Askeri ve Tarihi Diziler Nekadar Gerçekçi?

TV’DEKİ ASKERÎ DİZİLER; Bir süredir TV’deki askerî dizilerle ilgili “Beğeniyor musun? İçlerinden beğendiğin var mı?” diye sorular soruyorlardı. Ben de bilmediğim için cevap veremiyordum. Şimdi bir tanesine denk geldim. Bazı kanaatlerimi maddeler halinde sıralayayım.

  • 1. Ast-üst arasındaki ilişkiler askerî kültüre uymuyor. Aşırı laubali. 2. Selamlarda avuç içinin karşıdan görünmemesi hak getire. 3. Çatışma başlangıcında genellikle ilk yapılacak olan şey “mevzi al!” diye bağırıp mevzi almaktır. Ama mevzi anlayışı felaket…
  • 4. Silah tutuşlar çok kötü. Silah, kapalı olan yere tutulmaz. Mesela duvara… Silahın namlusu, düşmanın gelme ihtimali olan kapı boşluğu vs. gibi boşluğa tutulur. En basit oyunları oynayanlar bile bunu bilirler. Ama denk geldiğim dizide durum çok iç açıcı değil.
  • 5. Parmağın yanlışlıkla ateş etmemesi için tetiğe değil de, tetiğin hemen dışındaki korkuluk demirinde bekletme anlamına gelen “tetik disiplini”ni neredeyse hiç görmedim. Herkesin el tetikte! “El tetikte!” demek ne demek, pek anlaşılmamış veya bilinmiyor.
  • 6. Muharebe/çatışmalarda kafa mevziden 55-60 cm kadar dışarı çıkarılmaz. Çıkarırsanız indirirler. Onun yerine sadece gözle nişan alacak kadar kafanın mevziden çıkması lazımdır. Bu da şarjörün alt kısmının herhangi bir yere çarpmayacak boşluğu gözetmeyi gerektirir. Hak getire…
  • 7. Bir yerden ateş edildiği zaman aynı yerden tekrar ateş etmek, hayat bıkkınlığı alametidir. Eğer bu sıkıcı hayattan bıktıysanız, ilk ateş ettiğiniz yerden 2. defa ateş edebilirsiniz. Emniyetli bir şekilde istediğiniz yere gidersiniz.
  • 8. Her aklı başında asker, tekli ateş edeceği zamanı da, seri ateş edeceği ikili-üçlü atışı da ne zaman yapması gerektiğini iyi bilmelidir. TV’lerdeki ı-ıh.
  • 9. Ateş edilirken en çok önemsenecek şeylerden biri de şarjördeki mermi sayısıdır. Şarjörünüzdeki mermi bitmek üzereyse Münir Nurettin’in “Dök zülfünü meydane gel”i gibi meydana atılmazsanız iyi olur.
  • 10. Tabiat şartlarına göre “mevzi değiştirmek” denilen bir şey vardır ve fena değildir. İyi bi şeydir, mevzi değiştirmek lazımdır. Hak getire.. 11. Özel Kuvvetler’de görev yapmış birisinin ucuz kahramanlık gibi bir hakkı yoktur. Sadece kendisi için değil, tim için vardır.
  • 12. Subaylar, Harp Okulu dediğimiz bir okuldan mezundurlar. Bu da düzgün Türkçe beklentisi içine sokar. Kardeşler Kıraathanesi’ndeki konuşma şekli de kendi içinde güzeldir ama kendi içinde güzeldir.
  • 13. Harp Okulu mezunu, ardından Özel Kuvvet eğitimi almış bir subay, “Ben ne yapacağım şimdi ya?” demez. Bunun yerine aldığı teorik ve pratik eğitimin ona ne yapması gerektiğini hatırlattığı için plan yapar. Bu da çeşitli şekillerde yapılır. Hak getire.
  • 14. Subaylık, “kahveden adam kaldırma ve asık suratla ortada dolaşan şahsı rolü”nü icra etmekten ziyade, duygulardan bir nebze de olsa arınmış,ofiste çalışan bir beyaz yakalı gibi de görev ifa edebilen ve plan yapabilen bir personeldir.Subaylık,elde silah dağ-taştan ibaret değil.
  • 15. Terörist kılığına girecekseniz, ilk iş olarak elbiselerinizi değil, ayakkabılarınızı değiştirin. Botu çıkartarak mekap giyin. Aksi takdirde tebdil-i kıyafet, asker olduğunuzu gizlemek için yeterli değildir. Mekap-bot ayrımı, üniformadan bile daha belirginleştiricidir.
  • Kısa bir ara: Dizi ismi vermeyecektim ama sorulduğu için cevap veriyorum. Börü’yü izlemedim. Meskûn mahal operasyonlarını da görmediğim için yorum yapamam. Game of Thrones’daki savaş sahnelerinin bir kısmını izledim. Bir ara hatırlatısanız bir analiz yaparız.
  • 16. Eğer sadece TV’de dizi-film izleyerek askerliğe heves eder ve asker olmak isterseniz, askerlik tam olarak öyle bir şey olmadığından hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Askerlik ciddi ve profesyonelce yapılan bir meslektir ve “şiddet” temelli değildir.
  • 17. Askerlik,heyecanlılıktan ziyade soğukkanlı olmanın daha fazla önemli ve gerekli olduğu bir meslektir.Teröristin karşısına geçip “Ben Falanca Kuvvetler Komutanlığı’ndan -Gri Bereli- Filanca” demek çok soğukkanlı bir hareket değildir. Çatışma zaten sıcak, soğukkanlı kalmalıdır.
  • 18. Tarihî dizi ve filmler, günümüzdekilerden daha berbat… Silah bilgisi ve kültürü sıfır! Her silahın tutuş ergonomisi vardır. Bu ergonomi, her ikisi de ateşli silahlar olsa bile tabanca ve tüfeği bile bambaşka iki farklı kullanış yöntemine zorlar. Eski silahlarda ise feci…
  • 19. Tarihî dizilerde en problemli hususlardan birisi at ve süvari ilişkisinin bilinmemesi. Ata soldan binilir birader! Öğrenin artık şunu! Genelde silahşörler sağ ellerini kullandıkları için kılıcı bellerinin sol taraflarına takarlar.
  • Bu yüzden de kılıcın kını ata saplanmasın diye süvari ata kendi sağ, atın son tarafından biner. Ata binerken de herkes zıplayarak ata binmez. Ata binmek için kullanılan (ismi bende kalsın) bir zeminden binilir.
  • 20. Kılıç mızrak gibi veya gürz de balta gibi kullanılmaz. Kullanmaya kalkarsanız ne olur, anlaşılır şekilde olması için şöyle söyleyeyim: Kehveyi tavlaya, zarı gırtlağa yollamak gibi…
  • 21. Her silah, kendisini iyi tanımayan askeri, tarihin hangi döneminde olursa olsun muharebenin ortasında satar. Kılıcı bilemez veya keskin tarafıyla savunma yapmaya kalkarsanız bir süre sonra kesmez.
  • 22. Kullandığınız silah bir tüfekse ve açık pistonlu mekanizmaya sahipse (AK serisi hariç, dünyadaki bütün mekanizmalar böyledir) bakımı iyi yapılmayan tüfek, çatışmada sahibini satar. Yani yağlama ve temizlemeyi silah için değil, kendiniz için yapmanız fena olmaz.
  • 23. Aslında silahlar işlevlerine göre ikiye ayrılır. 1. Savunma silahları 2. Taarruz silahları Yani zırh ve kalkan da bir silahtır ve savunma silahları tasnifine tabidir.
  • 24. İşlevlerine derken yanlış anlaşılmasın, savunma-taarruz anlamında söylemiştim. Asıl işlev anlamında ise kesici silahlar, delici silahlar vs. gibi farklı bir tasnif var.
  • 25. Taarruz silahlarını eğer dönemlerine göre ayırırsak, 1. Mekanik silahlar (MÖ xxxx-hala) 2. Ateşli silahlar (MS 6. yy) 3. Alektromanyetik silahlar (1960’lar) Not: Ateşli silahlar için yorum yapmakta acele etmeyin.
  • Ateşli silahlar derken, “ateş”li silahlardan birisi İstanbulla özdeşleşmiştir. 6-7. yüzyılda Mısır’dan İstanbul’a gelen Kallinikos adlı bir Bizanslı mekhanikos (usta), zift, katran vs. karışımlarla elde ettiği silaha “sıvı ateş” adı verir. Fransızlar buna “Rum ateşi/grejuva” der.
  • 26. Asıl anlamda ateşli silahlar ise 13. yyda ilkel halleriyle ortaya çıkacaklar, fakat ordularda aslî silah unsuru olabilmek için birkaç asır daha bekleyeceklerdir. 17-18. yy, ateşli silahların tam anlamıyla egemenlik kuracağı yüzyıllar olacaktır.
  • 27. Erken dönem ateşli silahlarla ilgili bilinen en büyük yanlış: Tüfek ve top,uzaktan muharebe aracıdır. Bu yanlış! Top, uzak; tüfek ise yakın muharebe silahıdır.Mesela 17.yy’da tüfeği uzun menzil için kullanırsanız hedefi bir türlü tutturamazsınız ve kılıçla öldürülebilirsiniz.
  • 28. Normalde bu tüvüt zinciri 500’e kadar gider. Ama neden bedavadan TV senaryolarına danışmanlık hizmeti vereyim değil mi? Zaten bir sürü amme hizmeti yapıyoruz burada. Bir de müstakil bir kitap yaparım. Daha güzel olur.
  • Arkadaşlar, lütfen tek tek dizi ismi sormayın. Hiçbirine durduk yere prim yaptırma niyetim yok. Hakeden olursa yaparım zaten. En gerçekçi savaş sahnesini soranlar için “Nefes: Vatan Sağolsun” filmi idi. Daha başarılısını görmedim. Muharebe ortamı tam olarak ordakine yakın.

Bu Konu, A. Sefa Özkaya @asefaozkaya Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Güncelleme: 18 Mart 2019 — 14:37

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir