Ekrem İmamoğlu nasıl kazandı? (‘Bir kuşak hareketi!’)

Ekrem İmamoğlu nasıl kazandı? Bir kuşak hareketi, nefrete karşı dostluklar, baskıya karşı dayanışma. #flood

  • İnce’den beridir epey kırılıp döküldük. Sağa yönelme, makulluk arayışı; buna karşı mobilizasyonu sağlayıp seçimleri alacağımızı düşünmemiz. Terkedişler, öfke nöbetleri, meşru zeminlerin kaybı.
  • Hatırlarsınız, parti aday arayışına çıktığı günlerde pek çok beyaz Türk isim konuştuk. Daha sonraki günlerde bazılarımız bu isimlerin bilerek dolaşıma sokulduğunu fark etti. Beklenti ve buna bağlı hayal kırıklığı olabildiğince dibe çekilmek istendi.
  • Böylece kibrinin zirvesindeki karşı mahallenin “kenarda kalmış bir belediyenin başkanını” fazla da büyütmeyeceği öngörüsü üzerinde duruldu. Bu öngörü tuttu. Ancak en başından beri akılda zaten İmamoğlu vardı.
  • Parti veriye dayalı pek çok araştırma yaptırdı. Parti liderinin adayın evine kahvaltı için gittiği günü hatırlayın. Kamuoyunda tam da beklenen düzeyde (ne az ne de çok) ses yükseldi. İyi bir başlangıçtı.
  • Kampanyanın söyleminden diline kadar pek çok aşamaya özen gösterildi. Ana aksı oluşturan ekip kendini dışarıya kapatmadı, kibir kuleleri inşa etmedi. Herkesle görüşmeye ve çalışmaya özen gösterdiler. Sadece iki telefon sonra onlara ulaşabiliyordunuz.
  • İstanbul il kongresinde ortaya çıkan gerilim bile kampanyanın herhangi bir aşamasında kendine yer bulamadı. Kişisel kırgınlıklar ve ekipleşmeler tamamen rafa kaldırıldı. Karşı karşıya gelen isimleri el ele gördük. Selamlaştılar, çalıştılar, birbirlerinin arkasını kolladılar.
  • İmamoğlu’nun kampanyası 45 gün değildi. 5 yıl + 45 gündü. Ona uzun süredir eşlik eden reklam ajansı konuyu reklamcılığa indirgemedi, zemine yayılmış gerçek bir siyasal iletişim süreci izledik. Her konuşma, her temas planlıydı ve en önemlisi İmamoğlu’nun tarzına çok uygundu.
  • Kampanya ekibi İstanbul merkezli ajansına rağmen Ankara’dan gelen tekliflere kapılarını kapatmadı. Başka ajansların yaptığı işlerle eşgüdümlü ilerledi. Bu defa hiçbir ego savaşı yoktu.
  • Adayın ilçe başkanlığından belediye başkanlığına yürüyüşü sırasında edindiği deneyimler çok değerli oldu. Ancak en önemlisi CHP tedrisatından geçmiş olmasıydı. Hiçbir örgüt üyesi İmamoğlu’ndan şüphe etmedi. Başarısını sorgulamadı.
  • İmamoğlu’nun sihri yıllardır yürüdüğü çizgisinin üzerinden ayrılmaması olarak görülebilir. Ancak esas sihri bu çizginin partiye ait olmasıydı. Partiyle hiç kavga etmedi, partiyi kendinden uzaklaştırmadı.
  • CB adayı “parti bana şifre vermedi, verileri göremedim” derken, Büyükşehir adayı “CHP Genel Merkezimiz tarafından tutulan verilerde” diye cümleye başladı. Partinin evladı olduğunu her fırsatta anlattı, kendi mahallesine basarak meydan okudu: “Bilsinler burada CHP var, biz varız.”
  • Seçim gecesinin kurgusu CHP Genel Merkezi ve İmamoğlu kampanyası tarafından belirlenmişti. Hatırlarsanız, seçimden kısa süre önce neler yapılacağını anlatmış, bazı şeyleri sonraya bırakmıştım. İşte o bazı şeylere sıra geldi:
  • Aday belirli bir periyotta eline ıslak imzalı tutanakları alacak ve geceyi domine edecekti. Öyle de oldu. Ancak bu ısrarın arkasında bir simülasyon vardı. İstanbul’da belirli 1000 sandık kampanyaya “bu seçimi alıyoruz” mesajı verdi.
  • Karşı mahalledeki bazı kaynaklardan gelen “15 bin oyla kaybediyoruz” mesajları kampanyanın sağlamasını yaptı. İmamoğlu 2 gün önce hazırladığı “zafer konuşmasını” parça parça dolaşıma soktu.
  • İmamoğlu bütün bu aşamalarda partiden 1 kişinin bile kendisine düşman olmasına izin vermedi. 16 gün boyunca okuduğunu bütün rakamlar aynı zamanda CHP SKM’nin sisteminde yüzlerce kişinin baktığı rakamlardı. Hiçbir bilgi parti kamuoyundan gizli tutulmadı.
  • Seçimden 1 gün önce sadece 2 sandığın verisi sisteme girilmemişti, ondan sonraki sabah rakam 1’e düştü. İktidar partisi bunu ısrarla sorgularken CHP İstanbul il örgütü çoktan ıslak imzalı tutanakları toplamıştı bile.
  • Adayın görevi kamuoyunu sıcak tutmaktı, il başkanlığı ise örgütünü ayakta tutmayı başardı. Genel merkez bütün vekillerini toplama merkezlerine görev çizelgesiyle gönderdi. Kimse sınırları aşmadı, herkes haddini bilerek çalıştı.
  • Şunu söylemeden geçmemeliyim: Bu kampanya içinde hiçbir fotoğrafta yüzünü görmediğiniz gerçek kahramanlar var. Masalarından ayrılmadan çalıştılar.
  • Masayı eliyle sıyırmadan çalışan kampanya ekibi, gerçekliğe tekabül ederken adayı “dolandırmak” yerine “dolaştırmayı” tercih ettiler.
  • Şimdi bir adım geriye adım atarak bakalım: Dikkat edin, kampanyanın yanında yöresinde, özellikle yöneticiler katındakiler aynı kuşağın üyeleri. İsim verip ayıp etmeyelim, hepsi İmamoğlu’nun yaşıtı.
  • Bu kampanyaya el veren bir grup daha var: Tweet atanlar. Bazılarınızın önemsiz gördüğü bu şey, bu ekrana bakan CHP’nin heyecanını diri tuttu. Bunu söylüyorsam bana inanın: Biraz da bu yüzden kazandık. Sizin sayenizde kazandık.
  • Hepsi bu kadardı. Geleceği inşa etmek dileğiyle. Hadi rasgele.

  • “İttifak üyelerine ve Kürtler’e değinmemişsin” eleştirileri çok yerinde. Çok doğru. Çokça katkı sundular, onlarsız olmazdı.
  • Büyük bir hikaye anlattım. Kendimi Dilios gibi hissediyorum.

Kaynak; Twitter, Eren Aksoyoğlu @eren_aksoyoglu

Güncelleme: 18 Nisan 2019 — 01:36

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir