7 Haziran, 16 Nisan ve 24 Haziran’ın aynasında 31 Mart yerel seçimleri!

7 Haziran, 16 Nisan ve 24 Haziran’ın aynasında 31 Mart yerel seçimlerine dair birkaç not:

  • 1. Sandıktan ne çıkacağını bilmiyoruz. Ama Erdoğan’ın sadece bir seçim yenilgisiyle gitmeyeceğini de “Erdoğan kaybedeceği seçime girmez” lafının bir işe yaramadığını da biliyoruz.
  • 2. Sandıktan çıkacak sonuçların ve bu sonuçlar karşısında muhalefetin vereceği tepkinin, daha sonra yaşanacak “asıl” politik çatışmaların seyrini belirleyen önemli unsurlar olduğunu, Gezi’den bu yana kazanmak ile kaybetmek arasında salındığımızı biliyoruz.
  • 3. Meselenin seçimden ibaret olmadığını, yine seçimleri de içeren yeni bir saldırı süreci ile karşı karşıya olduğumuzu, muhalefet açısından seçmenin yetmediğini, seçtiğini savunacak ve saldırılara karşı koyacak bir direniş iradesine ihtiyaç olduğunu da biliyoruz.
  • 4. 7 Haziran’da kazanan muhalefetin Erdoğan’ın hükümet kurma hakkını AKP’den başkasına vermeyişine itiraz etmediğinde kaybettiğini; 16 Nisan referandumunda ise şaibeli sonuçların ancak muhalefet sokaktan çekildiğinde Erdoğan açısından bir zafere dönüştüğünü hatırlıyoruz.
  • 5. 24 Haziran’da yine kıl payı kazanan iktidarın “yavaş ölüm” halinin sürdüğünün görüldüğünü ancak muhalefetin yenilgisinin oy oranıyla değil, muhalefet adayının “adam kazandı” sözüyle sağlandığını biliyoruz.
  • 6. Gezi’den bu yana toplumsal meşruiyetini yitirmiş, devlet/kontrgerilla içinde kararlı bir denge değil yalnızca geçici sükun sağlayabilmiş, ekonomi ve dış politika krizlerini ise çözmek yerine büyüterek ertelemiş bir AKP iktidarı ile karşı karşıya olduğumuzu da biliyoruz.
  • 7. Seçime giderken devlet/kontrgerilla içi fay hatlarını harekete geçirecek baskı unsurları çoğalıyor: AKP, NATO ve Rusya arasında artık bir tercih yapıp bunun bedellerini (S400, İdlip, Fırat’ın doğusu…) ödeyecek, ekonomi “idare” edilemiyor…
  • 8. Bu koşullarda AKP-MHP, “çoğunluk tarafından seçilmişlik-onaylanmışlık” ve “alternatifsizlik” durumunu yerel seçim üzerinden bile olsa yitirmek istemiyor. Yitirdiğinde devlet/kontrgerilla/sağ içi fay hatlarının da harekete geçebileceğinden çekiniyor.
  • 9. Hangi sonuç çıkarsa çıksın ağır çekim gerileyişini önleyemeyen, gittikçe kırılganlaşan ve kırılganlaştıkça saldırganlaşan, gayrimeşru ve er geç kaybedeceği kesinleşmiş bir iktidarın koltuğunu muhafaza etmesinin sonuçlarıyla yüzleşmeye (en azından bir süre daha) devam edeceğiz.
  • 10. Yarın akşam itibariyle asıl meselemiz; emekçilere, Kürtlere ve bu ikisinden başlamak üzere bütün toplumsal-politik muhalefet güçlerine saldıracağının sinyalini vermiş iktidar karşısında Türkiye’nin nasıl bir direniş sergileyeceği olacak.
  • 11. Artık seçme ve seçilme hakkı dahil bütün hakları korumanın bir bedeli var. Mesele bu bedeli ödemeyi göze alıp almayacağımız. Dostumuzu düşmanımızı, kimin ne dediğine değil, faşizm saldırıya geçtiğinde kimin nerede durduğuna bakarak anlayacağız. (Bitti)

Kaynak; Twitter, Ali Ergin Demirhan @ali_ergind

Güncelleme: 31 Mart 2019 — 09:15

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir