Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

Edirne tarihinden bir hikaye; “Çifte Kuburlar”

Madem internet alemlerine geri döndüm, o halde açılışı neden bir flood hikaye ile yapmayayım dedim. Geceye daha var, korku yok bu sefer.

  • Hem Edirne’ye avdetim için hem de akşam serinliği hasebiyle, azıcık hüzünlü ve Edirne tarihinden bir hikaye aktaracağım bu sefer.
  • Olay vakti zamanında Reşad Ekrem Koçu’ya, Edirne’den rahmetli Hafız Rakım Ertür’ün gönderdiği bir mektup sayesinde kaydedilmiş.
  • Hafız Rakım Ertür’ü bilen bilir. Bilmeyenler için şöyle diyeyim, Edirne tarihine geçmiştir. Hafız, folklor araştırmacısı, edip ve şairdir
  • Rahmetli Hafız Rakım’ın “Edirne Savunması Günleri” diye anıları vardır, Balkan Harbi esnasında şehirdedir bunu da ekleyip öyküye döneyim.
  • Olay Rumeli ağzından derlenmiş bir türküde anlatılmakta.Türkünün bestesi meçhul.Mevzu Sultan IV. Mehmed döneminden kanlı bir aşk hikayesi
  • Köprülüzade Fazıl Ahmet Paşa’nın sadaretinde Edirne’de yaşanıyor, ardından türkü yakılıyor. Bir delikanlı, sevdiği yüzünden katil oluyor
  • Artık kızın ailesinden birini mi vurdu kızı evlendirmek istedikleri birini mi aktarılmamış. Cinayetin ardından atına binip kaçmış.
  • Tabi peşi bırakılmamış, takip ediliyor. Delikanlı kardeşlerine, arkadaşlarına sığınmak istemiş korkudan kimse kabul etmemiş.
  • Saklanamadığı için takip devam etmektedir. Çifte piştovuyla takip edenlerle çatışmaya girmek zorunda kalır yakalanır.
  • O esnada sultan da sadrazam da Edirne’de. Malum Sultan IV. Mehmed, devleti Edirne’den idare eden padişahlardan. Sadrazama geliyor olay.
  • Sadrazama ne yapılması gerektiği soruluyor, idam edilecekse edilmesini söylüyor. Şefaatini isteyenler, gençlik halidir diyenler oluyor.
  • Sadrazam dinlemiyor hiçbirini. İdamını emrediyor, başını vuruyorlar kendisine götürüyorlar. Ardından şu türkü yakılıyor:

“Çifte kuburlarımı ağalar çakdım almadı

Dört yanıma baktım ağalar kimse kalmadı

En küçük kardaştan be ağalar imdad olmadı…

Aman veziroğlu vezir yazık şanına, bu gençlikte nasıl kıydın tatlı canıma…

Felek çemberini be ağalar deldim de geçtim

Aşkın dolusunu be ağalar kaldırdım içtim

Kelleyi torbaya be ağalar koydum da geçtim…

Evimin önünde be ağalar bir binek taşı

Durmayub akıyor be ağalar gözümün yaşı

O yârın uğruna be ağalar keserim başı.

Türkü böyle bitiyor. Öykü budur. Aktaranlara rahmet, her ne kadar sürç-i klavye ettikse affola efendim…

Bu Konu, Mehmet Berk Yaltırık @SonGulyabani Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Tanıtım Yazıları | Pdf Kitap İndir | Yorum |