Suriye’ye Askeri Operasyon (‘Cengaver Kesilenlere Cevap’)

Bak kardeş, biraz samimi bir hitabetim olacak ama layık olduğun cümleleri bundan farklı şekilde ifade edemem sana. Sene 2008, aylardan Mart. Kuzey Irak’a Güneş Operasyonu başladı. Ben operasyonun duyurulduğu gün Van’ın Çatak ilçesine asteğmen olarak kura çektim.

  • Hani komando andında geçen “Çatak’ta, batakta, herzaman ve heryerde” satırı var ya, işte o satırın atfedildiği yer.
  • Koskoca bir ordu Kuzey Irak’a girerken ve güneydoğu illeri cayır cayır yanarken ben, avukatlık stajını yeni bitiren, sakallarının yarısı çıkmamış 24 yaşındaki genç; polislerin, askerlerin ve hatta kaymakamların PKK tarafından kaçırıldığı Çatak yoluna düştüm.
  • Annemin beni uğurlarken döktüğü gözyaşlarını 11 senedir unutmadım, 9 ay boyunca her gece sabahlara kadar ardımdan da dökmüş o göz yaşını. Ben çok sonradan, hastaneye düştüğünde haberdar oldum bundan.
  • En çok ağladığı ve halen etkisini üzerinden atamadığı gün ise Aktütün karakolunun basıldığı 3 Ekim 2008. Sahi, sen Aktütün ismini daha önce duydun mu Abdürrahim?
  • 600 Terörist tarafından gece yarısı basılan ve neredeyse 30 saat kimseye ses duyuramadan, Allah’la başbaşa çatışan; resmî sayılara göre 20’ye yakın şehit; bir o kadar da kolunu, bacağını, gözünü kulağını kaybeden gazi veren o karakol hakkında ne kadar bilgiye sahipsin?
  • O karakola yakın olduğu için dizleri titreyerek, tırnaklarını kemirerek ve “acaba” diyerek sabahlara kadar gözüne uyku girmeyen ben kadar bilgiye sahip misin de şimdi ağzını gere gere PKK’ya bedel ödetmekten bahsedebiliyorsun?
  • Ben gittiğim yerde çatışmadım, çatışmam icap etse becerebilir miydim, onu da bilmiyorum. Ama o yaşa kadar kalemden başka nesne tutmayan ellerimle sabaha kadar tetikte de gezdim, şehit cenazesi de kaldırdım.
  • Yakın yaşlarda olduğumuz için soruyorum; sahi bu kadar ‘şahin’ bir adamdın da sen o zamanlar neredeydin Abdurrahim? Ben söyleyeyim mi? 2008’in sonunda başlayacak Kürt açılımının galasını yapıyordun.
  • O dönem gençlik kollarında bulunduğun partinde ağzından alevler saçarak TSK ve askeri vesayete köpük kusmakla meşguldün.
  • Peki ulus devlet modasının geçtiğine, Kürtlerle Türklerin din zemininde mutlak anlamda eşit haklarla yaşayacağına ve hatta etnik bir çağrışım yapan ‘Türkiye’ isminin bile değişebileceğine inanan o ceberut genç nerede şimdi? Sahi sen bizimle dalga mı geçiyorsun Abdürrahim?
  • Bak şuan sen Londra’dasın, ben ise Kayseri’de. Yakın yaşlarda olduğumuz için soruyorum; bunun sebebini hiç merak ettin mi? Benim okuduğum herhangi bir kitap kadar derinliğin olmadığını biliyorum, yabancı dil desen yine senden üstünüm. Neden sen Londra’dasın da ben Kayseri’deyim?

  • Yo yo, hep bildiğin yerden vurmayacağım sana. İktidar nimetlerinden yararlanman falan değil aramızdaki fark; annem.
  • 35 Yaşında adamım ama hala eve geç geldiğim zaman panik atak nöbeti geçiştiriyor bu kadın. Bu yüzden değil Londra’ya yerleşmek, aynı şehir içinde kendi evime çıkma fikri bile vicdanımı yaralıyor.
  • Sahi, 11 yıldır bu dertle boğuşan benim annem neden seninki kadar şanslı değil Abdürrahim?
  • Bunları doğu’da askerlik yapan çoğu kişinin aksine övünmek ya da böbürlenmek için yazmadım. Sen dahil kimseden minnet beklentim de yok. Gittim, kanuni görevimi yerine getirdim ve döndüm. Ölmem icap etse ölecektim de.
  • Yalnız bunca cefayı senin gibi sonradan yerli ve milli kesilen birinden vatan sevgisi vaazı dinlemek için de çekmedim. O yüzden askerliği bedelli yaptığını da, zamanında çözüm sürecini savunmanı da Suriye konusunda cengaver kesildikçe yüzüne tükürürcesine vurmaya devam edeceğim.

Yazar; Cem Türktekin

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar