Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

Reza Zarrab (Atilla) Davası’nın Dünü ve Bugünü (‘Parayı alan yerine koysun, Yedirmezler!’)




Uranyum zenginleştirme çalışmaları nedeniyle 10/06/2010 tarihinde alınan karara göre İran’a uygulanan silah ambargosu genişlemiş, İran’ın nükleer programıyla ilgili olarak özellikle İran ve ihracata dayalı diğer ülke bankalarına sıkı denetim ve yaptırımlar gelmişti.

  • İran’ın yıllardır devam eden ekonomik dar boğazdan çıkabilmek için ambargoyu delmesi gerekliydi. Bunun için, geçmişi sıradan iki Fars seçildi. Zarraf Türkiye’de mevcut Azeri sempatisi nedeniyle Bakü doğumlu zengin oğlan rolüyle 2000 yılında Türkiye’ye sokulmuş, 2006 yılında, Türkiye’ye yerleşmişti (Oysa İran Zarraf’ın Azeri olmadığını, İran doğumlu olduğunu öne sürdü). Reza Zarraf daima ünlülerle irtibatta oldu ve Günel ile başlayan hikaye Ebru Gündeş’e kadar ulaştı. Cemiyetin içinde yer alması önemliydi.
  • Kaynağı belirsiz muazzam miktardaki para trafiği ile sosyete ve bürokrasi dünyasının dikkatini çekti (Ki zaten amaç da buydu). Adeta boka üşüşen sinek halinde “çıkar sağlama umudu” ile yaşayan bazı kesimler Reza’yı devletin resmi açılış törenlerine dahi davet ettiler.
  • Türkiye’deki işleri organize eden Zarraf gibi, İran’da bu işi organize eden ve bir kaç sene öncesine kadar İran merkez bankası başkanının şoförlüğünü yapan Babek Zencani, aniden altın ve petrol ticareti yapan, 14 milyar dolar kişisel servete sahip süper zenginler arasına girdi.
  • İran’dan aldığı gaz ve petrol ürünlerinin parasını ambargo boyunca sadece tıbbi ürünler ihtiyaç ve gıda maddeleri olarak vererek ödemesi gereken Türkiye, bu ikili sayesinde bir anda hazinesinde olmayan düzeyde altın ihracatı yapar duruma geldi.

  • Abd ile tam entegrasyon halinde olan finans sistemimiz defalarca ABD merkez bankası yetkilileri tarafından uyarılmış ama bizim tarafta konuyu pek de ciddiye alıp aldıran olmamıştır. (Eyyyy NSA, sen kimsin yeaa?)
  • Amerikan Hazinesi Terörizm ve Mali İstihbarat Sekreteri David Cohen, 4 Kasım 2013’te açıklama yaptı ve şöyle dedi: “Uluslararası yaptırımları hileyle aşmaya çalışan İran’ın taktiklerini önlemek için her şeyi yapacağız ve elemanlarını teşhir edeceğiz!”
  • Akabinde İran apar topar Babek Zencani’yi tutukladığını ve bir kaç ay sonra da rüşvet ve kara para nedeniyle “Yeryüzünde fesat çıkarmak” suçu ile idama mahkum ettiğini ilan etti (Ayrıca Reza Zarraf adına da Zencani’nin ortağı olduğu gerekçesi ile İdam kararı çıkardı).
  • Böylece İran kendi payına düşen diyeti Zencani’yi cezalandırmakla ödemiş göründü. En son 1.5 milyar dolar pasa cezası ile idam cezasını kaldırıp hapise mahkum edildiğini ilan etti (Kapalı toplum İran’da Babek Zencani gerçekten cezaevinde mi, değil mi bunu öğrenemezsiniz).
  • Paranın tadını alan Türk bürokratı ve siyasileri Reza’ya bir zeval gelmesin diye apar topar Türk vatandaşı yaptılar. Ama bu işe en çok İran sevinmişti; ambargoyu delen Türkiye ve Türk vatandaşları olacak, İran’ın sorumluluğu azalacaktı.
  • 17/25 Aralık operasyonları sonrasında işin ciddiyeti anlaşılınca kendini kullananlar tarafından ortadan kaldırılacağını fark eden, Türkiye’de hayati tehlike sezen Zarraf FBİ ile gizlice işbirliği anlaşması yaptı ve turist gibi ABD’ye gitmiş gibi görünüyor.

Gelinen noktada şu sorulara verilebilen yanıtlar hayati ve kesin önem taşımaktadır;

  • a- BM nezdinde alınmış ambargo kararını ihilal edecek biçimde bankacılık işlemleri yapıldı mı?
  • b- Devletin önemli bürokrat ve siyasileri bu işlemlere göz yumdu mu?
  • c- Dönemin Maliye / İç İşleri / Dış İşleri / Başbakanları “-Böyle bir fiil gerçekleşmemiştir” veya “Biri yasaları çiğnemiş, fark edince hemen hukuk sürecini başlattık” diyebilirler mi? (Ki bu durumda Reza’nın Türkiye’de tutuklu olması gerekiyor)
  • d- “Biz, dışarıdan aldığımız enerjiye bağımlıyız, yaptırımlar esnasında İran ile bu ticareti yapmak zorundaydık. Bunu başka yollarla yapmayı denemek zorunda kalacağımızı söyledik. Bankalarımız, ekonomi bakanımız işin içine girdi.” diyen İbrahim Kalın kandırıldı mı? WTF amk.

“Bu dava siyasi mi” kısmına bir ışık tutalım;

  • BM kararını delenler bürokrat ve siyasi kişilikler, bunda şüphe yok. Zaten böyle bir işlemi Eskişehir Oto Sanayi’deki Kaportacı Muharrem usta yapamaz ki? Yani siyasi dava savunması da sizlere ömür.
  • El birliği ile önce üzerindeki varlıklarını sattığınız memleketin şimdi toprağını, nehirlerini, denizlerini hatta üzerinde yaşayan vatandaşı ile birlikte satarsanız ancak götü kurtarıyorsunuz. O yüzden bana “milli dava” demeden önce cukkayı çıkarıp elinizi taşın altına sokun.

Son söz : Parayı alan yerine koysun. Yoksa o parayı yedirmezler kimseye, benden söylemesi. Bitti, dağılabiliriz. 🙂

Bu Konu, JusticeForAll @AnyoneinTR Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Konu Hakkındaki Düşünceleriniz?

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017