Latin Amerika’nın İsviçre’si; Uruguay! (‘Pepe Mujica gibi bir lidere kavuşur muyuz?’)

Afganistan’ın ülkemizle benzeşen yönlerine ilişkin sathi bilgisel hak etmediği kadar beğeniyle karşılandı. Belki içinizi daralttı o kâbus senaryosu. Hiç olmazsa azıcık ferahlamanız için bir de mutlu sonla biten hikaye dinlemeye var mısınız? Batı’ya, Uruguay’a efendim yolculuk.

  • Uruguay’ın yerli halkı Charrúa’ların bölgede 4 bin yıl yaşadığı tahmin ediliyor. 1680’de Portekizliler kolonileşir. Bugün başkent olan Montevideo 1726’da İspanyollar tarafından askeri bir müstahkem mevki olarak kurulur.

  • İspanya, Portekiz, Arjantin ve Brezilya ile mücadeleyle geçen uzun yıllardan sonra 1825’te bağımsızlığını ilan eder Uruguay. 3 yıllık mücadelenin ardından 1828’de bağımsız bir devlet olarak tanınır. 1830’da ilk Anayasa kabul edilir.

  • Muhafazakâr Blancos (Beyazlar) ve liberal Colorados (Kızıllar) arasında, dış güçlerin de müdahil olacağı, askeri ve siyasi mücadele başlar. Beyazlar, tarımla uğraşan taşrayı temsil ederken Kızıllar bir liman şehri olan başkentin ticari elitinin sözcüsü konumundadır.

  • 1872’den itibaren Beyazlar ve Kızıllar bir çeşit ortak yönetim konusunda uzlaşır ama bu defa da bitmek bilmeyen koltuk kavgaları başlar. Sivillerin iktidar olsa da muktedir olamadığı bu dönemde güç askerin elindedir.
  • Otoriter olarak nitelenebilecek bu yıllarda gerçekleştirilen siyasi, ekonomik ve sosyal dönüşümle modern devlet yapısı kurulmaya çalışılır. 1903’te Kızılların lideri başkan seçilir. 1904’te Beyazlar isyan başlatır ancak 8 aylık mücadele sonucunda liderleri öldürülür.
  • Devlet Başkanı José Batlle devletçi yönetimi güçlendirir, ekonomide dışa bağımlılığı azaltır. Eğitim-öğretim yaygınlaştırılır, çalışma koşulları iyileştirilir, idam cezası kaldırılır, kadınlara medeni haklar tanınır. Kilisenin siyaset üzerindeki baskısı azaltılır.

  • 1931’de Gabriel Terra devlet başkanı seçilir. Büyük Buhran yılları; ekonomik sorunlar ve işsizlik toplumsal hoşnutsuzluğu körüklemektedir. Uruguay Devlet Başkanı Terra 1933’te kendine darbe yapar, kardeşinin başında olduğu polis, asker ve partili milislerin desteğiyle.

  • “Koskoca devlet başkanı kendine darbe yapar mı?” demeyin efendim; gezegenimizde başı dara düşen diktatörlerin sıkça başvurduğu bir yöntem. Gabriel Terra da istisna değildir; parlamentoyu dağıtır, ülkeyi “OHAL kararnameleriyle” yönetmeye başlar.
  • Hazret “Yeni Uruguay”ı inşa etmektedir. Basın üzerinde tam sansür uygulanır. 1 yıl sonra yaptığı yeni anayasa ile tüm güçleri kendi elinde toplar. Adam gibi adam olamamanın intikamını alırcasına TEK ADAM olur.
  • Muhalif akademisyenler, üniversite mezunları, devlet memurları vs. herkim ki Terra’ya sadakat bildirisi imzalamayı reddeder; tutuklanır, hapse atılır, kamu görevlerinden ihraç edilir. Isla de Flores Adasına sürgün edilir. Kayalık ada Çiçek Adası olur gerçekten.

  • Rejime biat edip ruhen, isyan edip bedenen ölmek istemeyenler ise Arjantin’e sığınır. Rejimini güçlendirmek isteyen Terra, kendisini “Harun iken Karun olmak”la itham eden Martin Echegoyen gibi muhaliflerini çeşitli şekillerde “satın alarak” kamu hizmetlerinde kullanır.
  • Hitler ve Mussolini gibi güçlü liderlerle sağlam dostluklar kurar; karşılığında aldığı hibelerle bazı altyapı yatırımları yaparak Uruguaylıların refah seviyesini yükseltir. Yol yapar, baraj yapar, santral yapar.
  • 1938’de yapılan seçimde oyuncu değişikliğiyle kayınbirader General Alfredo Baldomir başkan seçilir. Artan toplumsal rahatsızlığı köreltmek için serbest seçim, basın özgürlüğü ve demokrasi gündeme gelir. Uruguay’a demokrasi gelecekse onu da kendileri getirecektir netekim.
  • Ancak bu kadar demokrasinin bile fazla olduğuna kanaat getiren General Baldomir 1942’de kendi kendine yaptığı bir darbeyle parlamentoyu dağıtır, OHAL ilan eder. Oluşmaya başlayan toplumsal muhalefet darmadağın edilir; başkaldıranların başı ezilir bir kez daha.

  • 60’lar. Marksist Tupamaros hareketi baş gösterir. Banka soygunları, adam kaçırma vs. Devrimci hareketin finansman ihtiyacı vardır. Sabah Tupamaro’luyu vuran tabancayla akşam rejim yanlısı vurulur. Neticede hep analar ağlar. Uruguay’da da anaların yüreği yanar efendim.

  • OHAL’e rağmen ülkeyi yönetemeyen siviller askerden yardım ister. 1973-85 arasında ülke sivil-asker müşterek diktasıyla idare edilir. İnsan hakları ihlalleri, işkenceler, sokakta kaybolan insanlar, faili malumlar vs. Güneşin altında yenilikçi bir diktatör bulmak çok zor.

  • Muhaliflerin hangi taşın altına saklansa da bulunup imha edilmesine yönelik Condor Operasyonu ile büyük kısmı Arjantin ve diğer ülkelere sığınan 200 muhalif gizli servis operasyonları ile öldürülür.

  • Türkiye ile aynı dönemde Uruguay’ın da demokrasi kulvarına dönmesi uygun görülür. Asker yeni bir anayasa hazırlar. Ama eser miktarda demokrasiyle yetinmeyen Uruguaylılar 1980 plebisitinde bu anayasayı reddeder. Mesajı alan asker kışlaya çekilir, meydanı sivillere bırakır.

Beyazlar ve Kızılların asgari müştereklerde uzlaşması toplumsal gerilimi azaltır. Müteakip yıllarda sosyal, ekonomik ve siyasi reformlar yapılır, demokrasi güçlendirilir. Gelelim sadede…

  • 60’ların Marksist Tupamaro gerillalarından José Alberto “Pepe” Mujica Cordano, hızlı zamanlarında birkaç kez tutuklanmıştır. 1971’de polisle çatışır, birini öldürür, kendisi de ağır yaralanır, ölümden döner. Hüküm giyer. 2 defa tünel kazarak hapisten kaçar, yakalanır.

  • Haziran 1973 sivil-asker müşterek darbesinden sonra cezaevinde işkence görür. 2 yıldan uzun süre bir kuyunun dibinde, yıllarca tecritte tutulur. 14 yıl hapis yattıktan sonra 1985’te ilan edilen genel afla serbest kalır.
  • Tupamaro’ların yaşadıklarından öğrendiği bir şeyler vardır; dağda silah tutmaktansa Montevideo’da siyaset yapmanın daha mantıklı olduğunu anlamışlardır. Geçmişini unutmayan Pepe, siyasette de yolunu kaybetmez. Lucía Topolansky ile birlikte basit bir çiftlikte yaşamayı seçer.

  • 1995-2005 arasında Parlamenter ve Senatör olarak görev yapar. 2005-2008 arasında Tarım Bakanı olur. Ama çizgisi hiç değişmez. Kasımpatı yetiştirdiği çiftliğinde yaşamaya devam eder.

  • 2010’da Devlet Başkanı seçilir. Uruguay’ın kişi başı milli geliri 13.700 Dolardır. Nüfusun % 18,6’sı fakirlik sınırı altında yaşamaktadır.

  • Pepe, başkanlık sarayında yaşamayı, hizmetçileri, asistanları vs. istemez. Çiftliğinde mütevazi hayatını sürdürmeyi tercih eder. Başkan seçildiği yıl değeri 1.800 Dolar olan Vosvos mal beyanındaki tek varlığıdır.

  • Binbir odalı sarayı, uçak filosu, binlerce dolarlık gömlekleri, ayakkabıları, gözlükleri yoktur Pepe’nin. Ama yine de büyük saygı görür dünya liderlerinden.

  • Kendi çocuğu yoktur; ama maaşının % 90’ını yardıma muhtaç çocukların eğitimi için bağışlar. Devlet hastanesine gitmekte, ilerlemiş yaşına rağmen herkesle birlikte sıraya girip beklemektedir.

  • Ekonomist veya dahi bir profesör değildir. Ama onun yönetiminde Uruguay dünya yolsuzluk sıralamasında gerilemekte, kişi başına düşen gelirde yükselmektedir. Uruguay Merkez Bankasının döviz ve altın rezervleri hızla artarken işsizlik azalmaktadır.

  • Pepe ateisttir, dini siyasete alet etmez; ama kimsenin dinine-diyanetine de karışmaz. Toplumu kamplaştırmaz, gerilimleri tırmandırmaz. Herkesin yaşam biçimine saygı gösterir. Uruguay, Latin Amerika’nın İsviçre’si olarak nitelenmektedir.
  • 2013’te BM Genel Kurulunda dünya liderlerine küreselleşmenin insanlar üzerindeki olumsuz etkilerini anlatır. Çevrenin korunması, sade yaşam tarzının özendirilmesi, para ve piyasalar yerine değerler, sevgi, dostluk, dayanışma, aile bağlarının ön planda tutulmasını önerir.

  • 2015’te görev süresi dolduğunda kişi başı milli gelir 20.000 Dolara yükselmiş, fakirlik sınırı altında yaşayanların oranı % 9.7’ye düşmüştür. Bir dönem daha görev yapması istenir ama kabul etmez. Çiftliğinde çiçekleri ve köpekleriyle huzur içinde yaşamayı tercih eder.

Kendisine dünyanın en fakir devlet başkanı olduğu söylendiğinde “Az şeye sahip olan değil, çok şey isteyen fakirdir” der. Ne dersiniz; Türkiye de günün birinde Pepe Mujica gibi bir lidere kavuşup Uruguay gibi huzurlu bir ülke olur mu?

Bu Konu, Cafer Topkaya @c_topkaya Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir