ABD’nin “NOT EDİYORUZ” açıklamasının Türk Devlet perspektifindeki anlamı!

ABD’nin “NOT EDİYORUZ” açıklamasının Türk Devlet perspektifindeki anlamı.. Dünyada yaşanan bir çok gelişmenin dolaylı olarak nasıl bizim seçimlerle ve bizimle ilgisi olduğunu kısa bir dünya siyaseti turuyla anlamaya çalışalım. Başlıyoruz..

  • Türkiye’ye Türkiye içinden bakarsanız siyasi gerilimlerin olduğu, kısır tartışmalarla günlerin geçtiği, bu nedenle bir arpa boyu yol alamayan bir ülke gorürsünüz. Fakat, Türkiye’ye Türkiye’nin dışından baktığınızda jeopolitik ve jeostratejik açıdan çok önemli bir ülke görürüz.
  • Halbuki Türkiye içinde yaşanan hemen her siyasi gerilim dışarda yaşanan gelişmelirin Türkiye’deki yansıması olarak okunmalıdır. Türkiye’deki siyasilerde yaşanan bu gelişmeleri dışardan bizi izleyenlere karşı “perde önünde oynayan” birer figürandan ibarettir.
  • Bu anlamda, Avrasya Anakarasının merkezini tutan Türk Devleti yaklaşan 3. Dünya Savaşına karşı kendi pozisyonunu alma konusunda farklı stratejiler geliştirmektedir. Türk Devleti elini ağır tutuyormuş gibi görünsede bunun planlı olduğu anlaşılmaktadır.
  • Dünya bugün “yeni düzen”e geçemeyiş sorunu yaşamaktadır. Şu an yeni düzen öncesi “kaos” döneminden geçiyoruz. Kısa bir tarih turu yapıp günümüzdeki güç dengelerini ve Türk Devleti’nin olası planlarını değerlendirelim.
  • 1. Dünya Savaşı’ndan sonra Dünya Düzenini kuran güç İngiltere idi. İngiltere yeni dünya düzenini kurarken Rus Çarlığı yıkılmış yerine ABD destekli Bolşevik Devrimi’yle Lenin göreve gelmişti. Lenin’den sonra İngiltere Troçki ve Lenin’i ortadan kaldırarak Stalini göreve getirdi.
  • Aynı dönem Almanya’da ise Hitler ismi duyulmaya başlanıyordu. 2. Dünya Savaşı’nın yaşanmasından sonra Dünya Soğuk Savaş dönemine giriyordu. 2. Dünya Savaşı’ından sonra emperyalist gömleğiyle bölgenize gelen ABD İngiltere’nin kurduğu düzeni devam ettiriyordu.
  • Dünyaya hakim olmak isteyen güçler mutlaka bulunduğumuz coğrafyada hakimiyet sağlamalıydı. Osmanlının yıkılışıyla birlikte Avrasya Anakarasının merkezinde hissedilen siyasi otorite eksikliğini ABD Sovyet dengesiyle yürütmüş, denge politikası işlevselliğini sürdürmüştü.
  • ABD Soğuk Savaş döneminde karşıt blok olarak belirlenen Sovyetler Birliği’yle birlikte İngiltere’nin kurduğu düzen üzerinden kendi hegemonyasını “askeri üsler” şeklinde Avrupa, Orta Doğu ve Asya’ya yayıyordu.
  • 2. Dünya Savaşı sonrası bölgemizde kurulan İsrail dünyanın merkezini bölgesinin istikrarsızlaşmasına neden oluyordu. Bu istikrarsızlık ABD ve Sovyetlerin hegemonya gücünü genişletmesine neden oluyordu.
  • ABD Sovyet dengesinde ABD’nin Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ve Uzak Doğu’da farklı cepheler açması Sovyetlerin ekonomik dengesini alt üst etmiş bu durum Sovyetlerin çöküşüyle sonlanmıştı. Ve Soğuk Savaş dönemi son buluyordu..
  • Soğuk Savaşın sonlanmasıyla birlikte iki kutuplu yönetilen dünya sistemi ABD’nin ‘küreselleşme’ iddiasıyla tek kutuplu hale getirilmek istendi. Küreselleşme sürecinde büyük ve küçük ulus devletler çökertilerek devletlerin şehir devletleri olması öngörüldü.
  • Güçsüz ulus devletlerin bu dayatmalara boyun eğerek parçalandığını fakat orta ve güçlü ulus devletlerin ‘küreselleşme’ dayatmasına karşı direnişe geçerek bölgelerinde “millet imparatorluğu” politikaları uygulayarak bu baskıyı kırdığını gördük.
  • Rusya, Çin, Hindistan, İran ve Türkiye gibi “Millet İmparatorluğu” politikasını benimseyen ülkeler dünyanın çok kutuplu olmasını sağladı. Çok kutupluluğun var olduğu bir dünya da “imparatorluklar” döneminin isimlendirilmeden vucüt bulduğunu gördük.
  • Batı da Almanya, İngiltere ve ABD; Doğu da Rusya, Çin, Hindistan ve İran şu anki dengeleri oluşturmaktaydı. Batı ve Doğu da ortaya çıkan millet imparatorlukları birbirlerine karşı denge unsuruyken Dünyanın merkezi coğrafyamızdaki denge unsurunun kim olacağı hala belli değildi.
  • Kavga bölgemize taşındığında büyük güçlerin farklı-farklı planları olduğunu gördük. Bu planlarda İsrail, Kudüs Merkezli ‘Akdeniz Birliği’ne; ABD Bağdat Merkezli ‘Orta Doğu Birleşik Devletleri’ne; İngiltere ise İstanbul merkezli ‘Akdeniz Birliği’ hayata geçirilmek istenmişti.
  • Bu planlar dahilinde Türkiye’de de faaliyetlerini sürdürmek isteyen hegemon güçler Türk Devlet yönetim idaresini ikiye bölmek istemişler ve Türkiye’de iki kutuplu yönetim oluşturmuşlardı. Türkiye’de uzun zamandır sermaye(İstabul) ve devlet(Ankara) çekişmesi yaşanmaktaydı..

Burada soluklanalım ve bugün bölgemizdeki güç dengelerinin hangi faaliyetleri yürüttüğüne değinip ABD’nin “NOT EDİYORUZ” açıklamasına gelelim..

  • Bugün geldiğimiz aşamada bölgemizde hakimiyet kurmak isteyen ABD, İngiltere, Avrupa ve İsrail’in bazen beraber bazen karşı karşıya gelerek bölgemiz üzerinde üstünlük sağlamak istediğini görüyoruz.
  • 21. Yüz yılın Yeni Dünya Düzenini kurmak isteyen ABD’nin 1989’da başattığı küreselleşme süreci 30 yılın sonunda başarısızlıkla sonuçlanması bugünkü düzenin kurucusu olan İngiltere’nin tekrar sahalara dönmesine neden oluyordu.
  • Bu aşamada İngiltere Brexit’le AB’den ayrılıp tekrar yeni düzeni kurmak için kolları sıvıyordu. İngiltere Çin’i yanına alarak “bir kuşak bir yol” projesiyle yeni düzen arayışına giriyordu. Bu plan İsrail ve ABD’nin işine gelmiyordu.
  • ABD eski hakim gücünü kaybetmemek için Rusya’yla anlaşarak Rusya’yı hem Avrupa hemde Çin’e karşı güç dengesi olarak yanında tuttu. ABD Irak’taki tecrübesi nedeniyle kendi askeri gücünü merkezi bölgeye getirmek istemiyor NATO’yu bölgeye sokmaya çalışıyordu.
  • ABD’nin Varşova Paktı’na karşı kurulan NATO’yu kendi askeri gücü gibi kullanması Avrupa’nın tepkisine neden olmuş bu tepki Almanya ve Fransa öncülüğünde “Avrupa Ordusu”nu gündeme getirmişti. Avrupa Ordusunun gündeme gelmesi Ingiltere’yi tedirgin etti.
  • Avrupa Ordusu’nun kuruluyor olması,İngiltere ve ABD öncülüğünde kurulan NATO’nun işlevsiz hale gelecek olması İngiltere’nin Brexit kararını uzatmasına neden oluyordu. Bu aşamada ABD Avrupa ve Asya’ya karşı İsrail ve Arap ülkelerini yanına alarak “Arap Natosu”nu gündeme getirdi.
  • ABD ve İsrail destekli Arap Natosu gerektiğinde başta İran olmak üzre Asya ülkelerine bir set olacak, gerektiğinde ise Avrupa’nın karşısına çıkartılacak güç olacaktı. ABD yine tamda bu aşamada İsrail’i dengelemek için Suriye’de Rusya’yla anlaşmaya vardı.
  • Rusya bölgede ABD’nin truva atı olmayı kabullenmiş fakat kendini garantiye almak için Mısır, İsrail, Türkiye, Almanya ve Balkanlardaki Slav ülkeleriylede yakın ilişkiye girerek hedefi olan “Slav Birliği”ne yönelmeye çalışıyordu.
  • Bu minvalde Almanya ve Fransa ortak siyaset belirleyerek dünyanın merkezi cografyasında güç elde edebilmek için Suriye’deki etkinliklerini kullanıp İran üzerinden ABD’yi sıkıştırmaya çalışıyor ve Çin’le işbirliğine giderek denge oluşturuyordu.
  • Evet, buraya kadar kimin ne istediği, kimin kimlerle ittifak yaptığı, ittifakın nedenleri umarım anlaşılmıştır. Bundan sonraki yorumlarımız ABD’den gelen “NOT EDİYORUZ”un analizi olacak..
  • Türk Devleti dünya güç dengesinin savaş meydanı olan kendi bölgesini korumak için bugüne kadar hiçbir planını açık etmemiştir, etmemelidir. Türk Devletinin bölgesinde gelişen olaylara karşı hangi denklemleri ortaya koyduğuna gelelim.
  • Türkiye bölgesindeki İsrail planına karşı İngiltere ile diyalog kurarak İsrail’in Büyük İsrail planını bozmak için İstanbul sermayesini İngiltere’nin yanına göndererek İngiltere’nin yanında olmasını sağlamış, İsrail’in karadan kurmak istediği büyük israil planı hayal olmuştur.
  • Türkiye bölgesinde ABD’nin planlarına karşı Rusya, Avrupa ve İran’ı yanına alarak denge sağlamaya çalışmıştır. Türkiye ABD’nin Suriye üzerinden geliştirdiği plana karşı (Erdoğan’ın açıklamaları dahil) Avrupa kozunu kullanmış ABD’nin isteklerini bu sayede geri çevirmiştir.
  • Türkiye Avrupa ile ABD’yi dizginlemeye çalışırken Rusya ve İran’la birlikte olarak Avrupa’yı tehtit için kurulması düşünülen “Arap Natosu”na karşı duvar görevi üstlenebileceğini hissettirmiş, savaştan değil barıştan yana tavır takınmıştır.
  • Farkındayım yine çok uzattım ancak konunun anlaşılması için bazı bilgilerin verilmesi gerektiğine inandığım için detaylı analizle birlikte konuyu elestirilerinize sunmak istedim. Neyse, şu ABD’nin verdiği mesaja gelelim artık:)
  • ABD’nin bugünkü açıklaması çok ilginç; not ediyoruz.. Bu açıklamayı ABD’ye ziyarete giden (damat)birinin ‘seçimler yenilenmeyecek’ sözünü vermesine bağlıyorum. ABD seçimlerin yenilenmemesi halinde Suriye, S400 ve Kıbrıs konusunda adımlar atmaya başlayacaktı.
  • Bakın arkadaşlar buraya kadar anlattığım birbiriyle ilintili bunca olay Türkiye’de seçim sürecinin devam etmesi yüzünden beklemektedir. Seçim süreçlerinde devletler dış politikada adım atmazlar. Örnek: geçen yıl Kıbrıs görüşmelerinde Türk tarafının uygulamalarına gòz atsın.
  • ABD’nin verdiği mesaj açık-açık “bizi oyalamaya ve kandırmaya devam ediyorsunuz ancak unutmayın biz bize karşı çevirdiğiniz bu oyunları ‘not ediyoruz” demektir.
  • ABD’de Trump’la görüşen damat bir yerlere güvenerek mutlaka Trump’a ‘seçim tekrarı yok rahat olun, dış politikamız aktifleşecek’ mesajı vermiştir. Seçimin tekrarlanması sonucu damatın tepkisiz kalması belkide devletin damata verdiği bir ayardır, o da bu ayarın farkındadır..
  • Son: Açıkçası bu konuyu daha sonra biraz daha detaylandırmayı düşünüyorum. Çünkü bu konunun biraz daha detaylandırılmaya ihtiyacı var. Burada yazdığım 33 maddelik flood bir anlamda dünya siyasetinin açık yorumu oldu…

Kaynak; Twitter, Talha Aytekin @TalhaAytekin7

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar