Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

Hafif Makineli Tüfek ve Saldırı Tüfeği’nin gelişimi ve Kullanıldığı İlk Savaşlar!




“Hafif Makineli Tüfek ve Saldırı Tüfeği.”

  • Başlıyoruz. 81. ve 101. Hava İndirme Tümenleri ile diğer birliklerinin Normandiya’ya inişi manevralardakine benzemiyordu. Her iniş kitlesel bir kargaşa, hatta kaostu. Gece, zifiri karanlıkta inen birlikler, yabancı bir araziye dağılmışlardı. Bazıları başka bir paraşütçüyü bulabilmek için saatler harcadı. Birçoğu kendi birliklerine uzunca bir süre katılamadılar. Astsubay Başçavuş Harrison Summers en azından mensubu olduğu, 502. Alayın birinci taburuna katılabilmişti. Summers’ın adam sıkıntısı çeken tabur komutanı, başçavuşa 15 acemi er verdi ve kendisini bir Alman kıyı topçu kışlasını ele geçirmekle görevlendirdi. Summers, ”Thompson hafif makineli tüfeğini”, bir miktar cephane ve 15 acemi eri aldı. Askerlerin kendisini tanımaması ve güvenmemesi nedeniyle, Summers onlara sadece ne yapacaklarını söylemekle kalmayıp, öncülük de etmesi gerektiğinin farkındaydı. Kışla aslında yarım mil içine yayılmış bir dizi binaydı.
  • Summers birinci binaya koştu, kapısına tekmeyi vurdu ve içerideki 4 savunmacıyı Thompsonu ile taradı. Kalanlar arka kapıdan fırlayıp kaçtı. Kendi askerleri bir çukurun içine saklandığı için, etrafına baktığında yalnız olduğunu farketti. Onları orada bırakıp İkinci binaya yöneldi. Oradaki Almanlar Summers’ın geldiğini görünce kaçtılar. Üçüncü binaya yöneldiğinde ise Almanlar Summers’a ateş açtılar. Bir teğmen, Summers’a katılmayı önerdi. Fakat Summers ile kapıya ulaştıklarında vuruldu. Summers içeri tek başına girip 6 Alman askerini taradı ve diğerleri kaçtılar.
  • Harrison Summers cesur ve inisiyatif sahibi biriydi, fakat hafif makineli tüfeği olmadan bunları başaramazdı. Hafif makineli tüfek veya makineli tabanca(genelde SMG[Submachine Gun] olarak kısaltılır), tabanca mermisi atan küçük bir makineli tüfek olup, I.Dünya Savaşı’nda ortaya çıkmış ve II.Dünya Savaşı’nda bütün ordularım meskun mahallerdeki çarpışmalarda ve binaları temizlemede kullandığı en değerli silah hâline gelmişti. Sovyetler Birliği’nin Kızıl Ordusunda tüfek kadar önemliydi. Tipik bir Kızıl Ordu taarruzunda, birinci dalgadaki hafif makineli tüfekçiler 200 yarda ileride baraj ateşi açar ve yavaş yavaş ilerlerdi. Ardından tanklarla ‘tank destekçileri’ gelirdi.
  • Tank destekçileri, hafif makineli tüfekleri ve el bombaları olan, gördükleri düşmana ateş eden askerlerdi. Tankları, düşmanın ileri hatlarındaki tanksavar toplarından ve aynı zamanda tanksavar bombalarına ve panzerfausta sahip piyadelerden korurdu. Panzerfaust, Rusların RPG-7’sinin atası olup, çapından oldukça büyük ‘çukur imlalı mermi’ atan, çok küçük bir geri tepmesiz toptu.
  • II.Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru hafif makineli tüfek demode oldu.Daha küçük, daha hafif ve daha güçlü bir otomatik olan ABD M-2 karabinası geleceğin modasını teşkil ediyordu, fakat piyadenin küçük ateşli silahlarında devrim yapan ve hem tüfeğin, hem hafif makineli tüfeğin yerini alan Almanların ”Sturmgewehr” veya saldırı tüfeğiydi. Bazı yetkin silah uzmanları ilk hafif makineli tüfeğin, çok tuhaf bir silah olan İtalyan Villar Perosa olduğunu söyler. Villar Perosa, 9mm Lugerin daha güçsüz bir türü olan 9mm Glisenti mermisi atan, bir çift çok küçük makineli tüfekti. İki veya üçayak üzerinden, kamyon kasasından ve hatta bisiklet gidonundan ateş edebilirdi. Her bir namlu dk.’da 1,200 mermi atabilirdi. Her namlu 25 atımlık ayrı şarjörlerle beslenirdi. Bu ateş süratiyle, Villar Perosa kullanan bir askerin şarjör değiştirmek için çok zaman harcaması gerekiyordu.
  • Tabanca kalibresinde otomatik yapma fikri Almanya’ya İtalyan cephesinden geçmiş olabilir veya 9mm’lik Luger mermisi için Bergmann Musquete ya da Alman birliklerince Kugelspritz(mermi fıskiyesi) denilen kısa, ağır bir otomatik silah tasarlayan Hugo Schmeisser’ın aklına gelmiş olabilirdi. Bergmann silahı, MP(maschinenpistole) 18, Ludendorff’un 1918’deki tarruzunda öncülük eden bazı ”fırtına birlikleri” tarafından kullanılmıştı. Luger tabancası için tasarlanmış 32 atımlık döner şarjörü vardı ve dakikada 400 atış süratine sahipti. Alman ordusu hafif makineli tüfekleri her piyade subayına, astsubayına ve erlerinin yüzde onuna vermeyi planlamıştı. Her bölüğün, altı SMG’ye, altı silahçıya ve altı cephaneciye sahip bir mangası vardı. Altı cephaneci mermi ve şarjör dolu üç el arabasını itiyordu. Ancak SMGlerin üretimi hiçbir zaman Almanların böyle bir dağıtıma başlamasına yetecek noktaya ulaşmadı.
  • Ameriken ve İngiliz orduları, hafif makineli tüfeği büyük çapta uyarlayanlar arasında sona kalanlardandı, ama bir kere başladıktan sonra, tarihte en kolay toplu üretimi yapılan iki silahla ortaya çıktılar: Amerikan ”gres tüfeği”, resmi adıyla M3 ve İngiliz Sten tabancası. O sırada Alman silah uzmanları tüfek problemi üzerinde çalışıyordu. Sorun bütün ordonat personeli tarafından biliniyordu. Piyade tüfeği çok güçlüydü. Düşman birliklerini 1,000 yardadan vurmak üzere tasarlanmışlardı, ama bu mesafeden bir düşman askerini nadiren görebilirdiniz. Ve aldıkları nişancılık eğitimi bağlamında, II.Dünya Savaşı ordularındaki çok az asker bu mesafeden bir adamı vurabilirdi. Bu gücü elde edebilmek için, tüfek, gerekenden en az yüzde 50 daha ağır ve tüfeğe askerleri rahatsız eden ve nişan almayı engelleyen bir tepme veren cephane kullanıyordu. II.Dünya Savaşındaki tüfeklerin çoğu elle çalışan sürgülü mekanizmaya sahipti. Sadece Amerikalılar genel olarak bir yarı otomatik dağıtmıştı. Alman ordonat personeli her askere tam otomatik bir tüfek vermenin hayalini kuruyordu. İşe yarar,elde taşınabilir bir otomatik tüfek üretmek için, gücün standart piyade tüfeği ağırlığına göre epeyce azaltılması gerekecekti. Aksi hâlde, tekrarlanan geri tepme, tüfeği kontrol edilemez hâle getirecekti. Bunun üzerine Almanlar yeni bir mermi tasarladılar. 8mm kalibresindeki standart atımla aynıydı, fakat daha hafif-198 yerine 120 barut tanesi olan- bir mermi çekirdeği vardı ve saniyede 2,564 feet yerine 2,250 feetlik daha düşük bir sürate sahipti. Mermi kovanı daha kısaydı ve tüm mermi standart merminin yarı ağırlığındaydı, böylece askerler daha fazla mermi taşıyabiliyordu. Çok geçmeden yeni mermiyi kullanan bir tüfek imal ettiler. Hitler düşük takatli bir tüfekten memnun değildi, fakat yüksek güce sahip hafif makineli tüfeği beğendi. Ardından, Rusya cephesindeki generallerden bazıları bu yeni MP43 ve MP44’lerden daha fazla talepte bulundu. Hitler, böyle bir silahın daha iyi bir isme sahip olması gerektiğini düşünüyordu; ”Sturmgewehr.” ”Saldırı tüfeği” artık bütün düşük takatli, seçmeli atış(hem tam otomatik, hem yarı otomatik) yapan askeri tüfeklere verilen isimdir.

Ve şimdi dünyada askerlerin kişisel silahı, saldırı tüfeğidir.

Sabrınız için teşekkürler, burada bitirelim.

 

Bu Konu, Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, son paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Güncelleme: 28 Nisan 2017 — 04:07

Konu Hakkındaki Düşünceleriniz?

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017