Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

Eğer bir hikayeyi anlatıyorsan, ondan hala kurtulamamışsın demektir!




Bu Konu, Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, son paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Coelho’nun da dediği gibi. “Eğer bir hikayeyi anlatıyorsan, ondan hala kurtulamamışsın demektir..” Gece ‘una Hoşgeldiniz Arkadaşlar.

  • Aral henüz 20’li yaşlarının başındaydı. Bir yandan üniversiteye gidiyor diğer yandan ailesine yardımcı olmak için çalışıyordu
  • Çocukluğundan beri müzik aletlerine tutkusu olan gencin hayali çoktan gerçekleşmiş ve kendisi yetenekli bir pianist olmuştu
  • Gece okulunu kazanmasına rağmen üniv. derslerinin çoğuna gündüz öğrenimde giriyordu. Akşamları ise ünlü bir restaurant’ta piano çalıyordu
  • Okuduğu bölümün aynı zamanda en başarılı öğrencisi olan Aral’ın yüksek lisans,doktora ve devamı hedefleri arasındaydı.Çok zeki çok dinamikti
  • Hayatın getirdiği olumsuz koşullardan,bastığı piano tuşlarından çıkan sesle uzaklaşır ve sonsuz bir mutluluğa bürünürdü
  • Arkadaşları arasında sevilen ve çalışkan olmasına rağmen “inek öğrenci” gözüyle bakılmayan kişiydi Aral. Çalışkanlığı aslında zekiliğindendi
  • İzmir’in en ünlü otellerinde bile sahne alıyor ve kulüplerin düzenledikleri gece yemeklerine piano çalmak için davet ediliyordu
  • Edepliydi,saygısını asla yitirmezdi. Nezaket dolu konuşmalarıyla farkını ortaya koyar ve asla şiddetli kavgalarda yer almazdı
  • “Nocturn C Sharp Mınor” çalmayı en çok sevdiği parçalardan birisiydi. Pianist filmine aşkı buradan geliyordu belki de.
  • Fakir bir ailenin tek erkek çocuğuydu. Çalışıp kazandığı paraların büyük bir kısmını annesine teslim ederdi ki; ev rahat rahat geçinsin
  • Babası geçirdiği trafik kazası sebebiyle sakat kaldığından evin tüm sorumluluğu omuzlarına yüklenmişti bile. ama birgün bile isyan etmemişti
  • Haftasonları geldiğinde işe gider ve en sevdiği işini icra ederdi. Hem keyifle tuşlara basıp kendinden geçer hem de parasını kazanırdı
  • Yine bir haftasonuydu. Aral,Balçova Termal otelin yolunu tutmuştu. Akşama güzel bir davet vardı ve yemek boyunca yemek müzikleri çalacaktı
  • Otele varıp pianosunun başına geçen nazik delikanlı kısa süren provalar sonrası mekanın kalabalıklaşmaya başlamasıyla işine yoğunlaşmıştı
  • Piano tuşlarından çıkan tını dört bir yanı sarmış ve zerafetle dans ediyordu adeta. Yemek yiyenler bu büyülü ezgiyi alkışlıyorlardı
  • Akşamın son raddesine kadar çaldı da çaldı. Bilinen/bilinmeyen en nefis parçalarla ortamı sıcacık yaptı. Bu yaşta bu maharet! Pes diyorlardı
  • Final parçasını çaldıktan sonra konuklara teşekkür etti ve yerinden kalkıp eve gitmek üzere yola koyuldu. Ücretini almış,yüzü gülümsüyordu
  • Eve gitmeden evvel en yakındaki tatlıcıya uğrar annesinin en sevdiği sütlü tatlıdan alırdı. tatlıya atılan iki kaşık onların mutluluğuydu
  • O gün de tatlıcıya uğrayacak ve tatlısını alıp eve geçecekti Ama kendini çok yorgun hissetti bir anda. Başı döndü. Çöktü olduğu yere
  • Birkaç zamandır sık sık yaşıyordu bu durumu ama önemsemiyordu. Gelip-geçici bir şey olabileceğini düşündü. Üzerinde durmadı fazlaca
  • Otelden çıkıp tatlıcıya gitmek yerine derhal evin yolunu tuttu. Bindiği taksiyle kendini eve zor attı. soğuk soğuk terliyordu resmen
  • Eve varınca annesine çaktırmadan “biraz yorgunum,yatacağım” diyerek hızla odasına geçti. Kıyafetlerini çıkarmadan uzandı öylece
  • Biraz zaman sonra kendine geldi ama üzerindeki yorgunluk anlatılmayacak tariftendi. Duş alıp derhal uyumak için yatağına geçti
  • Sabah okula gitmek için erken kalkması gerekiyordu ama birtürlü kalkacak gücü bulamadı kendinde. Zorladı kendini ve doğruldu yerinden
  • Elini yüzünü yıkayıp,saçlarını taradı sonra derhal okula yetişmek üzere dolmuşa binmişti bile.annesi oğlunun dün geceki halinden endişe etti
  • Odasına girip yatağını toplarken çarşafının sırılsıklam ter olduğunu hissetti. Yastığı ise adeta suya batırılmış gibiydi.
  • Korktu bir anda! Neydi bu kadar terlemesine sebep? bir insan neden bu kadar terlerdi. Aral’a çaktırmadan hastaneden randevu aldı
  • Aral eve geldiğinde ona klasik bir kan verme olayından bahsetti. Aral şüphesiz annesine itimat etti ve ertesi gün hastaneye gittiler
  • Kan verme işleminden sonra Aral okula geçmişti. Doktor anneyi arayıp kan değerlerinin normal seviyede olmadığından bahsetti
  • Şüphe duyulan bir olay vardı ortada ve doktor bunun araştırılması gerektiğini söyledi.
  • Akşam otele gitmek için hazırlanıyordu Aral. Annesi “kendini çok yoruyorsun oğlum,biraz dinlen” dese de yorgunluğuna rağmen “iyiyim” dedi
  • Aslında hiç te iyi değildi ama bu akşamki yevmiyesinden olmak istemiyordu. Annesi “yarın birkaç kontrol daha olacak,geç kalma” dedi
  • Annesi bir yandan ağlıyor ama bir yandan da Aral’a karşı belli etmemek için dimdik duruyordu. Onu engellemek istemiyordu mutlu anlarında
  • Aral o gece otele vardığında ilk defa parmaklarını güçsüz hisseti piano tuşlarının üzerinde. Güçlü olmak istiyor ama başaramıyordu
  • Kendini daha fazla kötü hissedince konuklardan özür dileyerek işini ilk defa yarım bırakarak yerinden kalktı. bir iki adım atmıştı ki….
  • Olduğu yere kapaklandı. Derhal ambulansı aradılar. herkes genç pianistin sağlığından endişe ediyordu. gelen ambulans onu derhal götürdü
  • Baygın şekilde hastaneye ulaştırılan genç uzun süren tetkiklerden sonra geceyi orada geçirdi. Annesi koşarak gelmişti gözleri kan çanağı
  • Günler süren incelemeler devam etti. Hastane köşesindeki yatağında enerjisiz,bitkin kalan genç neler olduğunu dahi kavramayamıyordu
  • Doktor anne ile özel bir konuşma ayarladı.”Yaptığımız araştırmalar sonucu; Aral lenf kanseriydi ve evrenin 3.aşamasındaydı”
  • Zorlu bir sürecin olacağını ve bu süreçte manevi bir güce ihtiyaç duyduklarını anlattı anneye. gözü yaşlı anne titreyerek tamam dedi
  • Aral’a durumdan bahsedilmedi tam anlamıyla. Uzun süre hastanede iyice tedavi olması gerektiği anlatıldı. Gülümsedi herşeye rağmen
  • Kemoterapiler,ilaçlar,seanslar,manevi terapiler…. vs vs..çok yorucuydu çok! Maddiyatta cabasıydı biryerden sonra.. Durumları belliydi
  • Aral’ın tek hayali eskisi gibi piano çalabilmekti. Daha fazla para daha fazla eğlence değildi hayattaki gayesi. Sürecin her anında dimdikti
  • Aylar geçiyor ve terapiler,seanslar devam ediyordu. Hastane köşesindeki ölümle-yaşam arasındaki ince çizgide yürüyordu
  • Kaybeden binlere rağmen kazanan onlar vardı bu hastalığın bu evresinde. Bir mucize olmalıydı,olabilirdi. Herşey rabbinden geliyordu
  • Mucizeyi beklemeye başladı.. Olacaktı,inanıyordu,inanmalıydı.. Bu savaşın bir galibi olacaktı ve o da Aral olacaktı. Kaybetmek yakışmazdı
  • Annesini odaya çağırdı. “Piano çalmak istediğini ” söyledi. Doktorlarla görüşüldü ve Dev bir piano hastaneye getirildi.
  • Ricası şuydu; Son bir kez yalnız kalmak istediğini ve çalacağı parçayı kendisine çalmak istediğini söyledi” kabul ettiler..
  • Hastanenin boş bir salonuna kurulan pianonun başına geçti ve hafif bir loş ışığın vurduğu yerde tuşlara dokunmaya başladı
  • Yalnızlığın Senfonisini çalıyordu! gülümseyerek hem de.. Sonsuz bir huzurla.. sonsuz bir mutlulukla…

 

Yıl 2017

Ay: Nisan

Aral mücadeleye devam ediyordu…

Dualarınız bu genç kardeşimizle olsun.

Dinlediğiniz için teşekkür ederim…

Saygılarımla

 

Güncelleme: 22 Nisan 2017 — 19:01

Konu Hakkındaki Düşünceleriniz?

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017