Suriyeli Mülteciler

Göçmenlerin Yunan ırkçıları tarafından yuhalanması üzerine bir sürü şey yazmışlar. Hepsine cevap vereceğim. Ama mentionlarda anama bacıma sövmüş hepsi o yüzden nezaket kuralları dahilinde cevap vermiycem. Tepki gösterenlerin tamamı ya gerizekalı, ya cahil ya da vicdansız.

  • Öne çıkan tepkiler
    1) Vatanını terk etmeselermiş. Biz terk etmezdik.
    2) Çocuk yapmışlar
    3) Burada keyifleri yerindeydi beğenmediler.
    4) Biz küfretmedik, isteyen gitsin dedik, kendileri gitti.
    5) Biz onlara iyi baktık.
    6) Al evine besle.
    7) Sen de onlarla git o zaman.
  • Vatanlarını terk etmeselermiş. Biz terk etmezdik; Tarih boyunca tüm savaşlarda “göç” olmuş. Savaş olan yerde göç olur, hiç bir ırk/millet bundan azade değil.
  • Bir şey daha, “Biz ülkemizde savaş çıkarsa kaçmayız” diyorsunuz ya hani. Kaçarsınız arkadaşlar. Savaşın olduğu yerde göç olur. Biz en son birinci dünya savaşını gördük. Osmanlı Devleti, 2 milyon 873 bin kişiyi seferber etti. Savaştan ne kadar kaçmışız peki?
  • İsmet İnönü’nün hatıralarına göre 300 binden fazla kaçak vardı “tarihimizde görülmemiş sayıda asker firarisi oluyordu.” diye yazmıştı İsmet Paşa. General Otto Liman Von Sanders de bir telgrafında “kaçakalrın sayısı silah altındakilerden fazla” diyor mesela.
  • Dönemin gazetecilerinden Emin Yalman’a göre 1918 yılında firari sayısı “500 binden fazlaydı” Veya aşağıdaki tabloya bakarsanız anlayacaksınız. Bunlar yakalanan firarilerin sayısı.

  • Bu arada kullandığım rakamlar ve tablonun kaynağı ataturkilkeleri.deu.edu.tr adresindeki tez. Diyelim ki bu tarih, aradan 100 yıl geçti ve biz artık kaçmayacak bir milletiz..
  • Her konuda birbirini yiyen farklı görüşlerden Türk genci 5 yıl boyunca “bedelli askerlik” kanunu çıksın diye ağız birliği yaptı. Herkesin mutlaka “iş güç, aile” gibi haklı sebepleri vardı. Ama zaten savaştan kaçarken de böyle sebepleriniz oluyor.
  • Hülasa, savaş bilgisayar oyunu değil. Yanında çatapat patlasa korkan ve 100 yıla yakın zamandır savaş görmemiş insanlarız. En son savaşta da kaçmışız. Gerçek bir seferberlik ya da savaş halinde “biz kaçmayız” demek fazla iddialı geliyor.
  • Kaldı ki, kalıp savaşsalarmış dediğiniz ülkedeki savaşın taraflarından biri IŞİD ile ideolojik olarak farkı olmayan, adı “ılımlı” kendisi cani cihatçılar ile şu an bizim askerimizi öldüren rejim güçleri. Bu savaşı Türkiye de dahil olmak üzere dış ülkeler kaşıdılar.
  • Bu insanlar ülkelerinde yaşanan savaşın sorumlusu olmadıkları gibi savaşmak zorunda da değiller. Hatta savaşmamaları daha iyi. Kan dökmektense hayat kurmak için çocuklarını alıp gelmiş insanlardan bahsediyoruz. Ayrıca mevzubahis savaş 10 yıldır devam ediyor.
  • 1 milyona yakın insan hayatını kaybetmiş. 5-6 milyon insan vatansız kalmış. (Suriye nüfusu 18 milyon) Ayrıca göçmenlerin içinde sadece Suriyeli değil; Afgan, Iraklı, Libyalı, Filistinli vs de var. Hepsi emperyalizmin hedef aldığı ülkeler. Her gün bombalanan şehirlerden geldiler.
  • Ben 15 Temmuz’da Dikmen’de yaşıyordum. Bir gece boyunca düşen bombalar yüzünden yaşadığım tedirginliği biliyorum. Hepimiz yaşadık, kandırmayın birbirinizi sürekli bu sesler altında yaşamak kolay değil. İşiniz gücünüz aksamasın diye bedelli askerlik kovalayan insanlarsınız.
  • Çocuk yapmışlar. Bunla ilgili de şu zincirde yazmıştım;

