Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

İzlanda’nın Osmanlı denizcileri tarafından yağmalanması! (‘Türk istilası; İzlanda seferi’)

16 temmuz. Türkiye’de birkaç kişinin ancak bildiği/duyduğu, İzlanda’nın Osmanlı denizcileri tarafından yağmalanma hadisesinin 391. yıl dönümü.

  • İskandinav dilinde “Tyrkjaránið” olarak bilinen hadisenin İngilizce karşılığı “Turkish raids”, Türkçesi ise “Türk istilası”.

  • Kendi kaynaklarımızda “İzlanda seferi” olarak geçen hadisenin hikayesi şu şekilde; 16. Yüzyıldan itibaren Akdeniz’de Osmanlı/Türk sancağı çekerek yağma eylemlerine katılan çok sayıda korsan gemisi bulunmaktadır.
  • Bu gemiler Osmanlı sancağı çekmelerine rağmen köken olarak Türklerden değil, çoğunlukla Kuzey Afrikalı denizci kabile mensuplarından oluşmaktadır. Korsanlar, yağma yaparken kendileri için bir güvence teşkil ettiği için Osmanlı sancağı çekerken, Osmanlı idaresi de kendi nam ve hesabına yağma yapan korsanlardan yüklü miktarda vergi almaktadır.
  • Zamanla bir Türk gölü haline gelen Akdeniz’de neredeyse yağmalanmayan gemi ve liman kenti bırakmayan kuzey Afrika asıllı korsanlar, bir süre sonra Akdeniz’e sığmaz hale gelirler.
  • Bunun neticesinde de Cebelitarık Boğazı’ndan geçerek Atlantik Okyanusu’na açılmaya ve Avrupa’nın okyanus kıyısındaki el değmemiş sahil kentlerine göz dikmeye başlarlar.
  • Hollanda sahillerinin topa tutulduğu sırada Jan Janszoon isimli Hollandalı bir korsan, Osmanlı’nın denizlerdeki heybetinden etkilenerek Osmanlı gemilerinde Türklerle ve kuzey Afrikalılarla birlikte çalışmak istediğini bildirir.
  • Osmanlı sancağı altında kılıç sallamak için Müslüman olmak gerektiği bilgisi kendisine verildikten sonra anında İslam dinine geçen Jan Janszoon, “Genç Murat Reis” ismini alarak Osmanlı donanmasında rütbeli bir denizci oluverir.
  • Yıllar önce Hollanda ile İspanya arasında yapılan 8 yıl savaşlarında İspanyollara kan kusturan bu kişi, Hollanda’nın savaşı kaybetmesinin ardından karada yaşamaya ve kendisini atıl hissetmeye başlar.
  • Boy göstereceği bir donanmayı sonunda bulan Hollanda asıllı korsan, kısa bir süre sonra kendisine tahsis edilen kadırga ve toplarla yağmalayacağı yeni liman ve gemiler aramaya koyulur.
  • 1620’li Yılllarda Genç Murat Reis komutasındaki dev kadırgalar İskandinav ülkeleri üzerine bir sefer başlatır. Danimarka ve İsveç’in liman kentlerine yaklaşmaya çalışan Murat Reis, kökeni Vikinglere dayanan ve savaşçı denizcilerden oluşan İskandinavlardan sıkı bir mukavemet görür.
  • Kuzey denizlerinde geçen ve yıllar süren seferler sonucu tek bir liman kenti ya da gayrimüslim gemisi yağmalanamaz; bu yüzden hem reiste, hem de tayfada büyük huzursuzluk baş gösterir.
  • Murat Reis’in içinde uzun süre bekleyen ve patlamak için fırsat kollayan bu enerji sonunda kendini savunma gücü bulunmayan, sadece balıkçılıkla geçinen, küçük bir ülke bulur. Bu ülke İzlanda’dır.

  • Diğer İskandinav kabilelerden farklı olarak buzuldan oluşan bir adada yaşayan İzlandalılar, binlerce yıllık tarihlerinde o döneme kadar kimseyle savaşmamışlardır. Çünkü adına Iceland(buz adası) denilen bu toprak parçası için kendilerine meydan okuyan kimse çıkmamıştır.

  • Bu yüzden savaşçı yetenekleri gelişmeyen ve sadece balıkçılıkla hayatlarını idame ettiren bir ada ülkesinin Murat Reis’in güçlü kadırgalarına karşı koyması hiç bir şekilde mümkün olmamıştır.

  • İzlanda’nın güney ve batı kıyılarını istila eden Murat Reis komutasındaki korsanlarımız ilki 1627 yılında gerçekleşen İzlanda yağmasında ada halkının tüm değerli eşyalarına ganimet olarak el koyarlar.

  • Ayrıca Murat Reis, genç ve sağlıklı olan erkekler ile kadınlardan oluşan yaklaşık 800 ila 1000 kişiyi yanına alarak adadan ayrılır. Sarışın, renkli gözlü, uzun boylu ve iri kemikli kızlar kadın pazarlarında, güçlü ve iri yapılı erkekler ise köle pazarlarında çok büyük talep görür.

  • Bu yüzden yakın bir tarihte İzlanda’ya ikinci bir sefer düzenlenir. Bu kez daha fazla insan taşıyabilmek için daha büyük kadırgalarla yola çıkan Murat Reis, ikinci İzlanda seferinde 2000 genç kadın ve erkeği yanına alarak önce Cezayir’e, ardından da İstanbul’a doğru yola koyulur.
  • O dönem nüfusu 60.000 civarında olan İzlanda, sadece iki seferde genç ve üretken nüfusunun büyük bölümünü, değer ifade eden milli servetinin de tamamını kaybeder. Bunun üzerine savaş eğitimi alan genç İzlandalılar önce silah kullanmayı, ardından da kendilerini savunmayı öğrenirler.
  • İzlanda tarihi, “Tyrkjaránið” olarak bilinen ve büyük bir yıkımı ifade eden Türk seferleri sonucu adeta yeniden yazılır. 17. Yüzyılın ortalarında çıkarılan bir yasayla ülkede Türk öldürmek meşru bir eylem olarak kabul edilir ve Türk öldürenlere hiçbir ceza verilmeyeceği duyurulur.
  • Bu yasa yaklaşık 350 yıl boyunca yürürlükte kaldıktan sonra, 1990’larda başkent Reykjavik’te Türk milli hentbol takımı ile İzlanda arasında oynanacak Dünya Kupası eleme maçı öncesi fark edilerek apar topar ilga edilir.

  • İzlandalılar için milli bir yas vesilesi olan ve her yıl 16 temmuz günü anılmaya devam edilen bu hadise için yüzyıllar önce bir de halk şarkısı bestelenmiştir.

Bu floodla alakalı tam anlaşılmayan, ya da benim eksik ifade etmiş olabileceğim bir kaç konu var, müsadenizle onlara açıklık getirmek istedim;

  • İzlandalılar bir İskandinav kavmidir, köken olarak da Vikinglere dayanırlar. Ancak denizlerle çevrili olmalarından dolayı diğer İskandinav toplumlarından izole bir hayat sürerler, bu da yaşam tarzlarında bazı farklılıklar doğurur.
  • Örneğin Danimarkalılar gibi agresif bir toplum değildirler, çünkü savaşmaya pek ihtiyaç duymamışlardır.
  • İskandinavca, tüm İskandinavların kendi dillerini üzerine inşa ettikleri(İsveççe, Norveççe, Danca) ortak zemindir. Ayrı bir dil değildir, bu yüzden birbirleri ile anlaşmaları gayet kolaydır. İzlandaca da belli şive farklılıkları dışında bu sınıfta yer alır.
  • İzlandalılar, İzlanda’da yaklaşık 1500 yıldır yaşamaktadır. Bu yüzden floodda kullandığım “binlerce yıldır” ifadesi abartılı bulunabilir, bunu “yüzlerce” olarak düzeltebiliriz.
  • İzlanda’da öldürmenin yasa ile meşru kılındığı tek toplum Türkler değildir. Daha önce, yine 17. YY’da balina avlama bölgesi gerginliği yüzünden Basklıların öldürülmesine de kanunen cevaz verilmiş. Üstelik 1615’te verilen bu izin, 2015 yılında yapılan düzenlemeyle ancak kaldırılabilmiş.
  • Yağma olayı her ne kadar üzücü olsa da, Türkler adına utanç duyulacak bir durum olduğunu düşünmüyorum. Zira korsanlık ve yağma Osmanlı’ya değil, o döneme has bir problem. Bu işe girişmeyen ve benzer faaliyetler yürütmeyen bir deniz imparatorluğu maalesef yok.
  • Korsanlık, 18. YY’ye gelinceye kadar devletler tarafından teşvik edilen bir kurum. Zira sadece yağma değil, coğrafi ilerlemeler de korsanlar sayesinde sağlanıyor.
  • 10 TL’lik banknot arkasında yer alan, Piri Reis’in tüm dünyada saygı gören haritası da korsanların yardımıyla çizilebilmiştir örneğin. Yağma ve köle ticareti gibi ekonomik amaçlar olmasa hiçbir denizci ölümü göze alarak azgın okyanus dalgalarıyla boğuşmaz zira.

  • 17. YY’da Osmanlı’nın İzlanda’ya kadar kadırga gönderebilmesi teknolojik bir başarıdır. Bugün bile Türkiye’nin okyanus sularına dirayet ve mukavemet gösterebilecek savaş gemisi yapma teknolojisi bulunmuyor bildiğim kadarıyla.
  • Bir Türk olarak İzlandalılar için çok üzgün olsam da, eğer Osmanlı tarafından yağmalanmasa bile başka bir deniz imparatorluğu tarafından mutlaka yağmalanacağını düşünüyorum. Doğa kanunlarının geçerli olduğu 17. YY’da bu kaçınılmazdır çünkü.

Doğa kanunları yeterince hızlı koşamayan bir ceylanın mutlaka bir yırtıcı tarafından avlanmasını emreder. Bir aslandan kurtulsa bile başka bir aslana av olur hızlı koşamayan ve kendisini koruyamayan ceylan.

  • Buna mukabil, “gittiğimiz heryere adaleti ve barışı götürdük” gibi hamasi, nutukvari ve temelsiz tezlere hiçbir zaman itibar etmediğimi de belirteyim.
  • Kendilerini Osmanlı hayranı olarak niteleyenlerin tepkilerine cevap verme lüksüm malesef yok. Her alanda mağdur olduklarını düşünen bu insanların komplekslerini gidermekten daha önlemli işlerim var çünkü. Yazdıklarım açık ve hepsi kaynağa dayalı.
  • Dürüst olmak gerekirse bu floodu yazarken bu kadar ilgi göreceğini tahmin etmemiştim. Kitaplarda yazmayan ve gölgede kalmış tarihi olaylarla ilgilenen insanlar olduğunu görmek benim adıma çok sevindirici.
  • Yorumlarıyla katkıda bulunan ve teveccüh gösteren herkese ayrı ayrı teşekkür ederim. Kitaplarda yazmayan başka bir konuda tekrar görüşmek üzere.

Bu Konu, Allen McAllister@JasonMcAteer7 Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Güncelleme: 19 Temmuz 2018 — 07:33

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Tanıtım Yazıları | Pdf Kitap İndir | Yorum |