Çin’in Yükselişi

Çin’in Yükselişi -1- Bu yazı dizisi herhangi bir dönemi konu almayacaktır felsefi bir bakış sunacaktır. Yazı dizisinin 2. bölümünde 1949 Çin Komünist devrimi esas alınacak.

  • Soğuk Savaşın bitimi dediğimizde Berlin Duvarının yıkılması ve ardından Sovyetler Birliği’nin çözülüşü aklımıza gelir. Konumuz Çin olduğu için burada biraz daha farklılık vardır. Çünkü Çin için bu savaş Nixon-Mao görüşmesiyle bitmişti.
  • Amerika Birleşik Devletleri Vietnam Savaşı ve 1958 Tayvan Boğazı Krizi sebebiyle SSCB’ye yaklaşımının benzerini Çin Halk Cumhuriyetine uyguluyordu. Bu yaklaşım realist fikir üzerine kuruludur. Yani Çin dünya demokrasisine tehdittir.
  • Ancak Mao’nun ölmesinin ardından Deng ve Jiang Zemin’in dışa açılma politikası ile Amerika ve Avrupa’da realist yaklaşım yerini liberal ve idealist yaklaşıma bıraktı. Şimdi neden bu dönüşüm oldu ve dönüşümde nasıl bir birikim vardır sorusunun cevabına geçelim.
  • Uluslararası ilişkilerde güç ve denge kavramını ilk ortaya atan kişi Tukidides olarak bilinir. Peloponez Savaşı isimli eserinde Sparta ve Atina örnekleri verilmiştir. Sparta içine kapalı ve zenginleşemeyen bir şehirdir. Atina ise zenginleşen ve güçlenen şehirdir.
  • Savaş başlar. Çünkü Sparta, Atina’nın yükselişinden endişelenmiş ve bu endişe savaş halini ortaya çıkarmıştır. Buradan Thomas Hobbes’e atlayalım. Hobbes insan halini bencil ve şiddete yatkın bir varlık olarak açıklamıştır. Bu hal anarşi ortamı yaratır ancak devlet oluşur.
  • Devlet oluşursa insanlar arasındaki anarşi ortamı sona erer ancak bu rekabet ve çıkarcı hal devlet karakterine yansır. Bu yüzden savaş ve mücadele ortaya çıkar. Leviathan isimli eserinde devletin işleyiş ve gücü açıklamıştır.
  • Leviathan bir deniz canavarıdır. Bu kullanım büyüyen deniz gücü olduğu için Britanya adına kullanılmıştır. Bu işleyiş ve düzen dünyada insan doğasının gerçekliğinden ortaya çıkar. Tukidides ve Hobbes bunlara değinerek Batı dünyasının fikirlerinin temelini oluşturmuştur.
  • Şimdi buradan realizm ve idealizm karşılaştırmasına gidelim. Realizm adı üstüne olanla ilgilenir idealizm ise olması gerekenle. Realizmin babası Hans Morgenthau uluslarası ilişkilerde realizmin akılcı olduğunu ve felaket durumunu engellediğini savunur.
  • İdealizmin babası ise Immanuel Kant’tır. İdealizm olması gerekenle ilgilenir. Peki idealizm neden felaket getirir ? Wilson İlkeleri buna örnek gösterilir. Wilson idealist ilkeler yaratmıştı ancak realist olmadığı için II. Dünya Savaşına neden olmuştur.
  • Bu sebeple 20. yüzyılda Soğuk Savaş’a hükmeden düşünce realizm olmuştur. Ancak Soğuk Savaşın bitmesiyle temelinde idealizm olan Neo-Liberal düzen dünyayı etkisi altına alır. Peki Çin ile alakası nedir ?
  • Burada gücün boyutlarına da girmemiz gerekir. Güçlü dediğimiz zaman bir ülkenin zor veya yumuşak tavırla başka bir ülkeye istediğini yaptırması o ülkeyi güçlü gösterir. Eğer bu askeri müdahale veya ekonomik ambargo olursa sert güç sınıfına girer.
  • Ancak yatırım ve kültür araçları yoluyla olursa yumuşak güç denir. Çin’e karşı Neo-Liberal düşüncenin gelişmesi dünyada Çin yumuşak gücünü artırdı. Ama bundan önceki olan Tiananmen olayları yine Batı dünyasını geri adım attırmadı.
  • Çünkü burası ucuz iş gücü sebebiyle Batı sermayesinin iştahını kabartıyordu. Çin’e karşı bu süreçte iki farklı düşünce gelişti: 1) Realizm. 2) Neo-Liberal. Amerika’daki Soğuk Savaş uzmanları her ne kadar 1. seçeneği değerlendirse de Amerika ve Avrupa 2. seçeneğe yöneldi.
  • Realizmin değerlendirilme sebebi Çin’in komünist olması ve dünya demokrasisine tehdit oluşturma potansiyeli. Realistler gaflete düşerek Çin için Japonya balonu gibi iner demişti ancak Neo Liberal düzen onu daha da güçlendirdi.
  • Büyüyen bir ekonomi demek askeri güç demektir. Askeri gücün artması haliyle endişeyi de beraberinde getirir. Avrupa bu sorunu bana göre aptalca bir fikirle aşmak istemiştir: ”Karşılıklı bağımlılık.” Yani Çin’le çok büyük ticaret ve yatırım ilişkisi olsun o bize zarar veremesin.
  • Bana kalırsa pek geçerliliği olmayan bir fikir çünkü Çin demokrasiye tehdittir. Amerika’ysa zafer sarhoşluğuna düşerek Çin ile pek ilgilenememiştir. Küresel kapitalizmde artan ağırlığı Amerika’yı ittirmiştir. Trump’un seçilmesi ile Çin’in üzerine gidilmeye başlandı.
  • Trump ve şahinlerin yönetime gelmesiyle Çin’e realist politikalar geliştirilecektir. Bunu bizzat devletin en tepesi dile getirmiştir.  https://t.co/aYX4xgbtT2

ABD’nin Çin’e Karşı Son Yıllardaki Tavrı

  • Hepinizin bildiği gibi koronavirüs sürecinden bu yana herkesin ağzında aynı sakız var: ”Her şey değişecek.” Aslında bu yanlış bir ifade çünkü virüs değiştirmiyor, değişimi hızlandırıyor.
  • Zbigniew Brzezinski, 2020’den sonra Amerikan liderliğinin sorgulanmasıyla dünyanın kaotik bir ortama sürükleneceğini belirtmişti. Nitekim doğru da çıktı. Çünkü Amerika, bu sorgulamayı etkisiz hale getirmek için Asya misyonunu başlatacaktı.
  • Bu bir değişimdi ve virüs hızlandırıyor. Diğer bir değişime örnekse imalat sanayi içindeki yapısal durum. Amerika, istihdamı en çok enerji sektörü ve yüksek teknolojide yaparken bu sefer işler biraz daha değişti. Başkan Trump, Northrop Grumman, SpaceX ve Lockheed’e destek verdi.
  • Bu firmalar artık uzay endüstrisine yönelecek ve ticari ürünleri ekonomiye kazandıracaktı. Bunun için Artemis Sözleşmesinin yanı sıra ABD Uzay Kuvvetleri Komutanlığını kurdu. Diğer bir değişimse Endüstri 4.0. Bu sanayi devrimi ile ABD içindeki üretim rekabeti artırılacaktı.
  • Gelelim konumuza. Çin ve Asya Politikası. Amerika’nın Çin’e karşı sertleşmesiyle birçok kişi haklı olarak ”Neden Amerika Çin’e karşı önlem almadı.” Bu soru kendi içinde çelişki yaratıyor. Siyasi ve jeopolitik olarak aldı ancak Amerikan şirketleri Çin sermayesine resmen aşık.
  • Çünkü ucuz iş gücü sayesinde kar oranlarını artırıyorlar ve çok daha büyüyorlar. Çin meselesi daha çok Clinton döneminde gündeme gelmeye başladı. Clinton, Çin’e Wilsoncu ilkeler ile bakmaya başladı.
  • Bu politika ile stratejik bağlamla Doğu Asya’da istikrarı ve büyümeyi sağlamaktı. Bu iş için merkez Çin olarak belirlendi. Nitekim Hu Jintao, Malezya gezisinde ”Çin olmaksızın Asya refaha kavuşamaz.” açıklamasıyla Çin’in küreselleşen dünyada önemli olduğunun vurgusunu yapmıştı.
  • Clinton yönetiminden sonra gelen Bush iktidarı, Çin’e biraz daha sertleşti. Hatta öyle ki ABD istihbarat uçağı EP-3 ile Çin’in F-8 savaş uçağının çarpışmasıyla (?) EP-3 Çin topraklarına zorunlu iniş yapmış ve Colin Powell gibi yöneticiler Çin’i tehdit etmeye başlamıştır.
  • Fakat Birleşik Devletler Çin sermayesinden yararlanmak için 21. Yüzyılda kendisine potansiyel rakip olarak gördüğü Çin ile erkenden mücadele etmek yerine ondan kazanç sağlamak istemiştir. Nitekim ABD’li politikacılar böyle bir mücadelede uluslararası çapta destek almayacağını…
  • …öngörmüştür. Çünkü Çin’in DTÖ’ye girişiyle AB ile ekonomik ilişkilerin gelişmesi ve kıtanın zenginleşmesi ile SSCB gibi mücadele yaşanamayacağını düşünerek bu mücadeleyi başlatmadı. ABD’li politika yapıcıları Çin’le yaşanacak sorunun Komünizm kaynaklı değil ulusçuluk ile…
  • …olacağını belirtti. Bunun ana merkeziyse Tayvan olacağını ve Çin ile mücadele ile Çin’in kendi içinde halkı konsolide etmesindense ihtiyatlı davranmanın daha yararlı olacağını düşünmüşlerdir. Bu düşünce Çin’in güçlenmesine yol açmış ve paradoks yaratmıştır ABD hegemonyası için
  • Amerikalılar, ABD çağına Çin’den gelecek tehdidin sınırlı olduğunu ekonomik kapsamlık olarak göstermiştir. Çin GDP bakımından Amerika’yı geçse de Amerikan piyasası gibi derin olamayacağı ve kapsamlık bakımından hala geride kalacağını düşünmüşlerdir.
  • Amerikalılar Çin’in Japonya gibi ineceğini düşünse de bu olmamıştır. Çünkü Çin uzun vadeli ve sabırlı bir dış politika anlayışıyla devam etmiştir. Piyasa açılımları ile ülke ekonomik olarak yükselmeye devam etti.

