Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

OHAL Komisyonu Mu? Oyalama Komisyonu Mu? (Adaleti öldürdüğün gün devlet de ölür!)

Ohal komisyonu “yargılanmadan, savunması dahi alınmadan hukuksuzca işinden ve mesleğinden edilen” 100 binden fazla insanın durumlarını yeniden değerlendirmek için KHK ile kurulmuş bir yapıdır. Kimilerine göre “oyalama komisyonudur”.

  • Kısacası OHAL bahanesiyle HUKUK ASKIYA ALINDI ve 107 bin kişinin tüm kişisel özgürlükleri ellerinden alındı. Bu devasa hukuksuzluğun çözülmesi için de Ohal Komisyonu kuruldu ya da kurulmak zorunda kalındı. Bu proje kimin bilmem ama çok ahlar aldığı kesin.
  • “Allah sevdiği kuluna önce eşeğini kaybettirir, sonra da buldururmuş” misali binlerce mağdur umutlarını komisyona bağladı. Çünkü hükümet, mağdurlara YARGI YOLU KAPALI diyordu. Tabandaki taraftarları ise HEPSİNİ ASIN, KESİNLİKLE ACIMAYIN diyordu.

  • Hani “Bir işin yapılmasını istemiyorsan, komisyona havale et” derler ya sanırım aynen öyle oldu. Komisyon Ocak 2017de KHK ile kurulmuş olsa da aylarca komisyonun şekillenmesi beklendi. Temmuz 2017 de ilk başvuruları aldı ve Eylül ayında çalışmalarına başladı.

  • Komisyon çalışmalara başladı başlamasına ama 107 bin insanın geleceği bir avuç insanın (200-230 kişi) ellerine bırakıldı. Aylarca karar çıkacak diye beklendi. Bu arada Cumhuriyet tarihinin belki de en önemli komisyonlarından biri bir anda başkansız kaldı.

  • Bakanlar hatta başbakan bile kandırılmış olmalı ki “ilk kararlar ha bugün ha yarın” diye demeçler verdiler ama ortada ne karar vardı ne de şeffaflık. Gören de KOZMİK ODA zannedecek. Altı üstü garibanlar inceleniyordu.

  • Tarihler 22 Aralık’ı gösterdiğinde Komisyon ilk kararlarını verdiğini açıkladı. Komisyon bir duyuru yayınladı ama duyurudan kimse bir şey anlamadı. Çünkü şeffaflık ve samimiyet yoktu. Bir anda “100 dosya karara bağlandı” yalanı yayıldı YALAKA ve YANDAŞ BASIN sayesinde.

  • Komisyonun açıklamaları oldukça sığ ve anlaşılmaktan uzaktı. Bu üstü kapalı açıklamaya mal bulmuş mağribi gibi atlayan basın mensupları bas bas bağırıyor “FETÖ mağdurlarına sevindirici” haber başlıkları atıyordu.

  • Allahtan Ocak 2018 de Mor Beyin KHK sı denilen KHK çıktı da komisyon bir süre daha oyalandı. Ortalığa 11480 kişinin telefon numaraları saçıldı. Lakin kimdi bunlar? Sadece numarasıyla liste mi açıklanır? dendi. Atarken TC kimlik nosuna kadar ifşa edip HAİN de sonra NUMARA ÇEK!

  • Aklıma paraya kıyıp tek tek numaraları sorgulatmak geldi. Sonra “aman bir sürü “no sorgulama servisi var” (CIA, GetContact) dedim. 500 kadarını sorguladım. Sonra pat bi mahkeme kararı çıktı ve yıllardır veri güvenliğini tehlikeye atan bu uygulamalar engelleniverdi!!!

  • Sonra KHK iade listelerinde TORPİLLİ İADELER olduğunu gördük. Zaten KHK iadelerinde TORPİL olduğunu az buçuk biliyorduk ama bu sefer göstere göstere 5 kriterli, mahkemesi devam eden adamları iade ettirmişlerdi. Bizim meşhur yeğenimiz V.🤪
  • Şaka değil ha! Belgesi var. Hala YARGILANMAKTA OLAN bu kişinin kriterleri şöyle:
  1. -Banka
  2. -Sendika
  3. -Sohbet
  4. -Okul/Yurt/Dersane
  5. -Himmet
  • Evet bu kişi iade oldu. Hem de @adalet_bakanlik personeli!!! Sanırım @adalet_bakanlik kendi personeline müslüman bir bakanlık😎

  • Komisyon bu süreçte top çevirmeye devam ededursun KHKnın yankıları devam ediyordu. Bir tane muhalefet lideri çıkıp “Kardeşim NUMARA ÇEKMEYİN bize. Kimlere ait bu numaralar” demedi. Tek tük vekiller seslendirdi ama ısrarla üzerine giden olmadı 🙁

  • Evet gerçekten de Mor Beyin diye bir tuzak vardı. Bu hususta @aliaktas7, @KorayPeksayar, @tuncaybesikci, @GizayDulkadir gibi değerli isimler ciddi çalışmalar yapmıştı ama sadece telefon numaralarının yayınlanması böyle bir ortamda akıllarda şüphe uyandırmaya yetti.

  • Komisyon ise bu süreçte ara sıra açıklamalar yapıyor “son durum bu” diyordu. Lakin açıkladıkları rakamlarda sorunlar vardı. Çeşitli mecralarda paylaşılan RET KARARLARInın hemen hemen hepsi BYLOCK kullanmış kişilerden oluşuyordu! İadeler ise tek tük idi.

  • Şubat ve Mart aylarına gelindiğinde kararlar çeşitlenmeye başladı. Genelde 4 temel kriter üzerinden ret kararları geliyordu.
  1. -Darbeye fiili katılım
  2. -Bylock kullanımı
  3. -Talimatlı para yatırma
  4. -Örgüt hiyerarşisinde aktif yer alma
  • Kararlar hep gerekçeli verilmişti. Lakin bazı kararlar oldukça sorunluydu. Mesela birinde istifa edilmiş sendika, okul ve okul taksiti nedenyile banka vardı. Yani Sayın Bahçeli’nin dediği gibi yasal bir banka, devletin darbeye kadar teşvik verdiği bir okul ve yasal bir sendika. Komisyon buna RET vermişti.

  • Bylock kararlarını bir nebze anlayabilmek mümkündü ama bylock olmayan öyle kararlar vardı ki verilen ret kararlarını anlamak mümkün değildi. Örneğin banka hesabı olan birine ret verebilmek için yanına sos diye tabir ettiğim NT den alışveriş ve 5 tl lik bağış eklenmişti.
  • Bir de verilen kararlar hep benzer nitelikteydi. Sanki 4-5 adet havuz oluşturulmuş ve bu havuzlardan kararlar çıkıyordu.
  1. – Bylock ve banka
  2. – Mahkumiyet alanlar
  3. – Takipsizlik ve beraat alanlar
  4. – Adlisi olmayanlar ve mahkemesi devam edenler.  gibi.

  • İhraç musluğu güldür güldür akarken, komisyon musluğu adeta damlatıyordu. Damlattıkları da son derece sorunlu kararlardı. Bir de işin başka bir boyutu vardı. Acaba neden KESİN RET olunması beklenen kararlardan başlanmıştı? Birilerine cici mi görünmek isteniyordu?
  • Mağdurlar bir de komisyon eliyle mağdur ediliyor süreç sürüncemede bırakılıyordu. Tabi bunda AİHM, Avrupa Konseyi ve Venedik Komisyonuna “BAK BİZ HAKLIYIZ” mı demek istiyordu kendisini “İÇ HUKUK YOLU ZANNEDEN” komisyon ya da hükümet?

  • Madem Ohal Komisyonu mağduriyetleri çözmek ve yargı yolunun önünü tıkamak için kuruldu o halde neden hiç kriteri olmayan, sadece iftira ile ihraç olan veya hukuken aklanmış insanların bulunduğu havuzlardan karar vermeye başlamadı? Bu, kaş yaparken göz çıkarmak değil midir?

  • Komisyonun dün yapmış olduğu açıklamaya göre şimdiye kadar incelenen dosyalara bakıldığında ihraçlarda %3 lük bir hata payı yapılmış görünüyor. 9700 kişiye ret 310 kişiye kabul kararı verilmiş. Burada üç soru öne çıkıyor.
  1. 1.5 senedir sürünen bu 310 kişinin suçu günahı neydi? Onlara bu zulmü yaşatanlardan hesap sorulmayacak mı?
  2. 9700 kişinin büyük çoğunluğu bylock ve talimatlı para yatırma. Bu 9700 kişiye kıyak mı yapıyorsunuz?
  3. Bazı bakanlar %1 bile hata yok diyordu! Ne oldu?
  • Şu ana kadar gelen retlerin büyük yekünü zaten RET beklenen dosyalardan oluşuyordu. Müthiş bir algı operasyonu yapıldı ve başarılı da oldu. Amaç “devlet atarken haklıymış, bakın komisyon da ret verdi” saçmalığına inandırmaktı ve amaçlarına da bir nebze ulaşmış görünüyorlar.
  • Bu kesin ret verilecekler havuzundan başlanılsın fikri “komisyon kurma” fikrini ortaya atan aynı OPERASYONEL KLİK değilse ben de bir şey bilmiyorum. Haberlere göre 70 bin kişinin adli soruşturması devam ediyormuş. Savcılar en ufak saçma ihbara bile dava açtılar, normaldir.
  • Örneğin bir iddanamede savcı şöyle demiş. “Sanık hakkında HİÇBİR MADDİ DELİL BULUNAMAMIŞ (Bylok, sendika, banka vs hiçbir şey yok) olsa da İDARİ SORUŞTURMA SIRASINDA verilen tanık ifadelerinden dolayı sanığın Terör Örgütü Üyeliğinden yargılanmasına ve cezalandırılmasına..”
  • Bazı mahkemeler 5 kriterli insanlara beraat verirken bazıları sadece sendika üyeliğine 2 yıl ceza verdi. Bazı Savcılar 2-3 ayda takipsizlik verirken bazıları 20 ayda dosyayı bile açmadı. Müthiş bir hukuk garabeti ortadayken Ohal Komisyonu bunları perdelemekten öte geçemez.
  • FETÖ davalarında her savcı farklı bir uygulama yaptı, her hakim farklı bir karar verdi. Ülkede tam bir HUKUKSUZLUK HAKİM. Oysa adalet herkese eşit olmak zorundadır. Madem bir hukuk ülkesiyiz o halde kararlar da hukuk kurallarına uygun olmalıdır.
  • Hakim ve savcıların üzerindeki baskı çok büyük. Bazı hakim ve savcılar ise mesleğine resmen ihanet ediyor. Bunu kararlarda veya tavırlarında açık açık görmek artık mümkün. Bir savcı bana “Eğer şu kişi hakkında işlem yapmasaydım beni FETÖcü diye alacaklardı” demişti.
  • Böylesi bir süreç ne 80 ihtilalinde ne de 28 şubat döneminde görüldü. Bakın @T_Karamollaoglu başkan bu durumu çok güzel izah ediyor. “Karamollaoğlu: Darbe dönemlerinde hapse girdik ama hukuka güven vardı.” demişti. Şimdi ise güvenilecek bir HUKUK bile yok.
  • Komisyonun önündeki engel ne? Bence komisyon çalışmalarının büyük çoğunluğunu şimdiden bitirdi bile. Sadece bürokratik yazışma süreçlerini uzatarak durumu stabil tutuyorlar. Önündeki en büyük engel ise SİYASET. Normal şartlarda şu an 30 bin insanın iade olması gerekirdi.
  • Komisyon neden bu kadar ret kararı veriyor? Komisyon iade sayısının çok olduğunu biliyor. Çünkü en az 25 bin “kimliksiz suç” diye tabir edilen keyfi ihraca tabi olmuş insan var. Önce bu kararları vermekten ve tepkiyi üzerlerine çekmekten korktular.
  • Komisyona müdahale var mı? Şu aşamada komisyona müdahaleye şahit olmadım ama olduğunu düşünüyorum. Gerek siyasi gerekse de bürokratik bazı müdahalaler olmadığını söylemek saflık olur. Keşke komisyon şeffaf olsa da biz de Sayın @RT_Erdogan gibi komisyona güvenebilsek!