  • Bu arada mültecilerin görüntülerine bakıp, “Suriyeliler neden çocuk yapıyor?”, “Yememiş içmemiş sevişmişler” diyenler oluyor. 1 senedir “boomer” geyiği yapıyorsunuz, hiç baktınız mı ne anlama geliyor diye?
  • “Baby boom” denilen dönemler var. Bebek nüfusunun dramatik şekilde arttığı dönemlere bu isim veriliyor. “Boomer” dedikleriniz 1946-1964 arasında doğanları kapsıyor. Çünkü en yaygın “baby boom” bu dönemde yaşandı. Sebebi İkinci dünya savaşı.
  • “On yılda onbeş milyon genç” yarattığımız dönem de mesela bizim “baby boom” dönemimiz. Birinci dünya savaşından çıkar çıkmaz çocuk yaptık. Suriyeliler de benzer şekilde savaştan çıkar çıkmaz çocuk yaptılar. Bunun sebepleri var ama başlıcaları.
  • 1) Türünün tehlike altında olduğunu hisseden canlıların üreme içgüdüsü artıyor. 2) Savaş gibi ölümle burun buruna gelinen bir tehlikenin ardından “görece” rahatladığı an çocuk yapmaya kendini hazır hissetmek.
  • Savaş ve ölümün ardından doğum hızı artar. Matematik kadar kesin, tarih boyunca yüzlerce kere örneği yaşanmış bir konu üzerinden “niye çocuk yaptınız o zaman” diye feryat etmek için gerçekten beyinsiz olmak gerekiyor.

  • Ama buna da bir kaç ek yapayım yeri gelmişken. Dünyanın her yerinde ekonomik olarak dezavantajlı olanlar çok çocuk yapar. Hatta atasözümüz var “zengin parasıyla, fakir karısıyla oynar” diye.
  • Haydi diyelim ki aileler cahil, ahmak vs çocuk yaptı, hiç bir haklı sebep bir çocuktan nefret etmeyi meşru kılmaz. Bir çocuktan nefret eden insandan dünyaya da ülkesine de milletine de hayır gelmez. Herhangi bir çocuktan nefret edebilen insanlar toplumumuza zararlı.
  • Burada keyifleri yerindeydi. 5 milyon insan homojen değil. İçinde zengini de var yoksulu da. Zengin olanlar zaten burada mal mülk edindi ya da iş kurdu esnaf oldu. Sizin tepki gösterdikleriniz onlar ama 40 kişi bir lastik bota binenler Suriyelilerin en fakirleri.
  • Zengin olup da Avrupa’ya gitmek isteyenler, ya mülk alarak ya turist olarak giderek ya da sahte pasaportla uçaklarına binip gidiyor zaten. Bu soğukta yüzerek başka ülkeye giden, gece dondurucu soğukta çocuğuyla kalan insanlar en çaresizleri.
  • Bir ince nüans var burada o da kültürel entegrasyon. 5 milyon insan bu ülkeye geldi ama kültürel olarak adapte olamadılar. Burada o insanların değil, bu ülkeyi yönetenlerin suçu var. Suriye’de normal karşılanan sokakta nargile içmek bizde normal değil mesela. Bunlar önlenmedi.
  • Türk-Suriyeli gerilimi yaşandı sürekli ve bu ülke muhalifinin laik hassasiyetleriyle çatıştığında laikler haklı olarak “kendi içimizdeki gericilerle uğraşıyorduk, bunlar tümden beter” gibi bir reaksiyon yarattı. Bu esnada ülkenin en gerici dincileri Suriyeliye “sahip çıktı”.
  • Nedir bu “sahip çıkmak?” -İkinci eş olarak aldılar (12-13 yaşındaki kızlar dahil) -Köle gibi günde 12-15 saat çalıştırıp asgari ücretin yarısını verdiler. -Sınır boylarında cihatçı grupların pis işlerini yaptırmak için kullandılar, bir kısmını da “eğitip donattılar”
  • Göçün fitilini ateşleyen savaş olsa da yıllar içinde temel sebebi ekonomik. Çünkü bu insanların yaşadıkları şehirler yerle bir oldu. Üretim-ekonomi ve devlet otoritesi olmayan yerlerden, ekmek bulmak için Türkiye’ye geldiler. Türkiye yoksul ülke, kendi vatandaşını doyuramıyor.
  • Burada şanslı olanları 1500-2000 liraya çalıştı. O kadar şanslı olmayanlar 10 kişi bir evde kaldı, fuhuş yaptı, dilencilik yaptı, suça sürüklendi, aşağılandı, hor görüldü, savaş ve göçün travmasının üzerine onlarca travma daha yaşadılar.
  • Şu an “umuda yolculuk” edenler merdiven altı atölyelerde çalışan, yerin bilmem kaç kat altında rutubetli evlerde 10 kişi kalan zavallılar. Göç etmelerinin temel sebebi yine ekonomik. Bunu da çok görmüyorum. Bizim ülkemizin ayda 5-6 bin kazananı bile ekonomik sebeple göç ediyor.
  • Bugün bota binip giden Suriyeliye laf edip “biz terk etmeyiz” diyenlerin hepsi fırsatını bulsa gidecek, “Türkiye’den siktir olup gidicem” diyen insanlar. Ya da “bu ülkeye çocuk getirilmez” diyen insanlar. Siz mi vatanseversiniz?
  • Biz küfretmedik, isteyen gitsin dedik; İsteyen gitsin diyen siz değilsiniz. Kimse de isteyen gitsin demedi aslında. Mülteciler sürekli sınırdan kaçak şekilde geçiyordu yıllarca. Son dönemde hükümet “ben denetlemiyorum, yasaları çiğneyebilirsiniz” dedi.
  • Bakın devlet eliyle yasa dışı göçü teşvik ettik. İnsan kaçakçıları televizyona çıkıp “Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla vatanımıza hizmet ediyoruz” diye ballandıra ballandıra kaçakçılık övdüler.
  • Sizler de sosyal medyada “hadi defolun gidin”, “süs havuzunda yüzme öğrendiler” diye alay ettiniz insanlarla. Küfrede küfrede gönderdiniz derken kastım buydu. “Biz küfretmedik” dediğiniz gün Maraş’ta linç ettiniz, evlerini taşladınız. Onlarca kez evlerini taşladınız bu insanların.
  • Biz onlara iyi baktık; Siz onlara iyi bakmadınız. Tiksindiniz. Neden yüzünüz gülüyor sizin diye nefret ettiniz. Sürekli sürüngen gibi, fare gibi karanlıklarda yaşamalarını istediniz. Kendi içinde bulunduğunuz durumun acısını kendinizden zayıf olandan çıkardınız.
  • “Neden ben hastaneye ücretsiz gidemiyorum” diye AKP’ye laf etmeye façanız yemediği için “Neden Suriyeliler ücretsiz gidiyor” dediniz. Oysa sağlık ücreti karşılanan göçmenlerin parasını biz değil Avrupa veriyordu. Sosyal yardımların tamamı da yurt dışından geliyordu.
  • Avrupa iki yüzlü davrandı atlamayalım. Bu savaşta bizim kadar payları olduğu halde, göçmen yükünü bize yüklediler. Bizim yöneticilerimize rüşvet verdiler göçmenler gelmesin diye. Siz yöneticilerinizden “niye bu rüşveti kabul ettin” diye hesap sormak yerine göçmene yüklendiniz.
  • Bu ülkede tek kalemde milyar liralık vergi borçları affedildi sesinizi çıkarmadınız. Göçmenin üç kuruşluk yardımına (o da bizim cebimizden çıkmadı) laf ettiniz. “Bu niye böyle oldu, sorumlusu kim” demek yerine, en yakında bulduğunuz göçmeni suçladınız.
  • Al evine besle; Bu çok bayağı ve aptalca bir tepki. Birincisi insanlar eve alınıp beslenmez. Çünkü onlar evcil hayvan değil. Kölelik kaldırılalı da çok oluyor. Ben savaştan ve yokluktan kaçan bu insanların insanca yaşamasını savunuyorum. Bu basit bir vicdani mesele değil.
  • Bu insanlar düzgün şartlarda yaşamazlarsa, çeteleşirler, suç oranı artar, huzursuzluk artar, saldırgan nesiller yetişir. Yıllar boyu sürecek bir “Suriyeli” sorunumuz olur. Göçmenler kadar bizim de aleyhimize insanlık dışı şartlarda olması.
  • Ama siz iki gün sonrasını ve çocuklarınızı düşünemeyecek kadar aptal olduğunuz için “sürünsünler, beter olsunlar, bana ne” diyorsunuz. Daha önce Alevilere, Kürtlere yaptınız bunu hala çözemediğimiz sorunlar olarak ayağımıza dolandı bu mezhepsel ve etnik sorunlar.
  • İnsanlara “kanı bozuk” , “ırkı bozuk”, “mezhebi yanlış” diye yaftalar vurup işin içinden sıyrılmak kolay sizin için ama hayat böyle ilerlemiyor. Bugün yaşanan her acının yarın senin benim çocuğumun geleceğini etkileyeceğini bilmiyorsun diye suyuna gidemem ki senin.
  • Sen de onlarla beraber git o zaman; Bu çok kişisel ve kişisel cevap vereceğim. Bu vatanı ben sizden daha çok seviyorum. Nazım Hikmet kadar “vatan hainiyim”. Twitter’da hiç bir zaman “ben şunu yaptım, bunu yaşadım” diye drama yapmadım ama ilk defa şahsileştireceğim meseleyi.
  • Ben bu memleketin karakolunda işkence görmüşüm, hapishanesinde yatmışım, istediğim Avrupa ülkesine çok rahat siyasi iltica etme şansım varken etmemişim. Çünkü seviyorum ülkemi. Başka vatanda mülteci olacağıma, kendi vatanımda hain ilan edilirim demişim zaten.
  • Bugün “hakkı yenen” diye savunduğun Türk işçisinin yanında onlarca greve katılmışım, Tekel işçileriyle 60 gün yatıp kalkmışım. Irmağının akışına kurban olduğun ülkenin, ırmağı deresi kurumasın diye HES’lere karşı çıkmışım, herkes Fethullah’ın elini öperken karşı durmuşum,
  • Sen “ne oluyor ki acaba ben anlamadım” derken 2011’de Suriye’ye emperyalist müdahaleye hayır dediğim için açılan davam sürüyor hala. Elbet benden daha zor koşullarda olan ve daha çok bedel ödeyenler vardır ama şu memleketin çilesini çoğunuzdan çok çekmişim, siz kimsiniz lan?
  • Ben bir yere gitmem. Savaş çıksa bu topraklarda siz kaçarsınız ben gitmem. Benim gibiler gitmez, kalır burada savaşır. Ben Suriye’deki savaşta ölen, sıvasız evlerden ağıtları yükselen gariban askerle de, botta aşağılanan çoluk çocukla da aynı yerdeyim. Siz kimin tarafındasınız?
  • Üç kuruşluk işi elinden alınan Türk işçisiyle de, atölyelerde aşağılanarak çalıştırılan Suriyeli gençle de, 12-13 yaşında gelin diye saıtlan göçmen kızla da, arka mahallelerde yolda gördüğünüzde yolunuzu değiştirdiğiniz hayatın sillesini yemiş çocuklarla da aynı taraftayım.
  • Bir avuç adam, bir avuç gözü doymayan adam iliğimize kemiğimize kadar sömürdü bizi. Mahvettiler bizi. Sonra da birbirimize düşürdüler. Bir şişme botun üstünde korkudan ağlayan çocuklardan hıncınızı çıkaracak kadar insanlıktan çıkarttılar. Size kızamıyorum da, acıyorum. Bitti.

Yazar; Cagdas

Abone ol
Bildir
guest
1 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
Anonim
Anonim
4 yıl önce

Neden çocuk yaktıkları başlığını okuduktan sonra okuma gereği duymadım. Şak şak şak diye sizi gerisiyle alkışlayanlara selam

mutlakaoku.com |
1
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x