Tehditlere boyun eğmeyen, Rüşvet Vermeyen ‘Fetöcü terörist’ oluyor! (‘Faruk Bayındır‏’)

Bugüne kadar sustum. Hakkımda #Havuz medyasında inanılmaz yalanlar yazıldı. #Ahaber başta olmak üzere televizyon ekranlarında idam sehpaları kuruldu, ‘söz hakkı’ bile verilmeden her akşam idam edildik.

  • Bugüne kadar bekledim; başta @RT_Erdogan olmak üzere @hasandogan @tcbestepe @EmniyetGM @adalet_bakanlik #AKP‘liler beni iyi tanır. Ailecek oturup kalktığım, iş yerime uğrayıp çayımı kahvemi içen insanlar bana ve aileme yapılan iftiralara, zulümlere bugüne kadar sessiz kaldılar.
  • Başbakanlar, bakanlar, üst düzey bürokratlar ‘ayıptır zulümdür’ demedi. Artık konuşucağım, tarihe not düşmek için. Anlatacaklarımın ‘delilleri ve şahitleri’ olduğunu söylememe gerek yok sanıyorum.

Sahibi olduğum #TARKİM Havacılık’ı büyütmek için işlerimle meşgulken, 2016 mayıs ayında ‘tuhaf bir davet’ aldım. O güne kadar süren başarılı iş hayatım birden ‘kabus’a dönüştü.

  • Daha önce hiç tanışmadığım, görüşmediğim Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Engin Dinç’in yakın ekibinden İstanbul İstihbarat’tan Dinçer Sapmaz Atatürk Havalimanı’ndaki hangara ziyaretime geldi.
  • Bana “Dinç başkan seni özel olarak Ankara’ya yemeğe davet ediyor” dedi. Şaşırmıştım çünkü bugüne kadar istihbarat başkanı ile hiçbir işim olmamıştı. Dinçer Sapmaz’a ‘bu yemek davetinin resmî mi yoksa özel bir davet mi?’ olduğunu sordum.
  • O da bunun ‘özel bir davet’ olduğunu söyledi. Ben de uygun bir dille kabul etmediğimi söyledim. Bir havacılık şirketi sahibi ile Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı neden özel olarak görüşmek ister ki?
  • Ben ‘hayır’ demiştim ama Dinçer Sapmaz yeniden ziyaretime geldi. ‘Konunun çok önemli ve acil’ olduğunu söyleyip ‘mutlaka görüşmesi gerekiyor’ dedi. Sapmaz “aksi halde çok ciddi sorunlar yaşayacağımı’ da söyledi. ‘Davet’ten ‘tehdit’ aşamasına geçmiştik.
  • Bende ‘resmi bir talep varsa elimden geleni yapabileceğimi’ söyledim. Dinçer Sapmaz’a “Bu yemek daveti resmi mi özel mi?” diye tekrar sordum. O da ‘özel’ olduğunu söyleyince tekrar hayır dedim. O davete kadar hakkımda hiç bir soruşturma ve iddia yoktu.
  • Sapmaz 3.kez geldi ve bu kez “Devlet biziz, bu ülkede biz ne istersek artık o oluyor, olacak. İstihbaratın bütçesine katkı yapmanı istiyoruz. Örtülü operasyonlar için gerekli.”dedi.
  • Şok olmuştum ama ‘turpun büyüğü heybede’ymiş. Alenen benden rüşvet istemişlerdi ve bende ‘Hayır, ne münasebet’ demiştim. O güne kadar ‘başarılı bir işadamı’ iken bir anda ‘Fetöcü terörist’ oldum.
  • Hakkımda akla ziyan iddialar manşetlere çıkmaya başladı. Savcılar ‘bir merkezden talimat almışcasına’ adımı iddianamelere eklemeye başladılar. Eşim ve kardeşim tutuklandı.
  • Eşimin ve kardeşimin başına gelenlerden sonra ‘bu ülkede adalet aranamayacağına’ karar verip hakkımı savunabileceğim, haksızlıklarla mücadele edebileceğim özgür bir ülkeye taşındım.
  • Tehditlerine boyun eğmemem, rüşvet vermemem çok canlarını sıkmış olmalı ki bütün polis ve adliye teşkilatı peşime düştü. İtibarımla oynamak için ‘tabutta kaçtı’ dediler. Saçma sapan iddianamelere adım eklendi.
  • Adlarını bile duymadığım, hiç görmediğim adamlarla ‘aynı örgüte’ üye olup ‘terörist faaliyetlerde’ bulunmuştum! Oysa mesele çok basitti; eğer benden istenen rüşveti verseydim bugün ne sürgünde olurdum, ne de şirketlerim yağmalanırdı.
  • Eğer bu ülkede adaletin kırıntısı kalmışsa bu anlattıklarım üzerine soruşturma açılır. Ben bildiklerimi, şahitliklerimi seve seve anlatırım. İstedikleri televizyonda her türlü sorularına cevap verebilirim.

Yazılacak daha çok şey var ve bunları tek tek yazacağım bu akşam son olarak sayın @RT_Erdogan ’ın çok sevdiği bir şiirle son veriyorum; “Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!” (M. Akif Ersoy)

Bu Konu, Faruk Bayındır @farukbayindir1  Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Cevapla