  • Komisyonda torpil yapılıyor mu? Yüzde yüz yapıldığını düşünüyorum. Sözde komisyon KHK sırasına göre işlem yapacaktı o yalan çıktı. Bana ulaşan bir kaç kişi “dosyamı öne aldırttık” diyorsa buz gibi torpil var demektir. Ki Türkiyede torpilin olmadığı hiçbir yer düşünülemez.
  • Komisyon kararlarını ne zaman tamamlayacak? Ben şahsen bu yaz tamamlanacağını ve mağdurların seçim malzemesi olarak kullanılacağını düşünüyorum. Şahsen bu düşünce beni yiyip bitiriyor. Umarım böyle bir düşünceleri yoktur. Çünkü biz sadece en acilinden adalet istiyoruz.
  • Komisyonda görev alanların tarihi bir sorumluluğun yanı sıra kul hakkı sorunuyla da karşı karşıya olduğunu bu nedenle de işlerinin çok zor olduğunu düşünüyorum. Keşke EVRENSEL HUKUK KURALLARINA göre kararlar verebilseler. Şahsen bir komisyon görevlisi olmak istemezdim.
  • Ne hazindirki şu an komisyona güvenmekten başka hiçbir çaremiz yoktur. Ayrıca ret kararlarına yapılacak olan itirazların da ret olacağını düşünüyorum. 19. ve 20. İdare Mahkemeleri komisyon kararlarına karşı bir duruş sergilemeyecektir. Çünkü onların görevi de süreci uzatmak.
  • Umarım çıkacak olan KHK komisyonun elini biraz güçlendirir ve sırtındaki yükü hafifletir. Toplumun umrunda olmayan devasa bir mağdur kitlesiyiz. Müthiş bir korku ve fanatiklik ikliminde yaşıyoruz. Ohal Komisyonu umarım siyasilerin değil mağdurların yanındadır.

Ne diyor cihan padişahı: ‘

Aklı öldürürsen ahlak da ölür,

Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür.

Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür.

Adaleti öldürdüğün gün devlet de ölür’

Fatih Sultan Mehmet ADALETİ ÖLDÜRMEYİN EFENDİLER❗️

“Bir Zulme Engel Olamıyorsanız Onu Herkese Duyurun!” diyor Ali Şeriati. Ben de naçizane 40 tweette yaşadığımız bu zulmü anlatmaya çalıştım. Siz değerli dostlara da bunu duyurmak düşüyor. Buraya kadar sabırla okuduğunuz için teşekkürler. Hakkınızı helal edin.

Bu Konu, Mete Kagan   @ByMeteKagan Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…



4 Yorum

Yorum Ekle
  1. bülent karaabalı

    yıllarca devletime ve milletime hizmet ettim. 2012 ve öncesinde fetönün uygulamalarına dim dik durup sürgün edildim. 15 temmuzda 20 metre yanımda 500 libre bomba yedim. bildiğim binlerce arkadaşım var böyle. bu varan evlatlarının devlete sadakatlarını kimse sorgulayamaz. saygılar

  2. Ohal komisyonu hem oyalama komisyonu hemde ne yaptığını bilmeyen komisyon önce khk sırasına göre inceleyeciz dendi yalan çıktı sonra ohal komisyonu nu aradigimizda hiçbir bilgi vermiyoruz diyorlar sanki ülke sırrı kardeşim garibanim benden beni neden sakloyoesun komisyon = fysko

  3. Suçsuz yere bu kadar sıkıntı çekeceğime kendi adıma konuşuyorum, assalar daha iyiydi
    Şimdi hergün ölüyorum. O zaman bir kere ölürdüm. ALLAH SUÇSUZ YERE SUÇLANANLARIN YARDIMCISI OLSUN.

  4. Elinize, emeğinize sağlık.

Sen, bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Tanıtım Yazıları (Sponsor) | Pdf Kitap İndir