  • Obama’nın yönetime gelmesiyle ABD stratejisini ilerletmiş ve Çin’i çevrelemeye başladı. Bunun için şu politikalar izlenmiştir: *Japonya’nın silahlandırılmasını hızlandırmak, *Çin sınırlarına THAAD füzeleri yerleştirmek, *Güney Kore ile işbirliğini artırmak.
  • Hillary Clinton Pasifik’e Dönüş stratejisiyle NATO aracılığıyla Çin’e karşı akıllı güç uygulanacağını söyledi. Akıllı güç hem sert hem yumuşak gücün kullanıldığı yeni bir denge aracıdır. Çin’in artan askeri harcamaları bu stratejiyi yaratmıştır.
  • Thomas J. Christensen, eğer Çin askeri gücünü artırır ve ABD’nin askeri gücünü caydıracağına inanırsa Asya’da Amerika’ya kuvvet uygulayacağının iddiasında bulunmuştur. Christensen gibi siyaset bilimciler, Hillary Clinton’un raporunu desteklemişlerdir.
  • Trump yönetimi aslında bugün Hillary Clinton’un stratejisine benzer bir politika yürütmektedir. Neo-liberal politikadan realist politikaya dönüş bunu göstermektedir. ABD’li yöneticilerin düştüğü en büyük hata Xi Jinping faktörünü öngörememiş olması.
  • Burada biraz Çin’in ekonomik dönüşümünü girmemiz gerekiyor. Deng ve Jintao ile dünyaya açılan Çin’in önünde en büyük sorun orta gelir tuzağı. Başkan Xi bu tuzağı aşmak için piyasa rekabetini devlet kontrolünde gerçekleştirmiştir. ICBC, Huawei, Oppo ve CREC en büyük örnekler.
  • Tabi bunun yanında TikTok ve Alibaba gibi internet ürünleri unutulmamalı. Çin 5G’ye en çok yatırım yapan ülke olarak ülke içindeki istihdamı artırmayı hedeflemektedir. Xi neden böyle politikalar güttü ?
  • 2016’da Çin iş gücüne katılım zirveye ulaştı ve 2030 senesinde Çin’de çalışan genç kesimden çok bakıma muhtaç yaşlı kesim olacaktır. Batı ekonomilerinin bugün uğradığı büyüme felcine uğramamak için Çin piyasa rekabetini güçlendirdi ve güçlendirmeye devam ediyor.
  • Amerika Xi’nin politikalarından doğacak ulusçuluk eğilimini öngöremedi ve uysal koyun rolündeki Çin’i rahatça durduramamıştır. Bu gaflet bugünkü sorunlara gebe oldu. Gerald Segal tamda 2020’yi işaret ederek bu yıla kadar önlem alınmazsa dünyaya büyük bir tehdidin geleceğini…
  • … demokrasiye tehdit oluşturacağını söyledi. Çünkü Çin yükselişiyle otoriter yönetimlere ilham olmaktadır. 2018’de Trump düğmeye bastı.
  • Amerikalılar şunu çok iyi biliyor ki Çin Sovyetler Birliği gibi ülkelerin rejimini hedef almıyor onlara ekonomik olarak nüfuz altına alıyor. Ama Avrupa’yı arkasına almak için Hong Kong ve Sincan politikaları gösterilerek Çin’in tehdit olduğu propagandası yapılıyor.
  • Peki ABD Çin’in çevresinden daha çok nelere odaklanmalıdır ? Rahatlıkla söyleyebilirim ki Çin’i çok iyi devlet adamları yönetiyor. Eğer ki ÇKP kendi içinde yozlaşır ve yolsuzluk katlanırsa halk kendine tekrar güvenini kaybedebilir.
  • Çin’in Savaşan Devlet Çağından bu yana geliştirdiği merkez-çevre politikası ve Konfüçyüsçü düşünce halk ve parti arasında Marksizm üzerinden ayrışmaya düşerse ABD bunu deşer. Çünkü Çin halkı bir yerde patlamaya hazır bomba gibi.

Çin’in teknolojik ilerlemesi ve Ar-Ge Çalışmaları ; Hedefler ve Başarılar

  • En eski medeniyet Çin, bilim, sanat ve ve edebiyatta dünyanın her döneminde toplumlara örnek olmuştur. Dipnot düşmekte fayda buluyorum. Dünyada bilim ve sistemin sistematikleşmesi Batı medeniyetinin değer taşlarından biri olan Antik Yunan ile başladığı belirtilir.
  • Doğuda felsefe, devlet yönetimi ve bilimde öne çıkan, Pers ve Çin medeniyetinin yanı sıra göçebe kavimlerle de gelişmiştir. Konumuz gereği Çin’in bilim dünyasına girelim -devlet yönetimi ile alakalı sonra bir yazım olacak-.
  • Çin bilhassa Ortaçağ’da bilimin merkeziydi. Ateş,barut ve pusulanın yaygınlaşması ile dünya seviyesine göre ön seviyede olmuştur. Ancak bunlar Çin’in jeopolitik konumu ve merkez-çevre ilişkisinden doğan yönetim birimi gereği endüstriye dönüşmedi.
  • Endüstriye dönüştürense kıta içinde aktif savaş bölgesinde bulunan Avrupalı devletler ve Britanya oldu. Yeni ve yakın çağa girerken Britanya ve Fransa’nın Çin’e girişi ile Çin’li imparatorlar Batılı teknolojiyi almayı reddetti. Bu teknolojileri kendilerine aykırı buldular.
  • Aslında Çin’de Batı bilimini almak isteyen yok değildi. Batılı misyonerlerin Çin’e endüstrisini tanıtmasıyla Batı biliminden etkilenen Kangxi, batılılardan anstronomi, matematik ve biyoloji bilimlerini almıştır. Muhtemelen 1660-1672 yılları.
  • Gelin birlikte Xi Jinping’e kulak verelim: ”Batılı misyonerlerin ülkemizi araştırması ve haritasını çizmesiyle ülkemizi bizden daha iyi öğrenmişti.” Xi Jinping şöyle devam ediyor: ”Bilim ve teknoloji sosyal gelişme ile birlikte olmalıdır., ne kadar öğrenilirse öğrenilsin..
  • … bu sadece merak, sadece bir çeşit şıklık göstergesi hatta tuhaf bir numara olarak kalmıştır ve bunun toplum üzerinde etkisinin olması imkansızdır.” Xi Jinping, bir devlet başkanı olmasından öte bir entelektüeldir.
  • Xi, Çin tarihinde geri kalmışlığın sebebine bakarken tarihten ders alarak buna göre politikalar geliştirdi. Yazının ileri ki safhalarında değineceğim üzere tarihsel politikalar geliştirildi.
  • Çin’in aksine Japonya 19 ve 20. yüzyılda batı reformlarını kabul ederek teknolojik gelişme yaşamasından Çin üzerinde baskı kurmuştur. Çin’in Batılılar tarafından pis aşağılanmasından sonra Çin, bir azme girdi.
  • Deng Xiaoping’in dünyaya açılma politikasıyla Çin, düzenli olarak büyüdü. Amasilahlı kuvvetlerini büyümek için SSCB temelli teknoloji üretti. Fakat bu kurtarmadı durumu fazla. 2006’da senesinde ABD Ticaret Bakanlığının yayınladığı Özel 301 Raporuna değinmek gerek.
  • Ticaret Bakanlığı yayınladığı bu raporda Çin’i alenen teknoloji hırsızlığı ile suçladı. Bu ilk kez yapılan suçlamaydı. Çin, düzenli olarak büyüdü ve 2012’de başa Xi Jinping geldi. Xi, ilerlemenin Batı hürriyeti ve tekniği ile olacağını bildiği için daha fazla Çinli genç…
  • …Avrupa ve Amerika’ya gönderildi. Bu gönderilen öğrencilerin %99.7’si tekrar eve döndü. Çin’in düzenli olarak büyümesine rağmen Xi ve Çinli yöneticiler ülkenin büyüme ve orta sınıf tuzağına düşeceğini öngördüler.
  • Bu tuzağa biraz değinelim. Gelişmekte olan ülkelerin GDPsi düzenli olarak büyümesinden sonra bir noktada tıkanıp ileriye gidememesi durumudur. İlk kez bu kavramı Dünya Bankası “An East Asian Renaissance Ideas for Economic Growth” raporunda ortaya koymuştur.
  • Günümüzde bu tuzağa yakalanan ülke Türkiye. Türkiye bu tuzak yüzünden günümüzün güncel ekonomik sorunlarını yaşamaktadır. Orta veya uzun vadede bunun yıkıntıları devam edecektir. Şimdi gelelim Çin politikasına.
  • Çin eğitim sistemiyle temel bilimler ve mühendislikte lisans derecesi sayısı bakımından ABD’yi 2000, AB’yi 2003’te geçti. Tabi buna aldanmamak da yarar var çünkü arada muazzam bir nüfus farkı var ancak bu bir başarıdır yine Çin için.
  • Çin, 2000-2016 arasında Ar-Ge harcamalarını 10 kat artırdı ve GDP içindeki pay %2 oldu. Bu oran en yüksek oran %5 ile Güney Kore, sonrasında %3-4 Japonya ve Amerika’da bulunmaktadır. Xi Jinping ile kalite ve verimlilik artmaya devam etti.
  • Uzay Endüstrisi: Çin’in uzay ile ilgili araştırmalarının temelinde yatan hedef Çin ekonomisi için haritacılık, tarım ve çevre düzenlemesi. Bir de bunun yanında güvenlik ve askeri istihbarat.
  • Çin 3 Ocak 2019’da ayın dünyadan görünmeyen yüzüne Von Karmen kraterine Chang’e-4 uydusunu gönderdi. Bu uzay tarihinde ilklerde yerini aldı. Bu uyduyla haberleşme kalitesi artırılacak uzay operasyonları içinde.
  • Çünkü, Pentagon’un istihbarat kuruluşu DIA’in raporuna göre Çin, uzay yarışında çalışmalarını hızlandırıyor. Çin ülkedeki tarım, ormancılık ve çevre düzenlemesine katma değer üretmesi için Tianwen-1 uzay aracını başarılı ile fırlattı.
  • Çin 7 Eylül’de Taiyuan Uydu Fırlatma Merkezi’nden fırlattığı uydu ile arazi incelemeleri, yol tasarımı ve afet önleme ve azaltma için kullanılacak uydu, görevlerine başladı.
  • Partikül Hızlandırıcı ve Nükleer Fizik de Çin, nükleer cephaneliğini artırmak için 15 yeni kompakt reaktör kuracak. Bu reaktör, küresel ısınma ile mücadele eden bir etkiye sahip olacaktır. Enerji üretiminde dışa bağımlılığını da azaltacaktır bu çalışmalar.
  • Gelelim 5G teknolojisine ki bu konu çok cafcaflıdır. Bu teknoloji için Çin 200 milyar dolarlık yatırım yaptı ama kazanacağı para trilyonları bile bulması işten değil çünkü dünyada resmen devrim etkisi yaratacak.
  • Çin’in yaptığı yatırımlar öyle işe yaradı ki 5G’nin internet hızı 635 Mbps’ye kadar çıktı Huawei telefonlarda. Ama sadece bunla da sınırlı kalmıyor. 5G, yapay zeka ve endüstri 4.0 gibi devrimlere de öncülük edecek.

OKU; 5G Teknolojisi Nedir? | İnsanlığın Kaderi

  • Endüstri 4.0 için gerekli olan internet ağı 5G ile sağlanabilir düzeyde. Bu sebeple robotlarla yapılan üretimin yoğunluğu artacak ve ekonomik verimlilik ve kar hiç olmadığı kadar artacaktır.
  • 5G’nin getirileri sadece bunla sınırlı değil. Şangay’a kurulan otomasyon liman ile 7/24 çalışarak ticari hızlılık artmıştır. Ülkeye kurulan 350.000 baz istasyonu Şangay Limanından Taklamakan Çölüne kadar genişledi.
  • 5G aynı zamanda Henan eyaletinde bulunan Luoyan şehrindeki mandecilikte de kullanılacak. Geliştirilen 5G temelli yazılımla değerli madenler tespit edilerek az zamanda çok iş mantığı ekonomiye olağanüstü kaynaklar getirecektir.
  • 4G ve 4G LTE ile sosyal medya ağaları ve cep telefonu markalarını dünyaya yayan ABD gibi Çin’de yapacaktır aynısını. Şu an bunu Çin, ICBC ile yapsa da bu teknolojik ağ kadar etkili olmuyor.
  • 5G’nin getireceği güvenlik riskleri de var ancak konumuz tamamen ekonomik olduğu için bu konuya giremeyeceğim maalesef.
  • Çin, kuantum teknolojisinde de Amerika’yı geçmek için çabalıyor. Kuantum, gelecek dünyanın inovasyonunda çok geniş yer kaplıyor. https://t.co/4INAczQsKx
  • Çin, kuantum teknolojisini gelişecek teknoloji için kullanmak istiyor. Ağustos 2016’da uzaya gönderdiği ilk kuantum uydusu Micius ile dünyaya kuantum da merkez ülke olabileceğini gösterdi.
  • Çin, cep telefonları ve 5G baz istasyonları için kullanacağı çiplerde Amerikan tahakkümünden kurtulmak için yarı iletken teknolojisine 1.4 trilyon dolar yatırım yapacak. Bu sayede Avrupalı telefon üreticiler için ucuz ürün sağlayabilirler.
  • Çin, biyoteknoloji de ayrıca yatırım yaparak robotik yöntemlerle insan biyolojik gücünü artıracak DNA ve RNA teknolojisini ilerletiyor. Şimdiye kadar nesnel bilgilerden gittik şimdi Xi Jinping ve amacına daha geniş ölçekte değerlendirelim ve geleceğine ilişkin yorum yapalım.
  • Çin’in 2011’de zirveye ulaşan insan gücü 2060’a kadar 200 milyon düşecek. Yani bu iş gücü düşmesi mecburen Çin’i otomasyona yönlendirecek.
  • Xi Jinping’de tarihten aldığı derslerle hem Çin ulusunun motivasyonunu artırarak hem küresel ölçekte etkinliğini artırmak için teknolojiye gün geçtikçe yatırımlarını artırıyor.
  • Tarih ya bunu ödüllendirir ya da cezalandırır. Şüphe yok ki gireceğimiz yeni dünya büyük hesaplaşmalara gebe. Umarım insanlık bu hesaplaşmadan sağ çıkabilir.

Yazar; William McKinley

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
mutlakaoku.com © 2016 | Pdf Kitap İndir | Video İndir | Yorumlar Libros Gratis | Free pdf download |
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x
()
x