Türkiye Ekonomisi Neden Çöktü | Tayland ve Meksika Krizleri

Türkiye’nin şu an içinden geçtiği dönemin, 1990’lı yıllarda Asya ve Latin Amerika ülkelerinde görülen borç kriziyle benzer özellikler taşıdığı yönünde görüşler dile getirilmekte.!  Peki o dönemde neler yaşanmıştı? “Tayland ve Meksika Krizleri”

  • Tayland, Doğu Asya’nın yaklaşık 70 milyon nüfuslu Krallığıydı. Tayland 80’li yıllarda ve 90’lı yılların başında aşırı derecede dış yatırım (dogrudan ve finans) çeken bir ülke idi. O yıllarda ort. %9 ekonomik büyümesiyle ‘Asya Kaplanı’ lakabını alan ülkelerden biriydi.
  • İşler o kadar yolunda idi ki, 1991 yılı dış borcu, yaptığı yıllık ihracatından bile daha azdı. Bütçe açığı hemen hemen yoktu. Enflasyon çok düşük, Ort.%3.5–%5 arasında idi. Yüksek miktardaki dış yatırımı genelde inşaat sektöründe değerlendirilyordu. Ünlü müteahhitleri vardı.
  • Ülkenin o yıllardaki tek problemi büyük miktarda özel sektör cari açığı ve borç almayı teşvik ederek sektörlerin dış dünyaya karşı kırılganlıkları arttıran düşük kur politikası.
  • Batılı yatırımcılar 95’in başından itibaren Tayland’dan çekilmeye başlayınca, para birimleri Baht değer kaybetmeye başlar. Başlarda olayı ciddiye almayan Ekonomi Kurmayları,sonradan sirkülasyondaki Baht’ı azaltarak Doları dizginlemeye çalışırlar..
  • Faiz yükseltmeye yanaşmayan Kurmaylar, Merkez Bankasının da rezerv eksikliği yüzünden ‘‘Bekleyip Görelim’’ politikasına geçerler. ‘’Bekleyip Görelim’’ politikası, göklerden gelme ihtimali olan ilahi yardımı beklemekten başka bir şey değildi aslında.(!)
  • Temmuz 1997 tarihinde, göklerden uzatılan bir el olmayınca Baht %50 den fazla devalüe edilir.. Ekonomi iflas etmiştir.. Tayland’da ateşlenen krizin fitili, Tayland’la kalmaz; Tüm Doğu Asya’yı hallaç pamuğu gibi silkeler atar.
  • Ağustos 1997 tarihinde İMF müdahalesi gelir.. 17 Milyar$ bir ekonomi paketiyle birlikte. Tayland ekonomisi, kendini 2001’e kadar toplayamaz. Doğu Asya ekonomileri yüksek büyüme hızlarını verimlilik artışına yol açan sermaye yatırımlarına borçluydular.
  • Ancak, toplam faktör verimliliği çok az artmıştı. Yani; Tayland ekonomisi Para bolluğunda marka üretmek yerine Betona para döküyordu.

OKU; Parayı Betona Gömdük

Şimdi gelelim Meksika’ya..

  • Meksika 90’lı yılların başında dünya devi olan ABD ile ekonomik olarak yakınlaştığında (NAFTA vs.) ülkeye bol miktarda döviz girişi gerçekleşti.. Dış yatırımcı ülkeye güveniyor ve yatırımlarını aktarıyordu.. Ülke her gün daha da büyüyordu. Yani ilk başta her şey yolundaydı.
  • Bir kaç yıl içinde siyasi istikrarsızlıklar başladı. Teröristler Chiapas eyaletinde isyan çıkardı. Başkanlığa aday bir siyasetçi öldürüldü.. Meksika parası değer kaybetmesin diye Merkez bankası parayı dolara sabitlemişti. Doların yükselmesine izin verilmiyordu.
  • Ülke seçime gidecekti ve gerilim içindeydi. Yabancı yatırımcılar ülkenin kötü gidişatını görünce paralarını ülke dışına çıkarmaya başladılar. Döviz dışarı kaçınca merkez bankası faizler yükselmesin diye (kendi hazine tahvillerini alarak) piyasaya para pompalamaya başlandı..
  • Para basmak çözüm olmadı tabii ki; Yatırımlar kaçıyor, Merkez Bankasının döviz rezervi de kuruyordu. 1994’ün sonunda ise artık rezerv kalmamıştı. Rezervin dibi görününce merkez bankası artık doların değerini istediği seviyede tutamadı ve beklenen Kriz koptu. Borsa çöktü..
  • 1 dolar, 3.4 pesodan 7.5 pesoya yükseldi. Aylar sonra 5.8’e düşürebildiler. Kriz tüm Latin Amerika’ya yayıldı. Kamu maliyesi başlarda iyi görünüyordu. Ama dolar yükselince borç da yükselmiş, kamu maliyesi de iflas etmişti.
  • 1995’te ülke %6.2 küçüldü. Ortalama hanehalkı geliri %30 düştü. İşsizlik 2-3 katına çıktı. Herşeyin fiyatı fahiş bir şekilde arttı. Kimse Meksika’ya borç vermeyince ülke iflas etti. Dolar o kadar artınca bunun fiyatlarada yansimasiyla enflasyon da %55’lere yükseldi..
  • Meksika’da birçok banka verdiği kredileri geri toplayamadığı için bu krizle battı. Krediyle ev alanlar evlerini kaybettiler. ABD, IMF birleşip Meksika’ya 50 milyar₺ yardım yaptı. ABD keyfinden yapmıyordu yardımı tabii. Kendilerine mülteci akını olsun istemiyorlardı..
  • Hikayeler hep aynı: Yıllarca bol döviz gelmesi, paranın çarçur edilmesi, yeterli rezerv biriktirmemek, siyasi gerilimler v.s.. Bilinen son ise şu: Dövizin geri kaçması, rezervlerin kuruması, kur patlaması, enflasyon, kriz, yıllar süren durgunluk ve fakirlik, işsizlik…
  • Dış yatırımlara muhtaç ve borca dayalı tüm ekonomiler bunu yaşadı. T.C tarihinde 15 ekonomik kriz geçirmiştir. Nedenleri benzerlik veya farklılık gösterebilir ama sonuçları hep aynı bir kriz. En büyük sorunda “Kriz olduğunu kabullenmemek”

Yazar; Huseyin KÜÇÜK

guest
1 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
Serkan aydin
Serkan aydin
9 ay önce

Cok doğru bir tespit mükemmel analiz.turkiyenin içinde bulunduğu krizin sebebi de yukarda anlatıldığı türden.ozellikle tayland krizine daha çok benziyor.batili sermaye gelişmekte olan ülkelerden daha çok nemalaniyor daha kazançlı sömürüyor aslında.sistemleri şu şekilde önce gelismekte olan ülkeye yatırım adı altında muazzam miktarda döviz sokuyorlar bu sokulan dövizin büyük kısmını kendi bankaları başta olmak üzere bankalara ve finans sistemine dahil ediyorlar cüzi bir miktarınida somut yatırımlara harciyorlar .bankalar yoluyla bu para o ülkenin is adamlarina yatırımcılarina kobilerine düşük faiz ile borç yoluyla veriliyor.alinan bu para iç sektörde dinomo katalizör görevi görecek ticareti ekonomiyi canlandırılacak sektöre yatırılıyor(bizde en fazla inşaat sektörüne yatirildi).bi müddet ekonomi verimli canlı likitide akışı hızlı oluyor.ve ekonomi verimli olduğu ,dövizde borç yoluyla da olsa o ülkenin piyasasında bol olduğu için ülkenin parası döviz karşısında değerli bir hale geliyor.iste olay bu andan sonra başlıyor birden dış yatırımcı yatırım ‘dan vazgeçiyor ve mümkün mertebe ülkeye soktukları dövizi geri çekmeye ve borç vermeyi sonlandirmaya başlıyor..akabinde o ülkede aşırı derece borclanmis yerli yatırımcı kalıyor ve piyasadan çıkan geri cekilen dolar yüzunden ülkenin parası dolar karşısında iyice değersiz kalıyor.ve merkez bankasi ister istemez parasının değerini yükseltmek ve ulkeye tekrar döviz akisini sağlamak icin faizleri yükseltmek zorunda kalıyor faizler yükselince de kredi ile borçlu olanların borcu astronomik miktarda artıyor istihdam ve üretim düşüyor kazanan faiz lobisi oluyor. Sadece faizden değil dolarin yukselmesi ile de batı sermayesi dolar uzerinden kazançlı çıkıyor .. ülkelerin yaptıkları en büyük hata dövizin bolca dış yatırımcı ile geldiği dönem bu parayı inşaat vs gibi sektörlere e kanalize etmek yerine ar-ge teknoloji yatırımı marka geliştirme gibi unsurlara harcamamasi oluyor.oysa arge ye ve nitelikli ikamesi olmayan ürün geliştirmeye harcayıp ortaya cikan bu ürünü ihraç etse zaten ihya olacaktir.yapilmasi gereken de bu zaten nitelikli ikamesi olmayan katma değeri yüksek ürün geliştirip ihrac etmek.turkiyenin suan samsung hyundai gibi 2 tane global markası olsaydı bile suan döviz sıkıntısı çekmez dik ve paramızin değeri bu kadar düşmez enflasyonda artmazdi.bu saatten sonra dışarıdan içinden yada körfez sermayesinden borç bulmamız lazım yoksa bu kriz devam edecek.

mutlakaoku.com © 2016 | Pdf Kitap İndir | Video İndir | Yorumlar Libros Gratis | Free pdf download |
1
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x
()
x