Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

Aile müessesesi dışında kimseye gereğinden fazla değer vermeyin!




Her ne kadar okunmayacağını bilsem de hayatımın en kötü gününün flood’unu yapıyorum. utana utana. çekine çekine..

  • İstanbul, Gaziosmanpaşa’da yaşıyorum. Kırklarelinde üniversite öğrencisiyim. Cuma akşamından ailemin yanına gideyim dedim. neşeliyim
  • Eve geldiğimde saat akşam 10 falan. Babam sersem. Uyku sersemi gibiydi üzerine varmadım. Davranışlarında gariplik var. gitti yatağına uyudu
  • 20 dakika geçti ya da geçmedi adam kusarak uyandı. ürktüm. yanaştım, baba iyi misin? diye sordum. Cevap yok. Bakıyor ama cevap veremiyor
  • Hemen en yakın hastaneye kaldırdım. 15 tane ilaç içmiş. Neye uğradığımı şaşırdım. Bilinci sabah 9a kadar gelmemişti.
  • Babam ki dünyanın en kibar, en neşeli insanı,bardağa her zaman dolu tarafından bakan adamdır. En azından ben o güne kadar öyle hatırlıyordum
  • Meğer 2 yıldır sorunları varmış kendince. 2 aydır işe gitmiyor, antidepresan kullanıyormuş. Ailem okulumu etkilememesi için bana söylemiyor
  • Ben istanbul’a gelince sabahları işe gider gibi yapıyor, kahvehaneye takılıyormuş. akşam mesai saati bitince eve geri geliyormuş.
  • Annem telefonda bana bunları itiraf edince dona kaldım. kanımın damarlarımdan çekilişini hiç bu kadar derinden hissetmemiştim..
  • O günü atlattık, babamın bilinci yerine geldi, oturduk konuştum. hiçbir şey anlatmak istemedi sadece konuştum. dinledi, dinledi gitti yattı
  • O gece hiç uyumadım. içimde hep “ulan ben nasıl fark edemedim, nasıl bu kadar kör olabildim” kahredişi. Akşam 6’ya doğru uyuyabildim
  • Çok yorulmuştum. ruhen ve bedenen çok yorulmuştum. çok derin uyudum. ama bela biter mi? tabi ki bitmez
  • Saat 5.30 annem tepemde. oğlum çabuk uyan baban evden koşarak çıktı. ulan noluyo demeye kalmadan yazıldım peşine, taksiye atladı.
  • Amına kodumun caddesinde ne bir araba ne bir taksi hiçbir sikim yok babamın binmiş olduğu taksi dışında. mal gibi kaldım cadde ortasında
  • Napcağımı bilemedim, öylece kaldım. bari dedim eve döneyim kız kardeşlerimi sakinleştireyim. çok paniklediler.
  • Aklıma hiçbir zaman kötü bir şey getirmedim. gider rahatlar gelir dedim. ta ki 1 saat sonra polisin telefonda söylediklerine kadar.

+Şahin beyle mi görüşüyorum?

-Buyrun

+Sakin olun lütfen, babanız Haliç köprüsünden atladı. Yaşıyor. Ambulanstayız.

  • Dilim varmadı aileme söylemeye. Gidiyoruz dedim. Kaldırıldığı Taksim Eğitim ve Araştırma hastanesine apar topar gittik.
  • 65 metre yüksekliğindeki, atlayanların %80’inin hayatını kaybettiği köprüden atlayan babam çok şükür belinden tek kırıkla kurtuldu
  • Ama bardağa dolu tarafından bakamıyorum. Ağlayamıyorum çünkü kız kardeşlerim yanımda. Abi’yi güçsüz görürlerse onlar ne yapacaklardı?
  • Olumlu konuşuyorum anneme, kardeşlerime ama içim kan ağlıyor. İnsanın en aciz, en çaresiz kaldığı andır o ağlayamamak. rahatlayamamak
  • O sabah hayatımın en kötü gününe uyanmıştım. olanların gerçekliğine hala inanmak istemiyordum. sanki basit türk dizisi izliyor gibiydim
  • Günün akşamına kadar 3 paket sigara içmiş, bir türlü ağlayamamıştım. donuktum. kabullenemiyordum. dostlar teselli etmeye çalışyor ama ne çare
  • O günün akşamı saat 6 gibi babam uyandı. ama hala tramvada. üzerinde yapmış olduğunun pişmanlığı var çocuklarını başında görünce
  • O halde, oğlum üzülme daha çok üzülüyorum kahroluyorum. okuluna git sene sonuna bir aycık kaldı diyor, koca yiğit hüngür hüngür ağlıyor
  • Psikolog geldi, git oğlum okuluna babanın iyiliği için diyor. tramvayı atlatabilmesi için gitmen gerekiyor diyor. ulan nasıl gideyim?
  • Babam ulan. babam haliçten kendini atmış. hiçbir sikimden haberim yokken bunlarla karşılaşıyorum ve bana git diyorlar.çaresizliğin en büyüğü
  • Bir şekilde o hastaneden emekler adımlarla boynu bükük ayrıldım hastaneden. daha çok üzülmesin diye duyguların en kötüsünü yaşamaya hazırdım
  • Eşyalarımı hazırlayıp kırklareline gitmek için eve geldim. ama nasıl beterim. üzülmesinler, güçlü gözükeyim diye hiç ağlamamışım.
  • Ve artık istesem de ağlayamıyordum. rahatlayamıyordum. ama kırklareline de hiç gitmek istemiyor ne yapcağımı düşünüyordum. mal gibiydim
  • O geldi aklıma. 2 senemi paylaştığım, ailem kadar değer verdiğim kadın. ayrılmıştık 2 ay kadar önce. gideyim omzuna başımı koyim ağlarım rahatlarım dedim. bir tek onun omuzlarında ağlayabilirdim. çok seviyordum. diyorum ya, ailem kadar değer vermişim o insana
  • Cepte kuruş para yok. o edirnede. evden nasıl çıktığımı hatırlamıyorum. vardım otobana, başladım otostopa. gece tam 3.00’da edirnedeydim
  • O da orada öğrenci. hiçbir şeyden haberi yok. vardım kapısına, çaldım zilini. açan yok. belki uyuyordur dedim. aradım.
  • Doğru tahmin etmişim. uyuyordu ama asla tahmin edemeyeceğim şekilde. yeni sevgilisinin evinde, onun koynunda.

Açtı telefonu,

-buyur, dedi

+Kapındayım evde kimse yok neredesin?

-Ne işin var orda? neden geldin?

+çok kötüyüm, ihtiyacım var sana hemen gelmelisin dedim

  • 2 yıl emek verdiğim, ailem kadar sevdiğim kadın geldi. Bana “bu halin ne, ne oldu, neyin var?” bile demedi. Merak bile etmiyordu
  • Nasıl hissettiğim bir damla kadar önemli değildi onun için. “Sevgilimin evinden geliyorum hayırdır ne işin var bu saatte senin burada” dedi
  • Başımdan aşşağıya kaynar sular döküldü sanki. daha kötü ne olabilir diye düşünürken, beni bir tek o anlar, o dinler, onla ağlarım derken karşılaşmış olduğum duruma bak. “ne yaşadığın umrumda değil, ne yaşarsan yaşa bir daha buraya gelme” dedi. hiçbir şey söyleyemedim. dondum
  • Sonra çekti gitti. kalakaldım. aklımı yitirecek gibiydim. ama hala ağlayamıyordum. allah kahretsin. ben hiç böyle kötü hissetmemiştim
  • o gitti saat 4 gibi. yeni sevgilisinin koynunda tekrar uyumaya. bense yola koyulmuştum. o donuk halde. edirne havsa’dan lüleburgaza yürüdüm.
  • Gören bilir. Balkan soğuğu beterdir. hele ki seher vakti. titreye titreye yürüyor, bir yandan aklıma mukayet olmaya çalışıyorum.
  • Babaeski tabelasına 25 km kala güneş doğdu. içimi ısıttı. babam aradı oğlum özür dilerim, beni affedin, bencillik ettim. bir daha olmayacak kendini sakın üzme. okuluna bak. hafta sonları gel dedi. babalar intiharın eşindeyken bile evlatlarını düşünürler.
  • Güneş ışığı vücudumdaki soğuğu çözerken babamın telefonda söyledikleri zihnimde tekrarlanıyor kaset gibi. üzülme oğlum, pişmanım..
  • Sanki yeniden doğmuştum. 2 gün hiç ağlayamadım belki ama yüzüm gülmüştü. otoban kenarında. kuşların çiçeklerin arasında. hissediyordum artık
  • Artık bardağa dolu tarafından bakabiliyordum. neyin insan için tek gerçek olduğunu hayat bana tokat gibi göstermişti. artık rahattım
  • Babam şu an iyi, belinde korseyle yürüyebiliyor sırf sigara içebilmek için 🙂 Psikolojisi de iyiye gidiyor, kafasındakileri artık anlatıyor.

Özetle arkadaşlar, aile müessesesi dışında kimseye gereğinden fazla değer vermeyin. gün geliyor acınız umursanmıyor.

Bu Konu, Şahin @Poommaak  Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Güncelleme: 9 Mayıs 2017 — 22:07

Konu Hakkındaki Düşünceleriniz?

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017