynov’u bölgeye gönderdi. Hüseynov’un birlikleri birkaç ay içinde bölgenin %50’sini geri almayı başardı.

  • Elçibey, başarısı sebebiyle Huseynov’u devlet üstün hizmet madalyası ile ödüllendirdi. Ancak Huseynov’la Elçibey arasında o güne kadar fark edilmeyen bir fikir ayrılığı vardı.
  • Elçibey’in Anıtkabir’i ziyaret ettiği 29 Ekim 1992’de, bölgede bulunan savaş muhabirlerinin Huseynov’a sorduğu “siz de asker olarak Atatürk’ü örnek alıyor musunuz?” sorusu üzerine aldıkları cevapta açığa çıkmıştı bu ayrılık; “Atatürk de kim?”
  • Azerbaycan’da süregelen Rusya’dan arınma sürecinden rahatsızlık duyuyordu Huseynov. Dahası, kendisi cephede hayatını ortaya koyarak çarpışırken, Elçibey’in başarıdan tek başına nemalandığını düşünüyordu.
  • 1993’te, Karabağ’dan gelen haberler Elçibey için hiç de iyi değildi. Huseynov, Ermenilerden geri aldığı topraklardan adeta mermi atmadan geri çekilmeye başlamıştı. Karabağ ile Ermenistan’ı bağlayan Laçin’in düşmesi Azerbaycan’ın elde ettiği tüm kazanımları tek seferde yok etmişti.

  • Bu sayede Elçibey’i iç kamuoyunda zor durumda bırakmak ve askeri başarısızlık sebebiyle istifa etmesini sağlamak istiyordu Huseynov.
  • Elçibey, Huseynov’un tüm rütbelerinden derhal azledildiğini duyurdu. Artık Huseynov bir albay değil, sadece bir ‘er’di. Daha doğrusu Elçibey öyle olduğunu zannediyordu.
  • Ruslar, Elçibey’in talimatıyla Azerbaycan’dan gönülsüz şekilde çekilirken çok büyük bir entrikanın altına imza atarak 104. tümen’deki silahları Suret Huseynov’a bıraktılar. Yani, Elçibey’in ‘er’ olduğunu düşündüğü Huseynov, aslında bir tümgeneral’di.
  • Ülkenin en büyük ikinci şehri olan Gence’de doğan ve burada çok büyük bir nüfuzu olan Huseynov çok kısa bir sürede binlerce kişilik milis birlikleri oluşturdu ve tanklarını Bakü’ye doğru sürmeye başladı.
  • Elçibey’in, Huseynov üzerine gönderdiği 4.000 kişilik tugay’ı sadece birkaç saat içinde yerle bir etmeyi başardılar. Tek kurşun atmadan Karabağ’ı teslim eden Huseynov, Elçibey’in gönderdiği Azerbaycan askerlerini gözünü kırpmadan öldürdü.
  • Çaresizlik içinde kalan Elçibey, Huseynov’un tanklarının sadece birkaç saat uzaklığındaydı. Süreç iç savaşa doğru ilerliyordu, üstelik Karabağ savaşı devam ederken çıkacak olası bir iç savaş bütün Azerbaycan topraklarına mal olacaktı.
  • Türkiye’yi aradı, Cumhurbaşkanı olan Süleyman Demirel’den yardım istedi. Demirel, eski dostu olan ve süreci çok iyi yöneteceği garantisini verdiği Haydar Aliyev’in arabulucu olarak görev almasını önerdi. İç savaş yaşanmaması için bunu kabul etmekten başka şansı yoktu Elçibey’in.

  • Ancak Haydar Aliyev’in bir şartı vardı. Meşru Cumhurbaşkanı Elçibey’in Bakü’de kalması iki başlılık ve kaos yaratacağı için bir süre Nahçıvan’daki köyüne çekilmesini istedi.
  • Haziran 1993’te Elçibey bu şartı kabul etti. Cinin şişeden çıktığı, ciğerin kediye emanet edildiği tarih buydu. Elçibey, köyü olan Keleki’ye çekildiğinde Bakü’de tam bir kaos ortamı hakimdi.
  • Huseynov, Elçibey’e bağlı olduğunu düşündüğü polis ve askerleri infaz etmeye başlamıştı. Meclis başkanlığına gelen Haydar Aliyev de Halk Cephesi vekillerini yargıya sevk ediyordu. Çoğu tutuklandı. 1 Yıl önce rüya gibi başlayan Halk Cephesi rüzgarı artık yoktu.
  • Haydar Aliyev, derhal bir anayasa hazırlayarak referanduma gitti. Bu süreçte Huseynov’un desteği o’nun için hayatiydi, bu nedenle Huseynov’u Başbakan olarak atadı.
  • Aliyev ve Huseynov’un Haziran’da göreve gelir gelmez yaptıkları ilk icraat Elçibey döneminde imzalanan Bakü-Ceyhan anlaşmasını iptal etmek oldu. Buna kimsenin itirazı olmamıştı, zira Türkiye hariç kimsenin lehine bir proje değildi bu. Nedendir bilinmez, Türkiye de itiraz etmedi.

  • Hemen ardından, Ağustos ayında BDT üyelik anlaşması imzalandı. Azerbaycan, artık Rusya’nın sözünden çıkmayan uslu bir çocuktu. Ülkenin rotası 180 derece değişmiş ve Rusya’ya dönmüştü.
  • Başbakanlıkla ağzına bir parmak bal çaldığı Huseynov’un agresif birlikleri de yumuşamıştı. Yeniden kurulan ordu ve polis birlikleri bir süre sonra asayişi sağladı. Artık Aliyev’in Huseynov’a ihtiyaç duymadığı yeni bir dönem başlıyordu.
  • İptal edilen Bakü-Ceyhan projesinin yerine imzalanan “yüzyılın anlaşması” ile Azerbaycan’ın tüm petrolleri sınırsız bir imtiyazla batılı şirketlere verildi. Üstelik Azeri petrolünün büyük çoğunluğu artık Don ve Volga nehirleri aracılığıyla Rusya üzerinden Batı’ya taşınacaktı.

  • Türkiye ise, Tiflis üzerinden geçen sınırlı miktarda petrolden(Azerbaycan’ın toplam arzının %20’si) sadece geçiş ücreti alacaktı. Yani sadece boru parası.

  • Zamanla iki cambaz bir ipte oynamamaya başladı ve Aliyev ile Huseynov arasında ipler gerildi. Aliyev’in, yüzyılın sözleşmesi ile batılı devletlere verdiği sınırsız imtiyaz Huseynov’u rahatsız etti ve Huseynov, Rusya’nın pay alamaması sebebiyle 1996’da Aliyev’e isyan etti.
  • Aliyev, Anayasa Mahkemesi’ne verdiği ‘talimat’la Huseynov’u vatana ihanetten yargılatma kararı aldı. 1992’de Karabağ’ı tek kurşun atmadan terk eden Huseynov, ancak petrol nedeniyle hain ilan edilmişti.
  • Derhal Rusya’ya kaçan Huseynov, elbette eski istihbaratçı Aliyev’den kaçamazdı. Huseynov’un iadesi için hazırlanan evraklar birkaç gün içinde tamamlandı ve 1997’de Bakü’ye getirilerek ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

  • Aliyev, elbette Rusya’nın jestini karşılıksız bırakmamıştı. O güne kadar el değmemiş, ülkenin en bereketli petrol yatağı olan Yalama, Huseynov’un iadesi karşılığında Rus şirketi Lukoil’e tahsis edildi.

  • Bu arada Elçibey’in, Keleki köyündeki tecriti devam etmekteydi. 1994’te helikopterle Keleki’den ayrılmak istedi ancak kendi korumaları tarafından açılan ateş yüzünden bunu başaramadı. En yakınındaki korumaların bile Aliyev tarafından satın alındığını o gün öğrendi.
  • Yol arkadaşlarının çoğu tutuklanmış, infaz edilmiş, kalanlar ise sindirilmişti. Yeniden sahaya dönüp Halk Cephesini canlandırmak istese de bu mümkün olmadı.
  • Aliyev, bu durumdan emin olduktan sonra 1998’de tecritin kaldırılmasına karar verdi. Yıllar önce konulan prostat iltihabı ağırlamıştı. “Zavallı” olarak nitelediği Elçibey’den hiçbir çekincesi de kalmamıştı artık.
  • Bu arada Aliyev hanedanı dünya sosyetesinde yavaş yavaş kendini göstermeye başlamıştı. Aliyev’in oğlu İlham ve gelini Mihriban Dubai, Londra, Paris, Miami, Prag gibi popüler şehirlerde on milyonlarca dolarlık gayrimenkuller satın almaya başladılar.

  • Haydar Aliyev’in ismini taşıyan torunu henüz 10 yaşındayken Dubai’de satın aldığı 90 milyon $’lık gayrimenkulle anılmaya başlamıştı. İlerleyen yıllarda diğer iki torunu Arzu ve Leyla da Londra’nın en pahalı semtlerinde aldıkları malikanelerden adeta koleksiyon yapacaklardı.

  • İlham Aliyev’in eşi Mihriban Aliyeva, dünyanın en ünlü plastik cerrahlarından, astronomik ücretlerle estetik ameliyatlar oldu. Bu yüzden, batı medyası çoğunlukla Mihriban Aliyeva ile kızlarını ayırt etmekte zorlandı. Mihriban’ın birçok defa İlham Aliyev’in kızı olduğu düşünüldü.

  • 1999 Yılında Elçibey prostat tedavisi için geldiği Ankara’da uzun zamandır beklediği, kötü haberi aldı. Keleki’deki tecrit döneminde antibiyotik tedavisine devam edemediği için prostat iltihabı büyümüş ve tümör haline gelmişti. Yani Elçibey artık kanserdi.

  • Aliyev hanedanının bilinen milyarlarca dolarlık serveti, dünyanın dört yanında çılgınca harcanırken, Elçibey Nahçivan’daki köyünde en basit antibiyotik hapları bulamadığı için kanserin pençesine düşmüştü.
  • Kanser kısa sürede tüm vücuduna yayıldı ve 2000 yılının Ağustos ayında, tedavi gördüğü GATA’da hayata gözlerini yumdu.

  • 23 Ağustos 2000’de Bakü’de 600.000 kişinin cenazesini karşıladığı söyleniyor. Sadece devlet kontrolünde görüntü alınabildiği için kısıtlı sayıda video ve fotoğraf var. Ancak neyse ki Haydar Aliyev’in taziye için geldiği sırada gördüğü tepkiyi kaydeden birileri olmuş.
  • Elçibey’in vefatından 3 yıl sonra Haydar Aliyev de göçtü dünyadan. Ancak Elçibey gibi, Keleki’deki baba yadigarı bu evden ibaret bir miras bırakarak değil.

  • Haydar Aliyev’in bıraktığı en büyük miras elbette ölümünden hemen önce oğlu İlham Aliyev’i yerine ‘veliaht’ olarak atamasıydı. Ülkede tamamen formalite halini alan seçimler sayesinde oğlu İlham Aliyev de babası gibi tüm kurumlarıyla birlikte yönetmeye devam ediyor bugün ülkeyi.

  • En son başkan yardımcısı olarak eşi Mihriban Aliyeva’yı atayarak hiçbir kontrol mekanizması kalmadığını dünyaya haykırdı adeta. Wikileaks belgelerine göre ülkenin yıllık 90 milyar $’ı bulan petrol ve doğalgaz gelirinin yarısından fazlası doğrudan aileye aktarılıyor.

  • UNESCO tarafından iyi niyet elçisi olarak atanan ve elde ettiği astronomik geliri bazı hayır işlerine ‘bağışlayarak’ günah çıkaran Mihriban Aliyeva, 54 yaşında olmasına rağmen halen eskisi kadar genç görünümlü ve güzel.

  • Kızları Leyla ve Arzu İngiltere jet sosyetesinde yer edinmeyi başaran ve sadece İngiltere’de 2 milyar dolara yakın gayrimenkul yatırımları olduğu söylenen iki kardeş.

  • Dedesinin ismini taşıyan Haydar ise daha çok uzak Asya ve Körfez ülkelerine yaptığı yatırımlarla dikkat çekiyor. Birçok finans analistine göre bu yatırımların tamamı kara para aklama amacıyla gerçekleştiriyor ve buzdağının sadece görünen kısmı.
  • Azerbaycan her ne kadar Kafkas coğrafyasında yer alsa da kültürel olarak Ortadoğu’dan kopuk bir ülke değil. Elbette bu tür görüntüler de zaman zaman kameralar önünde verilerek halka karşı masumiyet ve temizlik vurgusu yapılıyor.

  • Mısır‘daki Ezher üniversitesinde öğrencilik yapan ve Arap ülkelerinde uzun süre kalan Elçibey’in de hac ve umre’ye gittiği biliniyor. Ancak Keleki’deki baba yadigarı bu evden başka aklayacak malvarlığı olmadığı için herhangi bir görüntü vermeyi tercih etmedi muhtemelen.

Bu kadar uzun bir floodu okumak için zaman ayırdığınız için teşekkürler.

Bu Konu, Cem Türktekin @JasonMcAteer7 Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Güncelleme: 30 Ocak 2019 — 09:22

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir